BEKLEME SALONU Popüler
Zifiri karanlığa girdi. Yılların alışkanlığıyla ışıklı salonda gezinir gibi rahatça yapıyor işini. Sevgi ve tutkudan belki kimyasal kokular, karanlık kesmiyor hızını.
Dondurduğu anları geri getirecek. Farketmeden yaşadığımız, belki de kaçırdığımız anları yakaladığında donduruyor. Saniyelerle kalıcılaşan anlar. Bir an önce o kareleri eline alıp bakmak istiyor.
- Haydarpaşa'dayım. Askeri hastaneyi geçip köprüde takılıp kaldım. Kadıköy' e yanaşacak vapurlar görünüyor. Tam altımda trenler.
Bir kısmı o kadar sahipsiz ve yıpranmış görünüyor ki.Yıllarca sabah akşam yolcuların kapılarına asılıp durmasından belki, yorgunca çekilmişler bir köşeye. Sıra sıra banliyö trenleri. Banliyö kullandıysanız bilirsiniz. Sabahları balık istifi gider bu trenler. Biletsiz bindikleri için kondüktörden kaçanlar, kapılara asılanlar. Tam karşıda istasyon. Uzaktan kalabalığı seyrediyor.
Kocaman bir saat gibi burası. Zaman kovalanır ellerde bagajlarla. Erkenden gelip bekleyenler, son dakikada gelip telaş yapanlar. Ne olursa olsun her gözün aradığı bir saattir burada. Dakikalar takip edilerek vedalaşılır. Bekleme salonu kocaman bir saat oluyor.
Deniz tarafına vapurlara çeviriyor makineyi. Gözü hiç seçici değil, rastgele basıyor deklanşöre.
O an, saniyelik bir an onda saklı artık. Martı gökyüzünde o noktada bir daha duracak mı bilmem, ama onda hep aynı yerde kalacak.
Ulaşamadığı, parçası olamadığı anları saklamak istiyor belki. Nereye akıyor bu kadar insan. Bildim bileli gitmek istiyor. Uzaktan seyrettiği akışın içinde düşünmeden gitmek istiyor. Tuhaf ama olduğu yere mıhlanarak gitmek istiyor. İsteyip de gidemediği için belki kendini yiyip duruyor. Tabii birazda çevresindekileri.
Valizi hazır aslında. Kafasında bir yerde hep hazır tutuyor onu. Tamam, şimdi dediği an fotoğraflayıp seyrettiği istasyonlardan birine koşacak.
- Nereye istersiniz bileti?
- Bilmiyorum. İlk tren nereye gidiyorsa ona bilet kesin.
- Kaç kişilik olsun.
- TEK kişilik.
- Gidiş- dönüş mü yapalım?
- .....................
Uzun zamandır kendisini çok hissetmediğini söylüyordu. Üstüne yapışmış, içine kazınan bir başınalıkla toplanıp çıkıp gidecekti.
Gelecek zaman ekleriyle döşüyor kareleri panoya.
- Atlayıp otobüse, gemiye nereye olursa işte, gidicem.
- Gidemiyorsun, gidemeyeceksin.
Yolun nerede biteceği belirsiz, bittiğinde ne başlayacağı belirsiz.
Bir başınalık- belirsizlik sarmalında gidip geliyor. Boşlukta salınıp duruyor.
Fotoğrafların yıkanması, baskısı bitti. Panoda beklemediği duraklar,peronlar, iskelelerin fotoğrafları sıralı. Her karede belli belirsiz bir kuş.
- O sen misin?
- Kimbilir, neden olmasın.
O anda -bu panoda. Valizi kafasında bir köşede. Kuş kareden fırladı fırlayacak.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Biraz kapalı yazmışsın
Merhaba Günnaz,
Dilin yalın. İnsanın iç dünyasına tutmuşsun aynanı. Ama biraz kapalı yazmışsın. Yalnız kendine değil de herkesin anlayacağı biçimde yazmalısın.
eline sağlık, hoşçakal.
