Gölgemle Aramdaki Mahremiyet... Popüler
Karanlıkta gözüm kapalı cama yaslanmış gölgemı dınlıyordum.Fısıltı halınde..bana benım değerımı anlatıyordu.sorgusuz kendı kendıne...hep konusurduk ya böyle.daha doğrusu o konuşur ben dinlerdim..Mutlulukla binbir heyecanla! Daha sonra elımı tut dedi,dediğini yaptım..doğruldum ve ona yöneldim.gözler yok tamamen hisle!bir bütün olmuştuk.tüm enerjılerımız bırbırımızde dağılıyor,adeta bize güç verıyordu.artık ben değil bizdik!!! sonra tıktık dıe bı ses duyuldu.kapı sesiydi bu.içeri girecek olan kişi ışığı açıcak ve ben en yakın dostumu kaybedecektim!ama susamazdım.yinede sustum...bu sefer ses dahada arttı.artık vedalaşma vakti gelmişti."yıne bana gel olur mu ...?" "başbaşa kaldığında yanında olacağım.." onaylayıp başımı eğdim ve umutsuzca girin dedim..
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Yazım hataları yapmışsınız ve bu bir öykü değil. Bu tarz yazıları blogda yayınlarsanız daha iyi olur diye düşünüyorum.
Yalnızlığın getirdikleri ve götürdükleri, öykülerde, romanlarda hep anlatıla gelmiştir. Sizinki gibi kaleme alınmış yüzlerce yazıyı internet ortamında bulabilirsiniz. Gölgesiyle konuşmak yerine gölgesiyle ağız dalaşına girseydi daha iyi olmaz mıydı?
İnsanın kendine dair olanı yazması en kolayıdır, ama ortaya çıkan yazının, kişinin sadece kendisini ilgilendirmesi gibi bir dezavantajı da vardır.
Başlık gereksiz uzunlukta. "Mahremiyet" yeterli olurdu.
Kızmaca yok:)
Yorumlar
İnsanın gölgesi, gövdesinin ışığı kapatmasından kaynaklanan, karanlık bir alandan başka bir şey değil midir? Fantezimizde ise bizden bir parça ama karanlık bir parça diye düşünürüz.
İnsan hep birden fazladır zaten. Sigarayı bırakmak isteyenle, dumanı ciğerine çekmek isteyen hep aynı kişidir. İlk nefesi çektiğinde dayanılmaz bir pişmanlık ve rahatlama duygusu ardarda oluşabilir.
Sinema ve roman bunu çok iyi bilir. Dostoyevski'nin "Öteki"sinde, "Dr.Jekyll ve Mr.Hyde"da, içine şeytan giren (bunu içindeki şeytanın dışarı çıkması diye okumalıyız) genç kadında görürüz hep (Karamazov'da ortanca kardeş, içindeki şeytanla uzun bir konuşma yapar, en güzeli odur kanımca). Bunların seninkinden farkı, gölgenin zararlı, kişiye düşman oluşudur herhalde. Nedendir bilmem, hep böyle kurarlar bunu. İyinin içindeki kötü değil de, bir kere de kötünün içindeki iyi açığa çıksın yahu!
"başbaşa kaldığında yanında olacağım". Kimle başbaşa kalınca? Demek istenen "yalnız kalınca" idi sanırım.

Eleştiren Erkan Okay Eylül 16, 2009
Yazdığın konu önemli: İnsan ve gölgesi. İnsan ve insan içinde başka bir insan. Belki de birçok insan. Ne dersen de.
İnsanın gölgesi, gövdesinin ışığı kapatmasından kaynaklanan, karanlık bir alandan başka bir şey değil midir? Fantezimizde ise bizden bir parça ama karanlık bir parça diye düşünürüz.
İnsan hep birden fazladır zaten. Sigarayı bırakmak isteyenle, dumanı ciğerine çekmek isteyen hep aynı kişidir. İlk nefesi çektiğinde dayanılmaz bir pişmanlık ve rahatlama duygusu ardarda oluşabilir.
Sinema ve roman bunu çok iyi bilir. Dostoyevski'nin "Öteki"sinde, "Dr.Jekyll ve Mr.Hyde"da, içine şeytan giren (bunu içindeki şeytanın dışarı çıkması diye okumalıyız) genç kadında görürüz hep (Karamazov'da ortanca kardeş, içindeki şeytanla uzun bir konuşma yapar, en güzeli odur kanımca). Bunların seninkinden farkı, gölgenin zararlı, kişiye düşman oluşudur herhalde. Nedendir bilmem, hep böyle kurarlar bunu. İyinin içindeki kötü değil de, bir kere de kötünün içindeki iyi açığa çıksın yahu!
"başbaşa kaldığında yanında olacağım". Kimle başbaşa kalınca? Demek istenen "yalnız kalınca" idi sanırım.