Detaylı Arama

Kategori:     Anahtar Kelimeler:   

 
Kultur-Sanat Sinema Komedi Tekrar Çal, Sam
 

Tekrar Çal, Sam Popüler

Tekrar Çal, Sam

Woody Allen'ın tipik karakterlerinden biri olan Allan Felix, karısı tarafından terk edilince bunalıma girer. En yakın arkadaşı Dick ve onun eşi Linda, onu bunalımdan kurtarmak, evde kapalı tek başına yaşamasını engellemek için, sürekli yeni kadınlarla tanıştırırlar.

Ayrıca Allan'ın hayali arkadaşı Humphrey Bogart da zor zamanlarda ortaya çıkarak ona kadınlarla ilişkiler konusunda tavsiyelerde bulunur.

Ancak bu çalabaların ve tavsiyelerin hiçbiri işe yaramaz ve Allan kalıcı bir ilşikiye giremez. Çünkü garip ve nevrotik bir kişiliğe sahip olan Allan'ı hiçbir kadın anlayamamaktadır. Linda dışında... Çok çalışan ve sürekli seyahat eden Dick'in Linda'yı ihmal etmesinin de etkisiyle, Allan ve Linda yakınlaşır ve sonunda birlikte olurlar.

Önceleri kendisini anlayan bir kadın bulduğu için çok sevinen Allan, Dick'in Linda'yı ne kadar çok sevdiğini görünce suçluluk duymaya başlar. Sonunda bu yanlış ilişkiyi bitirmeye karar verirler. Oyunun sonunda yeniden yalnız kalan Allan, kendisi gibi bir sinema tutkunu olan üst kat komşusuyla tanışır ve sonunda kendine uygun birini bulmuş olur.

Sinema

Orjinal Başlık
Play It Again, Sam
İngilizce Başlık
Play It Again, Sam
Yönetmen
Öykü/Senaryo
Yıl
Süre (dk.)
85
Ülke
Başrol Erkek
Başrol Kadın
Yardımcı Erkek
Yardımcı Kadın
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam
Tekrar Çal, Sam

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
8.0
Yönetmen 
 
8.0  (1)
Senaryo 
 
8.0  (1)
Erkek Oyuncu 
 
8.0  (1)
Kadın Oyuncu 
 
8.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Yönetmen
Senaryo
Erkek Oyuncu
Kadın Oyuncu
Soundtrack
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Tekrar Çal, Sam 2010-01-25 17:46:11 Önder Kurt
Genel Puan 
 
8.0
Yönetmen 
 
8.0
Senaryo 
 
8.0
Erkek Oyuncu 
 
8.0
Kadın Oyuncu 
 
8.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Ocak 25, 2010
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Ideal Ego'dan Geçilip Ego-Idealine Nasıl Varılır?

Film, hiçbir karismazı ve cazibesi olmayan, üstelik bir hayli de sakar Allen'in, İdeal-Ego'su olarak seçtiği efsanevi sert erkek Humprey Bogart figürünü birebir şekilsel jestlerle taklit etmekten, ondan kurtulup, bir-tarzı-olan-otantik bir özne olmaya, yani Ego-İdealine ulaşmasını anlatıyor.

Her insanın içinden geçtiği kişiliği oluşturma sürecini komik bir dille anlatan seyredilesi bir film.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Tekrar Çal, Sam 2010-01-13 22:12:52 Slavoj Žižek
Slavoj Žižek Eleştiren Slavoj Žižek    Ocak 13, 2010
Son Güncelleme: Ocak 13, 2010
İlk 50 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

İdeal-Ego/ Ego-İdeali Arasındaki Fark

(...)

Bir ilk yaklaşımla, imgesel özdeşleşmede ötekini benzerlik düze­yinde taklit ettiğimizi, kendimizi ötekinin imgesiyle ancak "onun gi­bi" olduğumuz sürece özdeşleştirdiğimizi, oysa simgesel özdeşleşme­de kendimizi ötekiyle tam da onun taklit edilemez olduğu bir noktada, benzerlikten kaçan noktada özdeşleştirdiğimizi söyleyebiliriz. Bu canalıcı aynmı açıklamak için, Woody Allen'ın "Bir Daha Çal, Sam" filmini ele alalım. Film Casablanca'nın ünlü final sahnesiyle başlar, ama biraz sonra bunun yalnızca "film-içinde-film" olduğunu ve ger­çek hikayenin New York'lu histerik, seks hayatı berbat durumda olan bir entelektüelle ilgili olduğunu anlanz: Kansı onu daha yeni terk etmiştir; film boyunca bir Humphrey Bogart figürü ortaya çıkıp ona tav­siyelerde bulunur, davranışları hakkında ironik yorumlar yapar, vb.

Filmin sonu entelektüelimizin Bogart figürüyle ilişkisine bir çö­züm getirir: Kahramanımız geceyi en iyi arkadaşının karısıyla geçir­dikten sonra, havaalanında bu ikisiyle dramatik bir karşılaşma yaşar:
Kadından vazgeçer, kocasıyla gitmesini ister ve böylece filmin başın­daki Casablanca'nın final sahnesini gerçek hayatta tekrar eder. Sevgi­lisi onun aynlırken söylediği sözlere "bunlar çok güzel sözler" deyin­ce, kahramanımız şu cevabı verir: "Casablanca'dan aldım. Bütün hayatım boyunca bunları söylemeyi bekledim."

Bu son sahneden sonra Bogart figürü son kez ortaya çıkar ve kahramanımızın bir kadından arkadaşı yüzünden vazgeçerek en sonunda "bir tarz yakaladığı"nı ve artık kendisine ihtiyacı olmadığını söyler.

Bogart figürünün bu geri çekilişini nasıl okumamız gerekir? En bariz okuma kahramanın Bogart figürüne söylediği son sözlerin işaret ettiği okuma olacaktır: "Galiba işin sırrı sen olmakta değil, ben ol­makta." Başka bir deyişle, kahraman zayıf, güçsüz bir histerik olduğu sürece, özdeşleşilecek bir ideal egoya, kendisine kılavuzluk edecek bir figüre muhtaçtır; ama en nihayet olgunlaşıp "bir tarz yakalar" ya­kalamaz artık dışsal bir özdeşleşme noktasına ihtiyacı kalmaz, çünkü kendiyle özdeşleşmeyi başarmıştır - "kendisi olmuştur", özerk bir ki­şilik olmuştur. Ama bu cümleden hemen sonraki sözler böyle bir oku­ma imkanını hemen ortadan kaldırır: "Tamam, sen de çok uzun boylu değilsin, çirkin bile sayılabilirsin, ama n'olacak, ben de kendi başıma başarılı olacak kadar kısa boylu ve çirkinim."

Başka bir deyişle, kahraman "Bogart'la özdeşleşmesinden kurtul­mak" şöyle dursun, tam da "özerk bir kişilik" olduğu zaman Bo­gart'la gerçekten özdeşleşir - daha doğrusu: Bogart'la özdeşleşmesi sayesinde "özerk bir kişilik" haline gelir. Tek fark özdeşleşmenin ar­tık imgesel (taklit edilecek model olarak Bogart) değil, en azından te­mel boyutuyla simgesel, yani yapısal olmasıdır: Kahraman bu özdeş­leşmeyi Bogart'ın Casablanca'daki rolünü gerçeklikte canlandırarak -belli bir "görev" üstlenerek, öznelerarası simgesel ağda belli bir yer işgal ederek (arkadaşlık uğruna bir kadını feda ederek)- gerçekleşti­rir. İmgesel özdeşleşmeyi çözen (Bogart figürünü ortadan kaldıran) ­daha doğrusu içeriğini radikal biçimde değiştiren- şey bu simgesel özdeşleşmedir. İmgesel düzeyde, kahraman artık Bogart'la itici özel­likleri yoluyla (kısa boyluluğu, çirkinliği yoluyla) özdeşleşebilmek­tedir.

Slavoj Zizek, "İdeolojinin Yüce Nesnesi", Metis, Sh: 125-126

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
10
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile