NASİHAT Popüler
Çekirge çok dertlidir. Uzun süredir birlikte olduğu kadınla arası açık olduğundan ve acil bir şekilde hayatında bir kadın istediğinden, nasıl yaparsa yapar ve bir İngiliz kızdan randevu almayı başarır. Ancak derin bir ikilem yaşamaktadır.
Kafası çelişkilerin cirit attığı bir meydan gibidir. Çelişkiler ata binmeyi de bilmektedirler. İşte bu kafa karışıklığı arasında deneyimli bir tanıdığını arar ve aralarında şöyle bir konuşma geçer;
‘Hocam durum işte böyle, ne yapabileceğimi bilemiyorum, tek çarem sen kaldın... aman bana bir çare!
“Bence yeni hatunun tadina bak, ama bütün aşklar tatlı başlar... İlk anda yeni hatunun daha iyi olduğunu düşünebilirsin ama bence aldatıcı olur.
“Yani zamana mı bırakalım?
“Böyle bir kaçamak eski hatunla olan ilişkinize heyecan katabilir veya yeni bir ivme
“Bu arada yalanlar icat etmem gerekecek, o da eninde sonunda patlıyor
“Yeni kadına ümit verme koçum, çok kısa süreli birşey olabilir
“Yedi sene önce aynı şeyleri yaşamıştım, ya tutulursam?
“Zaten bir tanışma süreci yaşanacak, dediğim gibi... yeni olan herşey güzeldir, bence ne olursa olsun kapılma
“Daha da bunalttın vallaha
“Anladığım kadarıyla eskisiyle herşey bitmemiş
“beni seviyor ancak huyundan da vazgeçemiyor, söz verdiydi
“Huyu ne dırdır mi?
“Hırıltı gürütümüz eksik olmazdı, heyheyleri geliyor kendini tutamıyor, sadece bana karşı da değil
“Kısacası, yeni hatunla sırf yeni diye heyecanlı birşeyler yaşayabilirsin, bunun ayrımına iyi varmak lazım... belki de şansına iyi birisi çıkar... o zaman evliliğini yeniden düşünürsün, ayrılmak ta medeni bir olay sonuçta
“Zaten evli de değiliz, ben evlenelim demiştim, kabul etmemişti, şimdi fikir değiştirdi
“Bu daha az sorun demektir.
“Tamam bakıp göreceğiz, bu arada açık vermemeye çalışacağız, sorun çocuklar zaten, arada bir sorarsa sendeydim derim artık! Yeni hatuna açık olmam lazım ama
“Tabi buradan konuşması kolay... Hiç bir olay birbirine benzemiyor... O anda karar verilmesi gereken konular var
“Ben sana telefon açar sorarım
“Bu da bir alternatif tabi...
“Hatun pozisyonu değiştirelim diyor, sen ne dersin gibi!
“O kadar diiiil tabi!
“Ne kadar hocam?
“Bazi şeylere de siz karar verebilmelisiniz, bu gibi durumlarda kadın kısmısının annesini araması tercih sebebidir
“Bunu söylediğin iyi oldu, ya anası da yanımızdaysa?
“Trio?
“Gibi
“Bu hatundan hayır gelmez o zaman... Bunu buradan da söyleyebilirim... Benim bir tane müdirem vardı
“Anlaşıldı. Eğer anasını da katıyorsa vaz geçilecek, bunu bir yazayım. Ben zaten öbürgün sana raporumu sunarım. Bu arada müdirene ne oldu?
“İlk 3 ay harika görünüyordu. üç ay sonra kaçacak yer aramaya başlamıştım, şu anda sadece mailleşiyoruz
“Niye?
“Bu tiyatrocuyu onunla aldatıyordum
“Sen de benden az degilmişsin hani, erkek milleti değil mi! Sonra ne oldu?
“Kıssadan hisse... İlk zamanlar herşey harika görünebilir... Elindekileri tamamen kaybetme” der, Konfüçyüs
”Ok hocam,... Hocam kurbağalar yumurtlar mı?
“Evet çekirge!
“Aslında hayat da bu... Aşık ol, kavga et, ayrıl, barış, filan... Olay budur çekirge
“Olay anlaşıldı hocam, arbede yani, satranç oyunu; taşları yerinde ve zamanında oynamak gerekiyor
“Pozisyon konusunda internet siteleri var hatunu annesini getirmemesi konusunda ikna edebilirsin
“Çok ziyaret ediyon mu bari? Hadi hadi utanma anlarız halden
“Yok ya... kem küm
“Bizim hemşo da ziyaretçiler arasında... Ben de tabii ki... İyi iyi yalnız değilmişiz
“Maria Sharapova’nın sitesine bakarım bazen... Sırf tenis sporuna olan ilgimden
“Şu adresi ver de bir de biz tenis oynayalım
“Gugul’dan Sharapova yazarsan bulursun evladım... Masum fotoğraflar canım
“Oldu hocam, ama bu gece olmaz, yarına enerji gerekebilir
“Yarına sana bol şans diliyorum, çekirge.
“Sayende hocam!
“İlk geceden yatağa atabileceğinden emin misin?
“Olmazsa daha iyi olur, diyorum, hatun gözümden düşebilir. Öte yandan vay be! ben neymisim de diyebilirim
“Yemekti... El ele gezmekti... Romantizm falan... Bazen bu olaylar simultane gelişir
“Romantizmi özledim zaten, bol öpüşme filan
“62 sene içerisinde ilk gün yatağa attığım birisi olmadı... Gerçi senin şöminen de var!
“Daha 8 senen var be hocam, genç sayılırsın.
“Sağol çekirge. Bir de sarap oldu mu; %98 romantizm zaten, %2 de müzik
“Seks bu yüzdenin neresinde? Bu arada şömine tarafındaki vücudun yanıyor arkası soğuyor, arada döner gibi dönmek gerekiyor
“Romantizm dedik ya oğlum... Kıza söyle, battaniyesini de getirsin...
“Eeee? O iş elele tutusup ta mı yapılıyor hocam?
“Biraz romantizm şey ettirdikten sonra alt beyin fonksiyonlari devreye girer
“Kontrol merkezi orası mı?
“Ne de olsa hayvani bir dürtüdür çekirge.
“Hocam dürtmek mi gerekiyor? Ya gıdıklanırsa?
“Sen romantizm ortamını ayarla çekirgeciğim... Hatun gerisini halleder. Bu arada fazla içip geceyi lavaboda geçirirsen romantizmin de içine edersin çekirge, aklında olsun. Hatun senden biraz fazla içebilir... Tabi o da lavaboya gitmeyecek kadar
“Oldu hocam, dur bir listeye bakalım. Yarın şarap alınacak, battaniye alınacak (ya da istenecek), şömine yakılacak, cep telefonu el altında tutulacak ki seni arayabileyim, %30 ayarında içilecek... Pardon, bir de müzik vardı. İbo olur mu? Kıraç ya da? Liste nasıl gidiyor?
“Yok be çekirge hatun hemşerimiz mi?
“Evet hocam hemşire, yani hemşireniz
“Mesleğini sormadık koçum, yani bizim memleketli mi?
“Yok hocam, made in Ingiltere, ecnebi ecnebi...
“Elton John’u dene o zaman, İbo biraz ağır kaçar
“İşte o da bende yok
“O olmayacak zaten kaseti olacak
“Ev herkesi almaz ki. Seçenekler şöyle: Dire Straits, Pink Floyd, Klasik müzik,,,
“Dire Straits maybe!
“Bir kemancı ayarlasam da köşede çalsa?
“Boş ver kemancıyı sarhoş falan olursan kemancıya güvenme, bakkaldan iki de mum kap akşam gelirken koltuğunun altında
“Hocam o niye? Evde elektrik var. Bilgi alıyoz diye, bizle dalga mı geçiyon?
“100 wat ampulde romantizm olmaz çekirge
“Niye hocam meseleyi iyi görürüz?
“Projektör yak istersen, film mi çevirecen? Tabi, bir de madalyonun öbür yüzü var, çekirge. Hatunun, ‘annem evlenmeden verme dedi’ deyip te, ayazda kalmış bekçi şeyisi gibi seni ortada bırakma ihtimalini de aklından çıkarma
“O zaman ne olacak? Evlenelim mi? Benim evim var zaten?
“Yok bunu için evlenmene gerek yok...
“Sen nasıl yapıyon?
“Ben nasıl yapıyorum?... Dedik ya, 62 yılda ilk gecede yapabildiğimiz olmadı... Modernizm, globalleşme, cinsel özgürlük konularında kapsamlı bir konuşmaya hazır ol
“Ohoo, biz de kimden ders alıyoruz? Hocam yarına bu iş nasıl olur sen onu söyle. Hem yarı sarhoş ne konuşması? Bir yere önceden yazsam?
“Yazmana gerek yok be çekirge... İki kadeh içince bülbül kesilirsin
“Hocam bu balon kullanma meselesi nasıl?
“Prezervatif mi demek istiyon?
“Yes hocam, saygıdan şey edememiştim!
“Bu yaşa kadar öğrenmediysen,... Sen sadece gecenin romantizm kısmını hallet, sonra da hanımefendiyi evine bırak çekirge, bir sakatlık çıkmasın, Allah muhafaza gözüne falan girer
“Niye be yahu? O kadar yatırım yapalım sonra da yatıramayalım, bu nasıl denge? What is going on hocam? My teacher, yani?
“Özellikle bu hatunlarla condom kullanmalısın çekirge, unutma ki bazı ilişkiler adamın ayağını yerden keser
“Heyecandan mı?
“Diğer bir alternatif te, hatunu eve getirmeden önce bir sağlık ocağına götürüp test yaptırmaktır ki, bu da gecenin romantizminin içine eder... İşte o yüzden.
“Cumartesi gecesi açık olmaz ki! Tüh be şansa bak! Ayağı niye kestiriyoruz? Ben sünnet olmuştum zati
“Sen fazla içmeden... Yani condomu takamayacak kadar içmeden geceyi atlatman lazım
“Belki o takmayı biliyordur, veririm kendine takar
“Bi dene ama başkasının takması daha zor, bir bildiğimiz var ki konuşuyoz di mi?
“Hocam bir dakika kapı çalınıyor...
“Santa geldi hocam, geyiklerini istiyor?
“Noel mi?
“Biz buralarda böyle diyoruz ama evet, şu şirin kırmızı urbalı ihtiyar
“Geyikler sende ne gezerse, bi tur atmak için mi almıştın?
“Alt katta besliyordum, kar filan yağarsa kızakla tur atacaktım, sen ne diyorsun be hocam?
“İngilizce olarak yeterince romantik olabilir misin kine?
“Ayıp ettin, bak şimdi... I love you’yu biliyok, bir de filmlerden “God damn it! Flock you!” demesini, ikisi yetmez mi?
“Bu kadar yeterse bende bayağı bi romantik olabirim... Body language...
“Zaten bakış ta atacağım
“Atabilirsin. İlk 3 dakikayı atlattın kalan 5 saat ne olacak? Eminim bu akşam o da bu konuları çalışıyordur.
“Hocam bakarsın hiç birine ihtiyaç olmaz, hatun bize saldırır, 5 saat mi sürüyor o iş sizin oralarda?
“Şarabı fondip içersen süre kısalır veya eve girer girmez saçından sürüyüp yatağa atarsan
“Sen şimdi bana mağara adamı mı demek istiyon? Hocamsın dedik diye...
“Çok kafa ütledin çekirge sen biraz şöyle zıpla!
“Sana soranda kabahat zaten, ihtiyar bunak!
“Ağzını bozma beceriksiz çekirge!
“MNMÝM+...
Telefon görüşmesi yarıda kesilir. Çekirgenin nasihatlara ne kadar uyup uymadığını bilemeyiz. Bize kendisi başından geçenleri anlatacaktır. Sabırsızlıkla bekliyoruz!
Cumartesi akşamı, çekirge İngiliz’le bir barda buluşur. İlk sohbet havadan sudan başlar. Neyseki kızın Türkçe’si çekirgenin İngilizce’sinden kat be kat iyidir. Gerisi ise aynen şöyle gelişir.
“ Sen çalışıyorsun belediyede?
“Yes, Jaki. I am çok çalışıyor, gündüz end nayt
“Ben burada öğreniyor Türkçe okul, sonra çalışıyor embassilikte
“Veri gud, Jaki. Vuld yu dirink rakı?
“Ah! Teşkür çok, bilakis but beni ediyor sarhoş, Doluca is good.
“Ok, Jaki. Yu vont dat.
Bu arada güzel İngiliz kızına çevreden bakışlar atılmaktadır. ‘Bu hırbonun bu yavruyla ne ilişkisi var’ temelinde atılan bu bakışlar çekirgenin gözünden kaçmaz. Ancak ne yapabileceğini de bilememektedir.
“Sori Jaki, I am müsaade going VC.
“What is the matter? Yani, ne oldu?
“Hah, cents, cents...
“Oh, I see... Ok, sonra görüşürüz...
Çekirge tuvaletten hocasını cebiyle arar.
“Hocam acil durum!
“Ne oldu çekirge, hemen yatağa mı attın?
“Yok be hocam henüz bardayız ancak civarda bir sürü tümsah var!
“Ne timsahı koçum? Barda timsah ne gezer?
“Öyle değil be hocam bir sürü akbaba kızı kesiyor, ne yapabilirim?
“Panik yapma çekirge. Durumu leyhine kullanmaya çalış. Yanaşan olursa kızı korur gibi yaparsın. Kadınlar sever böyle şeyleri.
“Nasıl yani?
“İngilizce’ni konuştur koçum, acayip hava atarsın
“Ok hocam
“Bak şimdiden havasına girdin, hadi sana kolay gelsin
“Sağol hocam, önceden söylediklerim için de...
“Dert etme çekirge delikanlılıkta olur böyle şeyler
“Büyüksün hocam.
Çekirge hemen bara döner, kızı yalnız bıraktığı için tasalanmaktadır. O da ne! Düdüğün biri kızla konuşmakta...
“Skuza...??
“Ah! This is ...
“Nays tu mit yu teres, yu bizi ha? Ağır ağır ikile de, si yor traş
“Pardon?
“Bırak şimdi pardon ayaklarını, iki dakka yalnız bıraktık diye hemen musallat oluyon
“Bbbbut?
“This is my br...
“Luk, şugar brother, be a young man for tu minutes. I put you in a man place, you became bottoms up! No need to be artist. Why do you creating tension anymore, subtree? I eat you uncooked, nobody understand. I understand, you not understand the word. Nav, ikile... (Bak, şeker kardeşim, iki dakikalığına adam ol. Seni adam yerine koyduk, kışın kalktı! Artistliğin lüzumu yok. Niye gerginlik yaratıyorsun, dallama? Seni çiğ çiğ yerim, kimse anlamaz. Anladım ki, laftan anlamıyor musun. Şimdi ikile... Not: İngilizce bilmeyenlere ya da bildiğini sananlara tercümesidir.)
“What are you talkin’ about man?
Çekirge dayanamaz ve bir tane patlatır. ‘Barda kavga çıksa da biz de bir iki götürsek’ diye düşünenler için fırsattır bu. Ortalık birbirine girer. Çekirge altta kalmıştır ve altta kalanın da canı çıkar. Ataların bu nasihatı çekirgeye ulaşmamıştır ve şu anda kendi deneyimiyle bu sözün ne kadar doğru olduğunu öğrenmektedir. Polisin gelmesi ortalığı yatıştırır. Kimse olayı görmemiştir ancak çekirge ortada tuzdan yeni çıkarılmış palamut gibi hareketsiz ve boylu boyunca yatmaktadır. Jaki, dili döndüğünce olayı anlatır. Yani suç aslında çekirgenindir. Polisin gözünde ilahi adalet yerine getirilmiş olduğundan olay artık karakolluk değildir ancak ortada hastahanelik bir durum vardır. Ambulans çağırmağa da gerek yoktur. Çekirge karga tulumba bar sahibinin arabasının arka koltuğuna atılır ve yola çıkılır. Jaki için olay bitmiştir ve çekirgenin peşinden gitmeye gerek duymaz. Erkek kardeşi ile birlikte oradan ayrılır.
Kıssadan hisse: Yabancı dil bilmek önemlidir. Bir lisan bir insan demişler. Ancak iyice öğrenmek gerekir. Yoksa sonuç malum. Kadın erkek ilişkilerinde ise kişi genel doğrular çerçevesinde hareket ederse sürprizlerle karşılaşmaz. Bir musibet bin nasihattan önemlidir. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgur unutulmamalıdır. Bu da böyle biline...
Üye eleştirileri
Toplam 3 üyeden ortalama puan:
Emanet Ata Binen Tez İner
Mizah dergilerinde okuduğum güldüren, güldürürken de aslında düşündüren bir yazı türü olmuş. Gerçi ilk sırayı çekirgelere ve timsahlara verelim. Daral oğlan gibi seyredenler de kıssadan hisse çıkarsınlar.
Dialoglar uzun olsa da merak unsuru okutturuyor kendini. Konuşma çizgisi kullanılacak diye bir kaide yoktur. Tırnaklarınızı kapattığınız sürece.
Murat, ortalıkta cirit atan çelişkiler. Dolayısıyla ciriti oynayan çelişkiler ata binmeyi gayet iyi biliyorlar.
Bir yazı içinde konuşan kahramanlar şiveyi, argoyu, çocuk dilini istediği gibi kullanırlar bana göre. Gürkan da kahramanlarına bu izni vermiş. Ancak bu kullanım bazı kuralları geçersiz yapmaz.
Örneğin;
"Sen gelecan mı?" "Sen gelecanmı?" olamaz. Anlatımı canlı kılmak ve kahramanların hezeyanlarını, coğrafyalarını, kültürlerini bilmemeizde önemli ipuçlarıdır. Ha burada nerdeyse yazının tamamı konuşmalar halinde verildiği için anlatıcının müdahalesini pek az görüyoruz.
Kıssadan hisseyi okura bırakmak da bazen en iyisi olabilir. Yazının kullanma kılavuzu gibi duruyor.
Zevkli ve canlıydı.
Son Güncelleme: Ağustos 07, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
İlk önce bir iki yazım hatasının altını çizmek istiyorum:
"Çelişkiler ata binmeyi de bilmektedirler." Bilmemektedirler olacak sanırım.
"“Bu tiyatrocuyu onunla aldatıyordum" Kim, kimi, kiminle aldatıyor anlayamadım.
"“Şu adresi ver de bir de biz tenis oynayalım" Daha doğru bir cümle şu şekilde olabilirdi: "Şu adresi ver bakalım, biraz da biz tenis oynayalım"
"Diğer bir alternatif te, hatunu ..." Bağlaç olarak ayrı yazılan de, da hiç bir zaman te, ta şeklinde yazılmaz.
"Hatunun, ‘annem evlenmeden verme dedi’ deyip te..." Burada da yukarıdaki yanlış var.
Bir de öyküdeki konuşmalar için aşağıdaki açıklamayı vermek isterim. Öyküde tüm konuşmalar tırnak ile başlamış ama sonuna herhangi bir noktalama işareti konmamış.
TDK sitesinden alıntı:
Uzun Çizgi (—)
Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.
Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:
“Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?”
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
Dedi:
— Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır:
— Eski şehri gezdin mi?
— Rothshild'in evine gittin mi?
— Goethe'nin evini gezdin mi?
(Ahmet Haşim)
Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra da konabilir:
Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.
İslam Bey — Ben daha ölmedim.
(Namık Kemal)
UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiğinde uzun çizgi kullanılmaz.
Konu seçimini ben beğendim. Hemen aklıma ilkokuldan bir arkadaşım geldi. Kendisi hala memlekette balıkçılık yapar. Eskiden tam bir timsahtı ve hayatını 'ümitsiz vaka' beni eğitmeğe adamıştı.:) Ona bir çok vakasında tercümanlık yapmışımdır.
Eline sağlık Gürkan hocam.
Entelektüel Çekirgeler
Bu anlatıya yorum yapmak için uygun kişi miyim, bilmiyorum. Bu tipik bir "erkek muhabbeti" midir, kişinin edinmiş olduğu kültürel birikim, donanım, yaşama bakışı ne olursa olsun, kadınlarla ilişki konusunda görmüş geçirmiş olduğu belli, biraz da kendisinden daha yüksek bir seziş derecesine sahip bulunduğunu anladığımız arkadaşıyla yaptığı görüş alışverişinin varacağı nokta, kadını ilk gün yatağa nasıl atacağı gibi "teknik" konular mı olur genelllikle, bunları bilmiyorum. Belki de öyledir, belki de kadınlardan bıkmış biri için bile her "elde ediş", içinde barındırdığı farklı stratejik ve cesur atılımların verdiği zevk nedeniyle çekicidir. Kimine Dire Straits, kimine İbo, kimine Piaf; kimiyle tiyatroya, kimiyle diskoya, kimiyle türkü evine... Ve tüm bunlar, yaşamı çözmüş, büyük anlatıları aşmış ve artık yalnızca huzuru bulacağı günlük tatlı hazların peşine düşmüş, Proust'un deyimiyle "koleksiyoncu gururu, koleksiyoncu bencilliği, koleksiyoncu hazzıyla", kendisi için basit bir cihazdan başka bir şey olmayan kadınla aşk üretme biçimleri icat etmeye çalışan, ne kadar kültürlü, ne kadar "aydın" olursa olsun, popüler kültür insanının edindiği iştir. Bundan sonra aşkını yaşadığı her anın içinde aynı sahtekarlığı, aynı yapmacıklığı, en ufak bir doğal hislenişten esinti barındırmayan hal ve hareketleri, tipik pirinç ve bulgur hesabını gözlemlemek pek beklenir bir durumdur.
Arkadaşının sözcüklerinin kuru anlamından ötesini bir türlü kavrayamayan çekirgenin bönlüğünü aktaran diyalogların fazla oluşu biraz sıkıcı olmuş. Bir iki satırda toplansa daha etkili anlatılır, daha az eziyet verirdi diye düşünüyorum. Bir de yazım hataları göze çarpıyor. Anlatıcının tutumunu fazla sezemesem de, yukarıdaki anlamı okura hissettirmekte oldukça başarılı buldum.
Ne diyeyim?... Yeterince ürkütücü bir konu güzel resmedilmiş...Eline sağlık Gürkan...
Bir de ilgilenenlere bir öneri: Bazen "taktik icabı" olan müzik, resim, tiyatro, sinema, edebiyat, siyaset zevk ve tercihlerini, peşinden gidilen kadın türüyle aynı doğrultuda değil de aksi paralellikte belirlemek de işe yarayabilir: Zıtlığı abartmamak şartıyla tabii, sınıf atlamak isteyen güzel bir "Payidar" için, papatya kadınların ağzı açık izlediği bir Sunay Akın ya da Akgün Akova dinletisi/gösterisi, bir Elton John CD'si iyi sonuç verebilir. Ne yazık ki tersi için önerim yok. Bu tür bir çekirge, Marx okuru bir kadına, "başarılı" sonuç elde edecek şekilde nasıl yaklaşır, onu bilemiyorum. Çekirgemiz, cici cici oturmasını kalkmasını, uslu uslu susmasını bilmeyen "üretim hatası" bu kadınları yatağa atamayabilir. Ama üzülmemelidir; tüm kariyeri içinde bu kadar önemsiz bir başarısızlık dikkate bile alınmaz, endişeye değmez. Çekirgenin çekirgeliğine de halel gelmez. Hem kim bilir, bu kadar hızla "değişen" dünyada, belki bir gün...
Yorumlar
Uyarı için teşekkür ederim Sevda.
Gürkan hocam eleştirimin o bölümünü yok sayabilirsin.

Doğru ya. Ata binmeyi bilecekler ki daha çok at koştursun değil mi?
Uyarı için teşekkür ederim Sevda.
Gürkan hocam eleştirimin o bölümünü yok sayabilirsin.