Sapık Popüler
Marion Crane (Janet Leigh), Arizona'da bir emlak ofisinde çalışmaktadır.Sevgilisi Sam (John Gavin) ile evlenmek istemektedir ancak çiftin çok az parası vardır.
Bir cuma günü, patronu Marion'a bankaya para yatırması için 40 bin dolar verir.Marion, bu parayla Sam'le hayal ettikleri hayatı kurabileceklerine karar verir ve parayı çalarak Sam'le buluşmaya gider. Yolda Bates Motel'de konaklamak zorunda kalır.Moteli işleten Norman Bates (Anthony Perkins), annesiyle saplantısı olan genç bir adamdır.Beraber akşam yemeği yerler ve Marion odasına çekilir ve yatmadan önce duş almaya karar verir.Sinema tarihinde adından ünlü "duş sahnesiyle" söz ettiren, türünün en önemli örneklerinden Sapık, Alfred Hitchcock'un başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.
Zizek Açıklıyor: Norman'ın Evinin Kat Planı Neye Tekabül Eder?
{wmv}psycho1{/wmv}
Sapık'taki evin yerleşimi hakkında çok ilginç olan ; olayların üç farklı düzeyde gerçekleşmesi: birinci kat, zemin kat ve bodrum. Bu üç düzey insan öznelliğinin üç katmanını yeniden üretir gibidir;
Zemin kat Ego. Norman bu düzeyde normal bir oğuş gibi davranır, normal Ego'sundan geriye ne kaldıysa tabii.
Birinci Kat, orda üstte annesel Süperego yaşar ve bodrum da tabii ki müstehcen dürtülerin yeraldığı ID'tir.
Dolayısıyla filmin ortasındaki bir sahnede Norman'ın, annesini daha doğrusu annesinin mumyasını birinci kattan zemine taşımasını bu açıdan yorumlayabiliriz; psişik bir aktörü süperego'dan Id'e taşıması olarak.
Burdan çıkan, freud'un ortaya koyduğu eski bildik derstir; Süperego ve İd derinden birbirine bağlıdır. İlgili sahnede görülebileceği gibi "anne" yani Norman ikinci kişişiği önce otorite figürü olarak konusur; ardından birdenbire müstehcen bir vurgulamaya geçer (bodrum fruit cellar diye geçiyor, do you think I am fruity derken kullanıdğı kelime oyununda fruity, üşütük, oynak, anlamları yanında cinsel tonlara da sahiptir.."fruity miyim de beni fruit celler'e koyuyorsun -Önder).
(Yaygın kanaatin aksine - Önder) Süperego etik bir fail değildir; Süperego bizi imkansız talimatlarla boğan, bizimle alay eden, müstehcen bir faildir. Tabii ki onun taleblerini karşılamamız mümkün değildir. Komutlarına uydukça kendimizi daha fazla suçlu hissetmemize neden olur. Onda herzaman bir deli /çılgın adam yönü vardır
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Bir Hitchcock filminde rastgele birşey olmaz
Bir Hitchcock filmindeki her şeyin bir anlamı olması gerekir, olumsallıklar yoktur, bu yüzden bir şey yerine uymadığı zaman, bu onun değil bizim hatamızdır biz yakalayamamışızdır. Sapık'ı 20'inci kez seyrederken, psikiyatrın son açıklaması sırasında tuhaf bir ayrıntı fark ettim: Kızkardeşinin anlamsız ölümünün bu kesin onaylanması karşısında sarsılmak yerine Lilah (Vera Miles) onu derin bir keyifle dinler ve iki
kez başıyla evetler - bu saf bir olumsallık mı, yoksa Hitchcock bize iki kız kardeş arasındaki tuhaf bir libidinal belirsizliği ve çekişmeyi mi düşündürmek istedi?
Ya da Marion'un Phoenix'ten kaçarken gece vakti araba kullandığı sahne: Bates moteline varmadan biraz önce, patronunun ve evi satın alan milyonerin hayali seslerini, aldatıldığı için öfkeli bir halde dinlerken, yüz ifadesi artık kederli değildir - gördüğümüz şey derin bir sapkın tatmine ait tuhaf manyakça bir gülümseme, kafatasına ve ardından da bataklıktan çıkan araba karesine geçmeden hemen önceki anne-Norman'ın o son çekimine esrarengiz bir şekilde benzeyen bir ifadedir. Böylece bir bakıma, onunla bizzat tanışmasından bile önce, Marion çoktan Norman olmuştur: Bu noktayı doğrulayan bir şey daha kafasındaki sesleri dinlerken yüz ifadesinin ortaya çıkmasıdır, tıpkı Norman'ın sonkaresinde olduğu gibi ...
Ya da -daha iyi bir örnek- Marion'un Bates moteline kayıt yaptırdığı sahne: Norman ona sırtını döndüğü, oda anahtarlarını gözden geçirdiği sırada, Marion ikamet yeri olarak belirtecek bir şehir bulmak için telaşla çevresine bakınır, bir gazetenin manşetinde "Los Angeles" sözcüklerini görür ve onları yazar. Burada iki kararsızlığın örtüştüğünü görürüz: Marion hangi kenti yazacağı (hangi yalanı söyleyeceği) konusunda kararsızken, Norman da kadını hangi odaya koyacağı konusunda kararsızdır (eğer ı nolu odaya koyarsa, kadını gözetleme deliğinden gizlice gözleyebilecektir). Kadın bir süre kararsızlığın ardından "Los Angeles" deyince, Norman ı nolu odanın anahtarını alıp ona verir. Onun kararsızlığı kadının cinsel cazibesini ölçüp biçtiğinin ve sonunda onun peşinden gitmeye karar verdiğinin bir göstergesi midir, yoksa daha incelikli bir düzeyde başka bir şey, yani kadının kararsızlığından ona yalan söylemek üzere olduğunu sezmiş ve böylece onun yalanına kendi yasadışı eylemiyle karşılık vermiş, kadının küçük suçunda kendini haklı çıkarmak için bir şey bulmuş olması mı sözkonusudur ? (Yoksa kadının Los Angeles'tan olduğunu duyunca, böyle yoz bir kentten gelen birinin kolay av olacağını mı düşünmüştür?) Her ne kadar senaryoyu yazan Joseph Stefano, filmi yapanların aklından geçen tek şeyin, Norman'ın Marion'a duyduğu cinsel çekim olduğunu öne sürse de, iki kararsızlığın örtüşmesinin tümüyle olumsal olamayacağı yolunda bir kuşku gölgesi kaybolmaz...
Kuram buna gerçek aşk der. Öyleyse, bu gerçek aşk yüzünden, eşsiz bir Hitchcock boyutu diye bir şeyin var olduğunu öne sürüyorum.
Anasının Kuzusu
Hitchcock'un bir klasik izleği suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan adam ise, bir diğeri de oğlunu hiçbir kadına kaptırmak istemeyen dominant anne izleğidir.
Gizli Teşkilat (North By Northwest) ve Kuşlar'da dominant anne doğrudan işbaşındayken Sapık'ta malum biraz "dolaylı" bir şekilde etkisini sürdürüyor.
Filmin ironisi ise, Anthony Perkins'in bir anlamda kendisini oynamış olması. Çok geç yaşlarına kadar kadınlardan çok korkarmış.
Filmi ilk seyrettiğim çocukluğumda inanılmaz ölçülerde korkunç olduğunu düşünmüştüm. Sonraki 20-25 yılın ipinden boşanmış şiddetiyle "slasher" türü filmleri gözönüne getirince ne kadar masum görünüyor şimdi.

































