BEYAZ BANT - M. HANEKE Popüler
Çoğu zaman es geçmişizdir izlediğimiz filmin o küçücük künye bilgilerini. Filmi bir an önce izlemenin coşkusu karşısında ne filmin çekildiği tarih ne film süresi ne de filmin yaratıldığı ülkeye takılır gözlerimiz. Jenerik yazısını görmemizle birlikte kapıldığımız hikayenin altında unutulup giden o küçücük künye bilgilerinin nasıl bir anlama sahip olduğuna güzel bir örnekti Haneke’nin Beyaz Bant filmi.
Bir an dikkatsizliğime yenik düşüp yapım yılını öğrenmeden izlemeye başladığım film, bir haylice siyah beyaza bürünmüş biçimi gibi dokusu da karanlığa yakın tonlarda geziniyordu. İzlediğim filmin renksizliğine öylesine kanmış öylesine kapılmıştım ki 2009 yılında çekilebilmiş olacağını aklıma dahi getirmiyordum. Bir ara filmle ilgili içimden yaptığım her değerlendirme cümlesine “yapıldığı tarihe göre düşündüğümüz zaman” kriterini ekliyordum. İyi hoştu ancak neydi işte o tarih. Birden, bu yıllar öncesine ait olduğunu zannettiğim filmin, aslında sandığım gibi çok eski değil henüz üç sene öncesine ait olduğunu, filme verdiğimiz arada öğrendiğimde, Haneke’ye duyduğum saygının boyutları kendi sınırını çoktan aşmaya başlamıştı. 2009 yılından birinci dünya savaşı öncesine eğilmiş bir dönem filmi Beyaz Bant. Filme ismini veren bu iki sözcük öylesine iyi özetliyor ki her şeyi. Film 1913 yılında dünya savaşının hemen öncesindeki o sancılı sürecin tam da orta yerinden çıkmış bir öyküyü barındırıyor. Almanya’da küçük bir kasabada geçen film tipik bir Haneke filmi. Anlam verilmesi güç olayların peş peşe yaşandığı, sırlar, kavgalar ve kötü niyetlerle dolu hastalıklı bir toplum yapısını anlatırken kendi sinemasının en vazgeçilmez özelliğine toz kondurmuyor yine. Özellikle Saklı, Ölümcül Oyunlar ve Piyanist gibi filmlerinde öne çıkan yönü, rahatsız ediciliği ve bıçak sırtı durumlarla seyirciyi dumura uğratmasıydı. Çoğumuzun aklımızdan dahi geçiremeyeceği, kırılması güç tabuları sinema perdesinde seyircinin gözüne sokarken bir tokat atmayı ihmal etmiyor. Haneke nedensiz şiddet konusunu filmlerinde ağırlıklı olarak işlerken ihmal etmediği bir şey daha var: çıplak gerçeklik. Amacı eğlendirmekten öte seyirciyi sarsmak olan Haneke takındığı bu soğuk tavırla seyirciyle arasında daima bir mesafe bırakıyor. Daha önceki filmlerinin çoğunda gördüğümüz ve kabullenmekte zorlandığımız öykülerin bireysel yönü ağır basarken bu film tek bir anlatıcı üzerinden gidiyor görünse de aslında karakter merkezli bir film olmaktan uzak, toplumsal bir film. Eğitim, din ve toplum eleştirisinin ortasındaki Beyaz Bant yanıt vermekten ziyade soru sormayı ilke edinmiş bir film. Filmdeki siyah beyaz tercihe paralel olarak bu sorgulama halinin de bilinçli yapıldığı gayet açık. Ucu öylece açık, cevapsız bırakılmış sorularıyla seyirciye epey düşünme fırsatı sunan Beyaz Bant, muhatabı bulunamayan sorular, suçlusu bilinemeyen durumlar yaratırken toplumun hastalıklı durumuna metaforik bir gönderme yapmayı ihmal etmiyor. Filmde dikkatimi çeken çok önemli bir ayrıntı var. Film dünya savaşının hemen öncesiyle ilgileniyor. Yani insanları savaşa götüren zihniyeti, o sürece hazırlayan atmosferi yakalarken, faşist yapının nasıl hastalıklı bir sistemden ve düzenden geçtiğini gösteriyor. Filme göre baskıcı eğitim, sorunlu bireyler sorunlu toplumlar yaratır. Alman disiplinin nasıl bir yapıya sahip olduğunu toplumsal katmanın her basamağında görürken seyirci olarak yalın bir biçimde ürperiyoruz. Filmde aynı zamanda anlatıcı olan öğretmenin alt tabakadan gelen bir ailenin kızı olan Eva’yı istemek için yaptığı ziyarette bu faşist yapının toplumun her katmanına nasıl illet olduğunu tüm çıplaklığıyla gösteriyor Haneke. Eva’nın babasının evine gelen öğretmene, keskin hatlarla verdiği komutlar, ona karşı ısrarcı tavrı, sert tutumu tartışmasız filmin en çarpıcı sahnelerindendi. Toplumsal basamaklar arasındaki çatışmaların eksik olmadığı film, uzun planlarıyla da dikkat çekiyor. Haneke filmi deforme edip sık sık yabancılaştırmaya başvururken seyirciyi bilince davet ediyor. Sonuç olarak Haneke diğer filmlerinde olduğu gibi yine seyircinin yanıtlaması için, ucu açık bırakılmış sorularla bir anda terk edip gidiyor hikayeyi.
Ve giderken diyor ki : “Yanıtsız bırakılmış bu bütün soruların sorumlusu kim?
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Efsanevi Alman Disiplininin Bedeli
Böylece Haneke'ye de giriş yapmış olduk..
Diğer ustalar gibi uzun plan sekanslara ve görsel açıdan görkemli sahnelere pek itibar etmiyor anlaşılan. Derdi daha çok öyküsünü anlatmak gibi.
Erkan yaptığı tanıtım bence filmi oldukça güzel özetlemiş, onun tanıtımını okumadan filmi izledim, kafamda neler söylebileceğimi kurguladım ama kendi yorumlarıma geçmeden onun yazdıklarını okuyunca baktım benim söylebileceklerimi zaten dile getirmiş..
Toplama Kamplarına kadar gidecek olan faşizmin nüvelerinin nasıl atıldığı hakkında bir fikir edinmek için seyredilmesi gereken bir film.
-

Murat'a yüzde yüz katılıyorum Erkan..
Tanıttığın, hatta bizzat tanıtmamış olsan da bildiğin filmleri puanlarsan şu abilerini çok mutlu edersin..
Ya filmi tanıttım puana ne gerek var diyebilirsin ama sadece kendimize göre değil, siteyi ziyaret eden insanları da düşünmeliyiz..Ortalama bir sinema hayranı, bir film hakkında eleştirilerden önce ve daha çok ortalama puana, kaç kişinin değerlendirdiğine falan bakar..Şahsen ben yeni film arayışıyla gittiğim RottenTomatoes ya da Imdb sitelerinde aradığım türe göre, en iyi korku filmi, en iyi dram vs diye arattırıyorum..Hatta arattırırken, örneğin 100 kişinin verdiği 8.5 puan, 5 kişinin verdiği 10'dan daha değerli olduğu için, "en çok eleştirisi olan" şeklinde kriter de koyuyorum..Hemen ilk anda eleştirileri okumuyorum, çünkü o kadar zaman olmuyor..Önce seyredecek filmi puanlara göre arıyorum, filmi seyrettikten sonra insanlar ne demiş diye bakıyorum..
Murat'ın da belirttiği gibi, sitede bildiğim, tanıdığım insanların bir filmi nasıl değerlendirdikleri benim için de önemli..Aynı işlevi siteye gelen misafirler için de oluşturmalıyız..Ama tamamen tesadüfen yolu siteye düşmüş biri her filmin sadece 1-2 defa değerlendirilmiş olduğunu görürse çok inandırıcı olamayız...Yazdıklarımız da ciddiye alınmaz..
