Benim Adım Viktorya
Popüler
Bir grup insan oturmuş konuşuyoruz. Büyük bir çoğunluğu önceden birbirimizi tanıyoruz, ama aramızda yeni olanlar da var. Mart güneşi yaza göz kırpma burcunda, hoş bir esinti İzmir’in imbatı olmuş aylardan sonra yine saçlarımızda. Aramızdaki yenilerden bir tanesine tanıdıkları “Viki” diye sesleniyor. Ellili yaşlarını süren hanımefendinin sol kaşı arada seğiriyor, yüzünde iç dünyasına dair bu seğirmeden başka bir işaret yok.
Yanımda oturan arkadaşım kulağıma fısıldıyor: “Bu kadın estetikli”
“Nerden biliyorsun?” diye soruyorum. Meraklıyım, mizacım böyle. Sorarım hemen.
“Baksana gerildikçe yüzünün manasından geriye bir şey kalmamış. Dudakları sinirlense de gülse de aynı mimikte buluşur. Daha da ileri gideyin sağı solu belli olmaz bunun“ diyor.
Allahım bu nasıl net bir saptama? Net ve olduğu kadar acımasızca. Kadınlar bazen gerçekten çok acımasız olabiliyorlar gözlemlerinde. Bir erkekten böyle bir yorum kolay kolay çıkmaz, hele de hiç tanımadığı bir kadın hakkında. Yok yok acımasızlık fazla geldi. Değiştiriyorum: Kadınlar bazı şeyleri şıp diye anında görüyor. Erkeğin dikkatinden kaçan her şey “Kadınların İnsan Coğrafyasına Dair El Kitabı”nda en popüler bölümlerde yer alıyor olmalı. Artık eminim yalnızca kadınların okuduğu ve bir sır olarak sakladığı böyle yüzyıllardır gizli tutulmuş bir ders kitabı mevcut.
Herkes görünüşte mutlu gibi sanki. Akşamüstümüz güzel geçecek anlaşıldı. İçimizdeki tek arıza çıksa çıksa o kontrol dışı seğreyen kaşın sahibinden çıkar.
Viki’de mesut gülümsüyor, adını seslenenlere gözlerini kısarak, derin derin, sanki bakışları ile karşısındakini içini çekercesine bakıyor. Pür dikkat dinliyor Viki anlatılanları. Sol elindeki içinde buzlar yüzen bardaktan Jim Beam’inden kısa ama öz yudumlar alıyor arada. Sağ elindeki sigarından derin derin nefesler çekiyor içine. Nefesini verdikçe vanilyalı bir koku salıyor ortama. Garson üşümesin diye şal getiriyor bahçede bizimle oturan Viki’ye. Herkes tatlı bir muhabbetin sardığı bahçede günün sondan bir önceki ışıklarına bakıyor.
Amazonlarla ilgili tatlı bir muhabbet başlıyor derken. Viki coşuyor, anlatıyor da anlatıyor, amazonların ne kadar mükemmel kadınlar olduğunu. Az öncesine kadar kısık ateşte demlenir gibi bakan bakışları, sanki üzerine körükle gidilmiş saman alevi gibi ışıl ışıl yanıyor konuşurken. Sesi ise yüksek perdeden ve kısık, hepimiz onu dinliyoruz.
Ben naçizane ölümlü dünyadaki günü sayılı fani adam yanılıp konuyu bölüyorum;
“Mükemmeldiler belki, ancak iyi ok atabilmek için göğüslerinden bir tanesini kestiklerini okumuştum Viki” diyorum.
Viki’nin gözleri çakmak çakmak, bir an duraksıyor. Herkes susuyor. Hepimiz Viki’nin ağzında dökülecek kelimeleri bekliyoruz. Belli ki sinirlenmiş ama arkadaşımın dediği gibi yüzünde gülümsemeye benzeyen bir mimik asılı kalmış. Usulca bakışlarını bana çevirdiğinde içindeki hiddetle tanışıyorum. Sigarın sararttığı sesi biraz hışırtılı, biraz genizden yükseliyor Viki: “Benim adım Viktorya” diyor.
Hah şimdi durum anlaşıldı, kadın diyecek laf bulamadı aramıza kendince statü farkı sokmaya çalışıyor. Kendisine Viki deme ayrıcalığını bana bahşetmeyecek. Ben ona Viktorya diyebilecek insanlar kategorisine alınıyorum. “Bugün nasılsınız Viktorya Hanım?” dememe izin var. Vay be ne isimmiş, sanki kadına Viki demem “Git orospu ol, kazandığın para ile şu masadakiler çift kaşarlı ayvalık tostu ısmarla” yerine geçti. Hayatını kazanmasını önerdiğim yöntem mi yoksa başkalarına bir şey ısmarlaması ihtimali mi daha ağır geldi onu çıkaramıyorum yalnız.
Aklıma gelen şu cümleye dört elle tutnuyorum: “Benim için fark etmez, ikisi de aynı kapıya çıkar”
Sonra da havada esen soğukluğu dağıtacak cümle kimsenin aklına gelmiyor.
Arkadaşım beni dürterek “lensleri gördün mü?” diye fısıldıyor. Bu sefer nasıl anladığını sorgulamıyorum, zira o renk göz olmayacağını ben de biliyorum.
Susuyoruz bir süre, dağılıyoruz derken.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Lezzet
Çok lezzetli...
Yorumlar
Yukarıdaki paragarafın olay örgüsüyle en uyuşmayan cümle hangisidir?
a) I b) II c) III d)IV e)V

(I)Bir grup insan oturmuş konuşuyoruz. Büyük bir çoğunluğu önceden birbirimizi tanıyoruz, ama aramızda yeni olanlar da var. II)Mart güneşi yaza göz kırpma burcunda, hoş bir esinti İzmir’in imbatı olmuş aylardan sonra yine saçlarımızda. (III)Aramızdaki yenilerden bir tanesine tanıdıkları “Viki” diye sesleniyor. (IV) Ellili yaşlarını süren hanımefendinin sol kaşı arada seğiriyor, (V)yüzünde iç dünyasına dair bu seğirmeden başka bir işaret yok.
Yukarıdaki paragarafın olay örgüsüyle en uyuşmayan cümle hangisidir?
a) I b) II c) III d)IV e)V