Güz Sonatı Popüler
Bergman kasvette sınır tanımıyor; bunun için senaryoyu özetlemek yeterli olur.
Kendinden başka hiçbir kümseyi umursamayan ünlü piyanist anne, daveti üzerine taşradaki kızını ziyaret eder. Başlangıçta kızı annesini taparcasına sevmekte görünmektedir ama çocukluklarında kendilerine hiç ilgi göstermediği için meğerse olabildiğince nefret ediyormuş. Anne, 18 yıllık arkadaşına/sevgilisine ölüm döşeğinde refaketten gelmektedir. Üzülmüş gibidir ama aslında hiç etkilenmemiştir.
Kızının çok uzun süre bekledikten sonra dünyaya gelen oğlu 4 yaşında boğularak ölmüştür.
Annenin diğer kızı ise yatalak hastadır, doğru dürüst konuşamaz bile. Anne yatalak kızını görmek bile istememektedir. Zaten orda olduğunu da bilmeden gelmiştir, yoksa sırf onunla karşılaşmamak için daveti bile kabul etmeyecektir aslında.
Çok iç açıcı değil mi?
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 3 üyeden ortalama puan:
Bergman'ın insanık halleri
Bergman, insanın içindeki iyi veya kötü her yönü olabildiğince ortaya koyabilen bir yönetmen. Sevgi ve şefkat sergileyen bir annenin aslında nasıl bencil ve kötü biri olduğunu, annesine sevgi beslediğini düşündüğümüz kızının aslında ondan ne kadar nefret ettiğini ve tüm bu duygu dalgalanmalarının aslında ne kadar tanıdık hisler olduğunu ürpererek duyuyor insan.
Bergman'ın insanlığa ait iyiliği veya kötülüğü arayışı devam ediyor.
Ana-Kız Çekişmesinde Son Nokta
Bu filmi seyrederken yaşayacaklarınızı tarif etmek için en iyi benzetme herhalde dişçi koltuğunda anestezi olmadan kanal tedavisi yaptırırken yaşayacaklarınız gibi demek olur sanırım.
Hani ana-kız çekişmesi standart bir insanlık durumudur. Kendi kardeşlerimden de bilirim. Ama bizimkiler eve geç gelme, giyilen elbisenin rengi, yanar halde tutulamayan döküntü şofben falan gibi "meseleler" yüzünden kavga ederlerdi. Yok bunlarınki başka birşey. O nasıl için için beslenmiş katıksız bir nefret ile taparcasına bir sevgi arasında gidip gelen duygulanmalardır öyle. 21 Gram sinirlerimi en çok geren, ruhsal dengemi en çok karıştıran filmdi. Bu onu da geride bıraktı.
Koca film bir iki dış mekan çekimleri haricinde, -ki onlar da tamamen kasvetli güz manzaraları-, tamamen iç mekanlarda geçiyor. Böyle büyük bir yönetmen olunca, küçük bir evin içinde dahi iyi bir film ortaya çıkarabiliyor kişi işte.
Zizek Bergman için "Bu hayattan sonra bizi bekleyen hiçbirşeyin olmadığı rahatlatıcı -nasıl rahatlatıcı oluyorsa- fikrini en iyi işleyen yönetmendir" der. Hayatın ve sonrasının tamamen bir hiçlik olduğu fikri rahatlatıcı ise, bu filmi seyrettikten sonra acayip rahatlayacağınızın garantisini verebilirim..
Valla ben hoşlandım ne diyeyim.
"Ultimate" Ana-Kız Çekişmesi
gfgf

Eleştiren Administrator Mart 24, 2008