Detaylı Arama

Kategori:     Anahtar Kelimeler:   

 
Kultur-Sanat Sinema Dram Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
 

Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr Popüler

Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr

Lanetlenme, hayatta hiçbir beklentisi kalmamış, bütün varlığını küçük madenci kasabasının Titanik'te adlı en büyük gece kulubünde şantözlük yapan evli bir kadına sabitlemiş bulunan orta yaşlı depressif Karrer'in öyküsünü anlatır.

Öykünün mekanı olan küçük madenci kasabasının, üzerinden geçen,  kömür taşımak için kurulmuş teleferik sisteminin yeknesak gürültüsü ve adeta sakinlerinin hayatlarına vurulmuş pranganın imgesiymiş etkisi bırakan çirkin görüntüsüyle daha da ağırlaştrılmış kasvetli atmosferi, Karrer'in iç dünyasına kadar sirayet etmiştir; Titanik barda amaçsızca oturup sevgilisi şantözün, belki de kendi patetik hayatlarını anlatan acıklı şarkılarını dinleyerek sarhoş olmaya çalışmadığı ya da kapısında nöbet tutmadığı zamanlarda, odasının penceresinden görülen teleferiğin ardı arkası kesilmeden geçip duran vagonlarını saymaktan öte bir varoluş etkinliği yoktur. Bütün hayalleri ve umutları, bir insan olarak hayattan olası tüm beklentileri, sarılıp sarmalanmış ve tek bir kadında temsil edilir hale gelmiştir.

Kadın ise, bulunduğu yerde sadece bedenen varolmaktadır. Ruhu çoktan, Karrer de dahil olmak çevresindeki herkesle bütün bağlarını koparmış, ve büyük şehrin parlak ışıkları ve görkemi içinde hayal etmektedir kendini;  gün gelecek herkes onu alkışlayacak ve el üstünde tutacaktır.

Yaşanılan mekana tezatla cezbedici parlak ışığının ardında görülmeyen ve belki de bu yüzden daha ürkütücü bir başka dünyanın, küçük madenci kasabasındaki elçisiymiş gibi duran bu kadının aşkını kazanmak, Karrer'in hayatının yegane varoluş nedeni haline gelmiştir. Onunla daha rahat bir araya gelebilmek için, Titanik Bar'ın sahibi tarafından ilkin kendisine yöneltilmiş olan kaçakcılık teklifini kocasına götürür. Karısı yüzünden borç batağı içinde yüzmekte olan adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur. Böylece, Barın vestiyerindeki bilge yaşlı kadının aksi yönde tüm uyarılarına rağmen, kadının peşine düşmek için gerekli zamanı elde etmiştir.

Sinema

Orjinal Başlık
Kárhozat
İngilizce Başlık
Damnation
Yönetmen
Yıl
Süre (dk.)
116
Başrol Erkek
Başrol Kadın
Yardımcı Kadın
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr

Üye eleştirileri

Toplam 2 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
9.3
Yönetmen 
 
9.5  (2)
Senaryo 
 
9.5  (2)
Erkek Oyuncu 
 
9.0  (2)
Kadın Oyuncu 
 
9.0  (2)
Soundtrack 
 
8.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Yönetmen
Senaryo
Erkek Oyuncu
Kadın Oyuncu
Soundtrack
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr 2011-09-06 20:41:45 Murat
Genel Puan 
 
9.6
Yönetmen 
 
10.0
Senaryo 
 
10.0
Erkek Oyuncu 
 
9.0
Kadın Oyuncu 
 
9.0
Soundtrack 
 
8.0
Murat Eleştiren Murat    Eylül 06, 2011
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

Sis ruha işler...

Sis ruha işler...

Bütün hikayeler kötü biter...

İşsiz bir adam barda şarkıcılık yapan bir kadını delicesine sever. Yağmur altında bir sokak köpeği gibi dolaşır durur. Hüzünlü şarkıların çaldığı barları görürüz. Oralarda insanlar kayıtsız bir şekilde oturur, bilardo oynarlar, içki içerler.

Uzun bir süredir durağan, uzun çekimleri sever oldum. Tarr ise tam da kendini uzun çekimlere adamış bir yönetmen. Kamera sağa ve sola yavaşça hareket ederek bize sanki bir şeyin arkasındaki başka bir şeyi görmek için başımızı hareket ettiriyoruz hissini veriyor.

