<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0">
    <channel>
        <title><![CDATA[Dram - HayalET]]></title>
        <description><![CDATA[Joomla - the dynamic portal engine and content management system]]></description>
        <link>http://www.e-hayalet.net/</link>
                                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14043-2500</guid>
                <title><![CDATA[Şeytan'ın Tangosu  - Béla Tarr: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14043-seytan-in-tangosu-bela-tarr-v15-14043</link>
                <description><![CDATA[
                                Filmi maalesef yönetmenin ısrarla söylediği gibi tek seferde izleyemedim. "Zaman"ınızı alan bir film bu. Tek çekimli sekansların uzunluğu sayesinde karakterle aynı ortama çekilmemiz sağlanıyor. Tarr da bir röportajında uzun çekmesinin sebebini şimdiki jenerasyonun filmlerde konunun, hikayenin mantığını takip edebildiklerini ancak hayatın mantığını/anlamını takip edemediklerini söylemiş. Böylece insanları hikayenin içine çekmeye çalıştıklarını söylemiş.

Film bir anlatıcının arka planda bize hikayeyi anlatarak devam ediyor ve aslında toplam 12 alt başlıkta tamamlanıyor. Bu alt başlıkların neye refere ettiğini bilmiyorum, belki İncil'den başlıklardır veya filmin uyarlandığı romandan.

Filmin bence en dramatik ve sinema olarak en fazla şeyin anlatıldığı bölüm herkes tarafından dışlanmış kızın, kedisi ile ve sonrasında yaptıklarıdır. Ne olduğunu söylersek bence filmden önemli bir ayrıntı vermiş oluruz o yüzden izlemek gerekiyor.

Önder'in yorumunu beğendim diye işaretledim ancak gördüm ki daha önce beğenmişim zaten, bir kez daha izin vermedi.

Filmde açıkça bir siyasi gönderme falan ben de göremedim ancak insanların içine düştükleri sıkıntı ve çaresizlikleri sonucu bir yıl boyunca birlikte çalıştıkları arkadaşlarını aldatma yoluna gitmeleri, eşlerin bile birbirlerinin arkalarından iş çevirmeleri yaşanan çürümeye göndermeler. Fakat bence film karamsarlık ve umutsuzluk içermiyor aksine umuda vurgu yapıyor. Bunu Tarr'ın şu sözünden anlıyorum: "Umarım sinemadan daha çok hayata yakınızdır."                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Tue, 15 May 2012 15:09:53 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13475-2499</guid>
                <title><![CDATA[Sibirya Destanı: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/13475-sibirya-destan-v15-13475</link>
                <description><![CDATA[
                                Devrim öncesi, devrim ve sonrasının anlatıldığı ve üç kuşağın hikayesinin harmanlandığı bir masal gibi bu film. İlk önce insanlar o zor koşullarda nasıl yaşıyorlar deyip filmin sonuna doğru keşke hep öyle kalsalardı diyorsunuz.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Tue, 15 May 2012 08:38:04 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13480-2498</guid>
                <title><![CDATA[1900: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/73-politik/13480-1900-v15-13480</link>
                <description><![CDATA[
                                Filme ait bir iki bilgi vermek isterim:

Bertolucci, Alfredo rolü için ilk önce Harvey Keitel'i düşünmüş ama daha sonra Keitel'in fazla halk görünümlü olmasından dolayı tercihini De Niro'dan yana kullanmış. Bir ayrıntı daha: o sıralara film çekimi için Avrupa'da bulunan Lancaster ise filmin senaryosunu okuduktan sonra Bertolucci'den sadece yeme, içme ve konaklama giderlerini karşılaması durumunda bu filmde para almadan oynamak istediğini söylemiş ve öyle olmuş.

Kendisi de bir toprak sahibinin oğlu olan Bertolucci iyi bildiği köy hayatını olduğu gibi vermeye çalışmış bu filmde. Örneğin köylülerin cinsel hayatı kendi tarzlarında yaşaması, yeme içme alışkanlıklarını gerçekçi bir şekilde yansıtmış.

İki sınıf arasındaki farkı göstermek için de örneğin akşam yemeğini köylüler, güneş batmadan yerler. Çünkü lambalarında yakacak gazları yoktur. Güneş batarken o kalabalık sofrada oturanların yüzüne batan güneş ışığının gelmesi ayrıca bir görsellik sağlar. Patron ve ailesi ise yemeğini perdeleri çekilmiş ve her tarafta gaz lambalarıyla aydınlatılmış salonda yerler. Hizmetçiler sürekli ellerinde daha fazla gaz lambası taşırlar yemek salonuna. Bu da zenginliklerini daha fazla gözümüze sokar gibidir.

Puanlamama gelince tam puan vermek istemedim ama yine de çok güzel bir film.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Politik]]></category>
                <pubDate>Tue, 15 May 2012 08:21:47 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14171-2493</guid>
                <title><![CDATA[Yarım Ay: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/14171-yarim-ay</link>
                <description><![CDATA[
                                Filmi şimdi izledim, hatta klavyenin başına geçtiğim şu anda yazılar geçerken arka planda Niwemang son şarkısını okuyor.

Hasan'ın film ve Ghobadi hakkında yazdıklarına katılıyorum.

Filmi izlerken bir yandan güldüm, bir yandan üzüldüm, bazen kızdım ama bir o kadar da keyif aldım, izlemenizi tavsiye ederim.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Sinema]]></category>
                <pubDate>Fri, 27 Apr 2012 23:19:57 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14184-2491</guid>
                <title><![CDATA[Babil'in Oğlu: Dil farklı, acı aynı]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14184-babilin-oglu</link>
                <description><![CDATA[
                                Çocuğun babaannesine hayran kalmamak elde değil. Birbirlerinin dilini anlamayan kadınların konuşarak anlaşmaları ne güzel gösterilmiş. Çektikleri acılar ortak, dil farklı olsa ne yazar...                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Mon, 23 Apr 2012 07:13:39 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">10611-2486</guid>
                <title><![CDATA[Hayat Güzeldir: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/69-komedi/10611-hayat-guezeldir-v15-10611</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Komedi]]></category>
                <pubDate>Fri, 30 Mar 2012 08:51:44 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13847-2485</guid>
                <title><![CDATA[Selamsız Bandosu: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/69-komedi/13847-selamsz-bandosu-v15-13847</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Komedi]]></category>
                <pubDate>Fri, 30 Mar 2012 08:50:14 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13874-2484</guid>
                <title><![CDATA[Ulis'in Bakışı - Theo Angelopoulos: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/67-yol-filmi/13874-ulis-in-bakisi-v15-13874</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Yol Filmi]]></category>
                <pubDate>Fri, 30 Mar 2012 08:38:46 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13586-2483</guid>
                <title><![CDATA[Otomatik Portakal: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/72-suc/13586-otomatik-portakal-v15-13586</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Suç]]></category>
                <pubDate>Fri, 30 Mar 2012 08:28:26 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13379-2482</guid>
                <title><![CDATA[Er Ryan'ı Kurtarmak: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/141-savas/13379-er-ryan-kurtarmak-v15-13379</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Savaş]]></category>
                <pubDate>Fri, 30 Mar 2012 08:25:03 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">10606-2481</guid>
                <title><![CDATA[Full Metal Jacket: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/141-savas/10606-full-metal-jacket-v15-10606</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Savaş]]></category>
                <pubDate>Fri, 30 Mar 2012 08:23:20 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13334-2480</guid>
                <title><![CDATA[Bir Zamanlar Amerika: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/235-mafya-v15-235/13334-bir-zamanlar-amerika-v15-13334</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Mafya]]></category>
                <pubDate>Thu, 29 Mar 2012 10:16:08 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13417-2479</guid>
                <title><![CDATA[Kuzuların Sessizliği: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/238-edebiyat/13417-kuzularn-sessizlii-v15-13417</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
                <pubDate>Thu, 29 Mar 2012 10:07:13 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13612-2478</guid>
                <title><![CDATA[Kayıp Otoban: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/119-surrealist/13612-kayip-otoban-v15-13612</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Sürrealist]]></category>
                <pubDate>Thu, 29 Mar 2012 10:04:52 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14143-2477</guid>
                <title><![CDATA[Ayrılık: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/14143-ayrilik</link>
                <description><![CDATA[
                                Ulus Baker İran sineması ve kadını anlatırken bizde artık olmayan “divan” edebiyatının koruyuculuğundan bahseder. Divan edebiyatındaki imajlardan ve kadının oradaki yerinden. Türkiye’de ise biz bu imajlara yeni yeni kavuşuyoruz ve o yüzden Zeki Demirkubuz’u, Nuri Bilge Ceylan’ı sevmeliyiz der.

Hasan’ın son sorusuna da, yine Ulus hoca şöyle cevap verir gibi: “Peki, rejim neden katlanıyor bütün bunlara: bence katlanmıyor, kandırılıyor ya da kendisini, zoraki, kandırılmaya bırakıyor. Bu zorunlu çünkü basitçe söylemek gerekirse –her ülkede olduğu gibi—İran’da nüfusun yarısını kadınlar oluşturuyor.”

Filme dönecek olursak, Hasan’ın yaptığı yorumlara tamamen katılıyorum. Gerçek hayatta böyle bir durum aynen bu şekilde yaşanırdı. Filmi ben de keyifle izledim. İran’ın günlük yaşamına ait bilgiler de veriyor film.
                ]]></description>
                <category><![CDATA[Sinema]]></category>
                <pubDate>Mon, 26 Mar 2012 10:16:36 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14252-2476</guid>
                <title><![CDATA[Aslı Gibidir: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14252-asli-gibidir</link>
                <description><![CDATA[
                                                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Sat, 24 Mar 2012 20:03:36 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14281-2475</guid>
                <title><![CDATA[Torino Atı - Béla Tarr: yaşamak]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14281-torino-ati-bela-tarr</link>
                <description><![CDATA[
                                Ne kadar kötü yaşanırsa yaşansın, günlük yaşamın sıkıcılığı, sıkıntısı bu kadar mı başarılı verilir? Bir insanın hayatında yaşamaktan başka bir amaç yoksa ortaya sadece yeme, içme ve bunun için çalışmadan oluşan bir hayat çıkıyor. Tarr ise bunu bize Nietzsche’nin hayatından bir kesit ile başlayan ve sonrasında 145 dakika boyunca bizi o karanlığın içine çekmeye çalışarak anlatıyor.

