Ace In The Hole Popüler
Aykırı gazeteci Chuck Tatum, bağımsız karekteri ve alkol problemi nedeniyle nerdeyse bütün büyük gazetelerden kovulmuş ve sonunda beş parasız bir şekilde New Mexico'da bulmuştur kendini.
Büyük şehirlerdeki gazetelerden birine dönmesini sağlayacak sansasyonel bir haberi bulabilmek daha doğrusu yaratabilmek için, dürüst bir patronun yönetimindeki yerel bir gazeteye kendini nerdeyse zorla kabul ettirir. Bir yıl boyunca hiç bir şans çıkmaz. Sonuna kadar bu küçü şehire mahkum olduğunu düşünmeye başlamıştır. Ama sonunda beklediği fırsat hiç ummadığı bir anda karşısına çıkar.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Adamın Köpeği Isırması
Bir Gerilim/Thriller ve korku filmi fanatiği olarak keşfedilmemiş kaliteli yeni bir film bulmakta zorlanmaya başlamıştım. Gerilim/Korku seyredeceğim diye baktım vakit öldürmekten başka birşeye yaramayan aptal aptal filmlere zaman ayırıyorum, hiçolmazsa şu ünlü film-noir alanına gireyim dedim. Film-noir genelde 1940'lardan 60'lara kadar uzanan bir dönemde yaygın siyah-beyaz filmler olduğu için çok hevesli değildim. Ama sonunda bir giriş yaptım "Ace In The Hole" ile
Filmin özeti aslında şu ünlü gazetecilik düsturu olabilir; "Köpek Adamı ısırdığında değil, adam köpeği ısırdığında haber olur".
Chuck Tatum sıradışı, kural tanımaz, amerikalıların maverick/deli dana dediği türden aykırı, alkolik biridir. O yüzden büyük medya tekellerinin nerdeyse hepsine girmeyi başarmışsa da sonunda kovulmuştur. Ancak aslında çok "yetenekli", insan merakının ne gibi konularda yoğunlaştığını,dolayısıyla o merağı nasıl manipule etmesi gerektiğini çok iyi bilen ideal bir "gazetecidir", günümüz Türkiye'sinde olsa ideal bir Taraf muhabiri/editörü olabilirdi.
Uzun bir beklemeden sonra, hiç ummadığı bir anda, aslında çok sıradan bir olaya denk gelir. "Yeteneğini" kullanarak bu sırada olaydan ülke çapında bir sansasyon yaratır.
Ancak aslında tam olarak "ideal" bir gazeteci, tam anlamıyla bir Taraf yazarı gibi değildir. Minimal da olsa belli bir vicdani hesaplaşma içindedir. Bu yüzden işler tam anlamıyla istediği gibi de gelişmez.
Film-Noir'ın önemli örneklerinden biri sayılan bir film olduğunu uzun araştırmalardan sonra keşfettim. Çoğu "En İyi " listelerinde sıralamaya giriyor.
Billy Wilder, sinematografi'den ziyade öyküye önem veren bir yönetmenmiş. İncelikli, estetik görsel sahnelerin izleyici öyküden uzaklaşıracağına, ilgiyi başka yöne kaydıracağını düşünen biriymiş. Bu tarz da kendini hemen hissettiriyor. Yalın bir anlatım, diyalogların merkezde olduğu bir çekim. Öyle gösterişli sahneler yok. Bazı filmler için uygun olabilir ama kendi adıma sinemanın öncelikli olarak görsel bir sanat olduğuna inanıyorum. Böyle bir öykü daha iyi bir sinematgrafi ile birleştirilseydi çok daha iyi bir film ortaya çıkardı.
Amerikan toplumunun tam anlamıyla bir "Gösteri Toplumu" olmasının bir parodisi bu film.