Tavsiye edilir.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Lanetlenme -Damnation - Béla Tarr 2011-08-06 07:04:51 Önder Kurt
Genel Puan 
 
9.0
Yönetmen 
 
9.0
Senaryo 
 
9.0
Erkek Oyuncu 
 
9.0
Kadın Oyuncu 
 
9.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Ağustos 06, 2011
Son Güncelleme: Ağustos 06, 2011
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Reel Sosyalizm ile Kapitalist Restorasyon Arasındaki Gerilimin Allegorisi

"Lanetlenme"yi yüzeydeki anlatısı ile değerlendirmeye kalkarsak, karşımızda hastalık derecesinde tutkulu, klişe bir aşk öyküsünden daha fazlasını bulamayız. Doğu Avrupa'dan çıkan herhangi bir yönetmenin böylesi bir klişe için oturup bir film çekme zahmetine gireceğine pek ihtimal veremiyorum. Peki öyleyse nasıl okuyabiliriz? Farklı bir okuma denemesine girişeceğim.

Bence film, çok bariz sembollerle kurulmuş bir allegori. O halde neyin?

Filmin adı bile, çatışan iki eğilim arasındaki gerilime, bildik indirgemeci, yoğun dinsel/ahlaki kavram çifti,ile koyarsak iyi ve kötü arasındaki çatışmaya göndermede bulunuyor; malum, iyinin/doğrunun yolundan çıkan "lanetlenir".

Lanetlenen belli; Karrer. Lanetleyen de açık; hastalıklı bir tutkuyla sevdiği, film-noire geleneğinin klasik femme-fatale'ine iyi bir örnek olarak şantöz sevgilisi.

Peki bu iki karakter neyin allegorisidir?

Karrer'den başlarsak; yanıtı verebilmek için yaşam çevresi içinde almalıyız bence, zira yaşam çevresinden izole, kendi bireysel varoluşu içinde ele alırsak bir anlam çıkarmamız pek mümkün görünmüyor; kendini içkiye vermiş, hayatta herhangi bir hedefi kalmamış sıradan bir aylak.

Bu aylağın içine verildiği yaşam çevresi hakkında ilk önemli ipucu, açılış sahnesinde veriliyor; uzaklarda bir yerlere sonsuz bir döngü içinde kömür taşıyan teleferik. Kamera geriye doğru hareketle açısını genişlettikçe bunun "kahramanımız" Karrer'in bakışı olduğunu anlarız. Karşımızda, muhtemelen yapacak daha iyi bir etkinliği olmadığı için geçip gitmekte olan teleferik vagonlarını seyre dalabilen bir varoluş buluruz.

Keyifsizce traşını olduktan sonra kendini attığı dışarısının, çamur deryası içindeki derme çatma binalardan oluşan iç bunaltıcı genel manzarasıyla da karşılaşınca, teleferik vagonlarını seyretmenin hiç de yadırganacak bir etkinlik olmadığını anlarız.

Yaşam için örgütlenmiş bir üretim değil, üretim için örgütlenmiş bir yaşamdır sözkonusu olan. Kasabayı yukarıdan hayasızca kateden, olası her mekanda çirkin varlığı bir Büyük Birader gibi hissedilen Teleferik bu ters çevirmenin bariz simgesidir. Sevgililer en mahrem anlarında, sevişmeden sonra kafa kafaya verip konuşuyorlarken, altında oturdukları tavan penceresinden, vagonlarının geçit töreni izlenebilmektedir. Sanki, kasabanın bütün bir yapılanışı, teleferiğin sonsuz döngüsüne devam edebilmesini sağlamak üzerine kurulmuştur. İnsanlar ve yapılar sadece birer eklentidirler; estetiğe ya da yaşama uygunluktan ziyade üretim aygıtına yönelik işlevselliktir belirleyici olan.

Şantöz femme-fatale ise, olmayana, bir başka dünyaya özlemin allegorik sembolüdür kanımca. Peki bu başka dünya daha istenilesi midir? Bilgeliğin, uzgörünün temsilcisi, Titanik Bar'ın vestiyercisi yaşlı kadın hiç de öyle olduğunu düşünmez; Eski Ahit'ten aktardığı öykülerle, Karrer'i şantöz kadında vücut bulan kötülüklere karşı uyarır; Bencillikten, tatmin olmaz hırslardan, sonu gelmez arzulardan ve sınırsız borç yükünden kurulu bir dünyadır onun vadettiği. O dünyanın albenisine kapılmakla düştüğü borç batağından kurtulmak için her yola çaresizce başvuracak kocasının durumuna bakması yeterlidir, kendisini nelerin beklediğini anlayabilmesi için.

Vestiyerci bilge yaşlı kadın bütün bunları anlatırken, Karrer tek bir defa olsun karşılık vermez; yoksa aslında kendi vicdanın sesi, iç hesaplaşmalarının gerilimi midir onda vücud bulan? Her ne olursa olsun, Karrer'in bu sese verebilecek kulağı yoktur. İçine "atıldığı", sonsuz bir döngü içinde geçip gitmekte olan teleferik vagonlarını seyretmekten başka bir etkinlik sunmayan kasvetli çevre, mevcut olandan öte herhangi bir varoluş vadetmezken, şantöz femme-fatale, sürdürülen yaşamda tatmin edilememiş arzuların tatminin, kaçırılmış fırsatların yeniden yakalanmasının, kısacası yaşamının orta yerindeki koca boşluğun doldurulmasının cisimleşmesidir adeta. Bu yüzden aslında onunla ilişkisi bir aşktan çok, sonunda selamate ermenin, varoluşun hiçliğinden bir kurtuluşun beklentisi ile belirlenir. Kadın, varoluşun ortasındaki boşluğu kapatan bir örtüdür sadece. Ancak sunulan "kurtuluş", Mephisto'nun Faust'a sunduğundan farklı değildir;

Filmin temel insan karakterlerinden farklı olarak, önemli başka karakterler de var; sokak köpekleri. Hemen bütün dış mekan çekimlerinde sahnededirler. Neden bu bariz vurgu? Son sahnede yanıtı alırız; sırf kadını elde etmek için her yola başvurmaktan çekinmeyen Karrer, kendi ısrarıyla kaçakçılık işini kabul eden kocayı polise gammazlayacak kadar alçalacaktır, son insanlık onuru kırıntılarını da tamamen kaybedecektir. Sonunda kasaba çöplüğünü mesken tutmuş köpeklerle dalaşır, köpekle köpek olur.

Yoksa film boyunca ortalıkta dolanıp duran bütün o köpekler düşmüş ruhlar mıdır? Bir sahnede Vestiyerci kadının peşinde dolanmaları, onu anlamamış olmalarının pişmanlığını, geç de olsa affedilmeyi beklediklerini mi gösterir?

"Lanetlenme" hakkında sonuç olarak, anti-komunist bir film diyebilir miyiz? Bence kesinlikle hayır..Teleferiğin bariz sembolik anlamıyla, yaşamın üretimin bir eklentisi haline indirgenmesine yönelik kuşkusuz sert bir eleştiri vardır; Ancak bunun kollektivizmin kendisine yönelik bir eleştiri olmadığını, bardaki toplu dans sahnesinde görürüz. Yönetmen ısrarla, uzun uzun bu toplu dans sahnesini gözümüze sokar; bireysel varoluşlarının çıkmaz sokaklarına dalanlar sonunda şehir çöplüğünde köpekleşirken, kollektif varoluş içinde olanlar hayatlarından çok memnun görünmektedir. Bir kadının peşine takılan, bütün çabalarına rağmen tatmini yakalayamaz, ama halay zincirinin ortasında, bir topluluk içinde olmanın çoşkusuyla diğer erkekler kendi aralarında dans etmekten, daha doğrusu tepişmekten pek de şikayet ediyor görünmezler..Bireysel varoluş ile kollektif varoluş arasındaki kontrasta vurgu yapmaktır bence, dans sahnesinin çoşkulu manzarasının hemen ardından köpekleşen bireyin aşağılık sonunu göstermek..

Sonuç olarak "Lanetlenme" bizim sinemamıza aittir derim.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
10
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile