Matruşka'nın Ölümü
Popüler
Matruşka bugün üçükırksekiz geçe öldü. Ölümü bizi yasa boğdu. Kafeste üç renkli bir muhabbet kuşuydu matruşka. Dışarda bir mayıs yağmuru varken kendisini tüneğinden aşağıya bıraktı. Karşı kıyılar simsiyah olmuştu, belli ki yağmur şiddetleniyordu. Neredeyse gece karanlığına dönmeye hazırlanan koyulukların içinde beklenmedik bir ışık görüldü. Ses bir kaç saniye sonra geldi. Ben böyle gök gürültüsü duymamıştım. Camlar hafiften zangırdadı. Sonra salonun mutfak tarafındaki köşesinden bir pıtırtı geldi. Gökgürültüsünün şiddetine dayanamıştı, Matruşka'nın minik kalbi, büyük bir heyecana yenik düştü. Duyduğu ilk güçlü gök gürültüsü, sonuncu gök gürültüsü oldu. Avucuma aldım, kalbi artık atmıyordu.
Matruşka'nın cenazesini arka bahçeden kaldırdık, en çok tekrarladığı kelimeleri bir kez daha andık apartmandaki minik hayranlarıyla beraber. Kapıcının çocuğu Haydar, yemin ederim ağladı. Gözyaşlarını gizlemek istemesine kimseler gülmedi. Artık atmayan kalbi bu gece koskocaman çınar ağacının köklerinin yanında uzanıyor, hayatında ilk kez kafeste uyumuyor Matruşka.
Matruşka'nın ölümü aklıma onu getirdi yine.
Bir kış günüydü ilk gördüğümde. Arkadaşlar ile her zaman gittiğimiz barı sigara dumanları sarmıştı. Uzun masamızın en sonunda oturuyordu. Müzik başlayınca kalkıp kendi kendine dansetmeye başladı. MTV den fırlamışçasına abartmıştı, eteğinin kasıklarına kadar çıkmasını, askısının omzundan inmesinin farketmiyor gibiydi. Masaya döndüğünde ter içindeydi. O gece Mustafa'nın evine gitti.
Mevsimlerle birlikte içkisi değişiyordu. Kırmızı şaraptan, vodka enerjiye, ondan içine nane yaprakları atılmış limonlu kahverengi şekerli bacardiye doğru değişiyordu mevsimlerle beraber kadehindeki içkisi.
O yılbaşı iddiaya girdi benimle, kaybetti. Şehirde yeni bir kız vardı onun evindeydi yılbaşı partisi. Sabaha kadar bir başkası ile dansetti. Danstan yorgun düşünce kendini bıraktığı sandalye kırıldı. Dansettiği çocukla ayrıldı partiden.
Doğum gününde beraber yemeğe gittik, yemek sıkıcıydı. Daha restoranda rahat durmadı. Şehirdeki yeni kız ve erkek arkadaşı ile ayrıldı yemekten. Geceyi onlar ile geçirdi.
Benim doğum gününü beklemem gerekiyormuş bana gelmesi için. Temmuz'un cehennemi sıcağında, pencereler açık, vantilatörün önünde uyudu bütün gece.
Bir sonraki yılbaşı akşamı elinde upuzun bir şiirle geldi. Gece yarısına doğru masanın üzerine çıkıp okudu şiiri. Hepimizi anlatmış, nasıl seviştiğimizi. Nasıl güldük anlatamam. Kafiyeler bu kadar mı uyumlu seçilir.
Sonra evlendiğini duyduk.
Onu büyük şehirde gördüm. Kıştı, üşüyordu. Paltosunun içine çektiği ellerini soğuktan saklamaya çalşıyordu. Yanakları kıpkırmızı olmuştu. Nefes alıp verdikçe, burnu bir kedinin burnu gibi ıslanıyordu. O an ona sarılmak istedim.
Sinemaya gittik, yanımda oturduğunu bilmek güzeldi. Onun ne elini tuttum ne de sarıldım. Kardeşim gibiydi, bunu bilmiyordu. Filmi seyrettikten sonra ikimiz ayrı ayrı şehirlere gittik.
Sonra onu gördüm. Saçları kızıl ama nasıl tarif edilir, çok koyu bir kahverenginin içinden gelen bir kızıllık gibiydi. Cesur ve dalgalı saçlıydı, kahkahasının ince bir bıçak gibi işlemeyeceği erkek kalbi yoktu. Asla pantolon ile göremezdiniz dışarıda, hep vücudunu saran etekler giyerdi. Erkek gibi kadındı kiminle beraber olursa olsun, aynı anda yedekte en azından bir kişisi mutlaka olurdu.
Matruşka'nın ölümü bana neden o üç kadını hatırlattı bilmiyorum.
Üye eleştirileri
Yorumlar
-------------------------------------------
Haddim olmayarak sevgili yazara bir teklifim var? Kafeste üç renkli bir muhabbet kuşuydu matruşka. anahtar cümlesini eserden çıkarırsak hangi kazanımlarmız olur acaba? bunu bir düşünelim.
İlk etapta bulduklarım- lise öğrencilerinin yazdığı komposizyondan hafifliğinden hemen uzaklaşıldığını görürüz- sembolik temsilde kalarak ve daha doğrusu düğümü çözmeden ve matruşkanın kim olduğunu okuyucuya bırakarak bir merak ve fantezi yaratmış olmaz mıyız? Fantazi ve yaratılan merak esere bizi daha çok bağlar gibi bana geliyor. Matruşkanın asla ölmeyeceğine dair metaforu da kullanmış oluruz. İsminden dolayı hoş bir yazı. Bir matruşka nasıl ölür? El çabukluğuyla diğerini daha küçük olanını ortaya çıkarırız. Yazmak işkence halidir evet ama eğlencelidirde.

Matruşka bugün üçükırksekiz geçe öldü. Ölümü bizi yasa boğdu. Kafeste üç renkli bir muhabbet kuşuydu matruşka. Dışarda bir mayıs yağmuru varken kendisini tüneğinden aşağıya bıraktı. Karşı kıyılar simsiyah olmuştu, belli ki yağmur şiddetleniyordu. Neredeyse gece karanlığına dönmeye hazırlanan koyulukların içinde beklenmedik bir ışık görüldü. Ses bir kaç saniye sonra geldi. Ben böyle gök gürültüsü duymamıştım. Camlar hafiften zangırdadı. Sonra salonun mutfak tarafındaki köşesinden bir pıtırtı geldi. Gökgürültüsünün şiddetine dayanamıştı, Matruşka'nın minik kalbi, büyük bir heyecana yenik düştü. Duyduğu ilk güçlü gök gürültüsü, sonuncu gök gürültüsü oldu. Avucuma aldım, kalbi artık atmıyordu.
-------------------------------------------
Haddim olmayarak sevgili yazara bir teklifim var? Kafeste üç renkli bir muhabbet kuşuydu matruşka. anahtar cümlesini eserden çıkarırsak hangi kazanımlarmız olur acaba? bunu bir düşünelim.
İlk etapta bulduklarım- lise öğrencilerinin yazdığı komposizyondan hafifliğinden hemen uzaklaşıldığını görürüz- sembolik temsilde kalarak ve daha doğrusu düğümü çözmeden ve matruşkanın kim olduğunu okuyucuya bırakarak bir merak ve fantezi yaratmış olmaz mıyız? Fantazi ve yaratılan merak esere bizi daha çok bağlar gibi bana geliyor. Matruşkanın asla ölmeyeceğine dair metaforu da kullanmış oluruz. İsminden dolayı hoş bir yazı. Bir matruşka nasıl ölür? El çabukluğuyla diğerini daha küçük olanını ortaya çıkarırız. Yazmak işkence halidir evet ama eğlencelidirde.