Holodomor: Bir “Sovyet Felaketi” (!) - 2 Popüler
Makale
Bölüm 2: Ukrayna Milliyetçileri ve Akademik Yalanlar
Holodomor iddiaları, 1930’lu yıllardan sonra da canlılığından hiçbir şey kaybetmemekle kalmamış, en büyük süksesini tam da günümüzde yapmıştır. O günün dolandırıcıları bugün holodomor iddiacılarının en büyük dayanakları ve hepsi birer sahtecilik sanatı ürünü olan materyaller, bugünün en önemli kanıtları haline gelmiştir. Önceki bölümde aktarılmış olan itiraflar, yalanlar, ortaya çıkartılan sahtekârlıklar, belirtilen çelişkiler, Hearst basınının kirli ilişkileri, faşist yapılanması tümüyle unutturulmuş ve holodomor yeni bir anti-Sovyet sayfasında tekrar servis edilmeye başlanmıştır. Artık bu dönemde, yalnızca hapishane kaçkını sahte gazetecilerin, “sosyalistlerin” yazılı, görsel “kanıtları” değil, çalışmaları “para ve ün” getiren akademisyenler, bilim çevrelerince saygınlığı “tartışılmaz” üniversite kurumları, araştırma enstitüleri tarafından ortaya atılanlar da devrededir.
Ukrayna Milliyetçileri
Savaş sonrasında bu kampanyanın yürütülmesine en fazla katkı sağlayan gruplardan biri, savaş yıllarında Nazilerle işbirliği yapmış, sayısız cinayet, komplo, toplu katliam suçları işleyerek Nazilerle birlikte Ukrayna ve Sovyet halklarına zulmetmiş bulunan savaş suçlusu Ukrayna milliyetçileridir. Bunların bazıları savaştan sonra sınır dışı edilmiş, bazıları da kaçarak Batılı ülkelere siyasi göçmen olarak yerleşmişlerdir. Nazi işbirlikçisi Ukrayna milliyetçileri yerleştikleri bu ülkelerde Soğuk Savaş’ın, faaliyetleri için uygun ortam sağladığı aşırı sağcı gruplarla anti-komünizm çatısı altında birleşmişlerdir. Çoğunlukla Kanada ve ABD’de yaşamaya başlayan milliyetçiler, sözde holodomorun ve diğer Sovyet vahşetlerinin yaşayan tanıkları olarak kapitalizmin bağrında komünist rejimin ne tür bir “barbarlık” olduğu konusunda tüm dünyayı aydınlatma ve uyarma misyonuyla savaş yıllarında Ukrayna’daki faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdir.
Rus Komünist Terörü Kurbanları Ukrayna Derneği (SUZERO) ve Sovyet Rejimi Zulmüne Uğramış Ukraynalıların ABD’deki Demokratik Derneği (DOBRUS), Amerika-Ukrayna Gençlik Derneği isimli oluşumlarda örgütlenen Ukrayna milliyetçileri, bu süreçte Batılı ortaklarının maddi ve manevi destekleri ile sayısız kitap, film, belgesel, rapor, broşür yayınlamışlardır. Bunlardan en bilineni ‘Black Deeds of the Kremlin’ isimli kitaptır. Yayıncıları sözü geçen iki Ukrayna derneği, Suzero ve Dobrus olan bu kitap da objektif olmaktan son derece uzak, hiçbir belgeye dayanmayan sahte bilgi ve fotoğraflarla dolu bir kaynaktır. Fotoğraflarının çoğu daha önce sözü edilen 1921 açlığı hakkında hazırlanmış Nansen raporundan isimleri değiştirilerek, Nazi Parti organlarının yayınlarından ve sahte Walker’dan alınmış fotoğraflar olup bazıları o derece özensiz kullanılmıştır ki fotoğrafta bulunan askerler Çarlık Ordusu üniformaları içerisindedir. Kitaba maddi destek sağlayanlar da kendi itirafları ile hüküm giymiş, Ukrayna’da savaş yıllarındaki ölüm kampı yetkilileri, Ukraynalı Nazi polis memurları gibi sonradan kendileri de “maddi destek görmüş” Nazi çalışanlarıdır. Daha sonra bu dernekler Suzero & Dobrus örneğinde olduğu gibi bir yayınevi kuruluşu kadar etkin olarak anti-Sovyet eserlerin üretilmesine ön ayak olmuştur.[i] Tümü ile ilgili son derece karanlık bağlantıların, kendi itirafları ya da açıklamalarıyla da ortaya çıktığı, Nazilerle resmen birlikte çalışmış ya da SS propagandacısı olarak görev yapmış bu insanların 1950’lerin neo-faşist eğilimleri ile açık bir işbirliği yapmalarının bir göstergesi de bu kitabın, ABD Temsilciler Meclisinde holodomor “kanıtı” olarak kabul edilmiş olmasıdır.[ii] İkinci cildi insanların birbirlerini yedikleri yönünde yapılan tanıklıklarla dolu olduğu için “Ukraynalı Milliyetçilerin Yemek Kitabı” olarak da anılan bu kitaba ya da belki de Nazi basını işbirlikçisi “sosyalist” Harry Lang’in 1935 tarihli yazılarına atıfla 2003 yılında içinde türlü çizimlerin bulunduğu bir “yemek kitabı” daha Ukrayna milliyetçileri tarafından basılmıştır.

Resim 1: “Köpekleri avlıyorlardı. Köylerde köpek havlaması nadiren duyuluyordu. Hepsini yemişlerdi.”[iii]


Resim 2 (sol): Ukrayna Milliyetçilerinin Holodomor Çizimlerinden: "Stalin, Ukraynalı holodomor kurbanlarının kemikleri ile",
Resim 3 (sağ): Ukrayna Milliyetçilerinin Holodomor Çizimlerinden: “Josef Stalin, Sovyet Diktatör 1922-53”
Bu kampanyayı anlatan her satırda değinmeden geçilmemesi gereken Ukrayna Milliyetçileri, kendilerine ait bir holodomor sitesinin “sanat” köşesinde[iv], çocukları da bu tür bir propaganda oyununa alet etmekten geri kalmamışlardır. “Çocuk gözüyle Holodomor” başlığında okullarda çocuklara yaptırılmış holodomor resimleri sergilenmektedir. Propaganda ve kötü “peri masalları” ile sakatlanmış bir nesil “onlar” için on yıllardır hem bir “araç” hem de en önemli “amaç”tır.




Resim 4: Açlık Soykırımı sanat sayfasından http://faminegenocide.com/art/index.html
Ukrayna milliyetçilerinin yazılı basında göstermiş oldukları çabaların yanı sıra, daha sonra ele alınacağı gibi akademik çalışmalara da esin kaynağı olan yaratıcılıkları, “ödüllü” bir film ile de tescillenmiş bulunmaktadır.
Bir Holodomor Filmi: Harvest of Despair
Ukrayna milliyetçilerinin Batı’nın kucağındaki faaliyetlerinin önemli bir eseri olarak, Stalin ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi kararınca “kasıtlı olarak yaratılan açlık” nedeniyle ölen “10 milyon” Ukraynalı’nın “soykırımını” anlatan belgesel bir film, 1984 yılında yayınlanmaya başlanmıştır.
Tüm anti-Sovyet materyallerine olduğu gibi bu filme de Batı’da yoğun ilgi gösterilmiştir. Ukrayna Kanada Komitesi ve Dünya Özgür Ukraynalılar Kongresi himayesinde St. Vladimir Enstitüsü Ukrayna Açlığı Araştırma Komitesi tarafından yapımı gerçekleştirilen ve 1984 yılında ilk kez Kanada’da gösterilmeye başlanan film, Amerika ve Kanada’da birçok ödül almıştır.[v]
Ancak gösterime başlandıktan bir süre sonra filmin belgesel niteliğini zedeleyecek bir sorunun farkına varılmıştır: Filmde “belge” yoktur. Bu derece özensiz yapımı fark eden belli başlı ABD medya kuruluşları tedbirli davranıp filme mesafeli yaklaşmıştır. Bazıları başlangıçta yayınlamayı reddetmiş, bazıları da yetersiz dokümantasyon ve gazetecilik ahlakına aykırılık, tek yanlılık gibi nedenlerle sonradan yayınlarından kaldırmak zorunda kalmıştır.
Halen internet üzerinden yayını yapılmakta olan bu filmin[vi] kullanmış olduğu tüm materyaller, nitelikleri 1. bölümde ortaya konmuş olan sahte görsel malzemelerden farklı değildir. Nerede ne zaman çekildiği bilinmeyen ve belirtilmeyen fotoğrafların, sahte Thomas Walker, Dittloff, Ammende ekibinin fotoğraflarının gösterildiği bir belgesel filmdir. Daha önce açıklandığı gibi, bu isimler fotoğraflarını 1921–22 Rus açlığı üzerine hazırlanmış La Famine en Russie raporundan, Nazi propaganda yayınlarından edinmişlerdir. Filmin diğer sahneleri, konu ile son derece bağlantısız İç Savaş yıllarından, 1. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında çekilmiş yerel giysilerinden Volga yöresi insanları oldukları anlaşılan köylülerden, Çarlık dönemine ait insan dışı bir çalışma yöntemi ile çalıştırılan madencilerden oluşmaktadır. Geçmiş görüntülerin yanı sıra, 1932–33 açlık dönemi ile ilişkisiz daha sonraki yıllara ait görüntüler de kullanılmıştır. Gösterilen Sovyet tankları 1930’lu yılların sonlarında yapımları tamamlanmış modellerdir. Birçok sahnenin de başka filmlerden alınmış olduğunun tespit edildiği film, bunlar gibi birçok sahte unsurla doludur.
Holodomor tezini desteklemek üzere Thomas Walker’ın fotoğraflarıyla başlayıp, gene Thomas Walker’ın fotoğraflarıyla son bulan filmin, bu fotoğrafların yanı sıra önemli bir bölümünü “tanıklar” oluşturmaktadır. Sahneye çıkan bu isimlerin ise Sovyetler Birliği ile ilişkilerini Nazi bağlantıları üzerinden kurmuş oldukları ortadadır. İnsan-yapımı açlık hikâyelerini anlatan Weimar dönemi diplomatlarından olan ve 1933’te Hitler’in başa geçmesiyle Nazilere katılan iki isim bunun en belirgin örneğidir.
Bunlardan biri, bir Nazi diplomatı olarak uzun zaman Hitler’in hizmetinde çalışmış Andor Hencke’dir. Hencke, 1941 yılında Beyaz Rusya milliyetçileri ile Nazi savaş amaçları doğrultusunda ilişki kurmuş ve Beyaz Rusya’nın işgaline destek sağlamıştır.[vii] Filmde, Hencke yalnızca bir karede gösterilmekte, açlık iddiaları ise eşi ve oğlu tarafından dile getirilmektedir. Diğer Nazi diplomatı, gene Weimar döneminde Rusya’da görev yapmış, Nazi işgali ile Sovyet topraklarına geri dönmüş Johann Von Herwarth’tır.
Filmin diğer holodomor tanığı Malcolm Muggeridge, filmde İngiliz muhabir olarak tanıtılan İngiliz gizli servis ajanıdır. Sağ çevrelerce tıpkı Thomas Walker gibi “Ukrayna ziyareti” referans alınan Muggeridge, açlıkla ilgili kitaplara yazmış olduğu önsözlerle de ismini holodomor çevrelerinde duyurmuştur. Muggeridge, Hearst basınının Thomas Walker sahtekârlığından sonra holodomor kampanyasını sürdürdüğü “sosyalist gazeteci” yönteminde olduğu gibi, makalelerinin yayınlandığı İngiliz basınında Rusya’ya “ateşli bir komünist” olarak gitmiş ama muhtemelen açlık felaketi sürecinde “kapitalist-yanlı” görüşler edinmiş bir gazeteci imajı ile reklam edilmiştir.
Filmde başrol ise eski bir Sovyet Generali olan Petro Grigorenko’ya verilmiştir. Film içinde toplam 3 defa uzunca ifadelerine yer verilen General, Reagan dönemi ABD’sinde özel önem verilmiş bir mültecidir. ABD’de ve diğer “özgür” ülkelerde insan hakları savunucusu olarak komünizmin kötülükleri hakkında halkı bilgilendirme görevinde istihdam edilmiştir. Bu ülkelerde “insan hakları savunuculuğu” pek kolay iş olmadığından, bu özel mültecilik fazlasıyla “karşılığı ödenmiş” bir görev olmalıdır.
Ve elbette filmin bu oyuncuları içerisinde Ukrayna açlığı “uzmanı” James Mace de ekranda belirir. Holodomor’un Soğuk Savaş dönemi akademik propagandisti olarak...
Bu sahte yapımın hikâyesini gene iki itirafla, filmin arşiv araştırmacısı, metin yazarı ve aynı zamanda röportajları yapan kişisi Marco Carynnyk’in itirafı ve de tarih profesörü Subtelny’nin itirafları ile sonlandırmak gerekmektedir.
Filmin Toronto’da bir okulda gösteriminin ardından gerçekleştirilen panelde konunun araştırmacısı ve tüm bu sahtekârlıkların ortaya çıkmasını sağlayan Douglas Tottle’ın ve diğer birkaç yazarın, filmde kullanılan materyallerin sahte olduğunu basın önünde göstermeleri üzerine, Carynnyk sahtekârlığın tüm boyutlarını değil ama kasıtlı yapılan bazı “hata”ların bulunduğunu kabul etmek zorunda kalmış ve bu itirafı da Kanada basınına yansımıştır.
Marco Carynnyk, filmde kullanılan arşiv filmlerinin hiçbirinin Ukrayna açlığı ile ilgili olmadığını ve ‘32–33 açlığını gösteren çok az sayıdaki fotoğrafın’ orijinalliğine güvenilebileceğini belirtmiştir... Carynnyk, şaibeli fotoğraflar hakkındaki kaygılarını önceden dile getirdiğini, böylesi bir yanlışlığın kabul edilemeyeceğini belirttiğini ama dikkate alınmadığını,...filmin sonunda gösterilen ve promosyonunun da yapıldığı kız çocuğu fotoğrafının ise 1932-33 açlığından bir görüntü olmadığını bildirmiştir.[viii]
Holodomor kampanyasının en kayda değer itirafı ise York Üniversitesi tarih profesörü Orest Subtelny’den gelmiştir. Subtelny, sahte materyallerin kullanıldığını itiraf etmekle kalmamış, bunların kullanımını aklayarak film yapımcılarının bu davranışını şu tarihi sözlerle savunmuştur:
“Görsel etki yaratmak zorundasınız. Bir açlık felaketi sonucu ölen insanların neye benzediğini göstermek istiyorsunuz. Açlık çeken çocuk, açlık çeken çocuktur.” [ix]
Açlık soykırımının 1933 yılının baharında en yoğun olarak yaşandığının belirtildiği, her gün yirmi beş bin, her saat bin ve her dakika on yedi insanın açlıktan öldüğünün öne sürüldüğü bu propaganda filminde, holodomor tezlerini desteklemek üzere gösterilen sahneler, tanıklar, onu aklayan akademisyenler Batı’dan almış oldukları “ödüllerin” hakkını vermektedirler!
Ölüm Rakamları
Yayınlanan fotoğraflar, broşür ve çizimler, filmler büyük bir yanlış görsel algı oluşturmayı başarsa da tek kullanılan bu fotoğraflar değildir. Ölüm rakamlarının bütün propaganda unsurlarında çoğunlukla da kaynak gösterilmeksizin telaffuz edildiği görülmektedir. Ölüm rakamları olmadan son derece eksik kalacak olan bu büyük ve tarihin neredeyse en sükseli kampanyasının bu başlığı da, tümünde olduğu gibi, geçerliliği oldukça şüpheli tezlere dayanmaktadır.
1 milyondan 16 milyona kadar değişen rakamlar holodomor kayıpları olarak çeşitli kaynaklarda görülmektedir. Ölüm rakamlarını kesin olarak belirtmek mümkün değilken, yapılan tahminler siyasi soykırım iddialarını güçlendirmek için kullanılan araçlar haline gelmiştir. Bu rakamların asıl ilgi çekici yanı ve burada daha çok değinilecek olan özelliği, rakamların hesaplanmasında kullanılan yöntemlerdir.
Tarım ekonomisi üzerine çalışmaları bulunan Dana Dalrymple’ın Sovyet açlığının ölüm rakamlarını hesaplamak için seçmiş olduğu görülmemiş metodoloji de başlı başına bu çalışmaya ilham olan açlık teorisi de iktisat alanı açısından oldukça ilgi çekicidir. 1964 yılında yapmış olduğu bu çalışmada, Dalrymple, “20 Batılı gazetecinin ölüm sayısı tahminlerinin ortalamasını alarak” 5.5 milyon sayısını ortaya atmıştır.[x] Bu 20 ABD’li ve Avrupalı gazetecinin içinde sahte Thomas Walker ve “sosyalist” Harry Lang de bulunmaktadır. Dalrymple’ın ısrarla, o yıllarda sahte fotoğrafları ve sahte yazıları ile birlikte sahte kimliği de çoktan ortaya çıkmış olduğu halde, Walker’ın gerçek ismini değil, holodomor kampanyasında tanınan ismini kullanmayı seçmesi de bu kampanyaya eklemlenme nedeni açısından önemlidir.
Dalrymple, Walker hakkında yapmış olduğu yorumlarda da bu hiç var olmamış dolandırıcının, hapishane kaçkını Nazi yanlısı basın çalışanının, ‘sosyalist’ Harry Lang’in 1933’te Rusya’ya gerçekleştirdiği gezinin ardından 1934 baharında kayda değer bir araştırma yaptığını belirtip eklemiştir: “ Walker daha önce de SSCB’de gözlem yapmakla senelerini geçirmiştir ve tahminen Rusça da biliyordur... Walker’ın raporları da gösteriyor ki açlık, Lang’in aktardığı kadar ağır boyutlardaydı.”[xi] Bu son cümle, bugün artık bilime en az saygısı olanlarca bile “Lang’in aktardığı kadar sahte” olarak çevrilebildiğinden, Dalrymple’ın çabalarının bilinen tüm basit gerçekleri çarpıtması ve emin olmadan ileri sürdüğü Walker’ın Rusça bildiği iddiası gibi, son derece temel hileler ile “kanıt”larını güçlendirmek istemesi, onu bilim dünyasında tutmamak için yeterli nedenlerdir.
Açlığın 1932 yılından 1934 yılına kadar sürdüğünü, hatta 1935’te devam etmiş olabileceğini öne süren Dalrymple, hiçbir bilimsel değeri olmayan bir yöntemle hesapladığı bu 5.5 milyon sayısını akademik dergide dile getirse de, ardından kesin olarak bilinemeyeceğini, ancak gerçek rakam ne olursa olsun milyonları bulduğunu[xii] eklemeyi unutmamıştır. Bir akademik yayından çok, sarı basın yayınlarını andıran bu çalışmayı yıllarca referans almış ve almaya devam eden diğer akademisyenler için artık iktisat ve tarih dışında başka bir alan adı bulunması pek de faydasız olmayacaktır.
Referanslarından biri dolandırıcı Thomas Walker ve diğeri de “sosyalist” Harry Lang olan Dalrymple’ın ortalama hesabı için tahminini dikkate aldığı diğer kaynaklar ise, William H. Chamberlin gibi ABD’de gelirinin %90’ı CIA tarafından sağlanan bir “özgürlük” derneğinin kurduğu “Bolşevizmden Kurtulmak için Amerikan Komitesi Mütevelli Heyeti”nde bulunmuş biri, gene aynı derneğin çalışanı Eugene Lyons, önceki bölümde fotoğraflarının sahteliği ortaya konan Ammende, açık Nazi yanlısı ABD’li gazeteci F. Birchall gibi isimlerdir. Listede Chamberlin iki tahmini ile ortalamaya katılmaktadır: Biri 4, diğeri 7.5 milyon ölümü göstermektedir.[xiii] Dalrymple’ın bu özelliklere sahip referanslarının ölüm rakamı tahminleri de tüm kampanya iddialarında olduğu gibi siyasi tanıklıklara, sarı gazetecilik usulü dedikodulara, Nazi ve Ukrayna milliyetçileri kaynaklı söylentilere dayanmaktadır.
Bu çıkarımlarına itiraz etmek isteyenler içinse Dalrymple’ın iki çift sözü vardır: “1- [onlar ya] herhangi bir nedenle bunu [açlığı] görmeyenler, 2- [ya da] gördüğü halde rapor etmeyenlerdir.”[xiv] Daha çalışmasının en başında belirtme gereği duyduğu bu “muhalefet sınıflaması” bilimsel bir çalışma olarak kabul edilemeyecek yazısı için şaşırtıcı değildir. Zira kendisi de söylemine uygun olarak karşıt tanıklıkları hiç dikkate almamıştır. Listesinde bulunan tek karşıt görüş sahibi Walter Durranty için ise akademik yayınlarda aranan kanıt göstermeye gerek duymadan “...açlığı bildiği halde hükümet baskısı nedeniyle açıkça belirtmekten kaçındı” iddiasını eklemiştir.*
Dalrymple’ın, ölüm sayısını hesaplarken kullandığı bu “enteresan” metodun muhtemelen esin kaynağı olduğu ve bizzat Dalrmple’ın önsözünü yazmış bulunduğu başka bir çalışmaya da değinmek yerinde olur.
Walter Dushnyk’in kaleme aldığı çalışma, Dünya Özgür Ukraynalılar Kongresi tarafından yayınlanmış, matbaa baskısı ise Nazi taraftarı olması nedeniyle savaş sırasında Kanada’da satışı yasaklanmış bulunan eski Svoboda gazetesinin mirasçısı Svoboda Basımevi tarafından gerçekleştirilmiştir. Okul müfredatında açlık soykırımı konusunda ana kaynaklardan biri olarak sunulan 50 Years Ago: The Famine Holocaust in Ukraine isimli kitapçığın yazarı Dushnyk, açlıktan ölenlerin sayısını hesaplarken 1926 nüfus sayımına dayalı olarak öngörülen nüfus artış oranı ile 1939 yılındaki nüfus sayımı listelerini karşılaştırıp 1926’dan 1939’a artış oranının öngörülenden farkını açlıktan ölümlere kaydederek 7.5 milyon insanın öldüğünü ileri sürmüştür.[xv] Üstelik 1926–39 arasında Ukrayna nüfusu 3.4 milyon artmışken, “hayatta olması gerekirken olmayan” ve bu nedenle açlıktan ölmüş bulunan (!) 7.5 milyon insanın 4.1’i hiçbir zaman gözlerini dünyaya açmamıştır!
Dalrymple’in referanslarını, Dushnyk’in hesabını bir yana bırakıp bu son derece “özgün” saçmalıklar kimlerin takdirini kazanmış, kimlerin yolunu açmışsa onlara da değinmek gerekmektedir artık.
Akademik Kampanya (!)
Holodomor kampanyası ile ilgili tüm ilk kaynakların aşırı sağcı siyasetçiler, komünizm karşıtı yazında ün kazanmış komünizm araştırmacıları, aynı alanda çalışan gazeteciler, yayıncılar ve Ukrayna milliyetçileri olduğu görülmektedir. Özellikle açlık soykırımının 50. yıl dönümünün de içinde bulunduğu Reagan’lı 1980’li yıllardan itibaren holodomor çalışmalarına daha yoğun olarak katılan akademik çevrelerin ünlü akademik dergilerde, üniversite kuruluşlarında yayınladıkları makaleler, kitaplar ve raporlar ise holodomoru kanıtlamak için gösterilen çabada önemli bir yer edinmiştir.
Akademide holodomor konusunun ele alınışına ön ayak olan kurum, anti-komünist araştırma projelerinin en çok gerçekleştirildiği Harvard Üniversitesi bünyesinde 1981 yılında kurulan Ukrayna Araştırma Enstitüsü olmuştur. Enstitü, aynı yıl “Açlık Projesi” isimli çalışma ile faaliyetlerine başlamıştır.
Bu projenin, biri yöneticisi diğeri üyesi olan, holodomor kampanyası açısından oldukça önemli ve tüm sağ çevrelerce referans gösterilen iki akademisyen bileşeni bulunmaktadır: James E. Mace ve Robert Conquest.
James Mace
Harvard Üniversitesi’nin sağladığı fonlarla gerçekleştirilen ilk çalışmalardan biri, sözde holodomorun 50. yıldönümü nedeniyle ilk baskısı 1953 yılında Ukrayna Milliyetçileri Derneği’ne bağlı Bandera grubunun gençlik kolları tarafından İngiltere’de yapılmış olan Olexa Woropay’ın The Ninth Circle isimli kitabının yeni baskısının yayınlanmasıdır. Bu baskıyı yayına hazırlayan, aynı zamanda önceki bölümde sahte holodomor fotoğraflarının incelendiği Ammende’nin kitabının yeni baskısına da önsöz yazan, Prof. James Mace’tir.
Diğer holodomor kitapları gibi birçok çelişkisi tespit edilen The Ninth Circle isimli kitapta yalnızca sahte Thomas Walker’a ait olan fotoğraflar kullanılmıştır. Kitabın yazarı Woropay’in bizzat tanık olduğunu belirttiği açlık soykırımını neden kendisinin kayıt altına almadığı ve kendi çektiği fotoğrafları kullanmadığı merak konusu olmuştur.
Bu kitabı yayına hazırlayarak holodomor yazınına katılan Mace, konuya direkt katkısını ise 1983 yılında Oksana Procyk ve Leonid Haretz ile birlikte hazırladıkları “Famine in the Soviet Ukraine 1932-1933: A Memorial Exhibition” isimli katalog ile sunmuştur. Bu çalışma Harvard Kütüphanesi, Ukrayna Araştırma Enstitüsü ve Harvard Üniversitesi Ukrayna Çalışmaları Fonu tarafından finanse edilmiştir. Katalog içinde 44 fotoğrafa yer verilmiş olup bunların 12’si Ammende’nin kitabının 1935 Almanca baskısından, 3’ü Black Deeds of Kremlin isimli kitabın 2. cildinde bulunan Çarlık dönemi üniformaları içerisindeki askerlerin yer aldığı fotoğraflar, 10 tanesi Nazi propaganda kitabı olan Laubenheimer’ın Die Sowjet Union am Abgrund ve 14’ü gene Laubenheimer’ın Und du Siehst die Sowjets Richtig isimli kitaplarından alınmıştır. Bir kitabında açlığın sorumlusu olarak “Yahudi Bolşevizmi”ni gösteren anti-semitist ve açık Nazi yanlısı Laubenheimer ise kendi kitabında bulunan fotoğrafların Dr. Ditloff’a ait olduğunu belirtmektedir.[xvi] Ammende’nin kitabının İngilizce baskısındaki fotoğrafların sahibi olduğu öne sürülen Ditloff’un fotoğraflarının da Nazi parti organı yayınları ve Thomas Walker imzalı olduğunu, bazılarının ise 1921 açlığı için hazırlanmış rapordan alınmış olduğunu anımsamak gerekmektedir.
Bu durumda, Harvard Üniversitesi bünyesinde yayınlanan çalışmasında, Ukrayna’ya gitmediği, çektiğini söylediği fotoğrafların ve üstelik kimliğinin sahte olduğu, sözü geçen katalogun basımından tam 50 yıl önce ortaya çıkmış bulunan bir sahtekârı referans alan bilim insanlarıyla, Prof. Mace ile ve meslektaşlarıyla karşı karşıya bulunulmaktadır. Bu bilim insanları, Thomas Walker sahte ismiyle Hearst basınında çalışmış bulunan kişinin o tarihlerde basına 1934 baharı olarak yansıyan sözde Ukrayna seyahatinin tarihini de, açlığı 1934’e kadar uzatmayı riskli bulup 1933 olarak değiştirmişlerdir.
Sosyalist ülkelere karşı dezenformasyon ve psikolojik savaş unsuru olarak yarar sağladığı bilinen ABD İstihbarat Ajansı’nın (USIA) bir organı olan Problems of Communism isimli dergide yayınlanan makalesi ile holodomor kampanyasına önemli bir katkı daha sağlayan Mace, bu makalesinde Dushnyk’in yukarıda aktarılan nüfus sayımı karşılaştırmasına dayalı ölüm rakamı icat etme metodunu kullanarak 7.95 milyon Ukraynalı’nın öldüğünü ileri sürmektedir. Mace, daha sonraki açıklamasında Dushnyk’in bir adım ötesine geçerek, bu kez 1959 nüfus sayımını temel almakta ve nüfusun en az hareketli kesimi olan kadınların sayısının düşük olduğunu tespit etmekte, bunu açlıktan hemen önce ya da açlık sırasında doğması gerekirken açlık nedeniyle doğmamış olmalarına bağlamakta ve buna göre yeniden hesap yapmaktadır.[xvii] Ölüm hesabında kullandığı “bilimsel” yönteminin değerinin yanı sıra, bu Ukrayna “uzmanı”, 2. Dünya Savaşı kayıplarını, Babı Yar türü Nazi katliamlarını, Nazi işgalinin ardından nüfusunun yarısını kaybetmiş şehirleri göz ardı edecek kadar “adanmış” bir akademisyendir. Nazi ve kapitalizmin katliamlarının değil, yalnızca Bolşevik “katliam”larının peşindedir!
Robert Conquest
Holodomorun 50. yıldönümü faaliyetlerinden hemen sonra, 1986 yılında, iki yapıtla kampanya son derece ivme kazanmıştır. Bunlardan biri, yukarıda ele alınan bir holodomor klasiği ya da bazı çevrelerce anılan ismiyle B türü bir korku filmi olan Harvest of Despair, diğeri ise James Mace’in akıl hocası olarak da bilinen Robert Conquest’in “ünlü” Harvest of Sorrow: Soviet Collectivization and the Terror Famine isimli kitabı olmuştur.
Sovyet tarihi, daha ziyade Stalin dönemi ve bizzat Stalin ile ilgili oldukça fazla çalışması bulunan, en çok referans alınan, aynı zamanda da Sovyet tarihi çarpıtmalarının ana kaynaklarından biri olan Conquest’in holodomor çalışmalarına geçmeden önce, kendisi hakkında bilgi edinmek yerinde olacaktır. Bu bilgi, aynı zamanda What to Do When the Russians Come: A Survivor’s Guide isimli kitabın da yazarı olan akademisyen Conquest’in ilgi alanları ve bu “ünlü” kitabına böyle bir isim verme nedenlerini anlamayı da kolaylaştırmaktadır.
David Leigh, 1978’de London Guardian’da yayınlanan makalesinde Robert Conquest’in 1956 yılına kadar İngiliz gizli servisinin dezenformasyon hizmetlerini yürüttüğü bilinen Bilgi Araştırma Departmanı’nda (IRD) çalışmış olduğunu ortaya koymuştur. Aynı makalede, Conquest’in IRD’nin önerisi ile Sovyetler Birliği hakkında bir kitap yazmış olduğu, bu kitabın üçte birinin, CIA’in talebi doğrultusunda yayın ve dağıtım yapan Praeger tarafından satın alınmış olduğunu bildirmiştir.[xviii]
Reagan döneminin Soğuk Savaş akılsızlığı eserlerinden biri olan ve ABD vatandaşlarını olası bir Kızıl Ordu işgaline karşı “bilgilendirme” görevini üstlenen bir kitabı yazmak da Conquest’e düşmüştür. Sovyet işgalinde Amerikalı kadınların Rus askerlerinin tecavüzüne uğrayabileceği, çocukların feci kaderi, kaçınılmaz “açlık” uyarılarının bulunduğu ve elbette bunlarla “başa çıkma yollarının” gösterildiği 1985 basımı “Survivor’s Guide” kitabının da bir yıl önceki Kızıl Şafak (Red Dawn) filminden hiçbir farkı bulunmayan bir “sipariş” olması, bu durumda pek de şaşırtıcı değildir.
Bilim dünyasında bu derece “değerli” katkılarla ismini duyurmuş bulunan tarih profesörü Conquest’in, tümüne burada yer veremeyeceğimiz holodomor çalışmaları artık incelenebilir.
Açlık soykırımcılarının en iyi atağı olarak ortaya çıkan Harvest of Sorrow da propaganda dışında bir şey üretmemiştir. Conquest’in kitapta kullanmış olduğu referanslar, araştırma yöntemi ve görsel materyaller kendisinden önce bu kampanyayı yürüten çalışmalardan ayrılmamaktadır.
Conquest, kitabının daha giriş sayfalarında[xix] nasıl çığır açıcı bir çalışma yapmış olduğunu açıklarken kullanmış olduğu yöntemler hakkında da bugün ele geçmiş veriler ve açığa çıkmış sahtekârlıklar ile bir itiraf olarak okunabilecek bilgiler vermektedir. Çalışmasında gerçekleştirdiği ölüm rakamları hesaplamaları için daha önce Dusknyin’in “bilimsel değeri” açıklanan nüfus sayımı ve beklenen nüfus artış oranı karşılaştırmalarını kullanmış olduğunu belirtip “her türlü baskı ve zorluklara karşın Sovyet bilim insanlarının açığa çıkardığı 1937 yılına ait gerçek nüfus sayımı” bilgilerine güvendiğini açıklamaktadır. Veri kaynağı olarak da Moskova dışındaki Sovyet basınında yayınlanan ve bir kısmı Batı’ya ulaşan materyalleri göstermektedir. Diğer kaynakları ise Harvest of Despair filminde de rol almış “özel mülteci” General Grigorenko, gene aynı filmden eski Sovyet aktivisti Lev Kopelev, ancak en önemlisi başlangıçta “yabancı muhabir” olarak tanımladığı, daha sonra kim olduğu kitapta kullanılan “eser”lerinden öğrenilen, hiç var olmamış Thomas Walker’dır!
Hayatta kalan açlık mağdurlarının birinci el tanıklıkları, B. Pasternak’ın yayınlanmamış ve haliyle kaynağı gösterilemeyen anılarından alıntılar, kendisine gönderilen mektuplar ve daha bunun gibi bir yığın söylence geleneğinin devamı niteliğindeki referanslar ve tarih bilimi için kabul edilemez çalışma yöntemleri eşliğinde ortaya atılmış bir yığın iddianın sahibi, bugün hala güvenle kaynak gösterilen akademisyen Conquest’tir. Conquest, söylencelere dayalı araştırma yönteminden sıkıntı duymadığını da zaten belirtmektedir:
“Gerçek yalnızca söylence biçiminde süzgeçten geçirilebilir”, “...siyasi konularda, mutlak olmasa da en iyi kaynak dedikodudur...”[xx]
Kitapta kullanılan materyaller ve gösterilen kaynaklar, Thomas Walker’ın sahteliği defalarca aktarılmış olan fotoğrafları, Ukrayna milliyetçilerinin yukarıda ele alınan Black Deeds of Kremlin (diğer adıyla Ukraynalı milliyetçilerin yemek kitabı), Hearst basınında yayınlanan makaleler, Ammende’nin daha önce sözü edilen kitabı, Nazi Almanyasında yayınlanan materyaller, Ukrayna milliyetçileri derneğinin gençlik kolunun yayını Communism: The Enemy of Mankind ve bunun gibi sağ çevrelerin itibar ettiği kaynaklardan oluşmaktadır.
Kullanmış olduğu yöntem ve rakamdan ziyade, Conquest’in ölüm rakamı hesabında ise en ilgi çekici olan, 1969 yılında yayınlanan The Great Terror isimli kitabında 1932–33 döneminde kasıtlı açlık nedeniyle ölen Ukraynalıların sayısının 5-6 milyon olduğunu belirtmişken, 1983 yılında Harvest of Sorrow’u yayına hazırladığı sıralarda bu rakamı 14 milyon olarak “düzeltmiş” olmasıdır.[xxi] Holodomorun 50. yılında yapılan bu değişiklik, daha sonra hem kendisi hem de diğer akademisyenler tarafından üretilmiş ve halen üretilmekte olan Nazi ve Sovyet katliamlarının karşılaştırılması çalışmaları için gerekli bir girişim olarak görülmelidir. “Bilimsel” çalışmaların önünü açtıktan sonra, Nazilerin 6 milyon Yahudi katliamını aşan bir rakamın icat edilmesi pek sakıncalı değildir ne de olsa. Bu uğurda her şey, açlık felaketinin “tartışmasız” 1937 yılına kadar uzatılması bile (1932–37)[xxii] göze alınabilir!
Harvest of Sorrow, bu haliyle “ünlü yazar” Soljenitzin’in “mükemmel ve profesyonelce yazılmış” övgülerini fazlasıyla hak etmektedir!
Bu temelsiz iddialarla dolu kitabı önemli ve incelenir kılan tek neden, halen birçok akademisyen ve okur tarafından ciddiye alınıyor olmasıdır. Conquest’in sonraki yıllarda ortaya atmış olduğu iddialar da, bu konunun bilimsel veriler eşliğinde ortaya çıkartılan gerçeklerine uygunluk gösterecek ölçüde güncellenmiş ama gene de ilk hallerine en sadık şekilleriyle görülmektedir. Yalnızca bir örnekle yetinmek gerekirse, Conquest, bir yazısında 1932’de Ukrayna’da tüm ürüne Sovyet yetkililerce el konmuş olduğunu belirtmektedir.[xxiii] Bu iddia, kendisinin öne sürdüğü türlü ölüm rakamlarının hepsinden daha büyük bir felaketle sonuçlanmış bir açlığa işaret etmek zorundadır. Bu durumda, tüm ürününe el konulan Ukrayna halkından geriye ABD’ye göç edip ünlü kitaplar ve filmlerde tanıklık edebilecek bir tek insanın kalmaması gerekmektedir.
Buraya kadar aktarılmış bulunan tüm holodomor kampanyası çalışmalarının, kasıtlı açlığı kanıtlamak için basın, siyaset ve akademik alanda gösterilen çabaların hiçbirisi ortaya atılan bu iddiayı destekler nitelikte değildir. 1932–33 tarihlerinde Sovyet topraklarında yaşanmış olan açlık gerçeğini bu sis perdesi ardından analiz etmek; tarihi, iktisadi ve siyasi yönlerini değerlendirerek bu gerçeği ortaya koymak 1980’li yılların sonlarına kadar mümkün olmamıştır. Bu tarihlerden itibaren gerek Sovyet arşivlerinin araştırmacılara açılması gerekse de tarih araştırmacılarının ve akademisyenlerinin bilimle bağdaşmaz yöntem ve söylemlerinin gölgesinde çalışmayı reddeden akademisyenlerin konuyu gündeme getirmesiyle, açlığın insan yapımı bir açlık olmadığı yönünde oldukça güçlü kanıtlar elde edilmiştir.
Gerçekler bilime saygısı olan akademisyenler tarafından ortaya konmaya başlandığında, holodomor iddiasını kanıtlamak üzere Conquest’in başvurmuş olduğu yukarıda sıralanan yöntem ve hilelerin ardında yatan ve ona tüm tarihi gerçekleri, bilimsel kaygıları unutturan saldırgan anti-Sovyet ve anti-komünizm hezeyanını, yapmak zorunda kaldığı itirafı da açığa çıkarmaktadır.
1961’de 6 milyon ve sonra 1983’te 14 milyona yükselttiği ölüm rakamlarını, 1992’de 5 milyona[xxiv] indiren Conquest, Mark Tauger gibi bilim insanlarının çalışmalarıyla birçok çarpıtma gün ışığına çıktığında, bu açlığın insan-yapımı olmadığını da itiraf etmek zorunda kalmıştır. Conquest ile benzer düşüncelere sahip olduklarını belirten R.W. Davies and Stephen G. Wheatcroft, Conquest’in bu itirafını makalelerinde açıklamışlardır:
“ Stalin ve açlık hakkındaki görüşümüz, önceden Stalin’in kasıtlı olarak açlığa neden olduğu ve soykırım gerçekleştirdiği argümanının savunucusu olan Robert Conquest’e yakındır. 2003 yılında, Dr. Conquest bize yazmış bulunduğu mesajda Stalin’in kasıtlı olarak 1933 açlığını teşvik ettiği görüşüne artık sahip olmadığını, yalnızca onu önleyebilecekken “Sovyet çıkarı”na öncelik tanımak suretiyle suça ortak olmuş bulunduğunu belirtmiştir.[xxv]
Söylencelere dayanan “gerçek” ve dedikodularla ilerleyen “bilim”, açığa çıkması seneler sürse de, elbette, tarihsel gerçeğin sert duvarına çarpacaktı.
Devam edecek...
[i] Bu yayınevi kuruluşlarının bazı yayınları: The Black Deeds of the Kremlin: a
White Book, S. O. Pidhainy et al, eds. (Toronto, SUZERO-DOBRUS, 1953), Martha Chyz, Woman and child in the modern system of slavery - U. S. S. R Toronto:SUZERO; New York: DOBRUS, 1962.
[ii] Tottle, op.cit., p. 44.
[iii] Mykola Bondarenko, Ukraine 1933: A Cookbook, Washington, D.C., Nov. 2003. http://www.artukraine.com/famineart/bondarenko.htm
[v] Filmin aldığı ödüller: http://www.ucrdc.org/films.html#harvest
[vi] 54.45 dk. süren filmi net üzerinden izlemek mümkündür: http://video.google.com/videoplay?docid=3897393411603039499&ei=UhJ5SdSVC5P2iALg75y5BQ&q=ukraine+famine
[vii] Alexander Dallin’den aktaran Tottle, p.76
[viii] Toronto Star, November 20, 1986, http://pqasb.pqarchiver.com/thestar/access/475623391.html?dids=475623391:475623391&FMT=ABS&FMTS=ABS:FT&type=current&date=Nov+20%2C+1986&author=&pub=Toronto+Star&edition=&startpage=A.13&desc=Ukrainian+group+defends+authenticity+of+famine+film
[ix] Globe and Mail, November 18, 1986, aktaran: Douglas Tottle, p. 79.
[x] Dana G. Dalrymple, “The Soviet Famine of 1932–1934”, Soviet Studies, Vol. 15, No. 3, Jan. 1964, p.259.
[xi] Ibid., p. 256.
[xii] Ibid., p.261.
[xiii] Totle, op. cit, pp.49-50.
[xiv] Dalrymple, loc. cit.
* Bir “peri masalı”nın da atıfta bulunduğu Durranty’nin, “susması” hakkında yorum yapan anti-semitist Ukrayna Milliyetçileri ise Yahudi olmasını gerekçe göstermişlerdir. (Bilgi için bkz. Tottle, p.53.)
[xv] Tottle, op.cit., p. 70.
[xvi] Ibid., pp.60-1.
[xvii] Ibid., pp.71-2.
[xviii] London Guardian, January 27, 1978.
[xix] Robert Conquest, Harvest of Sorrow, pp.7-8.
[xx] Robert Conquest, The Great Terror, Macmillan, 1973, New York, p.569.
[xxi] Ukrainain Weekly, March 20, 1983, No. 12, Vol. 51, http://www.ukrweekly.com/old/archive/1983/128316.shtml
[xxii] Ibid.
[xxiii] Robert Conquest, Mark Tauger, “Letters”, Slavic Review, Vol. 51, No. 1, Spring 1992, p.192.
[xxiv] Ibid.
[xxv] R.W. Davies and Stephen G. Wheatcroft, "Debate: Stalin and the Soviet Famine of 1932-33: A Reply to Ellman", in the latest issue of _Europe-Asia Studies_, vol. 58, No. 4, June 2006, pp.625-633.
Üye eleştirileri
-
2009-06-08 18:59:17 |SAdministrator| onder
-
2009-06-08 21:02:03 |Publisher| fetekos
-
2009-06-09 00:55:47 |Publisher| fetekos

Yakın zamanda farkına vardığım ilgi çekici bir ayrıntıyı sizlerle paylaşayım.
Sovyet tarihi, Stalin dönemi ve Stalin hakkında üretilen birçok mitin sahibi Conquest’in, Sovyet rejiminin 1930'lu yıllarını “incelediği” “The Great Terror” isimli kitabının 1969 tarihli Türkçe baskısına, geçen hafta eski kitap satan bir el tezgahında rastladım ve tabii ki hemen satın aldım. Holodomor yazısında Conquest’in, bu kitabı CIA siparişiyle yazmış olduğunun London Guardian’da 1978 yılında öne sürüldüğünden bahsetmiştim:Alýntý:[David Leigh], Conquest’in IRD’nin önerisi ile Sovyetler Birliği hakkında bir kitap yazmış olduğu, bu kitabın üçte birinin, CIA’in talebi doğrultusunda yayın ve dağıtım yapan Praeger tarafından satın alınmış olduğunu bildirmiştir.
Burada dikkat çekici konu, kitabın orijinalinin yazıldığı ve basıldığı 1969 yılında, Türkiye’de de, pek de görülmemiş bir hızla Türkçe yayınlanmış olması. Bu durum, kitabın Conquest’e CIA’in siparişiyle yazdırıldığı, Batı ülkeleriyle aynı zamanda “yeşil kuşak” ülkelerine de CIA eliyle dağıtıldığı ve yayına sokulduğu yönünde güçlü bir kanıt sunuyor sanırım.
Kitabı basan, ismini ilk defa duyduğum, Durum Yayınları. Yayınevi 66’da “Karar Zamanı-Sosyalizm mi Hür Teşebbüs mü?” isimli 32 sayfalık bir kitapçık ve 72’de Artur London diye adını duymadığım bir yazarın “İtiraf” isimli, adı gene Sovyetleri çağrıştıran, bir romanını yayınlamış. Sonrasında ne bastığına dair bir ize rastlayamadım. Conquest’in kitabını, “Büyük Tedhiş” ismiyle, orijinal kitabın en vurucu olduğu düşünülen kısımlarının çevrildiği bir geniş özet halinde basmışlar. Durum Yayınları hakkında bilgi sahibi olan var mıdır bilmiyorum ama bir “görev” icabı kurulmuş, aşırı sağcı bir yayın evi olduğu belli oluyor. Çeviren kişi de, Nüzhet Baba, kitabın orijinal dilinin saldırganlığını ve ilkel tarzının bayağılığını resmen arttırmış, tam birtakım “ocaklarda” okutulacak kıvama getirmiş diye düşünmeden edemedim. Durum Yayınları imzasıyla yazılmış olan önsöz bir felaket. Kitabın yazarının bile kaynak gösterme gereği duymadığını bildiğimizden, buradaki korkunç alıntılar ve iddialar için elbette ki hiçbir kaynak bulamamak beni şaşırtmadı. Stalin’in ağzından aktarılan şu sözler:
“ Kurbanları birer birer seçmek ve onların akıbetlerini en ince teferruatına kadar planladıktan sonra rahat bir uyku çekmek... Bundan daha tatlı bir şey tasavvur edilebilir mi?”
tam da korku filmlerinin tiplerine yaraşır, Hearst basınının burada aktarmadığım makaleleri, Ukrayna milliyetçilerinin karikatürleri ve söylemleriyle neredeyse aynı kalıpta bir tanımlama.
Eser ve yazarı diye de bir bölüm bulunuyor Türkçe baskıda. İmzasız olduğundan kim yazmış bilmiyorum ama sanki bir yerden anımsıyorum bu 3 sayfalık yazıyı. O kadar çok dokümanın içinde nasıl bulurum bilmem ama bir arayacağım, hatta James Mace’ten alınıp çevrilmiş diyesim geliyor ama emin olamıyorum. Ya da Gareth Jones denen, açlığı Batıya duyurduğu için Sovyet rejimince öldürülmüş olduğunun gene kanıtsızca ortalığa yayıldığı, Alman ve İtalyan faşistleriyle hayli yakın ilişki kurmuş olduğu bilinen, karanlık bir adam olduğunu sezdiğim bir gazeteci adına daha çok Ukrayna milliyetçilerinin katkısıyla açılmış internet sitesinde mi okudum anımsamıyorum. Neyse, yazı Conquest’i öven, şimdi Conquest hakkında bilinenler, kendi itiraflarıyla ortaya çıkan gerçekler ve kendi söylemleri karşısında bir hayli gülünç hale gelmiş bulunan, “yazarın ince teferruatına kadar açıkladığı [ve] delilleriyle ortaya konulan gerçekler”, türünden bir yığın boş lafla dolu. Oysa Conquest, aynı kitabın okumuş olduğum 1973 baskısında kendi ağzıyla ne tür mesnetsiz yöntemler kullandığını açıklıyor. Bakalım bu baskıda rastlayacak mıyım şu tarihi sözlere:Alýntý:Gerçek yalnızca söylence biçiminde süzgeçten geçirilebilir. ...siyasi konularda, mutlak olmasa da en iyi kaynak dedikodudur...”
Hayret verici, sinir bozucu ve çok üzülerek söylüyorum ki halen solcular tarafından bile ele alınan ilkel argümanların bulunduğu “The Great Terror” isimli kitabın, bir de 69 basımı Türkçe çevirisini ben sabırla okuyacağım. Bulursanız, size de öneririm.
Yorumlar
Sovyet tarihi, Stalin dönemi ve Stalin hakkında üretilen birçok mitin sahibi Conquest’in, Sovyet rejiminin 1930'lu yıllarını “incelediği” “The Great Terror” isimli kitabının 1969 tarihli Türkçe baskısına, geçen hafta eski kitap satan bir el tezgahında rastladım ve tabii ki hemen satın aldım. Holodomor yazısında Conquest’in, bu kitabı CIA siparişiyle yazmış olduğunun London Guardian’da 1978 yılında öne sürüldüğünden bahsetmiştim:
[David Leigh], Conquest’in IRD’nin önerisi ile Sovyetler Birliği hakkında bir kitap yazmış olduğu, bu kitabın üçte birinin, CIA’in talebi doğrultusunda yayın ve dağıtım yapan Praeger tarafından satın alınmış olduğunu bildirmiştir.
Burada dikkat çekici konu, kitabın orijinalinin yazıldığı ve basıldığı 1969 yılında, Türkiye’de de, pek de görülmemiş bir hızla Türkçe yayınlanmış olması. Bu durum, kitabın Conquest’e CIA’in siparişiyle yazdırıldığı, Batı ülkeleriyle aynı zamanda “yeşil kuşak” ülkelerine de CIA eliyle dağıtıldığı ve yayına sokulduğu yönünde güçlü bir kanıt sunuyor sanırım.
Kitabı basan, ismini ilk defa duyduğum, Durum Yayınları. Yayınevi 66’da “Karar Zamanı-Sosyaliz m mi Hür Teşebbüs mü?” isimli 32 sayfalık bir kitapçık ve 72’de Artur London diye adını duymadığım bir yazarın “İtiraf” isimli, adı gene Sovyetleri çağrıştıran, bir romanını yayınlamış. Sonrasında ne bastığına dair bir ize rastlayamadım. Conquest’in kitabını, “Büyük Tedhiş” ismiyle, orijinal kitabın en vurucu olduğu düşünülen kısımlarının çevrildiği bir geniş özet halinde basmışlar. Durum Yayınları hakkında bilgi sahibi olan var mıdır bilmiyorum ama bir “görev” icabı kurulmuş, aşırı sağcı bir yayın evi olduğu belli oluyor. Çeviren kişi de, Nüzhet Baba, kitabın orijinal dilinin saldırganlığını ve ilkel tarzının bayağılığını resmen arttırmış, tam birtakım “ocaklarda” okutulacak kıvama getirmiş diye düşünmeden edemedim. Durum Yayınları imzasıyla yazılmış olan önsöz bir felaket. Kitabın yazarının bile kaynak gösterme gereği duymadığını bildiğimizden, buradaki korkunç alıntılar ve iddialar için elbette ki hiçbir kaynak bulamamak beni şaşırtmadı. Stalin’in ağzından aktarılan şu sözler:
“ Kurbanları birer birer seçmek ve onların akıbetlerini en ince teferruatına kadar planladıktan sonra rahat bir uyku çekmek... Bundan daha tatlı bir şey tasavvur edilebilir mi?”
tam da korku filmlerinin tiplerine yaraşır, Hearst basınının burada aktarmadığım makaleleri, Ukrayna milliyetçilerin in karikatürleri ve söylemleriyle neredeyse aynı kalıpta bir tanımlama.
Eser ve yazarı diye de bir bölüm bulunuyor Türkçe baskıda. İmzasız olduğundan kim yazmış bilmiyorum ama sanki bir yerden anımsıyorum bu 3 sayfalık yazıyı. O kadar çok dokümanın içinde nasıl bulurum bilmem ama bir arayacağım, hatta James Mace’ten alınıp çevrilmiş diyesim geliyor ama emin olamıyorum. Ya da Gareth Jones denen, açlığı Batıya duyurduğu için Sovyet rejimince öldürülmüş olduğunun gene kanıtsızca ortalığa yayıldığı, Alman ve İtalyan faşistleriyle hayli yakın ilişki kurmuş olduğu bilinen, karanlık bir adam olduğunu sezdiğim bir gazeteci adına daha çok Ukrayna milliyetçilerin in katkısıyla açılmış internet sitesinde mi okudum anımsamıyorum. Neyse, yazı Conquest’i öven, şimdi Conquest hakkında bilinenler, kendi itiraflarıyla ortaya çıkan gerçekler ve kendi söylemleri karşısında bir hayli gülünç hale gelmiş bulunan, “yazarın ince teferruatına kadar açıkladığı [ve] delilleriyle ortaya konulan gerçekler”, türünden bir yığın boş lafla dolu. Oysa Conquest, aynı kitabın okumuş olduğum 1973 baskısında kendi ağzıyla ne tür mesnetsiz yöntemler kullandığını açıklıyor. Bakalım bu baskıda rastlayacak mıyım şu tarihi sözlere:
Alıntı:
Hayret verici, sinir bozucu ve çok üzülerek söylüyorum ki halen solcular tarafından bile ele alınan ilkel argümanların bulunduğu “The Great Terror” isimli kitabın, bir de 69 basımı Türkçe çevirisini ben sabırla okuyacağım. Bulursanız, size de öneririm.Gerçek yalnızca söylence biçiminde süzgeçten geçirilebilir. ...siyasi konularda, mutlak olmasa da en iyi kaynak dedikodudur...”
Makale-Politika kategorisi altında yazılar biriktikçe, ileride kataloglanmalar ı daha zor olacaktır. Tematik kategorizasyona gitmek bence faydalı olur.
Bu amaçla "Ana Menü"deki "Yazılar" altına Tarih diye bir bölüm açmıştım. Tarih bölümü altında da Nurettin Hoca'nın ÖDTÜ tarihi yazıları için ilgili bölümle birlikte senin yazıların için Sovyet Tarihi bölümü açmıştım.
Bu yazını da oraya taşıyalım mı?

Fetekoş,
Makale-Politika kategorisi altında yazılar biriktikçe, ileride kataloglanmaları daha zor olacaktır. Tematik kategorizasyona gitmek bence faydalı olur.
Bu amaçla "Ana Menü"deki "Yazılar" altına Tarih diye bir bölüm açmıştım. Tarih bölümü altında da Nurettin Hoca'nın ÖDTÜ tarihi yazıları için ilgili bölümle birlikte senin yazıların için Sovyet Tarihi bölümü açmıştım.
Bu yazını da oraya taşıyalım mı?