Kayıp Zaman Atölyesi... Popüler
Sıradandı herşey... Günün doğuşu ve batışı gibi nizami ve ilahi bir zamanlamaya tabiydi vakit bile... Ruhlarımızda isyan çığlıkları Tanrılarına kurban etmek üzere biçtikleri kurbanlık aşkların feryatlarına aldırmaksızın boğazlamaktaydı gerçeğin akışını... Bir anlama Tanrılar bedel ödetiyordu insanlığa...
Tanrı insanlığı, insan ise başka Tanrıları yaratmıştı... Mutlak güce tapan insan her vesile ile kendine bambaşka tanrılar yaratma ve sanrılar üretme virüsü bulaşmış benlikleriyle boğuşurken Ulu Tanrı insanlığın bu acziyetine gülüyordu gök katında...
Ve birgün...
Tanrı intikamını almak üzere kolları sıvadığında insanlığın felaketi için koca koca çanlar kulakları patlatırcasına çalmaya başlamıştı bile... Gök karardı gün ortası ve dünya yedi takla atarak dümdüz oldu... Tanrı izlemeye başladı... İlk ihanetle tanışmıştı insanoğlu... Oysa o kadar emindi ki tanrılarından, asla onların mutlak güç karşısında acze düşeceğine ihtimal dahi vermiyorlardı... Tanrılar birer birer itibar ve güç kaybederken insan yeni tanrılar yaratma peşine düştüğünde Ulu Tanrı daha ağır bir hamle yaparak insanın benliğine şeytanı koydu...
İnsan başına gelen bunca felaket ardından tanrılara küsüp şeytana tabi olmaya yöneldiğinde ise en büyük hatayı yapacaktı... Şeytan ruhların özünü içip posasını savurup atarken bir kenara içi boşalmış insanlar görmeyen, duymayan, söylemeyen ve kendini bile ifade edemeyen bir hale düşmüşlerdi. Şeytan Ulu Tanrı'nın buyruğu ile kadının bedeninde vücut bulduğunda ise dünyada bambaşka bir olaylar örgüsü cereyan etmeye başlayacaktı.
Her ruh kendi tanrısını yaratıp tapmaktaydı ve yeni tanrı aslında şeytandı.... Çünkü insanın erkek türevi kadını, dişi türevi erkeği tanrısallaştırmıştı... Tanrısal bir şey kalmayana dek tapındılar... Ulu Tanrı sonunda tüm insanları büyük bir sarsıntıyla bir gece yarısı uykularından sıçrattı... Yeri yardı, koca koca binaları yere yutturduğunda insan Ulu Tanrı'yı andı...
Ruhlar her ne kadar bu hale isyana durduysa da insan ruhuna ilk kez itibar etmedi...
Ta ki insan ilahi ikazı unutup tekrar Tanrısının koynunda bulutlara uçana değin...
Tanrılar ruhları, o ruhlar Tanrılarını ve o tanrılar ise insanların sonlarını hazırladılar...
Gökten düşen elmalar şeytana kaldı...
25.05.2009 / KAYIP ZAMAN ATÖLYESİ
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
Yazınızı bir öykü olarak okuyamadım. Gerçi denemelerinizden karalamalar olduğunu yorumunuzda siz de belirtmişsizniz.Puanlamayı da öykü değil de, bir denemeye puan verdiğimi düşünerek yaptım.
Dili kullanımla ilgili akcılık problemini, devrik cümlelerin yoğunluğunu belirtmek isterim. Bu üslup metne şairane bir hava katmakla birlikte anlaşılmayı güçleştiriyor. Ben bu tür yazılarınızı sitenin blog kısmında paylaşmanızın daha yerinde olacağını düşünüyorum.
"Kayıp Zamanlar Atölyesi" öyküleştirilebilir bir anlatı olmuş. Bu tür yazılarınızı blog bölümünden takip etmek isterim.
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, "Gökten düşen elmalar şeytana kaldı..." ifadesi çok hoşuma gitti.
Son Güncelleme: Haziran 24, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Umarım bulunur:)
Bir anda "Supernatural" izliyorum sandım. Hah dedim şimdi Lucifer çıkacak ortaya. Orada da son izlediğim bölümde, kıyamet başlangıcı için gerek ve yeter şartlar sağlanmıştı. Yeni sezonda bakalım neler olacak?
Gelelim öykümüze. Gözüme çarpan bazı dil ve kurgu hatalarının altını çizmeye çalışayım.
"Sıradandı herşey... Günün doğuşu ve batışı gibi nizami ve ilahi bir zamanlamaya tabiydi vakit bile... Ruhlarımızda isyan çığlıkları Tanrılarına kurban etmek üzere biçtikleri kurbanlık aşkların feryatlarına aldırmaksızın boğazlamaktaydı gerçeğin akışını... Bir anlama Tanrılar bedel ödetiyordu insanlığa..."
Herşeyin sıradan ve durağan olduğunu hissettirdikten sonra bir anda Tanrının bedel ödettiğini öğreniyoruz. Aslında sondan bir önceki cümle ile öğrenmeye çalışıyoruz fakat ben beceremedim. Bahsettiğim cümle çok zorlama olmuş. Daha basit, sade bir anlatım gerekli burada. Ne bileyim ilk önce bu sıradanlığın aksine ruhların derinden isyan hazırlığı içinde olduğu, yaşadıkları yasak aşkla bu ilahi dengeyi bozmaya hazırlandıklarından falan bahsedilseydi tanrının intikamını daha rahat anlardık. Veya bir sonraki paragraf bu paragrafın içine kurgulanması gerekirdi.
"Bir anlama Tanrılar bedel ödetiyordu insanlığa..."
Cümlemiz "Bir anlamda" diye başlarsa anlam olarak daha doğru olacak sanırım.
"Mutlak güce tapan insan her vesile ile kendine bambaşka tanrılar yaratma ve sanrılar üretme virüsü bulaşmış benlikleriyle boğuşurken Ulu Tanrı insanlığın bu acziyetine gülüyordu gök katında..."
Şimdi burada cümlenin öznesi "insan" olarak başlamış ama daha sonra benlikleriyle boğuşanların "insanlar" olduğunu görüyoruz. Bir de acziyet yerine acizlik kulağa daha uygun geliyor.
"Şeytan ruhların özünü içip posasını savurup atarken bir kenara içi boşalmış insanlar görmeyen, duymayan, söylemeyen ve kendini bile ifade edemeyen bir hale düşmüşlerdi."
Açıkçası bu cümleyi çözmekte zorlandım. Sanırım bunda en büyük etken noktalama işaretlerinin eksikliği ve devrik cümle yapısı. Şöyle ki; "Şeytan ruhların özünü içip, posasını bir kenara savurup atarken, içi boşalmış insanlar, görmeyen, duymayan, söylemeyen ve kendini bile ifade edemeyen bir hale düşmüşlerdi." demek bana göre biraz daha durumu kurtarıyor.
"Ruhlar her ne kadar bu hale isyana durduysa da insan ruhuna ilk kez itibar etmedi..."
Kıyametten sonra ruhların hangi duruma isyan ettiklerini ve insan ruhuna itibar etmemenin ne demek olduğunu açıkçası anlamadım. Burada da bir anlatım eksikliği var bana göre.
Yaşar benim naçizane bir okur olarak beklentilerim devrik olmayan, daha basit cümleler aslında. Senin yazında kullandığın cümlelerde bunu karşılamakta zorlandım diyebilirim. Varsa başka öykülerini okumak isterim.
-
2009-06-24 06:13:25 |SAdministrator| Murat
-
2009-06-24 05:53:22 |Publisher| dilsiz

Merhaba
Aslında bunlar denemelerimden oluşan karalamalar... Eleştiriniz ise gerçekten ışık olacak netlik ve objektiflikte... Dil ve noktalama konusunda haklısınız. Bundan sonraki yazdıklarımda gözönünde bulunduracağım.
Devrik cümleler konusunda ise nedense aslında çok uğraştığım halde böyle yazmaktan kendimi alamıyorum.
Sanırım daha fazla özen göstererek, yazın dilimi daha doğrusu anlatımımı sadeleştirmeliyim.
İlginiz için teşekkür ederim.
Saygılarımla...
Yaşar DİLSİZ/KASTAMONU
Yorumlar
Aslında bunlar denemelerimden oluşan karalamalar... Eleştiriniz ise gerçekten ışık olacak netlik ve objektiflikte.. . Dil ve noktalama konusunda haklısınız. Bundan sonraki yazdıklarımda gözönünde bulunduracağım.
Devrik cümleler konusunda ise nedense aslında çok uğraştığım halde böyle yazmaktan kendimi alamıyorum.
Sanırım daha fazla özen göstererek, yazın dilimi daha doğrusu anlatımımı sadeleştirmeliyim.
İlginiz için teşekkür ederim.
Saygılarımla...
Yaşar DİLSİZ/KASTAMON U

Rica ederim Yaşar, bu arada profil resmini değiştirmen iyi olmuş. Otomatik verilen profil resmi enteresandı.