Kumsal Popüler

Edebiyat

Edebiyat Yazarları
Etiketler
Yazım Tarihi
Ağustos 2011

Fakat, ne büyük bir yalan bu... Her şey demek, burada başladı...

 

Kumsalda üç tane iğde ağacı var. Aslında kumsalın pek çok yeri iğde ağaçlarıyla gölgelenmiş. Altlarına banklar yerleştirilmiş: Burhaniye Belediyesi... Bazen bisikletle bu yoldan; tamam, açık söyleyeyim, Kordon Boyu Caddesi'nden geçerken o banklarda oturan saçları ağarmış çiftleri görünce merak ediyorum, acaba onları da belediye mi yerleştirdi oraya diye... Çünkü oradan ne zaman geçsem o banklar hep dolu ve oturanlar da huzurlu yaşlılıklarını bu ''küçük sahil kasabası''nda geçiren mutlu emekliler. Evet, kumsalda pek çok iğde ağacı var... Eskiden iğde ağacıyla zeytini birbirinden ayıramazdım ama burada geçirdiğim dördüncü yazın sonunda artık topraklaşan iğdeleri ya da yeşilliği sararmamış zeytinleri görmeden başarabiliyorum bunu. Ben o üçünü, poyrazın eğdiği o üç iğde ağacını anlatıyorum ama, yaprakları kuma değen... Akşamları, güneşin Kaz Dağları'nın ve önündeki denizin gerisinde erimesine yakın; kordonun, yürüyen, bisiklete binen,koşan insanlarla kalabalıklaştığı saatlerde, altına denizden yeni çıkan ıslak tüylü üç köpeğin yattığı hani. Yapraklarının kuma değdiği yere üç ıslak köpeğin yattığı üç eğik iğde ağacı, işte her şey orada başladı...

Fakat, ne büyük bir yalan bu... Her şey demek, burada başladı... Bir kere, anlatacak hiçbir şeyim yok benim, oradan her akşam, güneşin denizin üstünde bir yarım saatlik vakti kalmasına yakın geçerim ama hiçbir zaman oradan, o yoldan geçerken karşıma çıkmadı o, ya da iğdenin altındaki bankta kitap okurkan gelip de kulağımın arkasından, ''Ne okuyorsun?'' diye sormadı, ya da ben güneşin turunculukları içinde erimesini, denize eremeden İda'nın arkasında yitip gitmesini hayranlıkla izlerken, ''Ne hoş değil mi...'' dediğimde o, ''Evet!'' demek için orada değildi... Yok yere benim iğde ağaçlarının altındaki köpeklere bakıp onların huzurlu uykusunda ve banklardaki emeklilerin ak saçlarında, kadınların deniz elbiselerinin uçuşan eteklerinde ve çay bahçesinin kıyıya attığı masalarda dağ çayı içenlerin dudaklarını büzüp bardağa dokunduruşunda aramam onu... Bozkırda kaldı o, trene binerken kolaçan ettim peronu, yoktu. Kaybettirdim izimi, dört yıl oldu, beni bulamadı,bulamayacak, bulamasın...

Ama buraya niye geldim ben, rahat etmek için miydi, birazcık bronzlaşayım diye mi, kekik mi toplayacaktım dağdan, papalina mı yiyecektim, Tavşan Adası'na mı gidecektim Hoca'nın Teknesiyle, onlar tavşan vururken ben yüzecek miydim koyda- çünkü Tavşan Adası'nda gerçekten tavşanlar yaşıyor ama Kaşık Adası'na bu ad şekline münasip verilmiş... Belki Gemi Yatağı'nda zeytinlerin altında karpuz yiyecektim, hatırlamıyorum. Bitti fikrim, akşamüstüne, alacakaranlığa, güneşin yana yana denize damlamasına hapsoldum, artık düşünemiyorum, o yolda karşıma çıkması lazım onun, benim, ''Ne işin var burada senin!'' demem lazım, anlatır o, ''Bir arkadaş var,'' der, ''bu taraflarda yazlıkları var ailesinin...'' o sırada sağ eliyle havada bir yarım daire çizer... Buralarda-nerdeyse nerde, bir arkadaş- kimse kim... Israr ederim ben, ''Bize gidelim,'' derim, ''Yok.'' der o, sonra iskeledeki bir balık lokantasına otururuz beraber, Aşiyan'a belki, Küçük Ev'e ya da... Yok, Aşiyan daha güzel... Rüzgar çanları poyrazdan çılgına dönmüşken elimi tutar o benim, ''Seni,'' der ''burada bulacağımı biliyordum,'' ağzımın sol yarısıyla gülümserim, ''Ben de senin geleceğini,'' dememek için dudakalarımı ısırırım. Ben böyle bir şey diyemem ona, yapabilseydim dört sene önce bozkırdan batıya kalkan o trene binmeden önce söylerdim. Ama yapmadım, onun yerine buraya, ''sahil kasabası'' dedikleri bu yere gelip bacaklarıma ve sırtıma zeytin yağı sürdüm ve güneşin altında yanıp akşamüstlerinde bisikletle Kordon Boyu Caddesi'ni turladım. Poyrazın eğdiği o üç iğde ağacının altındaki üç ıslak köpeği fark ettim çok sonra bir gün. Ne güzel yazılır buna, dedim ve oturup bu öyküyü yazdım.

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
8.0
Dili Kullanım 
 
8.0  (1)
Kurgu 
 
8.0  (1)
Anlatım 
 
8.0  (1)
Metiniçi Tutarlılık 
 
8.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Dili Kullanım  
Sözcük seçimi,Söz sanatları ,Noktalama/Dilbilgisi
Kurgu  
çizgisel/döngüsel, romantik/gerçekçi, olay örgüsü/zinciri, konu seçimi, Özgünlük
Anlatım  
Bütünlük, Süreklilik, Betimleme, Anlatım kişisi, Anlatıcının Tavrı, Anlatım tekniği, Özgünlük, Ayrıntıların İşlevselliği
Metiniçi Tutarlılık  
Gerçeğe Uygunluk, Olgulara dikkat, İnandırıcılık, Bilgililik, Mantık Hatası Yokluğu
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Kumsal 2011-11-07 07:26:18 hasever
Genel Puan 
 
8.0
Dili Kullanım 
 
8.0
Kurgu 
 
8.0
Anlatım 
 
8.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
8.0

"iğdenin / dali"

Ne güzel etmiş yazmış ve yazdığınızı okuyabileceğimiz bir yere koymuşsunuz. Elinize sağlık. İğde ağacı deyince aklıma, Cemal Süreya, Hasan Hüseyin ve bir fırtına sonrası devrilmiş ODTÜ Matemetik'in önündeki iğde ağacı gelir. Hepsi de kokar, çoook güzel kokarlar. Tekrar elinize sağlık.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
20
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile