artı onbir Popüler

Edebiyat

Edebiyat Yazarları
Etiketler

Kret ustundeki yolun mansap kenarından; barajın en ustunden asagıya bakarken yuzumde hissettigim ruzgar, manzaranın uzerimde yarattıgı etkiyi daha da arttırıyor. Ilk gordugumde de bu kadar etkilenmistim. Korunaklı da olsa benim durdugum hizadaki kenardan baslayıp zemine kadar yapılmıs o merdivenlerle en asagıya inmeye cesaret eden var mıdır diye dusundugumu de hatırlıyorum.

Kaba bi'hesapla okulla cumbur cemaat gelisimizden bu yana onbir sene gecmis.

Bende etki, biraz da korku yaratan bu manzara karsısında izlemedigim halde aklıma vertigo geliverdi birden. Arkasından da meshur afisi. Kimindi film, dilimin ucunda ama cıkmıyor bir turlu. Belki tamamen odaklayabilsem beynimi ..

Uyandıgımda soylerim. Sanırım birkac saat kaldı sabaha. Yine uzaktaki bu sehirde hummali, stresli bir gunun baslamasına bi'kac saat ..

Onbir sene once daha baskent bile olmamıs bir sehir burası. peh ..

Birkac kez daha gelmisti basıma bu anlattıklarım; askerden dondukten sonra. Sabah gozlerimi ilk actıgımda duvara bakıp hala misafirhanede miyim, prefabrik odanın sarı duvarlarına mı bakıyorum yoksa evde miyim, odamda diye dusunup icten ice sevindigim cok olmustur.

Bugunlerdeyse tersi oluyor iste. Yine baska bir sehirde, henuz etkilerini gostermemis, aynı hastalıga sahip adam olarak uyanıyorum. Sonra icimdeki umut karamsarlıga donusuyor birden.

Beynimde cozemiyor demek ki hala. Benim gibi hastalıktan mı korkuyor nedir. Ruyada da olsa en ust noktasına cıkardı ya beni Oymapınar'ın ..

Üye eleştirileri

Toplam 5 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
6.2
Dili Kullanım 
 
6.8  (5)
Kurgu 
 
5.6  (5)
Anlatım 
 
6.3  (3)
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.0  (3)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Dili Kullanım  
Sözcük seçimi,Söz sanatları ,Noktalama/Dilbilgisi
Kurgu  
çizgisel/döngüsel, romantik/gerçekçi, olay örgüsü/zinciri, konu seçimi, Özgünlük
Anlatım  
Bütünlük, Süreklilik, Betimleme, Anlatım kişisi, Anlatıcının Tavrı, Anlatım tekniği, Özgünlük, Ayrıntıların İşlevselliği
Metiniçi Tutarlılık  
Gerçeğe Uygunluk, Olgulara dikkat, İnandırıcılık, Bilgililik, Mantık Hatası Yokluğu
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
artı onbir 2009-06-10 09:49:11 m2312
Genel Puan 
 
6.0
Dili Kullanım 
 
6.0
Kurgu 
 
6.0
Anlatım 
 
6.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.0
m2312 Eleştiren m2312    Haziran 10, 2009
Son Güncelleme: Haziran 22, 2009
İlk 50 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

...

Okumak oldukça keyifliydi ancak yazdıklarınızın daha uzun olmasını dilerdim. Sonuna birkaç paragraf eklemekten bahsetmiyorum elbette. Okuduklarım hayatın içindeki ayrınıtlar yahut anlardı. Bu anları tasvirlerle genişletmenizin öykünüze daha bir canlılık katacağını düşünüyorum. Aslında bakarsanız şu kısacık metinde bile gözümün önünde birkaç mekan belirmedi desem yalan olur. Bu yönüyle sizi tebrik ediyorum. Az sözcükle okuyucunun zihninde resimler çizebilmek çok güzel. Bu resimleri tasvirlerinizle hareketlendirmenizin yazdıklarınıza olumlu yönde katkı yapacağını düşünüyorum.

Ayrıca "kret, mansap" sözcükleriyle beni tanıştırdığınız için teşekkür ederim. Bir de "Vertigo" için. Bazı yazım ve imla hataları var. Tadımlık bir öykü olarak nitelendirebilriz sanırım.

Öykülerinizi okumak isterim.

Kaleminize sağlık.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
artı onbir 2009-06-05 23:45:38 fetekos
Genel Puan 
 
6.0
Dili Kullanım 
 
6.0
Kurgu 
 
6.0
Anlatım 
 
6.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.0
fetekos Eleştiren fetekos    Haziran 05, 2009
Son Güncelleme: Haziran 20, 2009
İlk 50 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

Günce tarzında

Anlatı, anlatmak istediği konu itibariyle, bana kısa tutulmuş gibi geldi. Bu anlatı daha çok bir günce izlenimi veriyor. Anlatının omurgasını oluşturabilecek bir çatışma ve rahatsızlığın söz konusu olduğu sezilebiliyor. Erdener buna kolayca hasret diyebilmiş. Doğru da olabilir ama ben bunu yeterince emin bir şekilde söyleyemiyorum. Ne anlattığı, nasıl anlattığıyla; yani amacı, kullandığı araçların yetersizliğiyle belirsizleşmiş. Dilde yapılan bazı hatalar, anlatının anlaşılır olmasını biraz zorlaştırmış diyebilirim.

Diğer yandan, Erkan ve Murat’a katılarak öykü formatında değil, serbest bir yazı, bir günceden güzel bir sayfa olarak okunabilecek, kültür ve sanat başlığı altında günce ya da benzeri bir alt başlık da bulunmadığına göre öykü alt başlığı altına eklenebilecek ve dile biraz daha özen gösterilerek anlatıcının hislerini etkileyici bir şekilde aktarabilecek bir anlatı olduğunu düşünüyorum. Bir de admine buradan duyurmuş olayım. Günce yazmak isteyen yazarlar da bulunabilir. Şahsen ben de günce türünü, öyküden ayrı bir tür olarak, okumaktan memnun olurum.


Anlatıyı hariç tutarak, Erdener’in yorumuyla ilgili bir not eklemek isterim:

"Anlatacak bir şey olmalı ve o şey iyi anlatılmalı" ifadesi aslında bir öznel eleştiri değil, bana göre göreceli denebilecek bir değerlendirme hiç değil, bütün anlatılar için geçerli bir amaç ve araç ifadesi, daha da önemlisi, anlatının varoluş ve anlatıcının var ediş nedenidir. Bunların bulunmadığı bir anlatı, anlatı olamaz ki. Dolayısıyla göreceli bir değerlendirmenin konusu, bu iki ana saptama olamaz. Göreceli olan, bu ikisinin, sırasıyla “içeriği” ve “niteliği” olabilir, “varlığı” değil. Kaldı ki bu “göreceli” olan da öykünün nesnel eleştirisinden uzak değildir. Karıncanın 2 metrelik bir mutfak tezgahı üzerinde yürüyüşünden bir öykü oluşmaz mesela.

Alıntılanan cümlede iki önemli vurgu var: Birincisi, “anlatacak bir şey”, yani “ne” sorusu. İkincisi, “o şey iyi anlatılmalı”, yani “nasıl” sorusu. Bu iki sorudan yalnızca birine yanıt olan anlatıları, başarılı bir edebi anlatı formatında değerlendirmek zordur. Ne söylendiği kadar nasıl söylendiği, yani biçimi de önemlidir. Anlatılan şey, okura bir şekilde ulaşır ama edebi açıdan var olması, ancak onun estetik bir tarzda ifade edilmesiyle mümkündür. Amaç, ya da öz, yeterli değildir. Aksi, öz ile biçimi ayırmak olur ki edebiyatçılar, genel olarak inanılanın tersine, dil ve de estetik kaygısı gütmeyi değil, biçim ile özü birbirinden ayırmayı şekilcilik olarak tanımlıyorlar. Edebi başarı, amacı, yani özü, ona en uygun araçlarla, yani biçimle aktarabilmektir. Ne yazık ki, öz ne kadar sağlam olursa olsun, biçim de kendi kendine oluşmaz. Yalnızca öznel bir hisleniş, gerekli olmakla beraber, bence bir anlatıya mükemmel demek için yeterli değildir. Hasret çekmeyen bir insan da hasret çekenin duygularına katılabilmeli. Anlatı, etkili bir anlatım biçimiyle, onu bu duygulanışın içine sokabilmeli. Yoksa hiçbir anlatı, bizi kişisel deneyimlerimizin ötesinde içine alacak bir başarı gösteremezdi. Mesela işkence tüm insanlık için, gören için de dışarıdan tanık olan için de, can acıtıcı bir toplumsal sorunsaldır. Anlatıcı bu sorunu ele almışsa, işkence görmeyeninin de bu sorunsalın içine girmesini, bu acının neresinde bulunduğunu bizzat yaşamayan insana da tarif etmesi, onu bu sorunla ve kendi duruşuyla ilgili de düşündürtmesi gerekir. Bu da, anlatıcının karakterleri capcanlı bir biçimde ortaya koymasına, yani anlatış biçimine önem vermesine bağlıdır. İşkence gören kuklalar kimse üzerinde, anlatıcının amaçladığı etkiyi bırakmaz. Öz de arada kaynar gider. Tüm bu bence çok önemli biçim unsurları içinde elbette “205 sözcük” de, şart olmamakla beraber, nasıl sorusuna dahil edilebilecek bir unsurdur. Öykü formatının kendine has bütün özellikleri, teknikleri eleştirirken kullanılabilir.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
30
Bu eleştiriyi ihbar et
artı onbir 2009-06-05 16:02:57 Murat
Genel Puan 
 
6.0
Dili Kullanım 
 
7.0
Kurgu 
 
4.0
Anlatım 
 
7.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.0
Murat Eleştiren Murat    Haziran 05, 2009
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

...

Yazının, en azından benim bildiğim öykü formatında olmaması, sanki blog bölümünde kişisel bir anı olarak okunabileceği hissiyatını verdi. Fakat yazarımız öykü olarak buraya koymuş. O yüzden yazıyı okuduktan sonra en azından neler hissettiğimi yazabilirim.

Yazı kısa da olsa bir çok ipucu içeriyor aslında. Okul gezisinde gidilen bir yere yıllar sonra rüyada da olsa tekrar gidilmesi ve bunu bir özlemle anlatması, kahramanımızın üniversiteyi ve askerliği bitirdikten sonra iş için gittiği yerde -muhtemelen yurtdışında bir yer, yazıda Türkçe karakter kullanılmamış olması da bunu destekliyor- çektiği hasret, yarattığı iç sıkıntısı...

"...Sabah gozlerimi ilk actıgımda duvara bakıp hala misafirhanede miyim, prefabrik odanın sarı duvarlarına mı bakıyorum yoksa evde miyim, odamda diye dusunup icten ice sevindigim cok olmustur."

Bunun aynısı bir arkadaşımın da başına gelmişti. Sıkıntılı geçen bir okul hayatının ardından mezun olduktan sonra bir süre boyunca geceleri kalkıp kartvizitine bakardı gerçekten mezun oldum mu acaba diye.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
artı onbir 2009-06-05 10:26:14 erdener tiknaz
Genel Puan 
 
9.0
Dili Kullanım 
 
9.0
Kurgu 
 
9.0
Anlatım 
 
0.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
0.0
erdener tiknaz Eleştiren erdener tiknaz    Haziran 05, 2009
Son Güncelleme: Haziran 05, 2009
  -   Bütün eleştirilerime bakın

Hasreti ceken bilir

Sevgili Erkilet,

Öykünüzdeki yazi karakterleri ve de hasret vurgularindan sizin Türkiye disinda ve Sovyetler Birligi sonrasi kurulan ülkelerden birinde oldugunuz izlenimine vardim; ama yaniliyor da olabilirim.

Öykünüze Erkan arkadasin getirdigi "205 sözcüklü" elestirisi sonrasi oturup gercekten 205 sözcük olup olmadigini hesap etmedim, ama vakti olanlar icin iyi ama bir o kadar da anlamsiz bir matematiksel pratik olacagi düsüncesindeyim.

"Anlatacak bir sey olmali ve o sey iyi anlatilmali" elestirisinin, göreceli kavramlar ansiklopedisi acilarak tekrar elden gecirilmesi gerektigi kanaatindeyim.

Ben öykünüzde hasret ceken, is stresi altinda bunalmis ve hayata dair anlam arayisi icindeki bir arkadasla tanistim ve de tanistigima cok memnun oldum. Kaleminize ve yüreginize saglik.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
01
Bu eleştiriyi ihbar et
artı onbir 2009-06-05 06:17:44 Erkan
Genel Puan 
 
4.5
Dili Kullanım 
 
6.0
Kurgu 
 
3.0
Anlatım 
 
0.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
0.0
Erkan Eleştiren Erkan    Haziran 05, 2009
  -   Bütün eleştirilerime bakın

Öykü yapısı yok

Yazınızda 205 sözcük var. 205 sözcükle öykü yazılmaz diye bir kural yoktur ama sizinkinde çok daha fazlasına ihtiyaç vardı diye düşünüyorum.

Bundan daha önemli olan konu ise yazınızın bir öykü formatından uzak olması.

Gözüme çarpan iki düşük cümle:
"Bende etki, biraz da korku yaratan bu manzara karsısında izlemedigim halde aklıma vertigo geliverdi birden."
"Sabah gozlerimi ilk actıgımda duvara bakıp hala misafirhanede miyim, prefabrik odanın sarı duvarlarına mı bakıyorum yoksa evde miyim, odamda diye dusunup icten ice sevindigim cok olmustur."

Feridun Andaç, aynı öykünün beş kere yazılmasını salık veriyor. Beş biraz fazla olsa bile, en az iki olmalı bence. Sizinkinin üzerinde de daha fazla çalışılmalıydı.

Öykü ve roman yazımı, bana göre öz ve biçimin ayrılmaz bir ikili olduğu bir alan. Anlatacak bir şey olmalı ve o şey iyi anlatılmalı.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
11
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (6)
  • fetekos
    avatar

    Günce, mektup, oyun, senaryo vs. öykü gibi edebi anlatı türleridir. Yazan olmadan hepsi için ayrı bir bölüm açmak doğru olmayabilir ama anımsadığım kadarıyla günce denebilecek anlatılarla daha önce de karşılaştık. Bu tarzı tercih etmek diğerlerine göre biraz daha olası gibime geldi. Edebi tür olarak güncenin blog için uygun olduğundan emin değilim. Ben başımdan geçen bir şeyi blogda aktarabilirim de bu tarzı özellikle edebi tür olarak tercih etseydim blogu uygun bulmayabilirdim.

  • onder
    avatar

    Bir edebi tür olarak günce gibi bölümlerin açılması bence de iyi olur. Geriye yönelik olarak da bu tür bölümleri açabiliriz..Bu her zaman mümkün..Yani ayrı bir kategoriye yönelik yazılar, belli bir birikime ulaştığı zaman ilgili bölümü açıp yazıları oraya taşıyabiliriz.

    Eğer günceye uygun olduğunu düşündüğümüz yazıların listesini çıkarabilirsek taşırız.

    Ama dediğim gibi boş bölüm açıp, ilgilenecek birilerinin çıkmasını beklemek bence iyi bir izlenim vermez. Siteyle kimsenin ilgilenmediği, bölümlerin boş bırakıldığı gibi türü bir izlenim oluşur.

  • fetekos
    avatar

    Geriye dönük uygulama iyi fikir ama yazarın bilgisi ve onayı olmadan bu sınıflamayı yapmak doğru olmayabilir. Ancak bölüm varsa, yazar bu tercihi kendisi yapıp anlatısını ilgili bölüme ekler. Günce olabilecek bir anlatıyı öykü kısmında aktarmışsa, o zaman "bu öykü formatında değil, günce kısmında olmalıydı" diyerek eleştirebiliriz. Tabii bölüm açmak şart da değil. Dediğin gibi yazıların artması da beklenebilir.

  • erdener tiknaz

    GÖRECE: Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.

    Görece 1- 205 sözcükle öykü yazılmaz diye bir kural yoktur ama sizinkinde çok daha
    fazlasına ihtiyaç vardı diye düşünüyorum. (Erkan)

    Görece 2- Feridun Andaç, aynı öykünün beş kere yazılmasını salık veriyor. Beş biraz fazla olsa bile, en az iki olmalı bence. (Erkan)

    Görece 3- Öykü ve roman yazımı, bana göre öz ve biçimin ayrılmaz bir ikili olduğu bir alan. Anlatacak bir şey olmalı ve o şey iyi anlatılmalı. (Erkan)

    Görece 4- „Anlatı, anlatmak istediği konu itibariyle, bana kısa tutulmuş gibi geldi.“ (Fetekos)

    Görece 5- "Anlatacak bir şey olmalı ve o şey iyi anlatılmalı" ifadesi aslında bir öznel eleştiri değil, bana göre göreceli denebilecek bir değerlendirme hiç değil. (Fetekos)

    Görece 6- Karıncanın 2 metrelik bir mutfak tezgahı üzerinde yürüyüşünden bir öykü oluşmaz mesela. (Fetekos)

    Görece 7- Yalnızca öznel bir hisleniş, gerekli olmakla beraber, bence bir anlatıya mükemmel demek için yeterli değildir. (Fetekos)

    Görece 8- İşkence gören kuklalar kimse üzerinde, anlatıcının amaçladığı etkiyi bırakmaz. (Fetekos)

    Görece 9- Tüm bu bence çok önemli biçim unsurları içinde elbette “205 sözcük” de, şart olmamakla beraber, nasıl sorusuna dahil edilebilecek bir unsurdur. (Fetekos)

    Görece 10- Merhumu „nasıl“ bilirdiniz? „Iyi“ bilirdiiiiik. (Erdener)

  • Murat
    avatar

    Fetekos,

    Günce olarak yazılmak istenenler için Blog bölümü kullanılabilir gibime geliyor.

  • onder
    avatar

    Herhangi bir tema üzerine yeni bölüm açmak hiç sorun değil. Teknik açıdan 2-3 dakikalık bir operasyon.

    Ancak sitemize yönelik bariz bir sorun var; düzenli olarak yazan arkadaşların sayısı 4-5 kişiyi geçmiyor. Bu kadarcık bir yazar kadrosu için şahsen fazlasıyla bölüm olduğunu düşünüyorum.

    Herhangi bir konuda bir talep oluşursa elbette hemen açarız. Ama özel bir bölümü götürecek arkadaşlar aramıza katılmadan, yeni bölümler açmak siteyi çok genişletir. Yani derinlik olmadan yapay bir yayılma yaratabilir.

    Bu hatayı daha önce yaptık; onlarca farklı bölümümüz vardı; Etkinlik Takvimi, Seyahat/Turizm tanıtımları, bireysel el sanatı üreticilerinin ürünlerini tanıtıp satış yapacağı E-Bay usulü pazar, Seri İlanlar, İş İlanları, Solpedia vs.vs Ama böyle geniş kapsamlı bir siteyi götürecek bir genişleme yaşayamadık. Pekçok bölüm boş sayfalardan ibaret kaldı. Sütten ağzımız yandı yani..Hala mevcut bölümlerin pekçoğunu aktif kullanamayoruz. O açıdan yeni bölüm açmak iyi olur gibi gelmiyor bana. Ama bir kaç arkadaş çıkar, bu yönde bir talep getirirlerse hemen açarız.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #6 erdener tiknaz 05-06-2009 21:39
GÖRECE: Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.

Görece 1- 205 sözcükle öykü yazılmaz diye bir kural yoktur ama sizinkinde çok daha
fazlasına ihtiyaç vardı diye düşünüyorum. (Erkan)

Görece 2- Feridun Andaç, aynı öykünün beş kere yazılmasını salık veriyor. Beş biraz fazla olsa bile, en az iki olmalı bence. (Erkan)

Görece 3- Öykü ve roman yazımı, bana göre öz ve biçimin ayrılmaz bir ikili olduğu bir alan. Anlatacak bir şey olmalı ve o şey iyi anlatılmalı. (Erkan)

Görece 4- „Anlatı, anlatmak istediği konu itibariyle, bana kısa tutulmuş gibi geldi.“ (Fetekos)

Görece 5- "Anlatacak bir şey olmalı ve o şey iyi anlatılmalı" ifadesi aslında bir öznel eleştiri değil, bana göre göreceli denebilecek bir değerlendirme hiç değil. (Fetekos)

Görece 6- Karıncanın 2 metrelik bir mutfak tezgahı üzerinde yürüyüşünden bir öykü oluşmaz mesela. (Fetekos)

Görece 7- Yalnızca öznel bir hisleniş, gerekli olmakla beraber, bence bir anlatıya mükemmel demek için yeterli değildir. (Fetekos)

Görece 8- İşkence gören kuklalar kimse üzerinde, anlatıcının amaçladığı etkiyi bırakmaz. (Fetekos)

Görece 9- Tüm bu bence çok önemli biçim unsurları içinde elbette “205 sözcük” de, şart olmamakla beraber, nasıl sorusuna dahil edilebilecek bir unsurdur. (Fetekos)

Görece 10- Merhumu „nasıl“ bilirdiniz? „Iyi“ bilirdiiiiik. (Erdener)
Alıntı
 
 
0 #5 fetekos 05-06-2009 20:13
Geriye dönük uygulama iyi fikir ama yazarın bilgisi ve onayı olmadan bu sınıflamayı yapmak doğru olmayabilir. Ancak bölüm varsa, yazar bu tercihi kendisi yapıp anlatısını ilgili bölüme ekler. Günce olabilecek bir anlatıyı öykü kısmında aktarmışsa, o zaman "bu öykü formatında değil, günce kısmında olmalıydı" diyerek eleştirebiliriz . Tabii bölüm açmak şart da değil. Dediğin gibi yazıların artması da beklenebilir.
Alıntı
 
 
0 #4 Önder Kurt 05-06-2009 19:52
Bir edebi tür olarak günce gibi bölümlerin açılması bence de iyi olur. Geriye yönelik olarak da bu tür bölümleri açabiliriz..Bu her zaman mümkün..Yani ayrı bir kategoriye yönelik yazılar, belli bir birikime ulaştığı zaman ilgili bölümü açıp yazıları oraya taşıyabiliriz.

Eğer günceye uygun olduğunu düşündüğümüz yazıların listesini çıkarabilirsek taşırız.

Ama dediğim gibi boş bölüm açıp, ilgilenecek birilerinin çıkmasını beklemek bence iyi bir izlenim vermez. Siteyle kimsenin ilgilenmediği, bölümlerin boş bırakıldığı gibi türü bir izlenim oluşur.
Alıntı
 
 
0 #3 fetekos 05-06-2009 19:23
Günce, mektup, oyun, senaryo vs. öykü gibi edebi anlatı türleridir. Yazan olmadan hepsi için ayrı bir bölüm açmak doğru olmayabilir ama anımsadığım kadarıyla günce denebilecek anlatılarla daha önce de karşılaştık. Bu tarzı tercih etmek diğerlerine göre biraz daha olası gibime geldi. Edebi tür olarak güncenin blog için uygun olduğundan emin değilim. Ben başımdan geçen bir şeyi blogda aktarabilirim de bu tarzı özellikle edebi tür olarak tercih etseydim blogu uygun bulmayabilirdim .
Alıntı
 
 
0 #2 Önder Kurt 05-06-2009 19:13
Herhangi bir tema üzerine yeni bölüm açmak hiç sorun değil. Teknik açıdan 2-3 dakikalık bir operasyon.

Ancak sitemize yönelik bariz bir sorun var; düzenli olarak yazan arkadaşların sayısı 4-5 kişiyi geçmiyor. Bu kadarcık bir yazar kadrosu için şahsen fazlasıyla bölüm olduğunu düşünüyorum.

Herhangi bir konuda bir talep oluşursa elbette hemen açarız. Ama özel bir bölümü götürecek arkadaşlar aramıza katılmadan, yeni bölümler açmak siteyi çok genişletir. Yani derinlik olmadan yapay bir yayılma yaratabilir.

Bu hatayı daha önce yaptık; onlarca farklı bölümümüz vardı; Etkinlik Takvimi, Seyahat/Turizm tanıtımları, bireysel el sanatı üreticilerinin ürünlerini tanıtıp satış yapacağı E-Bay usulü pazar, Seri İlanlar, İş İlanları, Solpedia vs.vs Ama böyle geniş kapsamlı bir siteyi götürecek bir genişleme yaşayamadık. Pekçok bölüm boş sayfalardan ibaret kaldı. Sütten ağzımız yandı yani..Hala mevcut bölümlerin pekçoğunu aktif kullanamayoruz. O açıdan yeni bölüm açmak iyi olur gibi gelmiyor bana. Ama bir kaç arkadaş çıkar, bu yönde bir talep getirirlerse hemen açarız.
Alıntı
 
 
0 #1 Murat 05-06-2009 18:56
Fetekos,

Günce olarak yazılmak istenenler için Blog bölümü kullanılabilir gibime geliyor.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile