Haftasonu - Godard Popüler
Evli bir çift, Roland ve Corrine, Corrine'nin babasının mirasına konmak için uzun bir arba yolculuğuna çıkarlar. Yol boyunca başlarına gelen absürd olaylar anlatılır.
Kahramanlarımız, üzerlerinde herhangi travmatik bir etki bırakmayan sayısız ve çok korkunç araba kazalarıyla karşılaşırlar. Onlar için sıradan günlük olaylar gibidir. Ölmüş birinin ceketini çıkarıp giyerler ya da yerde kanlar içinde ölmek üzere olan bir yaralıya adres sorarlar. Zaman zaman da tarihsel kişiliklere rastlarlar; Fransız devriminin liderlerinden Saint-Just bir kaçık gibi kırlarda kendi kendine siyasi söylevler vermektedir, Emily Bronte yanında bir başka deliyle hayatın anlamına yönelik sorular soran derin bir filozof gibi konuşur ama daha çok Alice gibi şirin bir kız görünümündedir. Tanrı olduğunu iddia eden ve onu Londra'ya götürmeleri karşılığında istedikleri herşeyi ihsan edecek eksantrik bir adam ve sevgilisi tarafından kaçırılırlar, yamyam hippi'ler tarafından rehin alırlar vs.
Bütün bu absürd olaylara ve eksantrik karakterlere rağmen, Roland ve Corrine sadece tek birşey düşünmektedirler; Corrine'nin babasının çiftliğine bir an önce ulaşmak ve mirasa konmak.
Godard gibi komunist bir yönetmen sözkonusu olunca, böylesine absürd bir filmde dahi yoğun bir politik eleştiri olmaması beklenemezdi herhalde. Yolda karşılaştıkları bir arap ve zenci işçinin ağzından verilen uzun nutuklardaki gibi açık bir kapitalizm ve emperyalizm eleştirisi kadar, filmin tamamı da kapitalist uygarlık anlayışına ve günlük hayatına bir eleştiri gibi okunabilir. DVD içinde filmin kameramanlarından biriyle yapılan röportajda, soruları soran kişinin yaptığı gözleme katılmamak da mümkün değil; "Haftasonu" burjuva hayata ve insanlara yönelik yoğun bir tiksinti içeriyor.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
Bu filmi gecenin ilerleyen saatlerinde izlememek gerekiyormuş. Nedeni ise uyku bastırınca takipte zorlandım. Önder'in bahsettiği uzun zincirleme kaza sahnesi gerçekten müthiş. Aklımda en çok kalan bir zenci ve bir arabın konuşmalarını gösteren sahneler. Yoğun bir sistem eleştirisi yapıyorlar. Sonrasında filmden koptuğumu itiraf etmem gerekiyor.
Son Güncelleme: Aralık 21, 2008
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Burjuva Varoluşuna Karşı Yoğun Bir Tiksinti
Zizek, Lacan'cı "dürtü"ye örnek olarak Terminator'de Arnold tarafından canlandırılan robotu verir. Robotun görevini yerine getirme dürtüsü o kadar güçlüdür ki, kaplması dökülüp metalik bir iskelet haline geldiğinde, kabloları sarkmaya başladığında bile, görevini sonlandırmak ister. Lacan'cı dürtü de objesine karşı böyle bir tavır içindedir.
Herhalde filmin kahramanları Roland ve Corrin de dürtü'nün temsilcileri olarak sunulabilir. Etraflarında olup biten onca korkunç olaya karşın, babanın olduğu köye ulaşıp mirasa konmaya kilitlenmişlerdir.
Filmin başlarındaki,büyük zincirleme kazayı içeren uzun tek kesme, herhalde sinema tekniği açısından ders kitaplarına girmiştir. Benzer bir kesmeyi Fellini'nin Satrycon'unda görmüştüm sadece.
300m'lik bir zincirleme kaza, kesintisiz bir kaydırma ile ekrana yansıtılır; Kamera bir trafik magandası gibi, kendilerine ait olmayan şeriti kullanarak durmuş olan diğer araçları gemekte olan kahramanlarımızı takip eder. Bu uzun çekim boyunca onlarca karakter ekranın önünden geçer, her bir kare her bir karekter tek tek bu uzun mizansene yerleştirilimiş gibi.
Zaman zaman sinirleri bozucu sahnelerin şok edici etkisinde kalmış olsam da baştan sona büyük bir keyifle izledim. Muazzam bir sinematografi, tam bir görsel şölen. Bir fotograf sergisini gezmek gibi birşey bu filmi seyretmek.
-
2010-01-25 18:09:33 |Publisher| kankardeş
-
2010-01-25 18:23:28 |SAdministrator| onder

İşte bak görüyor musun? Siteye yeterince katkıda bulunmayarak bizleri nelerden mahrum bırakıyorsun.:-).
Yeni dalga hakkında yazdıkların çok aydınlatıcı..Açıkcası söylediklerin benim için yeniydi..
Konu dışında küçük teknik bir not; yorumlarını eleştiri formu içinde yazar ve puan da verirsen bence daha iyi olur..Zira site, www.rottentomatoes.com 'un ana akım, tecimsel sinema için icra ettiğinin benzeri bir işlevi "öteki sinema" için yapan bir platform haline gelirse çok iyi olur..Alternatif Sinemanın rehberi gibi..
Bunun için tek tek filmlerin puanlandırılması bence önemli; zira sinema meraklılarını farkedilmeyen filmlere doğru yönlendirmek için gerekli..
Yorumlar
Yeni dalga hakkında yazdıkların çok aydınlatıcı..Aç ıkcası söylediklerin benim için yeniydi..
Konu dışında küçük teknik bir not; yorumlarını eleştiri formu içinde yazar ve puan da verirsen bence daha iyi olur..Zira site, www.rottentomatoes.com 'un ana akım, tecimsel sinema için icra ettiğinin benzeri bir işlevi "öteki sinema" için yapan bir platform haline gelirse çok iyi olur..Alternati f Sinemanın rehberi gibi..
Bunun için tek tek filmlerin puanlandırılmas ı bence önemli; zira sinema meraklılarını farkedilmeyen filmlere doğru yönlendirmek için gerekli..
Önder abi özellikle seni klasik sinemaya verdiğin değer için kutluyorum. Yeni dalga sinemasının çıkış filmlerinden biri olan bu efsanevi filmi tercih etmekle çok iyi etmişsin. Sizler zaten filmin içeriğine ilişkin baya bilgi vermişsiniz. Ben de filmin bağlı olduğu akım üzerine birkaç cümle söyleyeyim.
Yeni dalga sineması gücünü burjuvadan alan ancak burjuvadan aldığı maddi destekle yine burjuvayla dalga gecen, sinema tarıhının en marjinal, en iz bırakmış akımlarındandır . Temel gayeleri seyirciye" ya kardeşim izlediğiniz şey sonuçta bir film, sadece bu kadar, fazla kaptırmayın kendinizi, bu iş para için yapılıyor anla bunu" mesajını vermektir. filmin bütün büyüsünü bozmak adına sisteme dair bazı sert mesajlar vermekten geri kalmaz. filmin başı filmde çalışan kişilerin aldıkları çeklerle başlar mesela. Ya da filmde kameramanlar, yönetmenler gözükebilir. bir anda makyaj odasına girebiliriz. oyuncu filmin ortasında kamaeraya bakabilir. Bu bilinçli tercihlerin sonunda yabancılaştırma ortaya çıkar. Yabancılaştırma seyirciyi hikayeden çıkarır ve gerçeklerin farkına varması için ikaz eder. İşte bu yüzden ben her yeni dalga filmi izlediğimde bir kat daha şaşkınlık yaşıyorum. Ama artık alıştım karşıma çıkabileceklere . Klasik anlatımın ve kurgunun bu kadar parçalandığı bir başka akım bulmak çok zor. Onlar birileri için değil tutkuları için film yapmayı yeğliyorlardı.h ayatın kendisi de yarattıkları filmlerdeki gibi kronolojık değil, parçalanmıstır. Yeni dalgadan çıkarılacak çok ders var diye düşünüyorum. Weekend bana güzel bir nostalji yaptırdı, eksik olma Önder abi.


Sinema forumuna şöyle bir göz atayım derken karşımda gördüğüm isimler beni bir hayli şaşırttı. Eleştiri yapılan filmlere bakar mısınız. Ne günümüzün içi boşaltılmış tecimsel kaygılar taşıyan düz anlatımlı filmleri, ne gişe rekorları kıran ucuz yapımlar... sinemayı sinema yapan değerler burada günyüzüne çıkartılmış . ne kadar şaşırdım ve mutlu oldum anlatamam. bargmanlar godardlar, antonioniler falan. bu isimleri sokakta sinema seyircisiyim diye geçinen kaç kişi duymuştur ki.
Önder abi özellikle seni klasik sinemaya verdiğin değer için kutluyorum. Yeni dalga sinemasının çıkış filmlerinden biri olan bu efsanevi filmi tercih etmekle çok iyi etmişsin. Sizler zaten filmin içeriğine ilişkin baya bilgi vermişsiniz. Ben de filmin bağlı olduğu akım üzerine birkaç cümle söyleyeyim.
Yeni dalga sineması gücünü burjuvadan alan ancak burjuvadan aldığı maddi destekle yine burjuvayla dalga gecen, sinema tarıhının en marjinal, en iz bırakmış akımlarındandır. Temel gayeleri seyirciye" ya kardeşim izlediğiniz şey sonuçta bir film, sadece bu kadar, fazla kaptırmayın kendinizi, bu iş para için yapılıyor anla bunu" mesajını vermektir. filmin bütün büyüsünü bozmak adına sisteme dair bazı sert mesajlar vermekten geri kalmaz. filmin başı filmde çalışan kişilerin aldıkları çeklerle başlar mesela. Ya da filmde kameramanlar, yönetmenler gözükebilir. bir anda makyaj odasına girebiliriz. oyuncu filmin ortasında kamaeraya bakabilir. Bu bilinçli tercihlerin sonunda yabancılaştırma ortaya çıkar. Yabancılaştırma seyirciyi hikayeden çıkarır ve gerçeklerin farkına varması için ikaz eder. İşte bu yüzden ben her yeni dalga filmi izlediğimde bir kat daha şaşkınlık yaşıyorum. Ama artık alıştım karşıma çıkabileceklere. Klasik anlatımın ve kurgunun bu kadar parçalandığı bir başka akım bulmak çok zor. Onlar birileri için değil tutkuları için film yapmayı yeğliyorlardı.hayatın kendisi de yarattıkları filmlerdeki gibi kronolojık değil, parçalanmıstır. Yeni dalgadan çıkarılacak çok ders var diye düşünüyorum. Weekend bana güzel bir nostalji yaptırdı, eksik olma Önder abi.