Ayaktakımı Arasında Popüler
Kurosawa'nın sevdiği Rus Edebiyatı uyarlamalarından biri daha; Gorki'nin eserinin Japon tarihine ve kültürüne adapte edilmiş hali.
Tamamen dibe vurmuş, toplumun en talihsiz tabanından bir grup yoksul insanın evsizler tarafından kullanılan daracık bir sığınakta geçen trajik öyküleri.
Sığınağın sahibesi Osugi'nin gözdesi Hırsız Sutekuchi (mifune), düşmüş bir eski samuray, eski repliklerini umutsuzca yeniden hatırlamaya çalışan bir aktör eskisi, yatalak karısının ölmesini dört gözle bekleyen bir tenekeci, herkese umut dağıtmaya çalışan bilge yaşlı gezgin, beyaz atlı sevgilisini bekleyen romantik genç fahişe vs hepsinin yolları daracık, harabe ve ahır gibi daracık bir sığınakta kesişir.
Herbirinin bulundukları trajik koşulları katlanılabilir kılmak için sarıldıkları bir fantezi kurgusu vardır, ancak hiçbiri diğerinin kurgusunu kabul etmez ve acımasızca bunun bir fantezi olduğunu kanıtlamaya çalışır; samuray genç fahişenin anlattığı gibi asil bir sevgilisi olmadığını, berbat bir fahişe olduğunu her fırsatta yüzüne vurur; fahişe de "samuray" kurgusundaki tutarsızlıkları her fırsatta açığa çıkar. Hırsız Sutekuchi bu sefil hayattan ve zorunlu metresi Osugi'inden kurtulup kardeşi Okayo ile mutlu bir evlilik hayalleri kurmaktadır. Alçak Osugi kocasını Sutekuchi'ye öldürtüp mirasa konmayı planlamaktadır.
Bir film değil de daha çok tiyatro sahnesini hatırlatan daracık bir mekanda böylesine muazzam bir film çekilebilir mi? İşte büyük yönetmen böyle olunuyor galiba. Bu kadar sınırlı bir mekan ama ona rağmen yine de muazzam bir sinematografi; pek çok farklı açıdan çekilmiş, çok özenli mizansenler ile mekandaki darlık asla hissettirilmemiş.
Böyle bir film karşısında saygıyla eğilmek lazım. Bu nasıl bir dehadır?
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
Tiyatro gibi...
Bu filmi izlemek tek kelime ile mükemmeldi. Tanıtımında belirtildiği gibi daracık bir mekan, yönetmenin kamerayı ustaca hareket ettirmesi ile genişçe gösteriliyor. Tek dış mekan olan avluda gerçekleştirilen bir çekim yanlış hatırlamıyorsam 10-12 dakika sürüyordu. Behsettiğim fahişenin hayalini anlattığı, samuray eskisinin de dalga geçtiği sahnedir.
Filmi izlerken sanki kocaman bir tiyatro sahnesinde oyun izliyor gibisiniz. Oyuncular da zaten bir tiyatro oyunu oynar gibiler.
Ayak takımının sake içerkenki performansları görülmeye değer.
Son Güncelleme: Aralık 23, 2008
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Edebiyat Eseri "Seyretmek"
İtiraf etmek gerekirse filmi ilk seyretme deneyimim başarısız oldu. Bir yarım saat kadar seyrettikten sonra, koca filmin daracık bir mekanda geçeceğini ve Kurosawa'nın o muhteşem dış mekan çekimlerini göremeyeceğimi düşünüp vazgeçmiştim. İkinci denememde bir görev duygusuyla seyretmeye çalıştım ve gittikçe film beni kendine çekti. Gerçekten de film avludaki bir iki dış çekim dışında tamamen sığınağın iç mekanında geçiyor. Ama içtenlikle söylüyorum iç mekanın sıkıcılığına rağmen karşımızda tam anlamıyla bir başyapıt var. Sadece film değil de bir tiyatro oyunu seyrediyor gibi yaklaşmak gerekiyor.
Dış mekan çekimlerin ihtişamı olmasa da, büyük usta o daracık mekanda yine de büyük bir görsel şölen yaratmayı başarmış. Yani Kurosawa filmlerinin karakteristiği görsellikten yoksun kalmıyorsunuz. Bu film sayesinde, büyük bir ustanın elinde her mekanın sinema kurgusuna uygun hale getirilebileceğini anladım.
Sinema sanatının kendine has özelliklerinin yanında aynı zamanda klasik bir edebiyat eserinden alınan doyuma da ulaşılabiliyor. Bu film "roman seyretmek" türünden bir deneyim yaşatıyor.
Edebiyat eseri olarak yazılmış metinlerin sinemaya uyarlanmasının zor olduğu söylenir ama büyük usta bunu çok iyi başarmış bence

