Kısa Yol Yolcusu Kısa Yol Yolcusu Popüler

Kısa Yol Yolcusu

Edebiyat

Edebiyat Yazarları
Yazım Tarihi
4 mayıs 2011
Tanıtıcı Bilgi
Siz hiç adres ararken kayboldunuz mu? Kaybolduğunuzu zannettiniz mi?

İçimden bir ses "Sorma !!" diyor. Etrafa şaşkın gözlerle bakıyorum. Şaşkınlık büyüyüp yüzüme yayılmasın diye toparlıyorum. Halime tavrıma oranın yabancısı değilmişim süsü veriyorum kendimce. Kimseye bir şey sormuyorum elbette. Yürüyorum emin adımlarla. Tak, tak, tak. Pabuçlarımın tahta topukları eski usül kaldırım taşlarının kötü ve kalitesiz taklidinin üzerinde neredeyse hiddetle takırdıyor. Sağlam basıyorum. Oysa başkasından gelen topuk sesine sinir olurum. Böyle emin vaziyette yürüye yürüye geldiğim yere bakın: Çıkmaz sokak. Başlıyor iç dünyamda bir alıp verememe.
Soruverseydin ya birisine.
Kendi bulabileceğim yeri niye soracağım başkasına.
İşin yoksa dön geriye.
Yok ki işim.
Akılsız herif, ayaklarına çok yüklendin sen bu ara.
Az bi sus lan.
İçimdeki, için için iç kemirmeyi susturup yürüyorum. Tabana kuvvet. Dön dolaş.
Şuradan sağa dönün, değişik isimli bir sokak göreceksiniz. "Abanoz Kule" mi, "Tîtrî Tevellüt"mü, uyduruyor olmayayım öyle garip bir şey işte. Yeşil parkeli, yeşil elektrik direkleri olan bir sokak göreceksiniz. Korkmayın oradan girin. Biraz yürüyün. Yanınızda göreceksiniz.
Hangi yanımda?
Cevap yok
Yürüyorum. Sokaklar geçiyorum. Islık çalıyorum. Tak, tak, tak devam ediyorum. Böyle tak, tak ses çıkararak yürümek umursamazlık sesi mi, yoksa bir güvensizliğin yansıması mı bir karar veremiyorum İkisi de olabilir pekala. Bir de tokyo terlik giyip onun arkasını "hırş, hırş" sürttürerek yürümek vardır. Tam hafifletici sebeptir eğer sürüyücüsü elinizde kalacak olursa.
Siz beni eskiden görecektiniz. Böyle upuzun, sapsarı saçlarım vardı. İki yandan ayırıp tarar upuzun dolar iki ayrı yandan topuz yapardım. Masmavi gözlerim vardı, hoş hala aynı mavi. Bir gözleri değişmiyor insanın. Selanikliyiz biz. Bu cadde ya - peki o böyle miydi? Hepimiz giyinir kuşanır öyle çıkardık. Şapkasız, kravatsız bir tane erkek göremezdiniz. Çorapsız bir kadın, ütüsüz elbiseli bir kadın bulamazdınız. Hizmetçilerimiz vardı evde. Beyaz podyalar giymeye zor alışmışlardı. Ama bone takarlardı. Yemekten saç teli çıkması tepesini attırırdı paşa babamın. Bir kükrerdi, hepimiz çil yavurusu gibi dağılırdık. Apaydınlıktı sanki her yer. Şimdi herkes gitti. Bak tek başıma kaldım. İki mühendis, bir de fabrikatör evladım olacaktı şurada bir yerlerde. Bakmayın sonradan karardı bu penecereler, bu camlar. Pencerenin arkasından kim bakar bilemez olduk.
Ne demiştiniz evladım?
Cevap Yok.
Ben yürüyorum. Yürümeyi seviyorum. Geçtiğim yollardan bir kez daha geçiyorum. Buranın yabancısı olduğumu kimse bilmemeli, kimse anlamamalı. Bir garip bakıyor buradaki insanlar.
Yok o adamı dinleme sen. Köşeyi dönünce, işte bak tam şuradaki. Elime bak, elimle işaret ettiğim yere. İşte o köşeyi dön. Saat dört sularında bir güneş vuracak yüzüne. Şanslıysan bir de rüzgar vurur. Güneş ve rüzgar. Mis gibi bir özgürlük hissi verir tam o anda. Benden sana abi tavsiyesi, o rüzgarın getirdiği deniz kokusunu burnundan içeri derin derin solu. Yosun kokusunu duyacaksın, martı seslerini duyacaksın. Haliç'in üzerinde, ben diyeyim bin tane sen diyesin milyon tane şıkırtıyı görecekesin. Başka yerde bulamazsın bunların aynısını. İşte oradan devam et yürümeye.
Yaşlı adamın dediği yere geliyorum içime derin bir nefes çekiyorum. Bakıyorum karşımda İstanbul. Ama ben burasını sormamıştım.
Yürümeye devam ediyorum. Ne kadar çok sokak kedisi var burada. Buradaki evleri bilirim. Hepsi eski. Hepsinde birbirinin tıpkısı eski bir rutubet kokusu. Ne yapsan atamazsın bu kök salmış kokuyu dışarıya. Eve aniden ve sessizce girip lambayı açtın mı bir sürü karafatma yürür, her biri ayrı yöne dağılır. Kimse bilmez hangi yöne gittiğini. Can pazarı da böyle bir şey olmalı. Korkuyla dört bir yana sıvışmak. Yolu tarif eden bir kadın vardı onun da yolunu kaybetmiş olduğunu sonradan anladık. Biz de gidip kaybolan birine yol sormuşuz tam da o gün. İşin garibi tarif ettiği yol doğruydu sanki. Sadece kendini kaybetmişti o kadar. Bakıcılığını yapan kadın panik içindeydi evine vardığımızda. Kimi arayacağını bilemiyordu. Panikle büzüşüp öyle kalakalmıştı. Yaşlı kadını evine bırakmıştık O bizi bırakmamıştı hemen. Size bir şeyler ikram edeyim demişti mutfağına oturtmuştu bizi. Ne kadar temiz bir evdi. Hiç böcek yok diye şaşırdığımızı anımsıyorum. Bakıcı kadın kafkasyalıydı, boyalı biriydi. Alt dudağının kırmızısı, şüphe uyandırmaya gebe biçimde çenesine doğru pembe bir gölge olup taşmıştı. Ne işler çeviriyordu acaba diye düşünmüştük evden çıktıktan sonra. Tuhaf bir panikle büzüşmesinin sebebini yaşlı kadının yokluğunu fırsat bilip mahallenin kasabını koynuna alması diye yormuştuk tam kasabın önünden geçerken kapısındaki zincirleri kavuşturan asma kilidi görünce. Çayı ocağa koyup buzdolabının kapağını açmıştı sonra. Dolaptan bir karafatma sürüsü. Her biri farklı bir yöne. Artık çay içecek iştah kalmamamıştı. Kaybolduğum yollardan birinde eski bir kayboluşumu anımsadım iyi mi? Yanında biri ile kaybolmak eğlenceli sonradan konuşacak bir şey çıkıyor.
Yürüyorum. Çok yürürüm ben söylemiş miydim. Hızlı giderim bir de terlemeyi hiç sevmem. Terliyor tabi insan hızlı yürüyünce. Bu yürüyüş sevmediğim bir eyleme dönüştü aniden. Ummadığım bir sokağa girmek istiyorum. Merdivenlerden inip eski bir binaya girmek istiyorum. Nedenini bilmiyorum aynen böyle istiyorum. Soğuk mermer basamaklara oturunca terlemem durur belki.
Yorulmuşsunuz siz. İçeri buyurmaz mısınız?
Cevap yok.
Günün her saatinde başka bu sokağın ışıkları. Sanki her saat başka bir sokaktan geçer gibiyim. Daireler çizip hep aynı kaldırım taşlarına sert adımlarla bastığımı anlamam biraz uzun sürdü. Filmlerde olur ya uçak ıssız bir yere düşmüştür bir avuç insan yiyecek bir şeyler bulmak için ıssızlıkta dolanır. Derken içlerinden biri farkeder, o kadar yürüyüp de bir yere varmadıklarını.
Yaklaşık bir saat önce de buradan geçmemiş miydik Alexandra?
Cevap yok.
İşte karşıdan biri geliyor. Elinde çantası, çantasının kenarından ucu çıkan katlanmış bir gazete. Belli işinden evine dönen bir adam. Kesin buralarda oturuyordur. Soracağım adresi bilir mutlaka.
Afedersiniz beyefendi bir şey sorabilir miyim?
Buyurun.

 

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
10.0
Dili Kullanım 
 
10.0  (1)
Kurgu 
 
10.0  (1)
Anlatım 
 
10.0  (1)
Metiniçi Tutarlılık 
 
10.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Dili Kullanım  
Sözcük seçimi,Söz sanatları ,Noktalama/Dilbilgisi
Kurgu  
çizgisel/döngüsel, romantik/gerçekçi, olay örgüsü/zinciri, konu seçimi, Özgünlük
Anlatım  
Bütünlük, Süreklilik, Betimleme, Anlatım kişisi, Anlatıcının Tavrı, Anlatım tekniği, Özgünlük, Ayrıntıların İşlevselliği
Metiniçi Tutarlılık  
Gerçeğe Uygunluk, Olgulara dikkat, İnandırıcılık, Bilgililik, Mantık Hatası Yokluğu
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Kısa Yol Yolcusu 2011-05-22 17:31:31 hasever
Genel Puan 
 
10.0
Dili Kullanım 
 
10.0
Kurgu 
 
10.0
Anlatım 
 
10.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
10.0

Harika

İçe, içe, iç içe...

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
10
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile