Stone Popüler
Jack Mabry, TV'de maç seyretmekten başka bir boş zaman aktivitesi olmayan tipik bir erkektir. Bu patetik varoluşun bir parçası olmak istemeyen eşi, sonunda dayanamayıp onu terketmeye karar vermiştir. Ama bunu bildirdiğinde, Jack hiçbirşey söylemeden üst kata doğru koşup, kızlarını yatağından kaptığı gibi kucağına alarak pencereden dışarıya doğru sarkıtır. Eşini, eğer evi terketmeye kalkarsa kızını pencereden atmakla tehdit. Karısı çaresiz boyun eğer.
Film bu noktada bir hayli ileriye doğru bir sıçrama yapar. Jack artık yaşlı bir adamdır. Muhtemelen TV'de maç seyrederek, işe gidiş gelişlerinde radyodan dinsel vaazlar dinleyerek koca bir ömrün son yıllarına gelmiştir. Şartlı tahliye için başvuran mahkumların dosyalarını değerlendiren, yaptığı mulakatlar sonucu raporunu üst kurula sunan bir görevli olarak çalıştığı cezaevinden emekli olmak üzeredir. Önüne, son bir dosya olarak, büyükanne ve büyükbabasının öldürülmesine yataklık edip, cinayetlerden sonra evi ateşe veren, 15 yıla mahkum Gerald "Stone" Creeson adlı mahkumun başvurusu gelir. Cezasının 8 yılını çekmiştir ve artık affedilmesi gerektiğine inanmaktadır. Affı hak edip etmediğine karar verecek olan, bir zamanlar karısı kendisini terketmesin diye kendi kızını pencereden aşağı atmakla tehdit eden Jack Mabry'dir. "Stone", Jack'in kolayca ikna edilebilecek biri olmadığını anlar, o yüzden karısı Lucetta'nın dayanılmaz cazibesini kullanmaya karar verir. Ondan, baştan çıkarması için Jack ile yüz yüze görüşmeye çalışmasını ister.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Eylül 09, 2011
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
"Kimileri Yalan Söyle, kimileri ise yalanı yaşar"
"Kimileri Yalan Söyle, kimileri ise yalanı yaşar".
Filmin posterinde yer alan bu söz aslında herşeyi özetliyor. Jack, işinde gücünde, son derece mazbut bir hayat yaşayan, tipik bir Amerikalı memurdur. Bütün hayatı boyunca kiliseye gitmeyi hiç aksatmamış, işe gidip gelirken arbasının radyosundan sadece dinsel vaazlar dinlemiştir. Birgün, onca yıl gidip geldiği kilisenin rahibine hayatında ilk kez başvurur. İçindeki sıkıntıyı açmak, ve tavsiyeler almak ister. Ama karşısında hiçbir şey ifade etmeyen, yuvarlak klişe laflar dile getiren bir embesil bulur. Koca bir hayatın her Pazar günü, bu embesilin söylediklerini dinlemek için mi kiliseye gitmiştir?
Bu ısrarla sürdürülen bomboş hayatın ortasında en sonunda "Stone" ve seksi karısı Lucetta düşer. Böylece sürdürmüş olduğu ve artık sonuna gelmekte olduğu hayatın anlamsızlığını daha bir yoğun hissetmeye başlar..
De Niro ve Norton birlikteliğinin, "The Score"dan sonraki ikinci ürünü. İlki Holywood klişelerine daha uygun, bir polisiye gerilim filmi iken ikincisi Avrupa sinemasına daha yakın durmuş. Holywood standartlarının az çok dışına çıkılabilmiş. Öyle heyacan, gerilim, aksiyon vs yok. İnsanlık durumunun temel açmazlarından biri ele alınmış.
Edward Norton'un çok yetenekli bir oyuncu olduğuna artık iyice ikna oldum. Yeni kuşak oyuncuların belki de en iyisi.
Ekranda belirdiği ilk sahnedeki performansı ağzımı açık bıraktı.
Bu sahnede canlandırdığına benzer bir karakterle, benzer bir durumda yapılan gerçek bir mülakat gizli kamera ile kayedilse idi, ortaya aynen böyle bir sahne çıkardı..
Holywood klişelerini aşabilen, seyredilmeye değer bir film.

