Looking for Eric Popüler
Ken Loach “sorumsuz” bir iş yapmış. Kansız ve silahsız bir devrim tasarlamış. Başarmış da... Ne güzel. Keşke bütün devrimler böyle olsa...
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Aralık 24, 2010
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Vurdu gol oldu!
Cantona’nın futboluna bir hayranlık duyduğumu hatırlamıyorum. Bu hem Cantona’nın hem de Manchester United’ın (MU) futbolundan kaynaklı olsa gerek. MU daha ziyade verimli çalışan bir “motora” benziyor, hangi pistonun ne kadar iş yaptığı çıplak gözle pek fark edilemiyor. Pistonların verimlilik testleriyse yıllardır Sir Alex’in kasasında duruyor.
Bir İngiliz Fransız’a niye aşık olur? Ve bu aşkı yine bir İngiliz niye kameraya alır? Yanıtları bildiğimi söyleyemeyeceğim ama sezgilerim ve hissettiklerim var. Kalbinize güvenmiyorsanız bu yapacağımı evde tek başına yapmayınız. İngiliz-Fransız arasında bir Türk-Kürtlük var mıdır acaba? Tam bilemiyorum; meseleye dair bir hissiyatım var ama cümlelerim kifayetsiz, şimdilik burada noktalıyorum.
Postacı Eric (Steve Evets), hayatı dumura uğramış, sevdiği kadını terk etmiş, ölmeyi becerememiş, mektupları dağıtamamış sadece ve sadece MU aşkıyla ayakta kalabilen bir zamane muammasıdır. Steve Evets (Eric)’i fena halde hatırlıyorum ama nereden bir türlü çıkaramadım. Eric, yaşlı, beyaz sakallı dedesinin (Cantona ) yol göstericiliğinde bir düzeltme hareketine girişir.
Evvela sevdiği kadınla, ilk aşkıyla, yeniden ilişki kurar. Bu hiç kolay olmamıştır. Cantona, Eric’i ikna etmek için ara sıra “sarımsaklı yoğurtlu” laflar etmek zorunda kalır. Mesela:
“Tehlikeyi bertaraf etmek için tehlikeyi göze almak zorundasın!”
Ken Loach “sorumsuz” bir iş yapmış. Kansız ve silahsız bir devrim tasarlamış. Başarmış da... Ne güzel. Keşke bütün devrimler böyle olsa...
Beni en çok etkileyen diyaloğa gelince (Önder’in kulakları çınlasın!):
Eric - Pekâlâ. En güzel an?
Cantona - Bir gol değildi.
Eric - Bir gol olmalı, Eric.
Cantona - Hayır.
Eric - Hadi ama. Son dakika. Liverpool'la FA Cup Finali.
Cantona - Hayır.
Eric- Wimbledon. Wimbledon olmalı. Topu bekliyordun. Top geliyordu. Yörüngesini ve açısını hesaplıyordun. Falsosunu. Rüzgârın estiği yönü. Rüzgârın hızını. Her şeyi. Sağ ayağını hazırladın.
Topu yere indirdin. Top yerde çok az sekti. Ve ağlara taktın. Dünyanın en iyi volesi. Ve girdi. Gol oldu. Bir gol olmalı. Eric.
Cantona - Bir pastı.
Eric - Pas mı?
Cantona - Evet.
Eric- Tanrım. Irwin'e Spurs maçında. Evet!
Cantona - Çok güzeldi. Ne kadar zeki olduğunu biliyordum. Sol tarafta, sağ ayakla. Birden aklıma geldi. Sol ayağımın dışıyla dibine girdim. Herkesi şaşırttım.
...
Eric - Peki ya kaçırsaydı?
Cantona - Takım arkadaşlarına güvenmelisin. Her zaman. Eğer güvenmezsen kaybedersin.
İltifatı kime yapmalıyım? Eric Cantona, Ken Loach yoksa Paul Laverty? En iyisi mi, Loach’ın film için sarf ettiği şu cümleden hareketle hepsine... (And we wanted to make a film that was enjoying the idea of what you and I would call solidarity, but what others would call support for your friends really, and the old idea that we are stronger as a team than we are as individuals.).
Hasever
Derby, 24 Aralık 2010