Bundan sonra yazılanlar film hakkında bilgi içerebilir, garanti veremiyorum...

Film toplam 30 uzun çekimden oluşuyormuş. Anlatıcının ilk başta yaptığı konuşma hariç sanırım ilk konuşma bir saat sonra gerçekleşti. Bir ara gelip bize Nietzsche’den alıntılar yapan ziyaretçi ve sonrasında kulübelerine istenmeyen ziyaretçi olarak yoldan geçen çingeneleri saymazsak film tek kolu felçli baba ve hayattan tamamen umudunu kaybetmiş, varoluşunun tek sebebi babasını her sabah giydirip ona haşlanmış patates hazırlamak olan kızının altı gün boyunca yaşadıklarını gösteriyor bizlere. Bir de atları var tabii. Hayattan ilk çekilme kararını o alıyor. Sonrasında yavaş yavaş zaten bir haşlanmış patates olan tayınlarını bile yiyemez hale geliyorlar. Tarr filmin sonunda bizi karanlığa çekiyor ve tek duyduğumuz babanın sözleri oluyor.

İzlemesi bana göre müthiş sabır isteyen bir film Torino Atı. Hikayetin rutinliğine vurgu yaparcasına çalan müzik belirli bir temanın sürekli tekrarı, durmadan esen rüzgar ve fırtına ve siyah beyaz.

İlk beş dakika boyunca sabredip ben bu filmi izlemeye devam edeceğim derseniz bana göre pişman olmazsınız. Ben çok beğendim.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Tue, 20 Mar 2012 17:01:14 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14235-2474</guid>
                <title><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14235-bir-zamanlar-anadoluda</link>
                <description><![CDATA[
                                Hasan'ın film için yazdıklarını okuduktan sonra aslında biraz daha sert yazmayı düşündüğüm eleştirimi yumuşatmaya karar verdim. Hasan kardeşimin dediği gibi "böyle kompozisyonlanacaksa varsın etkilensin" değil mi?

Kaplanoğlu'nun filminde kızın elinde iple yürümesini aynen Tarkovski'nin Nostalji'sindeki, Rus yazarın elinde mumla havuzun içinde yürümesine benzeterek yadırgamıştım. NBC da Tarkovski'den bir çok şey alıntılıyor ama bunu hakikaten güzel yapıyor. Elma, rüzgar, çalılar, ışıklar, rüzgarda sallanan çamaşırlar hep Tarkovskiyan manzaralardır. Bu film çok keyif veriyor, sinema adına yine Hasan'ın dediği gibi ince belli bardaktaki demli çay gibi yudumluyoruz.

Bu toprakların insanına ayna tutuyor NBC. Küçük bir kasabada birbirinin arkasından konuşan memurlar, savcıyı çekiştiren komiser, savcılık şoförünü çekiştiren başkası, bütün bunların içinde ben ne yapıyorum diyen doktor... Bütün bunlar o kadar bizden ki.

Köylü kızın gecenin karanlığında çay dağıtırken, lambayla aydınlattığı insanların yüzlerinde başka başka hikayeler. Bunları izlemek çok keyifliydi.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Sat, 17 Mar 2012 20:57:09 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14253-2470</guid>
                <title><![CDATA[Düğün Elbisesi: Tanıdık Konu]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14253-dugun-elbisesi</link>
                <description><![CDATA[
                                1976 yapımı filmin arkaplanında, yaklaşmakta olan İslam Devrimi'nin ayak sesleri duyulabilir miydi? Kiarostami ipucu vermemiş.                 ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Mon, 12 Mar 2012 21:34:45 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14252-2469</guid>
                <title><![CDATA[Aslı Gibidir: aslı mı, kopyası mı?]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/sinema/65-dram/14252-asli-gibidir</link>
                <description><![CDATA[
                                Kiarostami sanki popüler yönetmenlere bakın böyle de film çekebiliyorum der bu filmle. Belki de bunu demek istememiştir de ben öyle anlamak istemişimdir:) Aşk, insan, yalnızlık, dostluk, erkek, kadın, sevgi her şeyden var bu filmde. En güzel tarafı ise filmin kahramanlarının gerçekten evli mi değil mi diye arada kaldığınız bölümleri bence. Bizim topraklarda insanın pek başına gelmeyecek bir hikayeye daha imrenerek bakıyoruz, ne yapalım?                ]]></description>
                <category><![CDATA[Dram]]></category>
                <pubDate>Mon, 12 Mar 2012 09:37:09 +0100</pubDate>
            </item>
                        </channel>
</rss>