Derslerin yoğundur zaman bulamıyor olabilirsin ama ne biliim haftada hiç olazsa bildiğin bir filmi, eleştiri yazmazsan bile puanlandırırsan çok makbule geçer..
-
Ben bu filmi Beyaz Kurdela diye izlemiştim. Şiddeti ve de faşizmi besleyen kaynakları göstermesi açısından iyi bir film. Piyano Öğretmeni (Görünenin altındaki gerçek)Ölümcül Oyunlar (hayatınız -ne kadar güvende hissederseniz hissedin- hiç ummadığınız bir anda alt üst olabilir) da çok güzel! İzlemenizi tavsiye ederim.
-

Nur bazı kaynaklarda filmin adı Beyaz Kurdela diye de geçiyor. Zaten kurdela film için çok önemli bir metafor haline dönüştürülmüş. İzleyenler hemen kavrayacaktır. Bu arada bahsettiğin diğer filmler de nefistir. Özellikle Ölümcül Oyunlar filmi rahatsız edicidir. İçi tokatlarla örülüdür. Sade ve basit bir öyküyle kocaman bir metin sunar. Haneke sevenler için çıkış yaptığı üçlemeyi izlemelerini tavsiye ederim. Önder abi ve Murat Abi, bu hatalara, siteye karşı belli acemilikler diyelim, zira ilk kez film ekledim. Dikkat edecem bahsettiğiniz puanlama olayı sahiden çok önemli.
-

Yüzeysel ve yetersiz bir eleştiri. Ayrıca sona yerleştirilen esrarengiz sorunun Haneke'yle ne ilgisi var anlayamadım. Haneke cam gibi su gibi berraktır. Kafa karışıklığına yer bırakmaz. Kafası karışanlara Haneke pek bilinmeyen 7. Kıta adlı filminde bir replikle yanıt verir: "Kafalarımız yerine düşüncelerimizi yansıtan birer monitör taşısaydık acaba dünya nasıl bir yer olurdu?"
Haneke'nin söz konusu filminin başlığı "Beyaz Kurdela" (ya da isterseniz Kurdele) dir, bant filan değildir. "Peki şimdi ne olacak" gibi bir derdi de yoktur Haneke'nin sadece gösterir, tıpkı diğer Kuzeyliler gibi. Ne olacağına seyirci karar verecektir. Onu da Allah bilir. Herşeyde bir hikmet vardır.
Burada ve şimdi...
-

Sevgili İsmet Tekerlek, seninle ilk kez karşılaşıyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, anladığım kadarıyla sen de Haneke gibi berraklığı seven bir arkadaşsın, o yüzden sana benimsediğin biçimde bir yorum yapmak durumundayım. Tarzını hiç sevmedim, bunu "eleştiriyi eleştirdiğin" için değil salt "bilir kişi" edalarına kapılıp keskin bilgiler vermeye çalışarak yazarı küçümseme gayretine düşürme çabandan rahatlıkla çıkarabiliyorum. Haneke ile ilgili aynı dili konuşuyoruz sen farkında değilsin, son cümlenin nereye denk düştüğünü kavrayamadan bu tip bir yorum getiriyorsun. Bu siteyi "sevimsiz bilir kişi" portresinden ve egolarından çoktan arınmış Önder Abi ve Murat Abi gibi çok kaliteli insanlarla örülü olduğu için seviyorum. Bu sadece bir paylaşım, arkadaşları filme sevk etmek için kaleme alınmış bir yazı. Hiç birimiz "sinema eleştirmeniyiz" iddiasında değiliz zaten. Üstelik bu kadar emin olduğun bilgiler de fiyasko. Nasıl bu kadar emin ve keskin konuşabiliyorsun. Örneğin filmin adı : Beyaz Bant'tır, Beyaz Kurdela değildir. Buradan bakabilirsin. http://www.imdb.com/title/tt1149362/
-

Adım "kankardeş" filan değil, İsmet Tekerlek de değil. Adım İsmet Tekerek, bizzat kendisi, aslı gibidir, git googılla. Ama evet "tekerleği" ben buldum reklamdaki ismet gibi, fakat bir takım geri-zekalılar onu bisquit sandı. Verdiğin kaynağa bakmaya hiç ihtiyacım yok çünkü Almanca biliyorum. O tür kaynaklara yarım yamalak ingilizce bilenler bakabilir. Ayrıca burası ne Hacı Bayram kıraathanesi, ne ülkücü bir kahvehane ne de bir solcuk lokali. Dolayısıyla kimse kimsenin abisi ablası değil. Sen cemaat içi cıvık ve gevşek feodal ilişkiler arıyorsan başka kapıya. Elbette ben burada film "eleştiriyorum", "haftasonu ne yapakh" kuşağı çekmiyorum. Burada bilmem kimin eşeği de osurmuyor. Osurup osurup rahatlamak istiyorsanız siz bilirsiniz ama fena halde kokutuyorsunuz.
-

İsmet bu kadar agresif olmana gerek var mı? Tamam film eleştiriyorsun, en azından kendi adıma çok bilgilendiric, aydınlatıcı eleştiriler yazıyorsun ama hiç tanımadığın bir insana yönelik yazdığın daha ilk satırlarda "Yüzeysel ve yetersiz bir eleştiri." diye girilir mi? Böyle bir giriş yaptıktan sonra istediğin kadar film eleştirisi yap okunmaz ki..Çünkü ilan ediyorsun baştan benim diyalog gibi bir derdim yok sadece kırıp dökmek istiyorum diye..
Benzer bir tavrı foto yarışmasındaki katılımcılara karşı gösterenlerin nasıl siteye zarar verdiğini anlatmıştım sen de katılmıştın..Senin de eleştirdiğin bir tavrı bizzat uygulaman doğru mu?
Biz bu sitede herhangi bir konuda en doğru akademik çözümlemeler yapmak için toplanmadık..Farklı bir dünya, farklı insan ilişkileri arayan insanlar olarak içine atıldığımız toplumsal yalıtılmışlığa karşı bir nebze birşeyler yapmak için toplandık; tıpkı önemli olanın sohbet kahvenin bahane olması gibi sinemasaydı, felsefesiydi bahane..
Dert insanlara dört başı mamur film eleştirisinin nasıl yapılacağını göstermek değil, hep birlikte sinemaya alternatif bir ilgiyi geliştirmek ve hep beraber öğrenmek..
Bu sitede pekçok insanın senden öğrenecekleri var ama böyle kırıp dökersen bildiklerini nasıl aktaracaksın?
Daha sakin olman dileğiyle..
-

Sevgili İsmet Tekerek, inan ki sana da abla demeyi çok isterdim. Ama sen bir insanın başka bir insana "Abi" demesini bak nasıl yorumlamışsın.
"Dolayısıyla kimse kimsenin abisi ablası değil. Sen cemaat içi cıvık ve gevşek feodal ilişkiler arıyorsan başka kapıya"
Şu cümleyi yazdıktan sonra bilgisayar karşında kimbilir nasıl mutlu oldun. Beni sonuna kadar eleştir istersen, yaşım henüz çok genç ve senden çok ufağım, beki de öğrenecek çok şeyim vardı, hatalarım olabilir; ama her kim olursan ol, böyle cümleler kurma. İnsanların, hele ki gençlerin şevkini kırma. Önder "Abi" teşekkür ederim
Yorumlar
"Dolayısıyla kimse kimsenin abisi ablası değil. Sen cemaat içi cıvık ve gevşek feodal ilişkiler arıyorsan başka kapıya"
Şu cümleyi yazdıktan sonra bilgisayar karşında kimbilir nasıl mutlu oldun. Beni sonuna kadar eleştir istersen, yaşım henüz çok genç ve senden çok ufağım, beki de öğrenecek çok şeyim vardı, hatalarım olabilir; ama her kim olursan ol, böyle cümleler kurma. İnsanların, hele ki gençlerin şevkini kırma. Önder "Abi" teşekkür ederim
Benzer bir tavrı foto yarışmasındaki katılımcılara karşı gösterenlerin nasıl siteye zarar verdiğini anlatmıştım sen de katılmıştın..Se nin de eleştirdiğin bir tavrı bizzat uygulaman doğru mu?
Biz bu sitede herhangi bir konuda en doğru akademik çözümlemeler yapmak için toplanmadık..Fa rklı bir dünya, farklı insan ilişkileri arayan insanlar olarak içine atıldığımız toplumsal yalıtılmışlığa karşı bir nebze birşeyler yapmak için toplandık; tıpkı önemli olanın sohbet kahvenin bahane olması gibi sinemasaydı, felsefesiydi bahane..
Dert insanlara dört başı mamur film eleştirisinin nasıl yapılacağını göstermek değil, hep birlikte sinemaya alternatif bir ilgiyi geliştirmek ve hep beraber öğrenmek..
Bu sitede pekçok insanın senden öğrenecekleri var ama böyle kırıp dökersen bildiklerini nasıl aktaracaksın?
Daha sakin olman dileğiyle..
Haneke'nin söz konusu filminin başlığı "Beyaz Kurdela" (ya da isterseniz Kurdele) dir, bant filan değildir. "Peki şimdi ne olacak" gibi bir derdi de yoktur Haneke'nin sadece gösterir, tıpkı diğer Kuzeyliler gibi. Ne olacağına seyirci karar verecektir. Onu da Allah bilir. Herşeyde bir hikmet vardır.
Burada ve şimdi...
Tanıttığın, hatta bizzat tanıtmamış olsan da bildiğin filmleri puanlarsan şu abilerini çok mutlu edersin..
Ya filmi tanıttım puana ne gerek var diyebilirsin ama sadece kendimize göre değil, siteyi ziyaret eden insanları da düşünmeliyiz..O rtalama bir sinema hayranı, bir film hakkında eleştirilerden önce ve daha çok ortalama puana, kaç kişinin değerlendirdiği ne falan bakar..Şahsen ben yeni film arayışıyla gittiğim RottenTomatoes ya da Imdb sitelerinde aradığım türe göre, en iyi korku filmi, en iyi dram vs diye arattırıyorum.. Hatta arattırırken, örneğin 100 kişinin verdiği 8.5 puan, 5 kişinin verdiği 10'dan daha değerli olduğu için, "en çok eleştirisi olan" şeklinde kriter de koyuyorum..Heme n ilk anda eleştirileri okumuyorum, çünkü o kadar zaman olmuyor..Önce seyredecek filmi puanlara göre arıyorum, filmi seyrettikten sonra insanlar ne demiş diye bakıyorum..
Murat'ın da belirttiği gibi, sitede bildiğim, tanıdığım insanların bir filmi nasıl değerlendirdikl eri benim için de önemli..Aynı işlevi siteye gelen misafirler için de oluşturmalıyız. .Ama tamamen tesadüfen yolu siteye düşmüş biri her filmin sadece 1-2 defa değerlendirilmi ş olduğunu görürse çok inandırıcı olamayız...Yazd ıklarımız da ciddiye alınmaz..
Derslerin yoğundur zaman bulamıyor olabilirsin ama ne biliim haftada hiç olazsa bildiğin bir filmi, eleştiri yazmazsan bile puanlandırırsan çok makbule geçer..


Hatırladığım kadarıyla Hayalet'te tanıtılan ikinci Haneke filmi ve buna da puan verilmemiş ne yazık ki. Bu yönetmenin hiç filmini izlemedim şimdiye kadar ama kendi adıma ismini sıkça duymaya başladım. Haneke hakkında İsmet'in bir hayli yazdığını hatırlıyorum. Burada yazan arkadaşların düşünceleri ve tercihleri benim için bir anlamda kriterdir. Sanırım izleme vakti gelmiş. Tanıtım için teşekkürler Erkan ama dediğim gibi site belleğinde yer edip, belirli kriterlere göre sıralanabilmesi için puanlamalar da önemli.