Puslu Manzaralar - Theo Angelopoulos Popüler
Voula ve küçük kardeşi Orestis, hiç tanımadıkları babalarını bir kez olsun görebilmek için yanıp tutuşmaktadırlar. Özellikle küçük Orestis bu konuda çok kararlıdır. Çok sevdiği kardeşinin bu dizginlenemez arzusunu gerçekleştirmek için Voula, ne gerkiyorsa yapmaya kararlıdır.
Anneleri babalarının Almanya'da yaşadığını söylemiştir. Küçük kardeşler babaları Almanya'da ise Almanya'ya bile gitmeye kararlıdırlar. Her gün gara gidip Almanya trenine kaçak olarak binmenin bir yolunu bulmaya çalışırlar. Sonunda başarırlar da. Böylece uzun, epik bir yolculuk başlar. Yolda pekçok farklı karakterle karşılaşırlar; sürekli seyahat halindeki bir tiyatro kumpanyası için çalışan ama askere gitmek üzere olan iyi kalpli Alexandros da onlardan biridir, kardeşlerin bütün ketumluğuna rağmen gitmek istedikleri yerlere ulaşmaları için elinden geleni hiç soru sormadan yapmaya çalışır. Bir süre sonra iyice yakınlaşırlar. Alexandros kardeşlere yardım ederken, zor durumdaki kumpanyası için de -muhtemelen 1975 yapımı Travelling Players'daki aynı kumpanya- gösteri yapacakları yeni bir kasaba bulmaya çalışır. Kardeşlerin yolu, kendileri gibi hep yollarda olan insanlarla kesismiştir.
Angelopoulos'un genel atmosferi önceki filmlerine çok benzeyen bir başka başyapıtı. Eleni Karaindrou'nun enfes müziği filmi daha da hüzünlü yapmış.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 3 üyeden ortalama puan:
Boğazı Düğümleyen Müzik
Kendi kendime bir oyun geliştirdim; Puslu Manzaralar'ın kapanış sahnesini, bir erkek gibi soğukkanlılıkla seyredebilecek, gözlerimin dolmasını, boğazımın düğümlenmesini engelleyebilecek miyim diye. Hani Lenin de devrimci sertliğini yumuşatır diye Beethoven'ın çok sevdiği Apassionata sonatını dinlemekten kaçınırmış ya, o hesap..
Bu oyunumda henüz başarılı olamadım, ki sanırım bir 30-40 defa denedim.
Kadın ne müzik yapmış be; Eleni Karaindrou
Hangisi boğazımı düğümlüyor müzik mi yoksa "puslu manzara" mı henüz karar veremedim.
Aynı ama farklı
Birbirine benzeyen filmler çekip her birinin nasıl bu kadar özgün olmasını sağlar bir insan?
Gezgin kumpanyacılar, askeri ritüeller, limandan denize doğru geniş ve kalabalık çekimler, deniz kenarındaki tahta masa ve sandalyeli büfeler... Bunların hemen hepsi sanırım tüm Angelopoulos filmlerinde vardır. Şimdiye kadar dört filmini izledim, böyleydi.
Puslu Manzaralar insanı üzüyor. Hayat da böyle bir şey diyor insan.
Angelopoulos'un "Büyük Filminin" Bir Başka Bölümü
Angelopoulos, "Benim bütün filmlerin aynı filmin farklı bölümleridir" demiş. Bu beyanatını okumadan önce, kendim de böyle bir izlnemim edinmiştim.
"Puslu Havalar" de diğerleri gibi enfes görüntüler içinde sunulmuş "gerçek" hayattan hüzünlü bir kesit.
Tabii ki mutlaka seyredilmesi gereken bir başka büyük yapıt.

























































