Detaylı Arama

Kategori:     Anahtar Kelimeler:   

 
Kultur-Sanat Sinema Gerilim Cinayeti Gördüm
 

Cinayeti Gördüm Popüler

Cinayeti Gördüm

Filmin ana karakteri Thomas, altmışların Londra' sında zengin ve ünlü bir fotoğrafçıdır. Bir gün şans eseri bir parkta iki aşığa rastlar ve gelişigüzel fotoğraflarını çeker.

Bu arada kadın tarafından fark edilir. Koşarak fotoğrafçının yanına gelen kadın umutsuzca negatifleri almaya çalışır fakat Thomas kadını reddeder. Kadın, Thomas' ın stüdyosunu nasıl olduysa bulur, fotoğrafları almak için para hatta vücudunu teklif eder. Bu olay fotoğrafçının şüphelenmesine ve filmleri incelemesine neden olur. Resimleri büyütür (filmin özgün adı olan Blowup, İngilizcede fotoğrafı büyütme işlemine verilen addır.) bu işlem resim karesinde silahlı bir adamı belli belirsiz açığa çıkarır. Resimleri tekrar tekrar büyütür. Artık iyice grenliliği artan, siyah/beyaz karedeki gizlenmiş silahlı adamı ve yerde yatan cesedi görmüştür.

Redgrave fotoğrafları isterken.
Redgrave fotoğrafları isterken.

Thomas, sonunda cesedi, parkta çalıların dibinde bulur ancak şanssız ve de sürpriz bir şekilde yanında fotoğraf makinesi yoktur. Film, Thomas' ın cinayeti kanıtlama çabalarıyla devam eder. Bir arkadaşının da tanık olması için uğraşır, ancak ceset artık orada değildir bu arada stüdyosundaki resimler de ortadan kaybolmuştur.

İzleyici cinayetin arkasındaki sırları (veya cinayetin gerçekleşip gerçekleşmediğini) asla öğrenemez. Aslında film gerçeklik ve onu nasıl algılandığıyla ilgilidir. Bu bakış açısı filmin en ünlü sahnelerinden biri olan final sahnesinde vurgulanır. Sahnede iki pandomim sanatçısı tenis maçı yapıyordur bu sırada Antonioni' nin kamerası, olmayan tenis topunu takip eder ve yine topun sesi duyulur. Fotoğrafçı bir süre maçı takip ettikten sonra tenis maçının gerçekliğine girer. Korttan dışarı fırlayan topu iki oyuncuya geri atar. Sonra onun tekrar maçı takip ettiği görülür, ancak izleyici maçı artık göremez, sadece ileri geri giden topun sesini duyulmaya devam eder. En sonunda gerçekliğin başka bir versiyonu yaratılır, Hemmings parkın yeşil çimlerinde tamamen yalnız bir şekilde durmaktadır sonra aniden kaybolur, yönetmen Antonioni tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Sinema

Orjinal Başlık
Blow-Up
Yıl
Süre (dk.)
110
Başrol Erkek
Başrol Kadın
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm
Cinayeti Gördüm

Üye eleştirileri

Toplam 5 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
8.8
Yönetmen 
 
9.0  (5)
Senaryo 
 
9.0  (5)
Erkek Oyuncu 
 
8.6  (5)
Kadın Oyuncu 
 
8.2  (5)
Soundtrack 
 
7.8  (5)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Yönetmen
Senaryo
Erkek Oyuncu
Kadın Oyuncu
Soundtrack
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Cinayeti Gördüm 2011-05-21 15:58:07 Deniz Moralıgil
Genel Puan 
 
6.2
Yönetmen 
 
6.0
Senaryo 
 
7.0
Erkek Oyuncu 
 
6.0
Kadın Oyuncu 
 
7.0
Soundtrack 
 
4.0

Artık eskimiş bir filmdir, neresinden bakarsanız bakın ele aldığı konui anlatım biçimi, görsellikle oynayışı, yaratılan ilüzyon yapıldığı tarihjer için yenilikçi olarak adlandırılsa da film iyi eskimemiştir. Bugüne aitmiş gibi duran nice siyah beyaz film vardır ki esas malzemesi olan insanı çok daha iyi ele alır ve bu yüzden eskimezler. Hoş bir ilüzyon fikrinin peşine düşmüş yapıldıüı dönem için başarılı olan bir filmdir. Neden bu biçimde eskidiği üzerine kafa yormak yararlı olabilir.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Cinayeti Gördüm 2009-08-02 08:27:48 Murat
Genel Puan 
 
