Goethe ve Güven Popüler
Garip bir türkceyle yazilan bu deneme yazisi, yazarin sivesinden degil, kullandigi bilgisayarin yabanci isletim sistemi ve de klavyesinden kaynaklanmaktadir.
„Anlayis medeniyet göstergesidir.“ (Anonim- Bkz.: CEVRENIZE)
Bu yazimi, Almanyanin ciddi bir üniversitesinde, yabanci ögrencilerin sorunlari üzerine düzenlenen ciddi bir platformda, alman bayanlarin kendisine olan ilgisizligini milliyetciliklerine baglayan, ve bunu enternasyonal ögrenci sorunu seklinde lanse etmeye calisan, buna kendisi sonuna kadar inanmis, ve de bunu yüzlerce güzel insanin icinde mikrofondan söyleyen, büyükbas kökenli, basbugdan cikma, beni parlak dostlarindan sanip nurcularin Cumartesi cayina davet eden, aldigi red cevabi ve özelestirim sonrasi, üc bes nurtopuyla yolumu kesip kendileriyle beraber verdigim –düsündürücü- egitimi paylasan, ümitsiz vaka Osman`a adiyorum.
GÜVEN
Güven denildiginde ilk aklima gelen sey, folklor ekibindeki halaybasi Güven Abimiz degildi önceleri.
Gitti madalyayi da aldi ama. En son lise birinci sinifta gördüm kendisini. Saygi hic duymam.
Müzik dersindeydik, bir kargasa koptu disarida.
Zemin katta müzik dersi alindiginda nasil kargasaya sahit ve de dahil olunabildigini de o gün anladim.
Üst katlarda ise, okulla ve de efendilikle ilisigi kesilmis, dokuz-onbese baraj kuran stoper arkadaslarin, disaridan ayna ile isik tacizine sahit olunur; baharin ve de medeniyetin sonunun geldigi anlasilirdi.
Müzik hocamiz, varligi ve de birligiyle evdekalmis, bakkala sucuk almaya giderken bizlere ugrayan ve de gercekten calisan bir hanimefendiydi.
Calis hocam, bulursun o yari bir gün.
“12 Eylül öncesi nerde kör, topal kiz var, devrimci oldu koca buldu kendine” demistin.
Kenan Pasa, bir senin derdine care oldu NETEKIM.
Anlasilan o ki, el degmeden ve de kucaklanip koklanmadan hazirlanmis, bakir notalarimiz vardi.
Siniri de ondandi kendisinin, kendisinin siniri de ondan.
“Güven sen halaybasisin kavga etmek sana yakismaz” diye bagirmisti hapishane telli zemin siniftan.
“Ay cocuklar bunlarin colugu cocugu bile var, Güveeen!”
Siniftaki Giyaseddin, yigitlendi seninki, kostu disari, geldi camin önüne.
Diskisimdaki diskidan kavgayi ayiracak ve de hepimizi rahatlatacakti.
Jöle yeni moda olmus, kalicisini gücü yeten alir da olmustu.
Bahar bu! Icinde günes var baharin. Giyaseddinin saclari parladi yalanciktan, ilk ögün sonrasi, övüne övüne.
Kiz meselesiymis, mesele ise. Sonradan anlasildigini sananlar oldu isin sonunda habersiz.
Depolitizenin ne demek oldugundan da kimsenin haberi yoktu ama hepimiz de ta kendisi ve de adayi gencliktik.
övün, calis, Güveeen!”
Ses veriyorum. Korkmaaa…!
Üye eleştirileri
Toplam 3 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
...
Erdener mizah yazdığın için gerçekten teşekkürler. Ben çok başarılı buldum yazdıklarını. Hele sonunda yazdığın Korkmaaa...! hemen aklıma lise yıllarında birbirimize İstiklal Marşını okutma şakalarımızı aklıma getirdi daha çok güldüm. Öğrenciler arasında hala var mıdır acaba İstiklal Marşı okutmak şakası?
Nihayet mizah!
Bu herhalde mizahi öykü olarak sitenin ilk öyküsü (mü?).
Türkçe karakter yokluğu anlamayı epey zorlaştırdı benim için.
Mizahi öykülerin devamını bekliyoruz, çünkü gülmeye ihtiyacımız var.
Mizahi
Doğal durumumuzun doğal komikliğini iyi dile getirmiş.
“Güven sen halaybasisin kavga etmek sana yakismaz” ifadesi çok güldürdü.
Bir dönem "Halaybaşı" üzerine çok güzel karikatürler çizilirdi.

Eleştiren Erkan Mayıs 08, 2009