“BİUTİFUL” NASIL YAZILIR SAHİ ? Popüler
Hayatım boyunca şu İngilizce denen zımbırtıyla aram iyi olmamıştır. Bundan sonra da pek olacağa benzemiyor hani. Bunu İngilizce konuşmayı beceremeyenlerin klasik sığınağı olarak görmeyin ama benim için esas olan önce kendi dilini özümsemek. Yine de bütün bu sırt dönmüşlüğe rağmen bildiğim ender sözcüklerden bir tanesiydi Beautiful. Bıraktığı tınıyla kulağı okşayan, ne kadar da güzel bir sözcüktü “güzel” anlamına gelen Beautiful. Az sonra izleyeceğim filme adını veren şu sözcük! Oysa filmin afişinde gördüğüm harfler hiç de böyle söylemiyordu. Henüz salona bile girmeden, daha filmin adında başlıyordu tuhaf rahatsızlık. Bu sözcüğün doğru yazılmamasından belliydi bir şeylerin ters düz edileceği. Nitekim öyle de oldu film boyunca. İnsan bir filmi izledikten sonra hiç içinden “Korktuğum başıma geldi” diye bir cümle kurar mı? Yönetmen tam da bunu beceriyor işte.
İnarritu, pırıl pırıl bir ayna bırakmış ekranın tam da orta yerine. İçinden bir öykü akıyor, hepimizin burnuna tanıdık öykülerin kokusu siniyor sonra. Bir bakıyoruz ki perdede kendimizin silueti…Öylesine berrak, öylesine şeffaf bir biçimde varız ki perdede, hiçbirimiz gözlerimizi kaçıramıyoruz ekrandaki bizlerden. Bizlerin izlerinden… “Yok yok, bu ben değilim, bu tükenmiş hayatlar, umutsuzluk fışkıran karakterler benim yanıbaşımda türemiyor, bu kasvette bana biçilmiş bir rol yok” masallarına pay bırakmıyor asla. Toz pembe öykülerin cirit attığı; yaşama, geleceğe dair bir yerlerden umut damıtan filmlere tümüyle sırtını çevirmiş, yumruklarla örülü kapkara bir film Biutiful. Yönetmen, bir an olsun nefes aldırmıyor, perdeye kurduğu aynayı bir an olsun kaldırmıyor. Sorduğu sorularla içimizi kemiriyor. Barcelona sandığımız kadar Barcelona mıdır? Şehirler sandığımız kadar ışıklı mıdır? Biutiful, sandığımız gibi Beautiful mudur? İnarritu, hem şehirlerin hem de insanların “ötekilerine“ çevirmiş kadrajını. Şehrin öteki taraflarında öteki yaşamlar süren öteki insanların hikayelerine. Özetle, sancılı bir çarkın içinde dönüp duran kenar hikayelerine… Tutkuyla bağlı olduğu çocukların yaşamı için illegal işlere bulaşmış Uxbal’ın acılarla yüklü, geri dönüşümü mümkün olmayan “sıkışık” yaşamı işte bu kenar hikayelerden sadece bir tanesi. Film, özenle oluşturulmuş Uxbal karakterinin etrafında dönen birçok yan öyküyü bünyesinde besliyor. Bütün bu yan öyküler genelde bizi daha fazla ilgilendiren merkezdeki öyküye hizmet ediyor görünse de araya sıkıştırılmış bazı küçük hikayelerin film bütünlüğü içinde eğreti durduğunu söylemek mümkün. Film, gücünü basitliğinden değil yoğunluğu ve çokanlamlılığından almayı yeğlemiş. Çünkü söz söylemek istediği alan, öylesine iç içe geçmiş, öylesine karmaşık halde ki; bütün bu kirli çarkı anlatmak, yönetmenin tam 2 saat 18 dakikasını almış. Belki de daha önce hiçbir filmde yan öyküler, filmin ana dokusu için bu kadar çok şey ifade etmiyordur. Barcelona’da; o güzel sahil şehrinde, o renkli karnaval şehrinde, o sözüm ona ışıl ışıl parlayan şehirde, bir tarafta mülteci sorununa tam da içeriden, üstelik çırılçıplak bir bakış…Öte yanda, ortadan bölünmüş bir aileden kalan parçaları, yani iki çocuğu için mutsuz ama bir o kadar mecbur olduğu, yer altı dünyasına ait kirli işlere bulaşmış, para için sınırları reddetmiş gözü kara bir adamın, içinde bulunduğu sancıyla yüzleşmesi, vicdanı ve acımasızlığının ucunun bu kadar açık olduğu Uxbal’ın sonundaki karanlığı görmeye başladığı iki aylık yaşamı karşısındaki sessiz kavgası…
Bütün bu iç içe geçmişlikleri üst üste koyduğumuz zaman, Biutiful filminin, izlenmesi kesinlikle güç, çokanlamlılığa oldukça açık, alt düzeyde birden fazla soru işareti türeten , konu olarak buna uygun olsa da acı temasının bayağı tuzağına düşmemiş, materyal olarak kullandığı gerçeğin güvencesinde ayağı yere dengeli basan, sinemanın eğlendirme, motivasyon kazandırma gibi işlevlerinin olmadığını, asıl misyonun tanıklık ettiği yeni öykülerin gölgesinde yeni değer yargıları sunmak olduğunu ıspatlayan bir film olduğunu belirtmek mümkün.
Film sonunda bizler için beklenen ve korkulan şey oldu. Sanki çöktük, akıp giden jeneriğe yorgun ve anlamsız gözlerle bakakaldık oturduğumuz yerden. Kimbilir filmin sonunda bir umut, bir mutluluk payı bekleyen çoğu seyirci böyle sarsıcı, motivasyon kırıcı bir filmden ayrılırken “Moral olsun diye sinemaya geldik, paramızla rezil olduk be kardeşim!” gibi naralar attı belki de. Oysa İnarritu, aynasını bir sirke yerleştirmemişti, ya da gülümsemelerin taştığı renkli panayırlara… O, kamerasını, karanlığın göbeğine yerleştirdi bu filminde. Yaşamın görmezden gelinen detaylarından derlediği hikayesini izlemek için cesur izleyiciyi sinemaya davet etti. Bunu yaparken seyircisine vadettiği bir şey vardı. Belki morali bozulan, bu karanlıktan hoşlanmayan seyirci bunu fark etmiyordu; ancak sinemadan çıktıktan sonra her birine bir “değer” armağan ediyordu yönetmen. İzleyiciye yeni bir pencere armağan ediyordu, yepyeni gözler armağan ediyordu. Daha ne olsun ki…
Sinema
Yönetmen
Öykü/Senaryo
Yıl
Süre (dk.)
138
Ülke
Başrol Erkek
Başrol Kadın
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
“BİUTİFUL” NASIL YAZILIR SAHİ ?
2011-10-09 22:02:18
güneş
Bu eleştiriyi ihbar et
Eleştiren güneş Ekim 09, 2011
küçük bir ek
bu gerçek yaşam manzaralarının verdiği ve gerçek anlamda bu manzaranın seyircisi kılınmış insanın hissettiği huzursuzluğun yanı sıra, eksik kalan bir şeyin huzursuzluğunu da hissettim ben. bütün bu pisliğin içinde siyah ve beyazın sorumlusunu bulamamanın huzursuzluğunu... düşsel ve mistik bir üst güç tarafından belirlenen ve sırf hayatın cilveleriyle insanların yaşamına sokulan kaderden sorumlu tutulacak başka bir gerçeğin doğa üstü güçlere havale edilmesiyle oluşan boşluğun huzursuzluğunu... ve bu nedenle araştırılması, sorgulanması güç bir gerçeklik algısının bildik sıkıntısını... uxballa çizilen gri tipin mükemmelliğini benim için zedeleyen bir sıkıntı, bir eksiklik...
elinize sağlık...
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
10
“BİUTİFUL” NASIL YAZILIR SAHİ ?
2011-10-09 21:48:52
kankardeş
Bu eleştiriyi ihbar et
"BİUTİFUL" NASIL YAZILIR SAHİ !
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
10
Powered by JReviews
Yorumlar
0
#1
29-12-2011 08:16
mutlaka izlenmeli. Inarritu'nun duyarlığı, Bardem'in oyunculuğuyla birleşince çok iyi bir film çıkmış ortaya...


mutlaka izlenmeli. Inarritu'nun duyarlığı, Bardem'in oyunculuğuyla birleşince çok iyi bir film çıkmış ortaya...