Fitzcarraldo Popüler
Anlamsız bir idealin peşinden gitmek üzerine bir epik. Filme adı veren Fıtzcarraldo adlı karakter Peru'nun uzak bir köşesinde yaşayan aşırı tutkulu, ama tutkuları pek para etmeyen anlamsız şeylere odaklanmış çılgın ve maceracı bir avrupalıdır. Pek çok girişimde bulunmus ama hepsi fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Son olarak da tropik iklimde bir buzhane işletmektedir. Fikir yerinde ama operasyon masrafları karlı olmaya imkan vermiyor tabii.
Kendisi aynı zamanda bir opera fanatiği. Hayattaki en büyük ideali ise, bu uzak amazon kasabasına bir opera sarayı kurmak ve dönemin en büyük opera sanatçılarını buraya getirebilmek. Tabii böyle çılgın bir projeyi finanse edecek hiçbir yatırımcı bulamıyor. Yörenin genelevinin patronu olan sevgilisine başvuruyor son çare olarak. Onun birikimleri ile hurdaya çıkmış bir gemi satın alıyor. Restore ediyor ve lisansını aldığı bölgede üreteceği kauçuğun nakliyesi için kullanmaya başlıyor. Lakin çok ucuza kapattığı kauçuk alanları, amazonun ormanlarının derinliklerinde, vahşi kabilelerinin kontrolü altında olan bir bölgede. Üstelik taşımacılığa uygun nehrin geçtiği bir yerde de değil. Amazon'un başka bir kolu bölgeden geçiyor ama bu kolun geçilmesi mümkün olmayan çağlayanlarla kaplı bir bölümü var. Fitzcarraldo imkansız bir proje üretiyor. Gemiyi gidebildiği kadar ana nehir üzerinden götürüyor. Paraleldeki diğer kolun çağlayanlı kısmı geçildikten sonra, tehlikesiz bölümüne gemi karadan Fatih usulü aktarılıyor. Bunun için gereken emek gücünü de kafaladığı "vahşi" yerlilerden sağlıyor. Ve netekim sonuçta imkansızı başarıyor ve balta girmemiş amazon ormanları arasından gemiyi diğer nehire karadan aktarıyor. Ama yerlilerin onun için hazırladığı bir süpriz var tabii.
Sinema
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
Kinski'nin oyunculuğu gerçekten görülmeye değer.
Yerlilerin sürprizi Snatch filmindeki çingeneleri hatırlattı bana.
Son Güncelleme: Şubat 29, 2008
#1 Eleştirmen - Bütün eleştirilerime bakın
Fuzuli Bir İdealin Görkemli Bir Anlatımı
Filme adı veren Fıtzcarraldo adlı karakter Peru'nun uzak bir köşesinde yaşayan aşırı tutkulu, ama tutkuları pek para etmeyen anlamsız şeylere odaklanmış çılgın ve maceracı bir avrupalıdır. Pek çok girişimde bulunmus ama hepsi fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Son olarak da tropik iklimde bir buzhane işletmektedir. Fikir yerinde ama operasyon masrafları karlı olmaya imkan vermiyor tabii.
Kendisi aynı zamanda bir opera fanatiği. Hayattaki en büyük ideali ise, bu uzak amazon kasabasına bir opera sarayı kurmak ve dönemin en büyük opera sanatçılarını buraya getirebilmek. Tabii böyle çılgın bir projeyi finanse edecek hiçbir yatırımcı bulamıyor. Yörenin genelevinin patronu olan sevgilisine başvuruyor son çare olarak. Onun birikimleri ile hurdaya çıkmış bir gemi satın alıyor. Restore ediyor ve lisansını aldığı bölgede üreteceği kauçuğun nakliyesi için kullanmaya başlıyor. Lakin çok ucuza kapattığı kauçuk alanları, amazonun ormanlarının derinliklerinde, vahşi kabilelerinin kontrolü altında olan bir bölgede. Üstelik taşımacılığa uygun nehrin geçtiği bir yerde de değil. Amazon'un başka bir kolu bölgeden geçiyor ama bu kolun geçilmesi mümkün olmayan çağlayanlarla kaplı bir bölümü var. Fitzcarraldo imkansız bir proje üretiyor. Gemiyi gidebildiği kadar ana nehir üzerinden götürüyor. Paraleldeki diğer kolun çağlayanlı kısmı geçildikten sonra, tehlikesiz bölümüne gemi karadan Fatih usulü aktarılıyor. Bunun için gereken emek gücünü de kafaladığı "vahşi" yerlilerden sağlıyor. Ve netekim sonuçta imkansızı başarıyor ve balta girmemiş amazon ormanları arasından gemiyi diğer nehire karadan aktarıyor. Ama yerlilerin onun için hazırladığı bir süpriz var tabii.
Filmin ilginç özelliklerinden biri gemiyi karadan aktarma işinin gerçekten yapılmış olması. Hiçbir efekt kulanılmamış. Tabii bu da filmin gelir açısından tam bir fiyasko olarak tarihe geçmesini sağlamış. Sinema tarihini gelir açısından en büyük fiyaskolarından biriymiş.
Ama bizim gibi seyirciler açısından? Tam bir ziyafet. İnanılmaz bir oyunculuk, kusursuz bir yönetim, mükemmel bir senaryo. 2.5 saatlik bir şölen.
Klaus Kinski hakkında bir iki laf etmeden geçemiyeceğim. Bu adamın kusursuz bir alçak, katıksız bir kötülük sembolü olduğunu çocukluğumdan beridir biliyordum.Filmdeki gerçek yerliler Werner Herzog'a isterse "bu adamı" öldürebileceklerini söylemişler. Öz kızı o müthiş güzellik abidesi Nastasia Kinski'ye cinsel tacizde bulunduğu, hatta ailesindeki diğer kadınlara da sarkıntılık yaptığı söylenir. Aşırı maço, aşırı kadın düşmanı bir tip. Ama oyunculuğu?
İşte orda insan hayran olmadan edemiyor. Çok eskiden beridir tanıdığım bir oyuncudur, bir iki küçük rolünde izlemiştim. Ama böylesine büyük bir oyuncu olduğunu Herzog filmlerini seyredene kadar bilmiyordum.
Normal bir sinema izeleyicisi olarak, büyük bir oyuncu olduğunu nerden anlıyorum? Adamın rol yaptığını anlayamıyorsunuz ki..Herif öylesine piskopat ki, rolü adeta içiyor. Bütün hayatı boyunca o karakteri gerçekten yaşamış sanki. Filmlerini seyrderken sanki gerçek Klaus Kinski'nin hayat öyküsünü seyrediyormuşsunuz izlenimine kapılıyorsunuz. "Büyük" Holywood starlarını düşünün (De Niro, Pacino falan değil, Keanu, Tom Cruise falan gibiler); zaten canladırdıkları tipler çizgi roman kahramanı gibi karakterler olduğu için, roller üzerlerinde çok eğreti durur. Basmakalıp replikler, basmakalıp mimikler (sert sert yandan bakmalar, boyun bükmeler vs.) hepsi torna tesviyeden çıkmış gibi. Karşınızda gerçek hayatta karşılaşabileceğiniz tipler değil, çizgi film kahramanları var adeta -voltran usulu-. Ama Kinski gibi manyak herifler sayesinde, bir film üzerinden gerçek bir karakterler tanışıyorsunuz. Bütün hayatınıza giriyor ve yer ediyor. Huyunu suyunu bildiğiniz bir tip hayatınızın kanlı canlı bir figürü haline geliyor.
Bu etkiyi başarabilen bir avuç gerçek "büyük aktör" var; Robert De Niro, Al Pacino, merhum Anthony Quinn (Kasabanın Sırrı filmindeki rolünü asla unutamam), Marlon Brando. İşte bu herif de bütün alçaklığına rağmen bu ekole girmeyi başarıyor.







