Edebiyat Edebiyat Öyküler Yarışma Dışı Öykü KARA KORKU MAVİ ÖLÜM/İdris Yiğit
 

KARA KORKU MAVİ ÖLÜM/İdris Yiğit KARA KORKU MAVİ  ÖLÜM/İdris Yiğit Popüler

KARA KORKU MAVİ  ÖLÜM/İdris Yiğit

Edebiyat

Edebiyat Yazarları
Etiketler

Denizle kıyıyı sis örtmüştü. Siyah karınlı bulutlar yere doğru sarkmış, sise karışmıştı. Yerle gök birbirine geçmiş, her yan kül rengindeydi. Kıyı boyunca metal sesleri, ateş  kıvılcımları yükseliyordu. Yükselen güneşin önünden çekilen bulutları sis izledikçe önce, kıyıya yaslanmış onarım gemileri, sonra kızaklara dizili, yapımı süren vapurlar ve gemiler göründü.

Başlarında baret, eli yüzü bulutlu işçiler işbaşında. Kıyıdan denize, oradan da tüm okyanuslara açılan, farklı dünyalar inşa ediyorlar.

Denizle kıyıyı sis örtmüştü. Siyah karınlı bulutlar yere doğru sarkmış, sise karışmıştı. Yerle gök birbirine geçmiş, her yan kül rengindeydi. Kıyı boyunca metal sesleri, ateş  kıvılcımları yükseliyordu. Yükselen güneşin önünden çekilen bulutları sis izledikçe önce, kıyıya yaslanmış onarım gemileri, sonra kızaklara dizili, yapımı süren vapurlar ve gemiler göründü.

Başlarında baret, eli yüzü bulutlu işçiler işbaşında. Kıyıdan denize, oradan da tüm okyanuslara açılan, farklı dünyalar inşa ediyorlar.

Bir işçinin başlattığı işi bir diğeri sürdürüyordu. Montajcılar parçaları birleştiriyor, yardımcıları punto atıyor, kaynakçılar puntolanan parçaları kaynatıyor, sonra taşçılar kaynağın çapağını alıyorlardı. Daha sonra boyacılar, rengarenk boyayacaklardı.

Cevat, bir onarım gemisinde taşlamacıydı. Son hazırlıklarını yaptı. Taş motorunu alıp işe koyuldu. Motorunun sacdan saçtığı  kıvılcımlarla birlikte irkildi, yüzü asıldı. Kıvılcım yine babasını anımsatmıştı.

“Lanet ateş, lanet iş!” deyip sürdürdü. “Ne diye bulaştım bu işe. Bu işten kurtulmadıkça, bu karabasan peşimi bırakmayacak...” sonra sitemli bir sesle, “Buralara gelmeyecektim. Değişen bir şey yok. Bu iş de her gün madene sürüklüyor beni. Kalacak, memleketimde çalışacaktım” dedi. Böyle der demez çevresi demir tozundan kararan siyah gözleri büyüdü, yüzüne dehşet bir anlatım oturdu. Kendi kendine yanıt verircesine, “Söylemesi kolay.  Kalsaydım da madende çalışabilir miydim? Ölüm kokan maden ocağının kapısından içeri adım atabilir miydim”. Babasıyla anılarını ansıdı. Buraya gelişini, babasına karşı yapılmış bir haksızlık olarak düşündü. Yine sitemli bir sesle:“Çocuklarımı yaşatacak başka bir iş tutsaydım buralara kadar savrulur muydum?”

Zonguldak deyince aklına gelen tek iş maden ocakları olurdu. Maden ocağında çalışan akrabalarını, arkadaşlarını ansıdı. Bunların içinde, ailesinden ya da akrabalarından birini madende yitirenler vardı.

“Bu adamlar, her gün, hangi duygularla madene giriyorlar acaba. Her kazma vuruşta, her kıvılcımda, her kokuda, ölenler yine çığlık çığlığa karşılarına dikilmiyor mudur?”

“Doğru, doğru bir karar verdim. Yapamazdım. Maden ocağının her adımında senin izine basarak, her kömür parçasında senin yüzünü görerek, her çakan kıvılcımda yanık etinin kokusuyla soluk alarak çalışamazdım. Hayır, hayır! Madende çalışmak da ölüm de bize kader olmamalı!” soluk aldı, yüzü duruldu. Sonra:

“Burası farklı mı? Her sabah çocuklarla vedalaşarak yola çıkıyorum.” Yüzünde kararlı bir anlatımla, “Bu işi de bırakacağım.” O an biraz ilerisinde çalışan arkadaşlarının gülüşmelerini duydu. İçinde bir umutla:

“Peki, ama ölümleri böylesi neşelere döndürmenin bir yolu yok mu? Ölmeden o karaelması yeryüzüyle buluşturmanın, şu görkemli gemileri mavi denize sürmenin bir yolu yok mu?” Sevinç içinde taş motorunu çapağa sürttü. Çevreye saçılan kıvılcımlara hayran hayran baktı. Büyük bir şey başarıyor hevesi içinde çalışmayı sürdürdü.

Büyük bir patlama ve yükselen ateşle korku içinde yine babasını  ansıdı Cevat. Babasıyla birlikte tutuşan kömür ocağının içindeydi. Patlama alevlere dönüştü. Alevler, rüzgar gibi yayılıyordu. Kendilerini saran alevlerin ortasında acı acı bağırıyorlardı. Bağırtılar birleşiyor, feryat yüklü imdat çığlıkları olarak yankılanıyor, sonra ise anlaşılmaz bir uğultuya dönüşüyordu. Alevlerin içinde kıvılcım saçan patlama sesleri uğultuyu boğuyor, çevreye kömür ve demir parçaları savuruyordu.

Kömür ocağı alevden, oval bir canavar gibiydi.

Görenler, duyanlar işini bırakıp tutuşan gemiye doğru koştular. Toplaşanları  umarsız bir sıkıntı bastı. En önde can telaşı içinde:

– Halatları çözün, halatları çözün! diye bağıran mühendisin sesi duyuldu.

Alev topuna dönüşen gemi suların üzerinde sallanarak denize vurdu. Alevli bir depremin merkezindeydi. Yerin durmaksızın sallandığı, her şeyin alevli uçuştuğu bir depremin.

Birkaç  işçi, mühendisi geriye itip öne çıktı. Bir işçi gürler gibi bir sesle:

– Nasıl yaparsın bunu, nasıl! İçerdeki arkadaşlarımızı bile bile ölüme ...

Mühendis daha zayıf bir sesle:

– Sizin için, hepimiz için yaptım. Alevler her yeri sarmasın istedim.

– Ateşi söndürmeliyiz, Ateşi! diye bir ses onu bastırdı.

Derken sahildekiler umutsuz bir tartışmaya giriştiler. Birkaç işçi iskelenin başına kadar yürüdü. Başları çaresizliğin mengenesi içinde; yüreklerinde ikircikli bir isyan:

– Denize atlayın arkadaşlar, denize! sesiyle irkildi Cevat.

Deniz birkaç kez inledi. Yanan gemide olduğunun ayırdına vardı.  Çevresine bakındı, bir çıkış kapısı aradı. Makine dairesindeydi. Gözü merdivenlere ilişti, o yöne atıldı. Üç adım sonra gözleri basamakların üzerinde asılı kaldı. Gördüğü her şey savrulan, büyüyen bir alev topuna katılıyordu. Geri geri gitti, sırtını saca çarptı. Ürpertiyle kollarını boşluğa uzattı.

“Kömür ocağında kapana sıkışıp kalmış çaresiz bir hayvan hissine kapılır insan” demişti babası. Şimdi gemi kömür ocağından, kendisi de hayvandan farksızdı. Üstelik gemiyi tamir etmek için onlarca işçi bir aydan fazla bir süredir ter dökmüştü. Şimdi ise bir kapan gibi… Kendini yapayalnız hissetti. Yalnızlık, eşi ve çocuklarını düşündürttü. “Şimdi olup bitenden habersiz ne yapıyorlardır” diye geçirdi.

***

Eşi, kanepede oturmuş küçük oğluna kazak örüyordu. Ekranda geçen son dakika haberiyle irkilerek doğrulup ayağa kalktı. Haberde, “Tuzla’da, bir tersanede henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı bir gemide patlama oldu. Meydana gelen patlamada ölen ve yaralananlar ...” umarsızca sağa sola atıldı.

***

Alev rüzgarı çevresini sardı. Sıcaklık yüzünü, ellerini, tüm bedenini yalıyordu. Ölümün ateşten soluğuyla birlikte Cevat’ın kulaklarında annesinin çığlığı yankılandı: “Kömür parçasına dönmüş kocam, kömür! Kocam derdi ki, ‘Tüm insanları ısıtmak, ışığa boğmak gayesiyle girerim madene.’ Ne güzel düşünürmüş kocam. Düşüncesi doğrulansaydı harika bir hayat yaşardık şu dünyada. Siz tuttunuz onu, yerin yedi kat dibinde diri diri, kömür... Siz de, hepiniz de...!” Boşlukta sallanan, titreyen ellerini annesinin eteğine doğru uzattı. Etek alev sıcaklığındaydı.

Cevat belleğini yitirmiş gibiydi. Kömür ocağı, gemi, evi aynı mekanda birleşmiş, durmaksızın yanıyor sanısına kapılmıştı. Kulaklarına, gözlerine vuran alevlerin sıcaklığında kömüre dönmüş babasının, çığlık çığlığa bağıran annesinin, küçücük gözleri, çözemedikleri bir soruya dikilip kalmış çocuklarının ve bir ceset gibi bakınıp duran eşinin görüntüsü art arda, iç içe göründü. Sonra elbisesini saran alevlerin içinde, ateşten bir topaç gibi dönerek çırpındı. Alevden görüntüler gözlerinin önünde uçuşuyordu. Tüm bedenini saran alevler görüntüleri bir bir sildi.

***

Islak yüzü çarpılmış, bacaklarına inme inmiş eşi, eteğine asılı iki çocuğuyla tersanenin kapısına geldiğinde, iskelete dönen gemide, yanık et kokan karanlık dumanlar yükseliyordu. Dumanın karşısında rüzgâr yemiş bir ağaç gibi titredi, büküldü kadın. Uzakta, denizin titrek dalgaları üzerinde, simsiyah bir ceset gibi sallanan gemiyi görünce, zayıf, titrek yüzü sonbahar yaprağına döndü.

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Dili Kullanım  
Sözcük seçimi,Söz sanatları ,Noktalama/Dilbilgisi
Kurgu  
çizgisel/döngüsel, romantik/gerçekçi, olay örgüsü/zinciri, konu seçimi, Özgünlük
Anlatım  
Bütünlük, Süreklilik, Betimleme, Anlatım kişisi, Anlatıcının Tavrı, Anlatım tekniği, Özgünlük, Ayrıntıların İşlevselliği
Metiniçi Tutarlılık  
Gerçeğe Uygunluk, Olgulara dikkat, İnandırıcılık, Bilgililik, Mantık Hatası Yokluğu
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile