Amarcord Popüler
Fellini'nin kendi deneyimlerinden esinlerek anlatılan küçük bir sahil kasabasındaki günlük sıradan hayat. Filmin özel bir anlatısı yok, ya da uzun bir romanın geçtiği mekanların ve karakterlerinin tanıltıldığı ilk bölümleri türünden roman tekniği ile dile getirilmiş betimleme gibi bir anlatı var sadece. Bu küçük kasabayı ziyaret etmişsiniz de, birkaç gün olup biten sıradan olaylara tanık oluyormuşsunuz gibi. Romanlarda olduğu gibi, bir sürü farklı karakterler geçidi var filmde. Köyün meydanından sık sık ve hızla geçen motorsikletli genç, akardiyon çalan kör sanatçı, herşeyi abartarak anlatan seyyar satıcı, koca bekleyen yaşı geçkin ama şuh kadın, ergenliğe yeni girmiş erkeklerin fantezilerinin değişmez odağı koca göğüslü tütün dükkanı sahibesi vb. İtalyan kasaba hayatının sıcaklığını ve canlılığını çok iyi yansıtan, roman gibi bir film.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 4 üyeden ortalama puan:
Fellini'nin ülkemizde en bilinmiş filmi, en iyi film değil ama.
Hatırlıyorum
Şu İtalyanlar normal tonda konuşamazlar mı birader? Hepsi bağırarak konuşuyorlar. Öyle bir keşmekeş varmış gibi görünüyor ki inanılmaz. O ona bağırıyor, o sırada beriki diğerine birşeyler söylüyor. Aynı anda üçüncü ilkine birşeyler anlatıyor ama hepsi bağırıyor.
Mussolini zamanları, çok güzel bir kasabaya baharın gelmesiyle başlayan şenlikler, herkesin birbirini tanıması, çocukların haylazlıkları, köyün delisi bile var.
Fellini'nin tipik kadınları burada da var. Büyük popo ve büyük göğüslü, anaç ama bir o kadar da şuh.
İzlenmesi tavsiye edilir.
Son Güncelleme: Mayıs 13, 2008
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Komik, Politik ve Biraz Fantastik Bir Kasaba
Amarcord, Fellini'nin doğup büyüdüğü kasabada, "hatırlıyorum" ("hatırladım" da olabilir) anlamına geliyormuş. Çocukluk, cinselliğin keşfi, çılgın bir kasaba...
74 yılında en iyi yabancı film oscarını alan film son derece sıradan görünse de Mussolini dönemini yani faşizmi ironik biçimde ele alıyor.
Filmin Türk sinemasını çok etkilediği tartışılmaz bir gerçek. Özellikle bazı sahneler hemen bazı filmleri akla getiriyor; örneğin Hababam Sınıfı (resmen filmin sıkıştırılmış bir hali Amarcord'da var.) Zügürt Ağa (hatırlarsanız filmin bir sahnesinde züğürt ağanın bunamış babası ağaca çıkıyor ve "Karı istirem, karı" diye bağırıyordu. Amarcord'da da 10 yaşında bir çocuk aklına sahip 42 yaşındaki amca bir gün içer ve ağaca çıkarak haykırır, "I want a women- Bir kadın istiyorum". O kadar uzun bir sahnedir ki bu ve eleman o kadar 'yürekten' bağırıyordur ki gülmekten midenize kıramp girer, ama bir süre sonra adamın çaresizliğine üzülmeye başlarsınız. Bunlar dışında film Vizontele'yi akla getiriyor. Beynelmilel'in bir sahnesi de resmen buradan apartma. Epey film oldu ama Åžener Åžen, Münir Özkul, Adile Naşit ve Ayşen Gruda'nın oynadığı bir kaç film de akla geliyor.
Kısacası Türk sineması çok 'sevmiş' bu filmi.
Bir Not: Hüzünlüyken seyredildiğinde hüzün falan kalmıyor.
Keşke İtalya'da Doğsaymışım Dedirtecek Bir F
İki saat sonucunda, önemli bir roman okumuşsunuz hissi yaratan bir film. Bütün sıradanlığı içinde bir kasabanın günlük hayatı.
Filmde en çok hoşuma giden espirilerden biri şu oldu;
İnşaat işçileri kendi aralarında şakalaşırken, patronu "şair" arkadaşlarının en son şiirini dinlemeye ikna ederler. Åžair duvarcı gelir, patron sorar; - "Nedir şiirinin adı?", -"Tuğlalar".
Spinoza'nın "Üçgenler düşünebilseydi bütün evrenin üçgenlerden oluştuğunu sanırlardı" saptmasına güzel bir örnek. Ama şiir de güzel şiir hani;
"Büyük babam hep tuğlalardan evlerin duvarlarını ördü, babam hep tuğlalardan evlerin duvarlarını ördü, ben hep tuğlalardan evlerin duvarlarını ördüm, peki benim kendi evim nerde?"


Eleştiren Administrator Mart 17, 2008