avatar

İlk olarak metindeki yanlış ifadeyi düzelteyim. Kopyalama esnasında bir yanlışlık oldu sanırım. Şimdi düzelttim.

"...Benim bu isim karşısındaki şaşkın bakışlarım, eşime göre korkulu bakışlarımdı. Ne zaman Mehmet Ali ismi geçse eşimin suratı yeşil erik yerken olduğu gibi buruşuyordu. Düzeltebilene aşk olsun!..."

Dediğiniz mesajlar öyküde mevcut. Evet, bunlar bilinçli bir şekilde yerleştirildi.. Modern olduğunu sanan ya da sanmayan çiftelerin birçoğu kıskançlığın, sevginin büyüklüğünden olduğunu iddia ederlerken; bir yandan da eşleriyle sağda solda fink atıyorlar. Çünkü çiftler bunu yapar, çünkü Ayşeler de yapıyor, çünkü adam böyle bir sebepten karısıyla bozuşmak istemiyor. Bu tür bir gezinme ikisini de memnun etmiyor doğal olarak. Bir yerlerde çarpıklık var çünkü. Yazları tatil yapmak için deniz kenarına gidip, her gününü "Bikini giymeyeceksin.", "Sana mı bakıyor o adam?", "Gözün genç kızlarda kaldı." gibi tartışmalarla harcayan çiftler gibi. Birbirlerinin fotoğraflarını çekip, birilerine poz verip, fotoğraf çektiren hatta o esnada bile tartışmayı başarıp; tatil dönüşü konu komşu, akraba herkese hava atmayı son derece iyi bilen insanlar gibi. Film seçme sırasının olması bile tuhaf. Tuhaf, çünkü bunun bir rutine sokulması ilişkiyi de sıradanlaştırıyor, aynı zamanda rahatsız edici bir zorunluluğun olduğu düzene itiyor. Bu hafta romantik film izlemek zorunda olan adamdı, önceki hafta aksiyon filmi seyretmek zorunda olansa kadın. Karşılıklı memnuniyetsizliğe rağmen birlikte görünmek adına, çift olmak adına(!) yapılanların gayet sıradan bir şekilde anlatılışı var.

Bu çiftin ardından bir diğer problemli çiftimiz de daha az modern olduğunu düşündüğümüz genç bir çift. Hatta artık çift bile değiller. Ama ayrılmanın bilincine varamamış, çeşitli arabeskliklere bürünen ve ayrılık gibi ciddi bir mevzuyu dahi uzun uzun yazdığı kısa mesajla halletmeye çalışan bir genç bayanla karşılaşıyoruz. Bizi yanıltmıyor. Yağmurda, karda, otobüste, metroda, havuzda hatta tuvalette; yemek yerken, sohbet ederken, dersi dinlerken vs. elinde telefonuyla bir yandan dengesini sağlamaya çalışıp bir yandan da mesaj yazmaya çalışan birçok insan var. Mesajlaşarak ayrılan, barışan gençler geleceğin yetişkinleri olma yolunda ilerliyor. O kadar ince bir konu ki; evlendiklerinde çocuğun ilk çift örneği olarak göreceği anne babasının iletişim probleminden mi bahsedelim; adam veya kadının o eski kısa mesaj heyecanlarını aramaya başlayıp çeşitli servislerden yararlanarak sahte dostluklar, sevgiler edinmelerinden mi bahsedelim, aynı yastığa baş koyduğu birine her gün yalan söyleyişinden mi bahsedelim karar vermekte üçlük çekiyorum. Üzerinde düşündükçe hassas olduğu daha iyi anlaşılan, boşverdikçe toplumsal bir rahatsızlığın kronikleşmesine neden olan bir durum.

Hem oldukça görünür bir konuyu hem de onun arkasındaki vermeye çalıştım. Mesajı almak isteyen alıyor daha doğrusu anlıyor. Kurguyla ilgilenenleri de elimden geldiğince memnun etmeye çalışıyorum. Teknik anlamda vurguladığın noktalar üzerinde oynama yapacağım.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler…