Dövüş Kulübü Popüler
Oregon Üniversitesi'nde yüksek lisansını yapan Chuck Palanhiuk'un uzak olmayan bir gelecekte geçen ve kafası karışık genç bir erkeği konu alan romanından yola çıkılarak çekilen Fight Club'da filmi anlatan, ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir.
Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla'yla tanışır; o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack'in ve Marla'nın çabaları, tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta, kariyer sahibi ama yalnız insanların bir tepkisi. Jack'in jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olması da adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışkırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack'in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack, Tyler'ın yanına taşınır. Tyler'ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulüpte sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 4 üyeden ortalama puan:
etkileyici
Çok ciddi bir sistem eleştirisidir.
Başarılı bir uyarlama.
Filmi, İstanbul'dayken iş çıkışı kravattan kurtulmuş ama takım elbise ve evrak çantasından henüz kurtulamamış bir halde izlemiştim. Neyse ki bir cumaydı ve içmek çok kolay olmuştu.
Çalışan insanların iş çıkışı izlemeleri tavsiye edilir.
Brad Pitt büyük oyuncu
Brad Pitt'in yakışıklılığı adam için büyük bir avantaj mı yoksa yakasına yapışmış bir şanssızlık mı?
Bence kesinlikle fiziksel görünümünden bağımsız olarak büyük yetenek. Ama seks idolü imajının gölgesinde kalıyor.
Film, radikal sistem eleştirisini amerikan pop kültürünün algılayabileceği kalıplar, yani gerilim ve gizem dolu yüksek tempolu bir formatta sunmak zorunda kalmış.
Dolayısıyla içerdiği muhalif mesajları hiç farketmeden herhangi bir gerilim/aksiyon filmi gibi seyreden ve hayranı olan geniş bir kitle olduğunu sanıyorum.
Gerilim/aksiyon politik ana fikre arkaplan oluşturmak için değil, tam tersi yapılmış sanki; politik içerik gerilim ve aksiyonun arkaplanı, sinema jargonundaki McGuffin olarak kullanılmış. Gerçi ana akım sinemada fazlası da yapılamazdı herhalde.
Brad Pitt'in, en azından gönlümüzde, tavan yapmasını sağlayan; politik anlamda ajite eden hatta yarattığı ajitasyonun etkisinden de kolay kolay çıkmana izin vermeyen politik-romantik bir film. Sadece sinemada 2-3 kez izlediğimi hatırlıyorum. Bence başarılı ve akılda kalacak bir film. Popüler sinemadaki sizofreni kavramına getirdiği yenilikler ile kendinden sonraki birçok şu ya da bu türevli filme de etkisi olmuştur.






























Bu filmi, yanlış hatırlamıyorsam (İlknur'dan teyidini almak lazım:-)) ilk defa üçlü amfide(U3) izlemiştik.