Stalker Seçki Popüler
Neden oluştuğu bilinmeyen ve tuhaf özellikleri olan esrarengiz bir "Bölge"ye üç karakter tarafından yapılan yolculuk hakkında. "Bölge" koruma altında ve girme izni yok. "Stalker"/"İzsürücü" Bölgeyi avucunun içi gibi biliyor ve bir yazar ile bir profesör tarafından kiralanıyor.
Bölge'nin merkezinde bir Oda var. Bu odada tutulan bütün dilekler gerçek oluyor. Yazar kaybettiği yaratıcılığını yeniden kazanmak için, profesör Nobel ödülü almak için gitmek istiyor. Bütün olay örgüsü bu "basit" senaryoya dayanıyor. Ama yolculuk esnasında yapılan felsefi tartışmalar filmi oldukça yoğun bir hale getiriyor.
Tarkovsky'de adet olduğu üzere son derece uzun kesmeler var. Bir yağmurunun başlamasından bitmesine dek bayağı uzun bir süre herhangi bir diyalog olmadan, müthiş bir müzik eşliğinde etrafı seyrediyorsunuz. Sanki orda bizzat bulunuyormuşsunuz gibi.
Bu filmi çok özel kılan bir başka özellik ise, üretiminde yer alan hemen herkesin erken ölmesi. Bunu filmin terkedilmiş ve zehir içinde yüzen eski bir sanayi bölgesinde çekilmesine bağlayanlar var. Yani bir anlamda bu insanlar bu filmin çekilmesi içim hayatlarını vermişler.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 4 üyeden ortalama puan:
Kendi zamanını oluşturan bir film
Bir dolu yönetmeni etkileyen Tarkovsky'nin, Nuri Bilge Ceylan üzerinde de büyük etkisi olduğu kuşkusuz: Rüzgarın çimler üzerinde gezinişi benzeri sahneleri "Kasaba" ve "Mayıs Sıkıntısı"nda çokça görmek mümkün mesela. Ayrıca "Uzak"ta, adamın evinde televizyon açıktır ve Stalker izlenmektedir. Stalker ve Tarkovsky, yitirilen ya da vazgeçilen hayallerin bir simgesi gibidir filmde.
Stalker, mevcut zamanın dışında bir film olduğu için metropol insanı film'i "uzak"taki adamınkine benzer bir yabancılaşma/ruh haliyle izler, sonra da derin derin iç çekip bir bira daha açar diye düşünüyorum.
Salim kafayla ve sakin bir akşam için ideal
Son Güncelleme: Temmuz 27, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Çok etkileyici
Filmin konusunu Önder yorumunda anlatmış zaten. Ben izledikten sonra kafamda oluşanları yazmaya çalışacağım.
Filmde o kadar çok detay var ki. Bazen suyun içinde, çalılara yatmış adamın parmağının üstünde ilerleyen bir böceği izliyorsunuz bazen de sadece bir insanın yüzünü bir kaç dakika boyunca izleyebiliyorsunuz. Siz o anda adamın neler düşündüğünü anlamaya çalışırken, o etkileyici ve varoluşlarını anlamaya çalışan monolog veya diyaloglar başlıyor. Bir de film boyunca su damlama sesi geliyor. Çünkü tüm mekanlarda mutlaka su var. Ya birikinti olarak ya da nehir veya gölet olarak.
Filmi izlerken sanki kitap okuyor gibi hissettim kendimi, görsel bir kitap gibiydi, içine girmek gerekli.
Film çok ağır ilerliyor. Ama bu olumsuz bir şey değil film için. Çekimler çok etkileyici. Film siyah beyaz başlıyor. Aslında siyah sarı desek daha doğru olacak. Değişik bir tonda siyah beyaz çekim. Daha sonra "bölge"ye gelince film renkleniyor. Orası Stalker için hayatın anlamını kazandığı, cennet gibi bir yer. Zaten sonra, orasının ailesi ile huzur içinde yaşayabileceği bir yer olduğunu kendi de söylüyor. Bölgeye ilk vardıklarında eve geldik diyor. Filme belki bilim-kurgu yerine yol filmi diyebiliriz. Stalker'ın rehberliğinde yapılan aynı zamanda mistik, varoluşa ait, ruhani öğeler içeren bir yolculuk bu. Stalker sürekli öğreten adam rolünde ama bir o kadar da gerilim ve sıkıntı yüklü. Kaidonovsky'nin müthiş oyunculuk performansına şahit oluyorsunuz. Aslında adamların üçü de mükemmel oynamışlar. Bence yazar olan filmin gizli başrol oyuncusu. Filmde çok güçlü imgeler kullanılmış: Tünel, kapı, oda, su(özellikle her yerde).
Bölgeden çıktıktan sonra film tekrar siyah beyaz oluyor. Ama bu sefer Stalker'ın kızının olduğu kareler yine renkli. Kızın özel yetenekleri var.
Daha fazla filmi anlatmayalım. Mutlaka izleyin.
Son Güncelleme: Aralık 17, 2009
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Defalarca Seyretmekten Bıkılmayacak Bir Başyapıt
Beni bu kadar etkileyen henüz bir başka film olmadı. İdeolojik olarak Tarkovsky hayran olabileceğim bir sanatçı değil. Yanılmıyorsam son derece dindar biriymiş. Ama insan varoluşunun özündeki en ince detaylara yönelik sahip olduğu duyarlılık karşısında şaşıp kalmamak mümnkün değil. Adam sanki sizi bütün hayatınız boyunca gözetlemiş, sizin unutup gittiğiniz sıradan küçük anları kameraya çekmiş gibidir. Sizden başka birinin bilmesi mümkün olmayan detayları ekranda yansıtır. Bir hayranı tarafından gönderilen mektubu okumuştum; benim Tarkovsky kavrayışımı son derece iyi özetliyor: "Sayın Tarkovsky filmlerinizde ne anlatıyorsunuz hiçbir fikrim yok. Ancak nedendir bilmem hiçbir başka yönetmen de beni sizin kadar etkilememiştir. Adeta çocukluğumda yaşadığım kaybolup gitmiş anları bana tekrar yaşatıyorsunuz. Gittiğimiz bir piknikte de rüzgar aynen böyle esmiş, çimenler ayne böyle salınmıştı rüzgarda".
Hani bazen, özellikle üzgün ya da sevinçli olmadığınız bir anda, yani ortada belli bir neden yokken dalıp gidersiniz. Neyi düşündüğünüz belli değildir. Sadece varoluşu duyumsarsınız. Evrenin bir parçası olduğunuzu hissedersiniz. İşte Tarkovsky filmleri bu duygulanımları yaşamanızı sağlıyor. Tarkovsky filmleri genelde çok kasvetli ve karamsar olarak görülür. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Holywood tarzında eğlenceli de değil tabii ki. Ama gerçekten kadim varoluşu duyumsamanızı sağlıyor adeta. İyimserliğin zor ama en güçlü olanını hisetmenizi bile sağlayabilir diyebilirim. Herhalde dindar biri olması sayesinde oluyor bu. Sonzsuzluğu hisetmenizi sağlıyor.
-
2009-07-28 15:27:23 |Publisher| emrahpolat
-
2009-07-27 23:06:41 |SAdministrator| onder
-
2009-07-27 23:40:03 |Publisher| emrahpolat
-
2009-07-27 23:46:14 |SAdministrator| onder

Harbiden güzel yazmışım di mi? ;-)
Ama öyle böyle değil acayip seviyorum bu filmi..Hastasıyım, fanatiğiyim..
Bazen soruyorum Ya Andrey Abi değer miydi bir film için sağlığını kaybetmeye; böyle bir şahaser çıkacaksa değer gibi sanki..
Böyle bir bir şahaser ürettitmiş olduktan sonra başka ne ister ki insan.
-
2009-07-28 03:00:09 |SAdministrator| Murat

Emrah, Tarkovski'nin Ceylan üzerindeki etkisi hakkında seninle benzer şeyleri düşünmüşüz. Biraz önce Solaris filmi için yazmıştım. Çekimlerinde ilk gösterdiği kişi kamera hareket halindeyken diğer taraftan çıkıyor diye. Aynı şeyi Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak'ında genç delikanlının kasbadan ayrılış sahnesinde görmüştüm. Orada da kamera uzaktan itibaren O'nu takip ediyor. Yola vardıktan sonra bir süreliğine kamera dışında kalıyor. Ondan sonra anlıyoruz ki adam yolun karşısına geçmiş. Kamera hafifçe hareket ederek tekrar O'nu gösteriyordu. Uzak filmini izlemeye başlamıştım. Onuncu dakikadan sonra ses dosyasında senkronizasyon problemi olduğu için izleyememiştim. O problemi hallettikten sonra ilk fırsatta izleyeceğim.
-
2009-07-27 17:46:05 |SAdministrator| onder

Bu filmin Çernobil felaketinin kehaneti olduğu da söylenir.
Tam da Stalker'daki bölgeye dönmüş bir kasaba var, Çernobil çevresinde;
Pripyat;
http://pripyat.com/en/
Yukarıdaki adreste enfes fotoğraflar var; insanları yaşadığı bir trajediden sonra bir kasabanın içinde bulunduğu durumu gösteren resimlere enfes demek bir etik sorun yaratıyor olabilir ama sanırım niyetim anlaşılmıştır..Bir gerçekliğe, yıkılan hayallere tanıklık ettiği, terkedilmişliği vs. belgelediği için enfes resimler. Bir Tarkovsky filminden çıkmış gibi kareler.
Stalker hakkında ilginç bir not da, Tarkovsky dahil, bu film, üretiminde yeralan herkesin erken ölümüne neden olmuş denebilir..Filmin çekildiği yerler, gerçekten toksik atıklarla kaynayan tekedilmiş bir sanayi kompleksiymiş. Bütün oyuncular, teknik ekibin pekçoğu ve Tarkovsky kanserden erken yaşta ölüyorlar. Kimileribu filme bağlıyor durumu..
Biraz daha yaşasaydı kimbilir neler kazandıracaktı Tarkovsky bize..
Dincilerle bir sorunumuz yok..Tarkovsky gibi olduktan sonra..
-
2009-07-27 18:30:29 |Administrator| guclu

Çok güzel bir filmdir. Salim bir kafayla, iki bira eşliğinde sakin bir cumartesi akşamı izlemiştim. Eşim filmin alışık olmadığı temposu nedeniyle yarım saat içinde uyku moduna geçmiş olsa da, filme kendimi kaptırmıştım.
Tarkovski'nin ne anlattığını anlamıyorum ama bu durum tüm filmlerinden büyük bir zevk almamı asla engellemiyor. Uzun kış geceleri için biçilmiş kaftandır üstadın filmleri.
-
2009-07-27 18:32:20 |SAdministrator| Murat

Ulus hocanın Dostoyevski ve Tarkovski ile ilgili yazısı için:
http://www.e-hayalet.net/index.php?option=com_content&view=article&id=13103: dostoyevski-ve-tarkovski&Itemid=290
-
2009-07-27 18:36:14 |SAdministrator| onder
-
2009-07-27 18:38:24 |SAdministrator| onder
Yorumlar
Bir daha mı seyretsek Uzak'ı, ne yapsak; yüz kere seyretsem bıkmam. Son bir kaç izleyişimde filmdeki mizah duygusuna bayıldığıma karar verdim. Bence -bir dolu başka "en"lerin yanında- Türk sinemasının en komik filmidir Uzak; anlayana tabii, kahkahayla değil kıkır kıkır gülmek isteyene.
Ama öyle böyle değil acayip seviyorum bu filmi..Hastasıy ım, fanatiğiyim..
Bazen soruyorum Ya Andrey Abi değer miydi bir film için sağlığını kaybetmeye; böyle bir şahaser çıkacaksa değer gibi sanki..
Böyle bir bir şahaser ürettitmiş olduktan sonra başka ne ister ki insan.
Madem seyrettin puan versene hocam.
Hiç olmazsa Bir film için 3 tane oyumuz olsun. :cry::
http://www.e-hayalet.net/index.php?option=com_content&view=article&id=13103:dostoyevski-ve-tarkovski&Itemid=290
Tarkovski'nin ne anlattığını anlamıyorum ama bu durum tüm filmlerinden büyük bir zevk almamı asla engellemiyor. Uzun kış geceleri için biçilmiş kaftandır üstadın filmleri.
Tam da Stalker'daki bölgeye dönmüş bir kasaba var, Çernobil çevresinde;
Pripyat;
pripyat.com/en/
Yukarıdaki adreste enfes fotoğraflar var; insanları yaşadığı bir trajediden sonra bir kasabanın içinde bulunduğu durumu gösteren resimlere enfes demek bir etik sorun yaratıyor olabilir ama sanırım niyetim anlaşılmıştır.. Bir gerçekliğe, yıkılan hayallere tanıklık ettiği, terkedilmişliği vs. belgelediği için enfes resimler. Bir Tarkovsky filminden çıkmış gibi kareler.
Stalker hakkında ilginç bir not da, Tarkovsky dahil, bu film, üretiminde yeralan herkesin erken ölümüne neden olmuş denebilir..Film in çekildiği yerler, gerçekten toksik atıklarla kaynayan tekedilmiş bir sanayi kompleksiymiş. Bütün oyuncular, teknik ekibin pekçoğu ve Tarkovsky kanserden erken yaşta ölüyorlar. Kimileribu filme bağlıyor durumu..
Biraz daha yaşasaydı kimbilir neler kazandıracaktı Tarkovsky bize..
Dincilerle bir sorunumuz yok..Tarkovsky gibi olduktan sonra..





Güzel bir plandır o Murat.
Bir daha mı seyretsek Uzak'ı, ne yapsak; yüz kere seyretsem bıkmam. Son bir kaç izleyişimde filmdeki mizah duygusuna bayıldığıma karar verdim. Bence -bir dolu başka "en"lerin yanında- Türk sinemasının en komik filmidir Uzak; anlayana tabii, kahkahayla değil kıkır kıkır gülmek isteyene.