Leylekler Uçarken - Kalatozov Popüler
İkinci dünya savaşı esnasında Sovyet toplumunun yaşadığı trajediyi, bir aşk üçgeni etrafında dile getiren bir film.
Boris ve İrina evlilik hazırlıkları yapan genç bir çifttir. Faşist Almanya'nın saldırısı üzerine, vatansever bir idealist olan Boris, herhangi bir iç hesaplaşmadan geçmeden hemen gönüllü yazılır. İrina'nın karşı yönde telkinlerine rağmen, cepheye koşmakta tereddüt etmez.
Sürekli bombardıman altındaki bir şehirde yaşamanın korkunçluğu, İrina'yı olayların akışı karşısında yalnız ve ne yapacağını bilmez halde bırakır.
Boris ne kadar vatanperver ve idealist ise, kuzeni Mark da bu değerlere o kadar uzak, egoist, bencil bir kariyeristtir. Boris'in cepheye gitmesi, zaten tutkuyla istediği İrina'ya yaklaşmak için uygun bir fırsat verir.
Öykü çok etkileyici olmasa bile, Rus sinemasının karakteristiği sayılabilecek, rus duyarlılığını yansıtan kusursuza yakın sinematografisi için film büyük bir övgüyü hakediyor.
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Aralık 21, 2008
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Sovyet Tipi Aşk Üçgeni
Sinematografisi vasat olan bir Rus filmi daha doğrusu Sovyet filmi çekilmiş midir bilmiyorum. Sinema sanatında en belirleyici özelliğin görsellik olduğuna inan biri olarak benim için iyi bir sinematografi bir filmin sevilmesi için yeterlidir. (Dr. Zivago gibi bariz bir anti-komunizm propgandası olmadığı sürece). Hele görüntüler üzerine denk düşen iyi de bir müzik varsa başka birşey beklemem.
Bu açıdan Leylekler Uçarken de (niye leylekler anlayabilmiş değilim..Hem crane'in karşılığı turnadır hem de film de görülen kuşlar turna) güzel bir film; tipik Rus sinematografisi bol bol var.
Ancak, İnternet sözlüklerinde bir yorumcunun dile getirdiği gibi film bariz bir şekilde Sovyet propaganda filmi. Kapanış sahnesinde Boris'in yakın arkadaşının verdiği söylev, hümanist Sovyet ideolojisinin tipik bir örneği. Yine aynı yorumcunun dile getirdiği gibi, senaryo çok yüzeysel, çok sıradan bir aşk öyküsünü merkez almış, çok daha politik, çok daha derin kişisel hesaplaşmaları içeren bir senaryo olabilirdi. Zira ele alınan dönem ve olaylar buna çok uygun.
Lakin sıradan bir aşk öyküsü de olsa, İrina'nın elinde çiceklerle Boris'i aradığı sahne sinema tarihinin ölümsüz sahnelerinden biri olsa gerek. Son derece dokunaklı idi.

