avatar

Bir dağınıklık ve üstü örtülü olma durumu söz konusu sanırım. Fotoğraf ve baba ile, aslında "babasızlık" ile, otoriteden yoksunluğu anlatmak amacındaydım. Fotoğrafta gururlu görünen babanın gururuna yenik düşen çocuğu hakkında birkaç satır yazmak... Bir dilencinin önündeki parayı alırken kendini haklı görebilişini, bu kadar basit çıkarımlarda bulunabilişini; aynı zamanda dilencinin emeğe gösterdiği saygısızlığı, terbiyesizliği ve iş ahlakına aykırı tutumunu yansıtmak istedim. Kim haklı? Kim haksız? Tartışmaya açık bir durum... Bu soruların cevabını net olarak vermek mümkün değil sanırım. Daha haklı ya da daha haksız şeklinde bir cevap daha kabul edilebilir...

Çocuğun hayatındaki kesitler onun hayata bakışının oluşumu hakkında ipucu veriyor. Derslerden geçmenin kolaylığı ve öğretmenlerin bu konudaki tutumu onda kolay yoldan, emek vermeden elde edebilirlik düşüncesi oluşturuyor. Tören günü ıslanışı ise belirli kurallar çerçevesinde ama aslında olmaması gereken şeylerin yaşanabilir olduğu inancını yaratıyor. Kahramanın kendine özen gösterişi, gece gündüz kahvede çalışması ise babasının fotoğraftaki gururlu halinin oğlu üzerindeki bir yansıması. Ama çevresel faktörlerin, çocuk yaşta atıldığı hayatın zorlukları onda bu tür kopuk davranışlara neden oluyor. Çalışkan ve aynı zamanda kolaya kaçan bir yapı..

Kahramanı tanıtmak ve ardından onun herhangi bir gününde yaşadığı bu olayı kağıda dökmek istedim. O gün yaşadıklarıyla geçmişi arasında üstü örtülü bağlantılar kurduğumu düşünüyorum. Somut değil soyut örüntüler.

Titizlikle yaptığınızı düşündüğüm eleştiri için çok teşekkür ediyorum. Öyküyü yayımlamamın ardından en keyifli kısmı bu oluyor. Zaman ayırdığını için teşekkürler...