Solaris Seçki Popüler
Solaris, Polonyalı bilim-kurgu yazarı Stanislav Lem'in 1961 tarihli aynı adli eserinden uyarlama bir film. Bir anlamda canlı ve düşünebilen Solaris adlı gezegenle, yörüngesindeki bir uzay istasyonunda onu inceleyen bilim adamları arasında yaşananları anlatıyor.
İstasyondaki bilim adamları tuhaf şeylere yaşamaya, halusinasyonlar görmeye başlarlar . Bu yüzden bir psikolog olan Kris Kelvin'in yardımına başvurular.Kelvin kendisine aktarılan garip olaylara inanmaz. İstasyona gider ama benzer şeyleri o da deneyimlemeye başlar.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 3 üyeden ortalama puan:
Sabırsız sinema seyircisine hitabetneyen bir film. Bir çok sinema izleyicisinin sonuna kadar izlemeyi başaramayacağını söylemek boş bir iddia olmaz. Meselesini ağır ağır anlatan bir film. Ve üstelik başka türlü anlatılamaz bu öykü. Olabilecek en uygun biçimde anlatılmış başarılı bir edebiyat uyarlaması. SOn yıllarda aynı kitaptan yeniden filmleştirilme çabası inanılmaz derecede sıkıcı olmuştu. Demek ki bu versiyondaki ağırlık bu kitabın anlatılması için gereken tonmuş.
Solaris
Amerikan sinemasının yaptığı bilim kurgulara baıyorsunuz her tarafta yanar döner ışıklar, kontrol panelleri, acayip kılıkta insanlar vs. Bu, Amerikalıların uzayda kullanmak üzere milyon dolarlar harcayıp özel tükenmez kalem üretmelerine karşılık Rusların kurşun kalem kullanmasına benziyor.
Bu bilim kurgu filminde ise sadece Solaris denilen gezegenin yörüngesindeki bir uzay istasyonunun koridor kısmı benzerlik gösteriyor. Fakat burada da yanıp sönen ışılar yok. Dostoyevski'den, Tolstoy'dan bahseden düşünür bilim adamları var. Her daim derin tartışma içindeler. Film yine suyun içinde müzikle salınan yosunlarla başlıyor ve yine onlarla bitiyor.
Anlam veremedeğim bölümlerden biri; filmin başında psikolog Kelvin'in arkadaşlarından birinin O'nun oğlunu yanında götürürken araba ile Japonya otoyolunda uzun bir süre ile ilerlemesi. Kelvin görevi gereği istasyona gitmeden önce oğlunu O'na emanet ediyor. O da oğlunu alıp yanında götürüyor.
Çekimlerde dikkatimi çeken bir diğer nokta da şu. Kamera ilk önce birini gösterirken başka birini göstermek üzere hafifçe sağa veya sola doğru ilerliyor. O sırada ilk gösterdiği kesinlikle aynı yerde kalmıyor, hareket halinde. Ummadığınız bir yerde tekrar ekrana giriyor.
Tavsiye edilir.
Son Güncelleme: Mart 08, 2008
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Düşünen Gezegen
Tarkovski ustanın bütün filmleri, sinematografi, senaryo, yönetim ve müzik olarak dört dörtlük. Hepsi birer başyapıt. Genelde karanlık temaları işlese ve çok yavaş bir ritme sahip olsalar da, ısrarcı olunca seyretmesi tam bir haz kaynağı olan filmler.
Solaris, düşünen ve insanlarla iletişime geçmeye çalışan bir gezegen. Etkisine aldıklarının kendileri için en önemli olan düşüncelerini maddileştiriyor. Filmin kahramanı Kelvin, istasyonda intihar etmiş olan karısını karşında kanlı canlı bulur. Gezegenin bir oyunu olduğunu bilip, birkaç kez ondan kurtulmaya çalışır ama eşi her defasında yeniden vücuda gelir.
Konu ilginç olsa da, bütün Tarkovski filmlerinde olduğu gibi asıl keyifli olan görsellik.
-
2009-10-12 13:28:23 |SAdministrator| Murat
-
2009-07-28 03:03:14 |SAdministrator| onder

O anlam veremedeğin sahnenin bende bir anısı vardır Murat;
Üniversite yıllarında filmlere malum şimdiki kadar kolay ulaşamıyoruz. TRT2'ye mahkumuz. Solaris'in TRT2 göserileceğini haber aldım ve günlerce bizim arkadaşlara kulis yaptım, "Olm bu film kesin kaçmaz, mutlaka seyretmeliyiz" vs diyerek. Neyse millette bayağı bir heyacan uyandırdım Oturup seyretmeye başladık. Bu sahne başladı. Bir dakika değil, iki dakika değil, 5 dk bile değil. Ciddi anlamda uzun sürüyor. Herhangi bir diyalog yok. Millet başladı oflamaya puflamaya, "La bu iyi film dediğin" vs diye. Utanmaya başladım tabii..Sonra küfrederek vazgeçti millet seyretmekten.
O sahneye benim getirdiğim yorum, seyirciyi kurgunun içine çekebilmek, bir film seyrediyormuş gibi değil de olayların içine bizatihi dahil olup çevrenizde olup biten birşeye katılıyormuş etkisi yaratmak şeklinde. O yolculuğu gerçekten yapıyormuşunuz etkisi bırakmak.Ne kadar yerinde bir yoru bilemem tabii..
Yorumlar
Alıntı:
"Oh! I am heading for my office now." I felt as if I were doing so while staying in Moscow.
Üniversite yıllarında filmlere malum şimdiki kadar kolay ulaşamıyoruz. TRT2'ye mahkumuz. Solaris'in TRT2 göserileceğini haber aldım ve günlerce bizim arkadaşlara kulis yaptım, "Olm bu film kesin kaçmaz, mutlaka seyretmeliyiz" vs diyerek. Neyse millette bayağı bir heyacan uyandırdım Oturup seyretmeye başladık. Bu sahne başladı. Bir dakika değil, iki dakika değil, 5 dk bile değil. Ciddi anlamda uzun sürüyor. Herhangi bir diyalog yok. Millet başladı oflamaya puflamaya, "La bu iyi film dediğin" vs diye. Utanmaya başladım tabii..Sonra küfrederek vazgeçti millet seyretmekten.
O sahneye benim getirdiğim yorum, seyirciyi kurgunun içine çekebilmek, bir film seyrediyormuş gibi değil de olayların içine bizatihi dahil olup çevrenizde olup biten birşeye katılıyormuş etkisi yaratmak şeklinde. O yolculuğu gerçekten yapıyormuşunuz etkisi bırakmak.Ne kadar yerinde bir yoru bilemem tabii..














Yorumun gayet yerinde Önder. Kurosawa filmin Moskova'daki ön gösteriminde otoban sahnesini izleyince duygularını aşağıdaki gibi ifade etmiş: