Havuzun suyu çamurlu bir yeşil. İçinde kurbağalar vıraklıyor. O sümüklü hayvanlar çirkin sesleriyle bağırdıkça plastik sandalyesinde iki büklüm oturan kızın vücudu tiksintiyle titriyor.
Havuzun suyu çamurlu bir yeşil. İçinde kurbağalar vıraklıyor. O sümüklü hayvanlar çirkin sesleriyle bağırdıkça plastik sandalyesinde iki büklüm oturan kızın vücudu tiksintiyle titriyor. Kız titredikçe annesi olacak kumral bukleli güzel kadın- oysa kız gayet çirkin- ona çıkışıyor:
-Yapma şöyle hareketler kızım.
-Huylanıyorum, n'apıyım...
-Ne varmış huylanacak? Altı üstü kurbağa, hem öyle her şeyden huylanılmaz.
Havuzun suyu pis, yeşil. İçinde ördekler yüzüyor. Kanadı kesik ördeklerin. Bir nevi sakat tümü. Bir kere hayatları bir gayeden yoksun. Yeni baharlarda ılıman iklimlerden uçup gelemiyorlar, yaz biterken sıcak memleketlere göçemiyorlar. Hapis bu ördekler bu havuza; dört mevsimi ve bir ömrü bu havuzda tüketiyorlar, yazık.
Nevin, havuzun pis, yeşil suyuna baktı. Orda, suyun o yağlı parlaklığında yok yere kendi kısık gözlerinin yansımasını aradı. Suyun kirinden, ziftli yeşilinden kendi yüzünü görmesine imkan olmadığını bildiği halde bakmaya devam etti. Sonra tam orda, baktığı yerde, su hafifçe dalgalandı ve ardından bir kurbağa suyun içinden çıkıp çok uzaklara zıpladı
-Iyyy...
-Nevin!
-Anne, çok iğrenç..!
-Bakma o zaman.
-İğrenç..!
-Ne dedim Nevin ben sana?
-Ya, n'apıyım, huylanıyorum...
-'Ya' deme. Hem, öyle her şeyden huylanılmaz. Büyü biraz, kurbağalar masum Nevin, hayatta daha ne iğrençlikler var...
Kurbağalar masummuş. Nevin plastik sandalyesinin üzerinde iki büklüm oldu. Ellerini, annesine farkettirmeden, bacaklarını birleştirince iki uyluğunun arasında oluşan sıcak oluğa soktu. Annesi görse kızar şimdi, 'Çok ayıp Nevin,' der; 'Çıkar bakayım ellerini ordan...' Kurbağalar masummuş. Değil oysaki, etrafa acımasızca siğil saçıyorlar; zavallı insanların pembe derili yumuşak ellerini diken diken yapıyorlar. Kurbağalar masum değil. Aslı'ya ne olmuş Aslı'ya, kurbağaya dokunmuş da sonra eli işte böyle göstermek gibi olmasın...
-Gelmeyecek herhalde anne..
-Bekleyelim bakalım biraz daha, gelmesi lazım. Gelmezse kalkar evine gideriz.
-Taa oraya!
-Kadın alnının kırıştırarak söylendi:
-Daha iyi bir fikrin var mı bayan kurbağa düşmanı?
Nevin iç geçirdi. Çürümüş ot kokan serin havayı soludu. Gövdesini sağa sola yaylandırdı. Esnedi ve eğilip sağ ayak bileğini kaşıdı. Sonra doğruldu. Bıkkınlıkla havuza bakmaya devam etti. Ördekler 'vırk vırk' ederek önü sıra geçiyordu. Hayvanlar yüzerken kursaklarını şişiriyor, önce boyunlarını öne itip ardından gövdelerini çekiyordu. Nevin kırgınlığını unutup annesine sordu:
-Sence şu ördekler, o bembeyaz olanlar hani, bu pis suya batıp çıktıkları halde neden hiç kirlenmiyor anne?
Kadının beklemekten sabrı taşmıştı. Nevin'i tersledi:
-Ha, şimdi de sıra ördeklere mi geldi Nevin? Ördeklerin temizlik sorunları beni hiç ilgilendirmiyor, inan.
Nevin sıkıntıyla soludu. Dişlerini gıcırdatıp yüzünü çevirdi. Öfkelenmeye başlamıştı,
nefesini gürültüyle veriyor ve dişlerini sıkıyordu.
Annesi bir müddet bir şeyler mırıldandı. Ardından saçlarını geri itip sesini yükseltti:
-Şu kadın gelse de paramı alsam. İster misin gelmesin? Gelmezse artık... Nevin! Çıkar bakayım ellerini ordan, kaç kere söyledim kızım, ayıp!
-Kime ayıp anne?
-Etrafa Nevin. Herkes ne bilsin senin ne yaptığını?
-Ben ellerimi ısıtıyorum. Bacaklarımın arası sıcak...çok...
Kadın, eleştiren anne'den endişelenen anne'ye yumuşak bir geçiş yaptı. Yüzü merhametle yumuşadı, büzdüğü dudakları gevşedi.
-Üşüdün, değil mi?
Nevin başını salladı. Serin havayı derin derin soludu, ciğerleri yandı.
-Gelmeyecek herhalde.
Kadın kızının sırtını okşadı.
-Boşuna üşüttüm seni buralarda.
Eli hala kızının sırtında olmakla beraber devam etti:
-Paramızı alamadığımız gibi bir de buranın hiçbir şeye benzemeyen çayını içtik de ona para verdik. Sanırsın ki havuz başında deve kestirdik! Altı üstü iki çay be! İnsaf İnsaf!
-'Be,' dedin anne..?
-Olur öyle bazen, sen benim her dediğimi dinleme.
-Sonra kızıyorsun ama, 'Sen beni hiç dinlemiyor musun?' diyorsun.
-Nevin, yorma beni kızım. Kalk hadi gidelim. En azından otobüse yetişelim. Babandan önce evde olalım. Sebzeli bulgur pilavı yaparım şimdi hemen. Sen de ayran çalkalarsın.
-Üff!
-Üfleme bakayım, bir işin ucundan tutayım dersen ölürsün de mi? Bak, koskoca kız oldun; yarın evlenince ne yapacaksın?
-Hizmetçi tutarım.
-Ha hayt! Bir tane de bana lütfen, hizmetçi tutarmış!
Nevin annesinin kumral başına ve büyük sarı gözlerini saran şeftali rengi ışıltıya baktı. 'O çok güzel,' dedi içindeki Nevinlerden biri. Başka bir Nevin onu kıskandı. Öteki Nevin, o kumral başı alıp bulanık sulu pis havuza batırmak istedi. Bir diğeri;' Eve geç kalalım da babam ona kızsın,' deyip kıs kıs güldü ve havuzun pis suyu hareketlendi. Üç kurbağa bir atlayışta havuzu bir baştan öteki başa geçti. O zaman Nevin, annesinin kumral bukleli güzel başının altında turuncu halkalarla gölgelenen sarı gözlerine bir kez daha baktı ve içinde söyleyen tüm o ağızlardan korkarak; kurbağalar, dedi kendi kedine; kurbağalar masum Nevin, dünyada daha ne kötülükler var..
Yardımınız için çok teşekkur ederim,sanırım o ikonları kullanmayı öğrenmem gerekecek:-)
Daha sonraki girdilerimde söylediklerinize dikkat edeceğim.
Tekrar teşekkürler ve selamlar...