Yeni Makale Eleştirileri
| 150 sonuç - 1 - 15 arası gösteriliyor | 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 |
Sıralama
|
Çok güzel
Çok teşekkürler e-hayalet! :)) İyi ki varsın
Yalnız bu hayalet arkadaşı makale eklerken dikkat etmesi gereken format konusunda eğitmek lazım:))
Önder makalenin çıktısını aldım, haftasonu tadını çıkara çıkara okuyacağım.
Eline sağlık Önder.
Müthiş Final
Önder,
Final muhteşem olmuş! (Ayrıca, yazıda bariz bir edebiyat tadı da var).
Eyvalla Hasan..Bu yazıyı yazmama vesile olduğun için ded ayrıca teşekkürler..
Güzel insanlara bin selam...
teşekkürler
İki güzel arkadaşa kucak dolusu sevgiler, teşekkürler.
Takip
Önder,
Her ne kadar bilgi yoldaşlığı yapamasam da, sezgisel ve kimi öreneklemelerin sayasinde anlattıklarına vakıf olabilidğimi düşünüyorum. Eline sağlık Hocam.
Teşekkürler Hasan..Yalnız olayı bir "bilgi" olarak algılamanın yabancılaştırıcı bir etkisi olduğuna inanıyorum. Sorun hayatı kendi bitimsiz "oluş"u içinde kavramaya, daha doğrusu sezgilemeye çalışmak..Deleuze'ün yaptığı bu..Aslında yazıları felsefseden ziyade çok uzun epik bir şiir; kavramları analitik olmadan ziyade şiirde olduğu gibi imgesel..
Son Güncelleme: Mart 01, 2012
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Tebrikler Önder, yazıyı çok beğendim. Bundan sonraki yazıdan da "Öznelliğin bizzat kendisinin kollektif olarak yapılandırılmasıdır" kısmının açılımı için beklentim olduğunu bilmeni isterim. Usluba nazar değmesin diye 9,5 verdim :))
Eyvalla Ali Osman, teşekkürler..Beklediğin açılımı yapabilmem çok zor olacak ve bir hayli zaman alacak, zira benim bilgilerim ve okumalarım da bölük pörçük..Yazımda da belirttiğim gibi Deleuze'ün felsefesi ele aldığı konuların doğası gereği çok zor; "insan varoluşunun doğası" olarak, sorgulamadan içselleştirdiğimiz, benliğimiz haline getırdiğimiz konuları sorunsallaştırıyor..Lakin ikinci ağızdan yazılmış bir hayli yardımcı kitap biriktirdim..O okumlarımı peyderpey, okudukça yorumlamaya çalışırım..
Ama şimdilik sezgisel izlenimlerimi örneklerle açıklayabilirim; yine müzikten, yine post-rock'tan vereceğim örneği. Malum bizim de hayranı olduğumuz geçmişin "monumental" dev topluluklarında bir iki tane frontman, lider vardır..Grup onların beyin çocuğu gibi algılanır..İşte Beatles'da McCartney-Lennon, Pink Floyd'ta Waters-Gilmour çekişmesi gibi..Bu büyük Ego'lar bir süre sonra sürtüşmeye başlar ve grubun kalitesi zamanla düşer..Mesala Water Floyd'un nerdeyse tüm beste ve sözlerine imzasını atmış olmasına rağmen, Floyd dışında kendi solo çalışmalarında aynı kaliteyi hiçbir zaman tutturamamıştır..Adam aynı adam, ama grup içi ve solo çalışmalarında farklı farklı yaratıcılık sergiliyor..Bu bence kollektif öznelliğin, parçalarının toplamından daha fazlası olduğunu gösteriyor, yani kendi varoluşu olan, apayrı bir öznellik sözkonusu..Buna karşın, günümüzün post-rock topluluklarında hiç kimse öne çıkmaz..Kanadalı 15-20 kişiden oluşan bir müzik kollektivitesi var "Godspeed You Black Emperor"..BU kollektivite, kendi ismini bile deterritorialize ediyor / yersiz yurtsuzlaştırıyor..Bu geniş kollektivitenın farklı konfigürasyonların katılımıyla farklı adlarla çıkıyorlar..Bazen "Godspeed You Black Emperor" adıyla, bazen "A Silver Mt.Zion and Tra-La-La-La Band", "Set The Fire to Flames" vs gibi ucubik adlarla çıkıyorlar..Büyük plak şirketleriyle anlaşma imzalamıyorlar; sıkılıyorlar, dağılıp kendi köşelerine ve sıradan hayatlarına çekiliyorlar..
Yani burda, somut hatlarla belirlenebilecek bildik, klasik bir öznellik yok..Bireylerden bağımsız kollektif bir öznellik sözkonusu..Öznelliğin kendisinde sürekli bir oluş var; kesin kodlarla çökelip, kristalize olmasına izin vermiyorlar..
Bunların somut politika ile ne ilgisi var denebilir; ama politik aktörlerimize ve politika anlayışıma baktığımızda da, yukarıda geçmişin büyük topluluklarının tarzına uygun bir yaklaşım var..Kimi "Büyük İsimler" hep vitrinde..
Neyse, umarım zamanla konuyu kendimce yorumlamaya devam edebiliirim..Buraya sığmaz..
Statut
Almanca'da heykelin bir adı da Statut'tur. Ve bence statünün en iyi ifadesidir. Ne vakit bakarsanız bakın hep aynı pozisyondadır.
Önder,
Eline sağlık. Arayı açmıştın, umarım elin çabuk ısınır. Isınmış eli soğutmamak lazım; zira yazmadığımız boşluğa başkaları, ve doğal olarak, kendi cümlelerini yazıyorlar.
Eline sağlık Serdar, Ankara'mıza döndürdün bizleri tekrar.
Çok güzel
Serdar, eline sağlık; meseleyi çok güzel ortaya koymuşsun.
Şehri biz yarattık
Şehri yaratanlar, onu yaşamalıdırlar da.
Serdar, ne iyi ettin de yazılarını bizimle de paylaştın.
"Mamak, bir yandan da çöplüğüdür Ankara'nın…"
Serdar,
Eline sağlık. Çok hoş ve lezzetli bir Mamak yazısı olmuş.
Hoşgeldin.
Orta yol yolcusu, ölü evinin yascısı düğün evinin tefçisi olacaksın, tavşan boku gibi olacaksın, ne akar ne kokacaksın, coğunluk gibi düşünmezsen, onlar gibi hissetmezsen üstelik, itibar da edilmez sana, sürüden de kovulursun cabası, sürüden kovulanlar- anlaşılamadığı için incinnenlerdir nefis bir afade, dediğin gibi luzumsuz kişiliklerdir. Mungan diyor ya, "şer dilini bilen şairler, tipiye tutulmuş bir kış masalında, kendi ayak izlerine basarak dönüyorlar büyük sürgünlerinden" sen dönme büyük sürgününden emi cocuk. erdem
Sen olduğunu ilk cümlede anladım. Lüzumsuz bir kişilik kendi gibi olanı iyi bilir.
| 150 sonuç - 1 - 15 arası gösteriliyor | 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 |