9.2
Yönetmen 
 
10.0
Senaryo 
 
9.0
Erkek Oyuncu 
 
9.0
Kadın Oyuncu 
 
8.0
Soundtrack 
 
8.0
Murat Eleştiren Murat    Ağustos 02, 2009
Son Güncelleme: Ağustos 02, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

gerçek-hayal-gerçek-hayal

Film, son on beş dakikada farklı mecralara aktı desek yalan olmaz. Benim de kafama pandomimciler olmayan tenis topu ve raketleriyle tenis oynarlarken dank etti. Ula dedim, meğerse fotoğrafçı bile uyduruk olabilir derken boş yeşil çimenlere bakar buldum kendimi.

Filmin başında görünen pandomimciler, filmin sonunda filme damgasını vuruyor.

İyi film.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
10
Bu eleştiriyi ihbar et
Cinayeti Gördüm 2008-08-25 05:07:15 Güçlü Kuvvetli
Genel Puan 
 
10.0
Yönetmen 
 
10.0
Senaryo 
 
10.0
Erkek Oyuncu 
 
10.0
Kadın Oyuncu 
 
10.0
Soundtrack 
 
10.0
Güçlü Kuvvetli Eleştiren Güçlü Kuvvetli    Ağustos 25, 2008
Son Güncelleme: Ağustos 25, 2008
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

On Numara Film

İzlediğim en iyi birkaç filmden biri. Final sahnesi muhteşemdir özellikle.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Cinayeti Gördüm 2008-03-26 23:13:38 emrah polat
Genel Puan 
 
8.8
Yönetmen 
 
9.0
Senaryo 
 
9.0
Erkek Oyuncu 
 
9.0
Kadın Oyuncu 
 
8.0
Soundtrack 
 
8.0

Büyüttükçe

Filmi, muhtemelen fotoğraf kursuna giderken izlediğimden olsa gerek, fotoğrafın gerçekliğin algısı üzerinde ne denli etkili/belirleyici olduğunu görmek hoşuma gitmişti.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Cinayeti Gördüm 2008-03-26 16:30:39 Önder Kurt
Genel Puan 
 
9.6
Yönetmen 
 
10.0
Senaryo 
 
10.0
Erkek Oyuncu 
 
9.0
Kadın Oyuncu 
 
8.0
Soundtrack 
 
9.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Mart 26, 2008
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Cinayeti Gördüm

iyi

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (8)
  • guclu
    avatar

    Bu enfes filmin özgün müziği Herbie Hancock'a aittir. 60'ların bol nefesli, melodik ve ritmik cazını doya doya dinleyebilirsiniz bu filmde.

  • onder
    avatar

    Evet Güçlü benden önce davrandın..Ben de bu ayrıntıyı aktaracaktım..O esnada çalan parça hoşum gitmişti, bak ingiltere'de o dönemde bar grupları bile iyi müzik yapıyormuş diyordum ki baktım bizim Jimmy (Page) sahnede..Hoş bir süpriz olmuştu tabii.

  • onder
    avatar

    Kadın oyuncu Vanessa Redgrave de sağlam solcu biriymiş..

  • guclu
    avatar

    Başroldeki oyuncu David Hemmings, kuşağının en "cool" oyuncularınan biriymiş. Beş sene önce hakkın rahmetine kavuşmuş.Oldukça şişmanlamış olarak. http://www.imdb.com/name/nm0376101/ http://www.imdb.com/title/tt0060176/


    Film Türkiye'de üç dört sene rötarla yetmişlerin başında oynamış, kısıtlı sayıda gösterilme şansı bulmuş. Bu şansı yakalayanlardan biri de o zamanlar üniversite öğrencisi olan dayım. O'nun bu filmde en çok etkisinde kaldığı sahne ise, konser sekansında sahneden atılan kırık gitarı elde tutmak için mücadele eden kahramanımızın, kalabalıktan kurtulunca gitarı sıpıtıp atması;-)

  • guclu
    avatar

    Bu arada bir ufak ayrıntı daha: Konser sahnesinde çalan grup Yardbirds, yani birkaç müzisyen değişimiyle Led Zeppelin haline gelecek olan adamlar. Çok genç bir Jimmy Page dikkat edilirse sahnede gitar çalarken farkedilebilir.

  • guclu
    avatar

    Önder,

    Benim en sevdiğim birkaç filmden biridir Blow-Up. Hemen her sahnesi çok güzeldir, finali ise beni de hep düşündürmüştür. Bence, kahramanımız, aslında kovaladığı gerçekliğin (parktaki ceset ve kadın), olmadığını ya da aslında inandığı için olduğunu anlıyor veya buna bizim de inanmamızı istiyor. Düşünsene film boyunca biz izleyiciler ve fimin kahramanı, öldüğü ve yattığı yer de belli olan bir adamı ve onun yanındaki kadını takip ediyoruz; son on beş dakikada aslında bunların gerçekten olup olmadığı ciddi biçimde belirsiz hale geliyor; ceset yerinde yok ve kadını da yeraltı klübünün çıkışında çok ince bir kamera hareketiyle kaybediyoruz. Kaybolan ceset ve kadının yerine de tenis oynayan pandomimciler geliyor. "Gerçekten" gördüklerimiz kaybolurken, "-mış gibi yapan"ların oynadığı tenis maçına geçiyoruz. Kapanış sahnesinde de kamera gittikçe yükselip kahramanımızı ve tabi ki bizi de kocaman bir parkta, yapayalnız bırakıp gidiyor. Neye inanacağımız bize kalmış..

  • onder
    avatar

    Zizek biraz farklı yorumlamış: bir kere şöyle bir saptaması var, post-modernizm ile modernizm arasındaki fark olarak; modernizm yapısal/kurucu bir "eksik" etrafında bütün simgesel düzenin, Büyük Öteki'nin (yasalar, gelenek, egemen ideoloji) kurulduğunu bilir ve eksiğe rağmen operasyona devam eder. Post-modernizm ise eksiği kabul etmez, çıkıntı yapan, sarkan Gerçek fazlasını (Lacan'cı Gerçek-İmgesel-Simgesel üçlemesindeki Gerçek) söylemine oturtur.

    Blow-Up modernist bir film olarak eksiğe rağmen oyunun devam etmesinin mümkün olduğunu savlar; pandomimciler top olmamasına rağmen oyunu oynayabilmektedir, kahramanımız da ceset olmamasına rağmen macerasına devam edebilir.

    Tabii Zizek'in argümanı bu kısa özetle çok uçuk duruyor, detaylı ele almak lazım..Ama sonuçta cesedin kaybolmasına, top olmadan oynanan tenis oyunuyla bariz bir gönderme var..Ben dikkat etmememiştim..

    Bir de biliyor musun, filmin kahramanı Yes'in klavyecisi Rick Wakeman'ın ünlü albümü "Journey To The Center Of The Earth" albümünde öykünün anlatıcısı imiş. Kahramanın ilk repliğiyle ben bu sesi tanıyorum demiştim..

  • onder
    avatar

    Bazen filmleri heybeye seyrettiğimi düşünüyorum. Az önce bu film hakkında Zizek'in bir yorumunu okudum da;

    Filmin final sahnesinde bir grup pandomimcinin top olmadan tenis oynamaları ve bu olmayan topun kahramanın yanına bir yere "düşmesi" sonucunda, oyunu kabul edip topu " geri fırlatmasının" neye gönderme olduğunu düşünen var mı? Film esnasında bunu yakalayan var mı?

    Zizek'e göre Blow-Up en son büyük modernist filmmiş.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #8 Güçlü Kuvvetli 28-07-2009 12:02
Bu enfes filmin özgün müziği Herbie Hancock'a aittir. 60'ların bol nefesli, melodik ve ritmik cazını doya doya dinleyebilirsin iz bu filmde.
Alıntı
 
 
0 #7 Önder Kurt 18-11-2008 06:18
Evet Güçlü benden önce davrandın..Ben de bu ayrıntıyı aktaracaktım..O esnada çalan parça hoşum gitmişti, bak ingiltere'de o dönemde bar grupları bile iyi müzik yapıyormuş diyordum ki baktım bizim Jimmy (Page) sahnede..Hoş bir süpriz olmuştu tabii.
Alıntı
 
 
0 #6 Güçlü Kuvvetli 18-11-2008 01:31
Bu arada bir ufak ayrıntı daha: Konser sahnesinde çalan grup Yardbirds, yani birkaç müzisyen değişimiyle Led Zeppelin haline gelecek olan adamlar. Çok genç bir Jimmy Page dikkat edilirse sahnede gitar çalarken farkedilebilir.
Alıntı
 
 
0 #5 Güçlü Kuvvetli 17-11-2008 09:47
Başroldeki oyuncu David Hemmings, kuşağının en "cool" oyuncularınan biriymiş. Beş sene önce hakkın rahmetine kavuşmuş.Oldukç a şişmanlamış olarak. http://www.imdb.com/name/nm0376101/ http://www.imdb.com/title/tt0060176/


Film Türkiye'de üç dört sene rötarla yetmişlerin başında oynamış, kısıtlı sayıda gösterilme şansı bulmuş. Bu şansı yakalayanlardan biri de o zamanlar üniversite öğrencisi olan dayım. O'nun bu filmde en çok etkisinde kaldığı sahne ise, konser sekansında sahneden atılan kırık gitarı elde tutmak için mücadele eden kahramanımızın, kalabalıktan kurtulunca gitarı sıpıtıp atması;-)
Alıntı
 
 
0 #4 Önder Kurt 17-11-2008 08:09
Kadın oyuncu Vanessa Redgrave de sağlam solcu biriymiş..
Alıntı
 
 
0 #3 Önder Kurt 17-11-2008 08:06
Zizek biraz farklı yorumlamış: bir kere şöyle bir saptaması var, post-modernizm ile modernizm arasındaki fark olarak; modernizm yapısal/kurucu bir "eksik" etrafında bütün simgesel düzenin, Büyük Öteki'nin (yasalar, gelenek, egemen ideoloji) kurulduğunu bilir ve eksiğe rağmen operasyona devam eder. Post-modernizm ise eksiği kabul etmez, çıkıntı yapan, sarkan Gerçek fazlasını (Lacan'cı Gerçek-İmgesel- Simgesel üçlemesindeki Gerçek) söylemine oturtur.

Blow-Up modernist bir film olarak eksiğe rağmen oyunun devam etmesinin mümkün olduğunu savlar; pandomimciler top olmamasına rağmen oyunu oynayabilmekted ir, kahramanımız da ceset olmamasına rağmen macerasına devam edebilir.

Tabii Zizek'in argümanı bu kısa özetle çok uçuk duruyor, detaylı ele almak lazım..Ama sonuçta cesedin kaybolmasına, top olmadan oynanan tenis oyunuyla bariz bir gönderme var..Ben dikkat etmememiştim..

Bir de biliyor musun, filmin kahramanı Yes'in klavyecisi Rick Wakeman'ın ünlü albümü "Journey To The Center Of The Earth" albümünde öykünün anlatıcısı imiş. Kahramanın ilk repliğiyle ben bu sesi tanıyorum demiştim..
Alıntı
 
 
0 #2 Güçlü Kuvvetli 17-11-2008 01:13
Önder,

Benim en sevdiğim birkaç filmden biridir Blow-Up. Hemen her sahnesi çok güzeldir, finali ise beni de hep düşündürmüştür. Bence, kahramanımız, aslında kovaladığı gerçekliğin (parktaki ceset ve kadın), olmadığını ya da aslında inandığı için olduğunu anlıyor veya buna bizim de inanmamızı istiyor. Düşünsene film boyunca biz izleyiciler ve fimin kahramanı, öldüğü ve yattığı yer de belli olan bir adamı ve onun yanındaki kadını takip ediyoruz; son on beş dakikada aslında bunların gerçekten olup olmadığı ciddi biçimde belirsiz hale geliyor; ceset yerinde yok ve kadını da yeraltı klübünün çıkışında çok ince bir kamera hareketiyle kaybediyoruz. Kaybolan ceset ve kadının yerine de tenis oynayan pandomimciler geliyor. "Gerçekten" gördüklerimiz kaybolurken, "-mış gibi yapan"ların oynadığı tenis maçına geçiyoruz. Kapanış sahnesinde de kamera gittikçe yükselip kahramanımızı ve tabi ki bizi de kocaman bir parkta, yapayalnız bırakıp gidiyor. Neye inanacağımız bize kalmış..
Alıntı
 
 
0 #1 Önder Kurt 16-11-2008 15:56
Bazen filmleri heybeye seyrettiğimi düşünüyorum. Az önce bu film hakkında Zizek'in bir yorumunu okudum da;

Filmin final sahnesinde bir grup pandomimcinin top olmadan tenis oynamaları ve bu olmayan topun kahramanın yanına bir yere "düşmesi" sonucunda, oyunu kabul edip topu " geri fırlatmasının" neye gönderme olduğunu düşünen var mı? Film esnasında bunu yakalayan var mı?

Zizek'e göre Blow-Up en son büyük modernist filmmiş.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile