Detaylı Arama

Kategori:     Anahtar Kelimeler:   

 
Kultur-Sanat Sinema Korku Günbatımından Şafağa Kadar
 

Günbatımından Şafağa Kadar Popüler

Günbatımından Şafağa Kadar

Tarantino Ekolünden Bir Korku Filmi

Sinema Tarihinin En Erotik Sahnelerinden Biri, Selam Hayek'in Süper seksi dansı. Şarkı da çok güzel.

{youtube}qtd3iTnNL8o{/youtube}

 

Sinema

Yıl
Süre (dk.)
108
Ülke
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar
Günbatımından Şafağa Kadar

Üye eleştirileri

Toplam 2 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
8.5
Yönetmen 
 
8.5  (2)
Senaryo 
 
8.5  (2)
Erkek Oyuncu 
 
8.5  (2)
Kadın Oyuncu 
 
8.5  (2)
Soundtrack 
 
8.0  (2)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Yönetmen
Senaryo
Erkek Oyuncu
Kadın Oyuncu
Soundtrack
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Günbatımından Şafağa Kadar 2008-12-23 13:43:22 Murat
Genel Puan 
 
8.9
Yönetmen 
 
9.0
Senaryo 
 
9.0
Erkek Oyuncu 
 
9.0
Kadın Oyuncu 
 
9.0
Soundtrack 
 
8.0
Murat Eleştiren Murat    Aralık 23, 2008
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

..

..

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Günbatımından Şafağa Kadar 2008-03-02 21:39:42 Önder Kurt
Genel Puan 
 
8.0
Yönetmen 
 
8.0
Senaryo 
 
8.0
Erkek Oyuncu 
 
8.0
Kadın Oyuncu 
 
8.0
Soundtrack 
 
8.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Mart 02, 2008
Son Güncelleme: Mart 04, 2008
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Rodriquez'den Sağlam Bir Korku Filmi

Tarantino'nun yazdığı, Rodriquez'in yönettiği ve tipik tarantino öğelerini içeren sağlam bir korku filmi. Kadro da sağlam. Harvey Keitel gibi bir usta, George Clooney, Tarantino'nun kendisi ve bu tür yoğun şiddet içerikli filmlerin hem masum, hem vahşi bir görüntü vermeyi başarabilen vazgeçilmez oyuncusu Juliette Lewis. Tabii o müthiş dans sahnesinde Selma Hayek.



Siz de benim gibi iyi bir korku filmine denk geleceğim diye bir sürü junk B tipi korku filmlerini tarayanlardansınız, From Dusk Till Dawn sizi bu zahmetten kurtaracak olanlardan biri.



Gerçi korku filmlerinde vampir versiyonunu pek sevmem ama zaten bu film tam olarak korku filmi olarak da çekilmemiş gibi. Tarantino tarız ile korku filminin karışımı birşey.



Vakit öldürmek için ideal.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (16)
  • AliOsman
    avatar

    Düzeltme :

    Erotizm, kadın ( görece az da olsa)

    Erotizm, kadın ( görece az da olsa erkeğin ) şeklinde olacaktı.

  • onder
    avatar

    Ali Osman'ım sorduğun soruya cevap vermeme gerek var mı bilmem? Elbette sol, bütün inların yararına toplumu değiştirmek demektir.

    Zaten sen yaptığın açıklamalarla, aynen benim de söyleceğim şeyleri dile getirmişsin..Yine de ben de aynı minvalde biraz daha geliştireyim konuyu. Kahvehane muhabbetleri ve erotizm konusunda söylediklerine aynen katılıyorum..

    Senin de çok iyi ifade ettiğini gibi mevcut bir fenomeni nasıl anlamlandırdığımız önemli..

    Toplumun mevcut gerçekliğini ele alırken onu önce mevcut haliyle bilinçlerde bir yer edinmesini sağlamak ve tüm karmaşıklığı için adeta bir android soğukluğu içie ele almak lazım..Öbür türlüsü bizi, Ece Temelkuran, Can Dündar gibi ağlak "Güzel Ruh"lara çevirir.

    Serdar Turgut'a hayran olmasam da zaman zaman çok güzel tespitler yapıyor..Ece Temelkuran da taktığı yazarlardan biri ve bence çok da salam eleştiriyor..Mesala kürt meselesi hakkında, ama sevelim, sevilelim yaklaşımını iyi tiye alıyor..

    Yani böylesi bir mesele sevgi, anlayış, empati, karşılıklı saygı vs gibi nosyonlarla mı cözülecek? Bu sözkonusu devasa sorunun tarihsel, iktisadi, uluslarası pekçok boyutunu kaçırır..

    Ben burda "Can Dündar Duyarlılığı" yazımda yaptığım eleştirilerin bir benzerini yapıyorum..O yazıda Can Dündar'ın dışkı yedirmeli pornolar karşısında yaşadığı şok acayip itici gelmişti bana..Adama günaydın derler..

    Yani iğrenç bir dünyada yaşıyoruz. Maksimum kar ilkesine göre oluşmuş bu toplumdaki sorunlar, yara bandı yapıştırarak çözülecek şeyler değil..Sansürcü yaklaşımla hiç çözülemez. Ha sansürcü olmayacağız diye dışkı yedirmeli pornolar da serbest olsun diyemeyiz..Ama sinemadaki erotik sahneler de kadını metalaştırıyor, kaldırılsın demek de bana çok mantıklı gelmiyor..Bu dindarların özlediği gibi, yüzeyde puru pak, ama gerçek hayatta her türlü pisliğin yine de devam ettiği, hatta bence arttiği bir toplum yaratır..Bugün kısa bir araştırma, İnternet pornosunun en çok cinselliğin her turlu formunu kamusal alandan dışlayan, kadını toplumsal hayattan uzaklaştıran despotik ülkelerde tüketildiğini gösterir.

  • AliOsman
    avatar

    balerin demek istedim pardon. Hızlı yazınca terminoloji saptı..:-)

  • AliOsman
    avatar

    Önder'den alıntı : "Tarantino, hayatı olduğu gibi aktardığı için hoşuna gitmiyor galiba.." Bu durumda şu soruyu sormam gerekiyor : Biz bu hayatı bu şekilde mi yaşamak istiyoruz ? Eğer aynen bu şekilde, bu değer yargıları ile yaşayacaksak, SOL gibi, sisteme muhalif ideolojilerin-fikirlerin anlamı ve hayata karşı duruşu ne olmalı ?

    Geleneksel sol değerlerden, sanırım bunların içinde feminel hassasiyetler de vardır, bazı noktalarda kopuşun gerekli olduğunu söylemeye bile gerek yok. Lakin sıkıntı, hangi değerleri korumalı, hangileri geliştirmeli veya değiştirmeliyiz noktası etrafında dönüyor ?

    Hayek videosunun hangi niyetle konulduğu da önemli. İnsanların hangi mantıkla bakacakları da... Ayşe'nin söylediği gibi anında kahve muhabbetine dönebilir. Lakin bir kadının dansı da estetiksel olarak hoş-güzel olabilir. Bir baletin dansı ile bir orientalistin dansı arasındaki fark nedir (Birinin daha seksi olduğunu kesin tabii) ? Ya da kadının ve erkeğin dansları erotizim içermemeli mi ? Bence sorun erotizm de değil. Erotizmin metalaşmasında... Haliyle bu örnekte, Hayek'in, Tarantino'nun, videoyu koyan kişi olarak Önder'in ve izleyen olarak Ali Osman'ın niyeti ve derdi önemli... Erotizm, kadın ( görece az da olsa) sömürüsünün çok yaşandığı bir alan olabilir ama bu erotizm kötüdür demek değildir. Kahve muhabbeti için de şunu söylemek isterim : Madem böyle bir video kondu. Keşke birisi bayağılaşma eğilimi gösterseydi de biz de mevzuya nasıl baktığımızı onlara anlatabilseydik.

    Hassasiyetlerimiz önemli, çünkü çoğunun oluşmasında rasyonel sebepler var. Ama bu bizi yasaklayan-yoksayan sınırına çekmesin... Bir takım değerleri değiştirmek ve yıkmak önemli, ama bu durum bizi 'tabudevirene' dönüştürmesin.

    Sevgi ile kalın,

  • onder
    avatar

    Ayse,

    Sonuçta bir korku filminden fazla sey beklemiş olmuyor musun? Bu film amerikanın meksika sınırındaki tehlikeli kaçakçılık bölgesinin atmosferini vermeye çalışır. Amacı bir ideale hizmet edecek eğitici bir film olmak değildir.

    Zaten Tarantino'dan hoşlanmıyor olman çok fazla şey anlatıyor kanımca.

    Neden Tarantino sineması böyle kült bir izleyici grubu oluşturdu diye, ben de uzun zamandır anlam veremedim itiraf etmek gerekirse, . Ama sanırım adamın derdi didaktik filmler yapıp kitleleri eğitmek değil, hayatı bütün şiddeti ile, gerçek şiddeti ile ortaya koymak..Bak bence Tarantino filmlerinin yanında Stallone,Schwarzenegger filmleri bizde eskiden pazar sabahları yayınlanan aile komedileri gibi kalıyor. Toplamda ucuz macera filmlerinde olen insan sayısı çok daha fazladır, ama buna karşın Tarantino filmleri karşılaştırılamayacak kadar şok edicidir. Mesala Reservoir Köpekleri'nde ünlü sahneyi hatırlayalım; Michael Madsen dans ederek eli kolu bağlı polisin kulağını kestiği sahne..Klasik bir macera filminde böyle bir sahne çok kansız resmedilir, bir sahnede polisi görürsün, ikinci sahnede elinde kesik kulağı tutan adamı..Bu şekilde kulak kesmek gibi vahşi bir eylem sıradan birşeymiş gibi normalize edilir..Ama Tarantino gerçek kulak kesmenin nasıl birşey olduğunu hissetiriyor, bu anlamda aslında şiddet karşıtı olduğu bile söylenebilir. Zaten en büyük şiddet, şiddetin normalleştirilmesidir denemez mi?

    Sonuçta anlatmaya çalıştığım şu: Tarantino hayatı olduğu gibi aktardığı için hoşuna gitmiyor galiba..Sen "politically correct" ama gerçek hayatla alakası olmayan bir sinema arıyorsun gibi.Daha önce ima etmiş olduğun gibi, toplumu olduğu haliyle anlamaya çalışmak, onu değiştirmek iradesinden feraget etme anlamına gelmez ki. Benim seninle yaptığımız bütün tartışmalarda hep anlatmaya çalıştığım şu; seks endüstrisi, kadın bedenin sömürülmesi var, bu insanlığın bir gerçekliği. Bizden çok önce de vardı, çok sonra da olacak. Bunu kabul etmek değiştirilemez ya da olduğu gibi kabul edelim anlamına gelmez.Ancak bu sömürüyü kaldırmak için neler yapılabileceğini kendi güç durumuna göre hesap etmek ve bu karmaşık meselenin, çok çetrefilli asli dinamiklerini gözönüne almak lazım. Olayı sadece cahil hain erkeklerin eğitimsizliğine indirgersen, sorunun devasa boyutlarını gözden kaçırmış olmaz mısın?

    Yanlış bir yönetim nedeniyle ya da eğtimsizlikten dolayı tezahür eden birşeyden bahsetmiyoruz, binlerce yıldır yürürlükte olduğu için nerdeyse insanın doğası haline gelmiş birşeyden bahsediyoruz. Bu öyle doğrucu bir yaklaşımla, filmlerde kadınların, popoları, memeleri görülmesin yaklaşımıyla çözülebilecek birşey değil ki. Bunu yapmaya kalk, ortada ne sinema sanatı ne de edebiyat diye birşey kalır. Yani senin ölçütlerine göre uygun kaç tane film bulabilirsin ki? Erkeklerin soyulmadığı fikri de doğru değil. Kadın göğsü müstehcendir ama erkek göğsü değil. Sinemada kadınların erkeklerden daha fazla soyulduğunu sanmıyorum. Fark bizim algımızda ortaya çıkıyor..Yani sorulması gereken soru kadın göğsü görünsün mü görünmesin mi değil, bence kadın göğsünün neden ötekileştirilip erotize edildiği olmalı.

    Aktardığın film yapmacık olmadan da daha iyi ve eşit bir çıplaklık sergiliyor olabilir. Ama her sinemadan bunu bekleyemezsin ki..Bazı yönetmenler de hayatı sahteliğe kaçmadan sadece olduğu gibi aktarmayı yeğleyebilir..Tarantino'nun yaptığı da bu..Standart bir gangster filmi, yeraltı dünyasını romantik bir şekilde çizer..İnsan adeta gangster olmayi ister..Ama bu adam yeraltı dünyasını gerçekte olduğu gibi anlatabildi..Sokakta da malum ideal kadın-erkek ilişkileri yaşanmıyor.

    Gerçek hayatta cinsiyet ayrımcılığı vardır, şiddet vardır, kadının aşağılanması vardır..Yok bunlar olsa da açık açık anlatma dersen kusura bakma ama muhafakarlardan çok da uzak bir noktaya varmazsın.Yani senin dediğin şeyleri dikkate alan bir film yapılmaya kalksa ortaya vampirli bir korku filmi çıkmaz ki..Eşitlikçi bir cinsel eğitim filmi çıkar. Herşeyde olduğu gibi bu konuda da şahsen ben aydınlanmacı dışsal eğitim yaklaşımına inanmıyorum. Öğreten adam/kadın ve öğrencisi mantığına karşıyım. Hayat kendi iç dinamikleri ile evrilir.

    Sözkonusu olan romantik bir aşk filmi ya da eğitim filmi değil..Acımasız vahşi Güneyi anlatıyor..Yok anlatmayın, sadece güzel olan şeyleri anlatın ki insanlar eğitilmiş olsun diyemezsin ki..

    Hayek'in videosunu koymam ve bu sahneden zevk almam da hiçbir abes yok, hiç de cinsiyet ayrımcılığı olduğunu düşünmüyorum. Bir Balerinin dansını başka bir bağlamda koysam dikatini çeker miydi?

    Kadın bedeni estetik olarak güzel bir "nesnedir", bir tablo gibi, bir heykel gibi estetik bir objedir (özellikle tırnak içine alıyorum senin anlayacağını sandığım anlamda nesne olmadığına vurgu yapmak için). Kadın bedenin yanında erkeğin de olması o estetik hazzı ortadan kaldırır, zira burda sözkonusu olan cinsel hazzı aşan estetik bir hazdır. Biz dikizci miyiz de cinsel olarak eşit politik olarak doğru bir sevişme sahnesini seyredelim. Hayek'in dansıyla, kırık kollu Venüs heykeli benim açımdan aynı kategoride yer alır. Hayek'in dansı kadın bedenini nesneleştiriyor ise, Venüs heykeli de nesneleştiriyor. Bu durumda ben cinsiyet ayrımcılığına karşı durmakla, vandalizm arasındaki sınırı çizemem. Senin bir çözümün varsa konuşalım.

    Bu gibi şeyleri hayattan sürmeye kalkarsan ortaya bir başka totaliter toplum çıkar. Hayat tatsız tutsuz monoton bir hal alır.

    Cinsiyet ayrımı bu gibi alanlarda tezahür etmiyor bence..Hedefi şaşırmamak lazım.

    ABD'ye gitmek için bindiğim dev 747'inin uçuş ekibini uçağa binerken gördüm..Bu dev makineyi uçuracak kaptan kimmiş diye bir bakayım dedim..Ah o da ne, kaptanımız pazar alışverişinden yeni gelmiş gibi görünen minnoş Adile Naşit benzeri bir "teyze". Bu aleti bu teyze mi uçuracak dedim kendime. Sonra vay be yakında otomatik pilotlar sayesinde hiç pilota gerek kalmayacak diye geçirdim..Kabul ediyorum bu cinsiyet ayrımcılığıdır..Ama Hayek'in videosunu yayınlamak değil..

  • emrahpolat
    avatar

    Rica ederim ya, bu filmi kızılırmak'ta izlemiştim hemen orası geldi aklıma, şimdi giremiyorum oraya; malum yirmi basamak, tekerlekli sandalye ile girilmiyor, yani zorlasan girersin de, değmez. Sinema ihtiyacını alışveriş merkezlerindeki sinemalarla gideriyorum, oralara da hep uyduruk filmler geliyor ya ne yapalım. İnsan özlüyor sinemaları.

  • onder
    avatar

    Emrah ben de mi bir bozukluk var bilmiyorum ama sinemayı sinemada arkadaşlarla seyretmek pek hoşuma gitmiyor benim..Film seyretmek Bireysel bir faaliyet gibi geliyor..Netflix diye bir kiralama servisine üyeyim o sayede bütün filmlere ulaşabiliyor evde seyrediyorum..

  • emrahpolat
    avatar

    Ben de burada filmlerin illegal kopyasına bir şekilde ulaşıyorum, ama sinemanın da başka bir tadı var tabi, benimki biraz da "good old days" muhabbeti hocam. İş olsun yani. Sana katılıyorum: Film seyretmek bireysel bir faaliyet sonuçta.

    Bu kiralama servisi şifreli kanal benzeri bir şey mi?

  • onder
    avatar

    yok www.netflix.com adresinden bakabilirsin..

    siteye girip uzun bir film listesi olusturuyorsun..Sonra adamlar sana satın aldıgın plana gore,aynı anda 1,2,3,4 filmi yolluyor..Sen seyrettiken sonra odemeli zarfa koyup geri yolluyorsun, adamlar ardından listendeki başka filmi yolluyor. 25milyon gibi bir paraya gayet iyi bir hizmet..Hızlı seyrdersen limit yok..donderdigin kadar hızlı donebilir carrk..ama ucret sabit..

  • AliOsman
    avatar

    Kiralama işi ilginçmiş gerçekten. Lakin sinema seyretmenin bireyselliğine pek katılamadım. Tabiki olay izleme faaliyeti açısında bireysel gibi görünüyor ama hep beraber randevulaşıp, öncesinde birşeyler yiyip-içip, sonrasında da birkaç bira veya şarap ile taçlandırmak... Sinema izleme faaliyetini sosyalleştiriyor. Ek olarakda film aralarında yapılan sohbetler de ilk bölümde ( ne demekse) kaçırdığın ya da öyle yorumlamadığın bazı sekanslar için yapılan eleştiriler, 2. yarı için aydınlatıcı olabiliyor. Sonuç olarak sinema izlemeye faaliyetine salt akademik bir mantıkta bakmıyorum. Sosyal bir eylemdir.

    Emrah, ben de bu filme Kızılırmak'ta gitmiştim. Yılını hatırlamıyorum, çok zaman oldu. Ama sanırım 1994-95 gibi birşeydi.

  • emrahpolat
    avatar

    Film 96'da çekilmiş, o yıl olabilir Ali Osman.

    Åžarabi'de şöyle bir Moscado dömi sek devirip ardından film seyretmek de fena olmaz doğrusu. (ikinci bölümde biraz uyursun ama olsun, her şeye de yetişmek gerekmiyor)

  • Ayse S

    Tarantino'dan pek hazzetmem zaten ama su Hollywood filmlerinden, bagimsiz fimlere kadar her tur filmde esas kizin mutlaka ya memesinin ya poposunun gorunmesi meselesi rahatsiz edici ya.

    Ondercim, bi de kalkip Salma Hayek'in dans sahnesinin videosusunu koymussun, ustelik de "cok seksi, cok erotik" diyerek. Bi defa, sadece erkekler icin erotik olabilecek bir sahne bu, zira ciplak teshir edilen bir kadin. Yorumcu arkadaslar da "hakkaten erotikmis, ne seksi kadin" falan deseler tam erkek kahvesine donusecek ortam.

    Yanlis anlama, ciplaklik beni rahatsiz ediyor degil. Sadece, gazetelerde, televizyonda, sinemada vb. surekli bi takim hemcinslerimin seksi diye sunulan bedenlerinin gozumuze sokulmasi rahatsiz edici. Yani ne bileyim sevisme sahnesi falan olsa neyse - kadin ve erkek olarak her ikimize de hitap ederdi erotizm baglaminda. Tabi sevisme sahnesinin cekimler vb. acisindan sevismeyi dogalligiyla ve kadin bedenini nesnelestirmeden vermesi onemli.(Patrice Chereau'nun Mahremiyet-Intimacy adli filmi iyi bir ornektir buna.)

    Ikıncisi, kendimizi solda tanimlayan kisiler olarak - ister kadin olalim ister erkek - boyle bir filmi izledigimizde "yahu ne bu, niye hep esas kizin orasini burasini izliyoruz, esas oglan niye hep giyinik" falan diye bir sorunsallatirma icinde olmamiz gerekmez mi? Bu, Salma Hayek'in dansindan icgudusel olarak tahrik olmamani gerektirmez elbette. Ama bu dansin videosunun - ve filmden sadece ve sadece bu kesitin - yayginlastirilmasi (hatta sol bi iletisim/tartisma sitesine konmasi) baska bir sey degil mi?

    Videonun orijinal kaynagi Youtube linkine girip baktigimda videonun altinda "ohs, evet cok seksi" minvalinde bir suru mesaj gordum. Ayrica Hayek'in baska videolari da var orada. Bu yorumlari yapanlar muhtemelen solcu falan degil. Bir bicimde solun icinde yer alan bizlerin boyle bir sahneye karsi bu adamlardan farkli bir bakisimiz/durusumuz olmasi gerekmez mi?

    Sol olarak farkli bir kultur olusturmamiz meselesinden bahsediyorum aslinda. Yani mesela sol somuruye karsi oldugu icin, lokantaya giden bi solcunun garsonu oraya buraya kosusturmasi, abuk sabuk azarlamasi falan o kulture aykiridir, di mi? Ayni sekilde - solun cinsiyetcilige karsi olmasi uzerinden - solcu bir erkegin kadin bedeninin sinemada vb. ozellikle tek yanli olarak teshirine (erkeklerin teshir edilmemesi anlaminda soyluyorum) dayali bir sahneye/goruntuye elestirel yaklasmasi, en azindan bu durumu dogallastirmayip goruntuleri yaymaktan uzak durmasi gerekmez mi?

    Bu mesaji - Guclunun deyimiyle - feministvari bir soylem/eylem polisligi uzerinden yazmiyorum. Bu film tanitimini okumak icin sayfaya girince hakikaten bunlari hissettim, kotu de hissettim yani. Samimi olarak da paylasmak istedim.

    Selamlar

  • onder
    avatar

    Emrah uyarın için teşekkürler hocam..İkindi bile aklıma geldi ama niyeyse günbatımı gelmedi

  • emrahpolat
    avatar

    Hocam bu film Türkiye'de 'Gün Batımından Åžafağa' diye gösterilmişti yanılmıyorsam, emin degilim ama, istersen bi araştır, adını öyle değiştir.

  • AliOsman
    avatar

    Emrah doğru söylüyor. Aztek mitolojisinden de etkilenerek çekilmiş bu film bizde 'Gün Batımından Åžafağa' ismi ile gösterildi.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #16 AliOsman KOCAK 06-03-2008 23:04
Düzeltme :

Erotizm, kadın ( görece az da olsa)

Erotizm, kadın ( görece az da olsa erkeğin ) şeklinde olacaktı.
Alıntı
 
 
0 #15 Önder Kurt 06-03-2008 22:12
Ali Osman'ım sorduğun soruya cevap vermeme gerek var mı bilmem? Elbette sol, bütün inların yararına toplumu değiştirmek demektir.

Zaten sen yaptığın açıklamalarla, aynen benim de söyleceğim şeyleri dile getirmişsin..Yi ne de ben de aynı minvalde biraz daha geliştireyim konuyu. Kahvehane muhabbetleri ve erotizm konusunda söylediklerine aynen katılıyorum..

Senin de çok iyi ifade ettiğini gibi mevcut bir fenomeni nasıl anlamlandırdığı mız önemli..

Toplumun mevcut gerçekliğini ele alırken onu önce mevcut haliyle bilinçlerde bir yer edinmesini sağlamak ve tüm karmaşıklığı için adeta bir android soğukluğu içie ele almak lazım..Öbür türlüsü bizi, Ece Temelkuran, Can Dündar gibi ağlak "Güzel Ruh"lara çevirir.

Serdar Turgut'a hayran olmasam da zaman zaman çok güzel tespitler yapıyor..Ece Temelkuran da taktığı yazarlardan biri ve bence çok da salam eleştiriyor..Me sala kürt meselesi hakkında, ama sevelim, sevilelim yaklaşımını iyi tiye alıyor..

Yani böylesi bir mesele sevgi, anlayış, empati, karşılıklı saygı vs gibi nosyonlarla mı cözülecek? Bu sözkonusu devasa sorunun tarihsel, iktisadi, uluslarası pekçok boyutunu kaçırır..

Ben burda "Can Dündar Duyarlılığı" yazımda yaptığım eleştirilerin bir benzerini yapıyorum..O yazıda Can Dündar'ın dışkı yedirmeli pornolar karşısında yaşadığı şok acayip itici gelmişti bana..Adama günaydın derler..

Yani iğrenç bir dünyada yaşıyoruz. Maksimum kar ilkesine göre oluşmuş bu toplumdaki sorunlar, yara bandı yapıştırarak çözülecek şeyler değil..Sansürcü yaklaşımla hiç çözülemez. Ha sansürcü olmayacağız diye dışkı yedirmeli pornolar da serbest olsun diyemeyiz..Ama sinemadaki erotik sahneler de kadını metalaştırıyor, kaldırılsın demek de bana çok mantıklı gelmiyor..Bu dindarların özlediği gibi, yüzeyde puru pak, ama gerçek hayatta her türlü pisliğin yine de devam ettiği, hatta bence arttiği bir toplum yaratır..Bugün kısa bir araştırma, İnternet pornosunun en çok cinselliğin her turlu formunu kamusal alandan dışlayan, kadını toplumsal hayattan uzaklaştıran despotik ülkelerde tüketildiğini gösterir.
Alıntı
 
 
0 #14 AliOsman KOCAK 06-03-2008 14:57
balerin demek istedim pardon. Hızlı yazınca terminoloji saptı..:-)
Alıntı
 
 
0 #13 AliOsman KOCAK 06-03-2008 14:56
Önder'den alıntı : "Tarantino, hayatı olduğu gibi aktardığı için hoşuna gitmiyor galiba.." Bu durumda şu soruyu sormam gerekiyor : Biz bu hayatı bu şekilde mi yaşamak istiyoruz ? Eğer aynen bu şekilde, bu değer yargıları ile yaşayacaksak, SOL gibi, sisteme muhalif ideolojilerin-f ikirlerin anlamı ve hayata karşı duruşu ne olmalı ?

Geleneksel sol değerlerden, sanırım bunların içinde feminel hassasiyetler de vardır, bazı noktalarda kopuşun gerekli olduğunu söylemeye bile gerek yok. Lakin sıkıntı, hangi değerleri korumalı, hangileri geliştirmeli veya değiştirmeliyiz noktası etrafında dönüyor ?

Hayek videosunun hangi niyetle konulduğu da önemli. İnsanların hangi mantıkla bakacakları da... Ayşe'nin söylediği gibi anında kahve muhabbetine dönebilir. Lakin bir kadının dansı da estetiksel olarak hoş-güzel olabilir. Bir baletin dansı ile bir orientalistin dansı arasındaki fark nedir (Birinin daha seksi olduğunu kesin tabii) ? Ya da kadının ve erkeğin dansları erotizim içermemeli mi ? Bence sorun erotizm de değil. Erotizmin metalaşmasında. .. Haliyle bu örnekte, Hayek'in, Tarantino'nun, videoyu koyan kişi olarak Önder'in ve izleyen olarak Ali Osman'ın niyeti ve derdi önemli... Erotizm, kadın ( görece az da olsa) sömürüsünün çok yaşandığı bir alan olabilir ama bu erotizm kötüdür demek değildir. Kahve muhabbeti için de şunu söylemek isterim : Madem böyle bir video kondu. Keşke birisi bayağılaşma eğilimi gösterseydi de biz de mevzuya nasıl baktığımızı onlara anlatabilseydik .

Hassasiyetlerim iz önemli, çünkü çoğunun oluşmasında rasyonel sebepler var. Ama bu bizi yasaklayan-yoks ayan sınırına çekmesin... Bir takım değerleri değiştirmek ve yıkmak önemli, ama bu durum bizi 'tabudevirene' dönüştürmesin.

Sevgi ile kalın,

Alıntı
 
 
0 #12 Önder Kurt 05-03-2008 22:22
Ayse,

Sonuçta bir korku filminden fazla sey beklemiş olmuyor musun? Bu film amerikanın meksika sınırındaki tehlikeli kaçakçılık bölgesinin atmosferini vermeye çalışır. Amacı bir ideale hizmet edecek eğitici bir film olmak değildir.

Zaten Tarantino'dan hoşlanmıyor olman çok fazla şey anlatıyor kanımca.

Neden Tarantino sineması böyle kült bir izleyici grubu oluşturdu diye, ben de uzun zamandır anlam veremedim itiraf etmek gerekirse, . Ama sanırım adamın derdi didaktik filmler yapıp kitleleri eğitmek değil, hayatı bütün şiddeti ile, gerçek şiddeti ile ortaya koymak..Bak bence Tarantino filmlerinin yanında Stallone,Schwar zenegger filmleri bizde eskiden pazar sabahları yayınlanan aile komedileri gibi kalıyor. Toplamda ucuz macera filmlerinde olen insan sayısı çok daha fazladır, ama buna karşın Tarantino filmleri karşılaştırılam ayacak kadar şok edicidir. Mesala Reservoir Köpekleri'nde ünlü sahneyi hatırlayalım; Michael Madsen dans ederek eli kolu bağlı polisin kulağını kestiği sahne..Klasik bir macera filminde böyle bir sahne çok kansız resmedilir, bir sahnede polisi görürsün, ikinci sahnede elinde kesik kulağı tutan adamı..Bu şekilde kulak kesmek gibi vahşi bir eylem sıradan birşeymiş gibi normalize edilir..Ama Tarantino gerçek kulak kesmenin nasıl birşey olduğunu hissetiriyor, bu anlamda aslında şiddet karşıtı olduğu bile söylenebilir. Zaten en büyük şiddet, şiddetin normalleştirilm esidir denemez mi?

Sonuçta anlatmaya çalıştığım şu: Tarantino hayatı olduğu gibi aktardığı için hoşuna gitmiyor galiba..Sen "politically correct" ama gerçek hayatla alakası olmayan bir sinema arıyorsun gibi.Daha önce ima etmiş olduğun gibi, toplumu olduğu haliyle anlamaya çalışmak, onu değiştirmek iradesinden feraget etme anlamına gelmez ki. Benim seninle yaptığımız bütün tartışmalarda hep anlatmaya çalıştığım şu; seks endüstrisi, kadın bedenin sömürülmesi var, bu insanlığın bir gerçekliği. Bizden çok önce de vardı, çok sonra da olacak. Bunu kabul etmek değiştirilemez ya da olduğu gibi kabul edelim anlamına gelmez.Ancak bu sömürüyü kaldırmak için neler yapılabileceğin i kendi güç durumuna göre hesap etmek ve bu karmaşık meselenin, çok çetrefilli asli dinamiklerini gözönüne almak lazım. Olayı sadece cahil hain erkeklerin eğitimsizliğine indirgersen, sorunun devasa boyutlarını gözden kaçırmış olmaz mısın?

Yanlış bir yönetim nedeniyle ya da eğtimsizlikten dolayı tezahür eden birşeyden bahsetmiyoruz, binlerce yıldır yürürlükte olduğu için nerdeyse insanın doğası haline gelmiş birşeyden bahsediyoruz. Bu öyle doğrucu bir yaklaşımla, filmlerde kadınların, popoları, memeleri görülmesin yaklaşımıyla çözülebilecek birşey değil ki. Bunu yapmaya kalk, ortada ne sinema sanatı ne de edebiyat diye birşey kalır. Yani senin ölçütlerine göre uygun kaç tane film bulabilirsin ki? Erkeklerin soyulmadığı fikri de doğru değil. Kadın göğsü müstehcendir ama erkek göğsü değil. Sinemada kadınların erkeklerden daha fazla soyulduğunu sanmıyorum. Fark bizim algımızda ortaya çıkıyor..Yani sorulması gereken soru kadın göğsü görünsün mü görünmesin mi değil, bence kadın göğsünün neden ötekileştirilip erotize edildiği olmalı.

Aktardığın film yapmacık olmadan da daha iyi ve eşit bir çıplaklık sergiliyor olabilir. Ama her sinemadan bunu bekleyemezsin ki..Bazı yönetmenler de hayatı sahteliğe kaçmadan sadece olduğu gibi aktarmayı yeğleyebilir..T arantino'nun yaptığı da bu..Standart bir gangster filmi, yeraltı dünyasını romantik bir şekilde çizer..İnsan adeta gangster olmayi ister..Ama bu adam yeraltı dünyasını gerçekte olduğu gibi anlatabildi..So kakta da malum ideal kadın-erkek ilişkileri yaşanmıyor.

Gerçek hayatta cinsiyet ayrımcılığı vardır, şiddet vardır, kadının aşağılanması vardır..Yok bunlar olsa da açık açık anlatma dersen kusura bakma ama muhafakarlardan çok da uzak bir noktaya varmazsın.Yani senin dediğin şeyleri dikkate alan bir film yapılmaya kalksa ortaya vampirli bir korku filmi çıkmaz ki..Eşitlikçi bir cinsel eğitim filmi çıkar. Herşeyde olduğu gibi bu konuda da şahsen ben aydınlanmacı dışsal eğitim yaklaşımına inanmıyorum. Öğreten adam/kadın ve öğrencisi mantığına karşıyım. Hayat kendi iç dinamikleri ile evrilir.

Sözkonusu olan romantik bir aşk filmi ya da eğitim filmi değil..Acımasız vahşi Güneyi anlatıyor..Yok anlatmayın, sadece güzel olan şeyleri anlatın ki insanlar eğitilmiş olsun diyemezsin ki..

Hayek'in videosunu koymam ve bu sahneden zevk almam da hiçbir abes yok, hiç de cinsiyet ayrımcılığı olduğunu düşünmüyorum. Bir Balerinin dansını başka bir bağlamda koysam dikatini çeker miydi?

Kadın bedeni estetik olarak güzel bir "nesnedir", bir tablo gibi, bir heykel gibi estetik bir objedir (özellikle tırnak içine alıyorum senin anlayacağını sandığım anlamda nesne olmadığına vurgu yapmak için). Kadın bedenin yanında erkeğin de olması o estetik hazzı ortadan kaldırır, zira burda sözkonusu olan cinsel hazzı aşan estetik bir hazdır. Biz dikizci miyiz de cinsel olarak eşit politik olarak doğru bir sevişme sahnesini seyredelim. Hayek'in dansıyla, kırık kollu Venüs heykeli benim açımdan aynı kategoride yer alır. Hayek'in dansı kadın bedenini nesneleştiriyor ise, Venüs heykeli de nesneleştiriyor . Bu durumda ben cinsiyet ayrımcılığına karşı durmakla, vandalizm arasındaki sınırı çizemem. Senin bir çözümün varsa konuşalım.

Bu gibi şeyleri hayattan sürmeye kalkarsan ortaya bir başka totaliter toplum çıkar. Hayat tatsız tutsuz monoton bir hal alır.

Cinsiyet ayrımı bu gibi alanlarda tezahür etmiyor bence..Hedefi şaşırmamak lazım.

ABD'ye gitmek için bindiğim dev 747'inin uçuş ekibini uçağa binerken gördüm..Bu dev makineyi uçuracak kaptan kimmiş diye bir bakayım dedim..Ah o da ne, kaptanımız pazar alışverişinden yeni gelmiş gibi görünen minnoş Adile Naşit benzeri bir "teyze". Bu aleti bu teyze mi uçuracak dedim kendime. Sonra vay be yakında otomatik pilotlar sayesinde hiç pilota gerek kalmayacak diye geçirdim..Kabul ediyorum bu cinsiyet ayrımcılığıdır. .Ama Hayek'in videosunu yayınlamak değil..
Alıntı
 
 
0 #11 Ayse S 05-03-2008 18:40
Tarantino'dan pek hazzetmem zaten ama su Hollywood filmlerinden, bagimsiz fimlere kadar her tur filmde esas kizin mutlaka ya memesinin ya poposunun gorunmesi meselesi rahatsiz edici ya.

Ondercim, bi de kalkip Salma Hayek'in dans sahnesinin videosusunu koymussun, ustelik de "cok seksi, cok erotik" diyerek. Bi defa, sadece erkekler icin erotik olabilecek bir sahne bu, zira ciplak teshir edilen bir kadin. Yorumcu arkadaslar da "hakkaten erotikmis, ne seksi kadin" falan deseler tam erkek kahvesine donusecek ortam.

Yanlis anlama, ciplaklik beni rahatsiz ediyor degil. Sadece, gazetelerde, televizyonda, sinemada vb. surekli bi takim hemcinslerimin seksi diye sunulan bedenlerinin gozumuze sokulmasi rahatsiz edici. Yani ne bileyim sevisme sahnesi falan olsa neyse - kadin ve erkek olarak her ikimize de hitap ederdi erotizm baglaminda. Tabi sevisme sahnesinin cekimler vb. acisindan sevismeyi dogalligiyla ve kadin bedenini nesnelestirmede n vermesi onemli.(Patrice Chereau'nun Mahremiyet-Inti macy adli filmi iyi bir ornektir buna.)

Ikıncisi, kendimizi solda tanimlayan kisiler olarak - ister kadin olalim ister erkek - boyle bir filmi izledigimizde "yahu ne bu, niye hep esas kizin orasini burasini izliyoruz, esas oglan niye hep giyinik" falan diye bir sorunsallatirma icinde olmamiz gerekmez mi? Bu, Salma Hayek'in dansindan icgudusel olarak tahrik olmamani gerektirmez elbette. Ama bu dansin videosunun - ve filmden sadece ve sadece bu kesitin - yayginlastirilm asi (hatta sol bi iletisim/tartis ma sitesine konmasi) baska bir sey degil mi?

Videonun orijinal kaynagi Youtube linkine girip baktigimda videonun altinda "ohs, evet cok seksi" minvalinde bir suru mesaj gordum. Ayrica Hayek'in baska videolari da var orada. Bu yorumlari yapanlar muhtemelen solcu falan degil. Bir bicimde solun icinde yer alan bizlerin boyle bir sahneye karsi bu adamlardan farkli bir bakisimiz/durus umuz olmasi gerekmez mi?

Sol olarak farkli bir kultur olusturmamiz meselesinden bahsediyorum aslinda. Yani mesela sol somuruye karsi oldugu icin, lokantaya giden bi solcunun garsonu oraya buraya kosusturmasi, abuk sabuk azarlamasi falan o kulture aykiridir, di mi? Ayni sekilde - solun cinsiyetcilige karsi olmasi uzerinden - solcu bir erkegin kadin bedeninin sinemada vb. ozellikle tek yanli olarak teshirine (erkeklerin teshir edilmemesi anlaminda soyluyorum) dayali bir sahneye/goruntu ye elestirel yaklasmasi, en azindan bu durumu dogallastirmayi p goruntuleri yaymaktan uzak durmasi gerekmez mi?

Bu mesaji - Guclunun deyimiyle - feministvari bir soylem/eylem polisligi uzerinden yazmiyorum. Bu film tanitimini okumak icin sayfaya girince hakikaten bunlari hissettim, kotu de hissettim yani. Samimi olarak da paylasmak istedim.

Selamlar
Alıntı
 
 
0 #10 AliOsman KOCAK 05-03-2008 11:33
O zaman 96'dır. Doğru 97'de İstanbul'a geldim...
Alıntı
 
 
0 #9 emrah polat 05-03-2008 11:31
Film 96'da çekilmiş, o yıl olabilir Ali Osman.

Åžarabi'de şöyle bir Moscado dömi sek devirip ardından film seyretmek de fena olmaz doğrusu. (ikinci bölümde biraz uyursun ama olsun, her şeye de yetişmek gerekmiyor)
Alıntı
 
 
0 #8 AliOsman KOCAK 05-03-2008 10:50
Kiralama işi ilginçmiş gerçekten. Lakin sinema seyretmenin bireyselliğine pek katılamadım. Tabiki olay izleme faaliyeti açısında bireysel gibi görünüyor ama hep beraber randevulaşıp, öncesinde birşeyler yiyip-içip, sonrasında da birkaç bira veya şarap ile taçlandırmak... Sinema izleme faaliyetini sosyalleştiriyo r. Ek olarakda film aralarında yapılan sohbetler de ilk bölümde ( ne demekse) kaçırdığın ya da öyle yorumlamadığın bazı sekanslar için yapılan eleştiriler, 2. yarı için aydınlatıcı olabiliyor. Sonuç olarak sinema izlemeye faaliyetine salt akademik bir mantıkta bakmıyorum. Sosyal bir eylemdir.

Emrah, ben de bu filme Kızılırmak'ta gitmiştim. Yılını hatırlamıyorum, çok zaman oldu. Ama sanırım 1994-95 gibi birşeydi.
Alıntı
 
 
0 #7 Önder Kurt 04-03-2008 20:21
yok www.netflix.com adresinden bakabilirsin..

siteye girip uzun bir film listesi olusturuyorsun. .Sonra adamlar sana satın aldıgın plana gore,aynı anda 1,2,3,4 filmi yolluyor..Sen seyrettiken sonra odemeli zarfa koyup geri yolluyorsun, adamlar ardından listendeki başka filmi yolluyor. 25milyon gibi bir paraya gayet iyi bir hizmet..Hızlı seyrdersen limit yok..donderdigi n kadar hızlı donebilir carrk..ama ucret sabit..
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile