Hatıra Popüler

Edebiyat

Edebiyat Yazarları
Etiketler

- Bak Aylin, ufaklıklar nehre inmiş, yanlarına gidelim mi?   Ne yapıyorlar bakalım,   eğleniriz biraz.

    - İstemem, Nilay da oradadır şimdi,   başıma musallat olur,  bırak.

 

- Sen bilirsin.

- Ilgın'la küsmüşler biliyor musun?

- Kim?

- Nilay diyorum, Ilgın'a küsmüş.

- Yok canım,  niye?

- Ne bileyim Arda,  söylüyor mu hiç?  Hep kendi havasında,   bilmiyor  musun sanki?   Ben    bizim   Nihan   Teyze' den  duydum,   ona söylemiş.

- Yine öyle çocukça işler işte,   bırak,   barışırlar ne de olsa.  Burada canları sıkılıyor da ondan eğlence olsun diye küsüyorlar. Biz de öyle değil miydik, sürekli birbirimize küsmez miydik?

- Öyle miydik?

- Tabi, unuttun mu yoksa?   Hani sen şu kasabanın bitimindeki bodur ağaçta mahsur kalmıştın da...

- Yasık Ebe,   onu mu diyorsun?   Bodur muydu o ağaç Arda,   aşk olsun,   boyu benim boyumun otuz katıydı.   Aşağı inemeyince   ne  çok korkmuştum...   Zaten ne akla hizmet çıkmışsam tepesine...

- Çıkmana ben yardım etmiştim.

- Sahi ya,   sonra da kaçıp gitmiştin.

- Aslında kaçmamıştım,   yani çocuklar miskete çağırınca...

- Ben o gün o ağacın tepesinde ne çok ağladım biliyor musun sen?

- Hayır ama...

- Bilmezsin tabi,   sen o sırada  "çocuklarla"    misket oynuyordun.

- Dursana Aylin,   ne yapıyorsun!   Niye toplandın?  Nereye gidiyorsun?

- Ben seni o zaman nasıl affetmişim Arda,   aklım almıyor.   Affetmemeliymişim ama,   böyle bir şey nasıl affedilir?

- Şaka yapıyorsun değil mi Aylin,   on beş sene önceki saçma bir olay yüzünden kırgınlık çıkarmayacaksın değil mi?

- Tanrım,   "on beş sene"   diyor,   nasıl böyle söylersin? Hatırlıyorum ben, dördüncü sınıfın yazıydı, yani on yedi buçuk sene oldu, nasıl karıştırırsın?

- Neyse ne    Aylin, otur şuraya,   lütfen!     Gereksiz yere alınganlık yapıyorsun,     şurada iki haftamız kalmışken yapılır mı bu?   Sonra ben okula dönünce bana istediğin kadar küs Aylin.   Şimdi böyle yapma ama     lütfen...

- Tabi, “okula dönünce bana istediğin kadar küs”  müş      orada bana ihtiyacın olmuyor değil mi?     Sen oralarda kim bilir kimlerle... Beni özlemiyorsun bile.    Bense...    Ne kadar aptalım.

- Hayır.

- Evet evet, öyle.   Nilay Ilgın'a küsmekle öyle haklı ki...  O da senin kardeşin değil mi,   kim bilir ne yaptı kardeşime? Artık hangi yollarda yalnız bıraktıysa onu...

- Ilgın'la ne ilgisi var Aylin?

- Ben bilmem, git kardeşine sor.

- Bazen seni hiç tanıyamıyorum.

    - Ben de seni hiç tanımamış olmayı diliyorum.

    - Gerçekten böyle mi düşünüyorsun Aylin?

    - Evet.

    - Peki.

    - Efendim?

    - Öyle olsun , diyorum.

    - Sen zaten dünden razıymışsın. Baksana nasıl kabullendin hemen. Bahane oldu değil mi?

    -....

    - Hıh!

     

     

     

     

     

     

    - Abi, Aylin Abla az öne buradaydı, nereye gitti?

    - Evet   Arda Abi, ablam nerede, ona bir şey söyleyecektim.

    - Ne o, barıştınız mı siz?

    - Evet, ne güzel değil mi?

    - Öyle.

    - Nerde o?

    - Gitti.

    - Yaaa?

    - Ya....

     

     

     

     

     

    - Küstüler mi sence Nilay?

    - Öyle olmuş galiba.

    - Onlar yüzünden bizim de aramız bozulmayacak değil mi,  yani tam da yeni barışmışken?

    - Yok canım,   niye onlar küstü diye biz de küselim,   çocuk muyuz biz?

    - Öyle ya,    çocukluk olurdu bu.   Haydi nehre geri dönelim,   biraz   daha   yüzeriz.   Sonra da Yasık Ebe'ye gider,   dut toplarız.

    - Ben o ağaca tırmanamıyorum   ki   Ilgın...

    - Olsun arkadaşım,   ben çıkmana yardım ederim.

    - Edersin değil mi?

    - Tabi...

     

Üye eleştirileri

Toplam 3 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
6.3
Dili Kullanım 
 
7.0  (3)
Kurgu 
 
6.0  (3)
Anlatım 
 
5.7  (3)
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.3  (3)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Dili Kullanım  
Sözcük seçimi,Söz sanatları ,Noktalama/Dilbilgisi
Kurgu  
çizgisel/döngüsel, romantik/gerçekçi, olay örgüsü/zinciri, konu seçimi, Özgünlük
Anlatım  
Bütünlük, Süreklilik, Betimleme, Anlatım kişisi, Anlatıcının Tavrı, Anlatım tekniği, Özgünlük, Ayrıntıların İşlevselliği
Metiniçi Tutarlılık  
Gerçeğe Uygunluk, Olgulara dikkat, İnandırıcılık, Bilgililik, Mantık Hatası Yokluğu
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Hatıra 2009-04-30 21:47:23 Murat
Genel Puan 
 
6.3
Dili Kullanım 
 
7.0
Kurgu 
 
6.0
Anlatım 
 
6.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.0
Murat Eleştiren Murat    Nisan 30, 2009
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

...

Genel kanı ve yargıya ben de katılacağım. Daha fazla bilgi verebilmek için bir anlatıcıya gerek var. O zaman Aylin'in niye böyle davrandığını anlayabilirdik.

Bir de öykünün sonu ile ilgili küçük bir şey söylemek isterim. Keşke aynı ağaca küçük kardeşler tırmandıktan sonra yıllar önce gerçekleşen olay tekrar etseydi ve arkadaşlardan biri, mümkünse Aylin'in kardeşi arkadaşını orada bırakıp gitseydi. Bilmiyorum belki de gıcık bir durum olurdu, bir an aklıma geldi...

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Hatıra 2009-04-23 05:10:02 fetekos
Genel Puan 
 
6.5
Dili Kullanım 
 
7.0
Kurgu 
 
6.0
Anlatım 
 
6.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
7.0
fetekos Eleştiren fetekos    Nisan 23, 2009
Son Güncelleme: Haziran 20, 2009
İlk 50 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

Anlatıcısız...

Anlatıcısız bir öykü… Gerçekten birkaç gündür düşünüyorum hiç bu tarza rastladım mı diye. Devam edeceğim düşünmeye ama anımsadığım kadarıyla anlatıcısı olmayan bir öykü okumadım. Akışı durdurup araya girmediğinden olsa gerek sırf diyaloglardan örülü öykü, kahramanlarla ilgili herhangi bir izleğe de sahip değil. Diyaloglardan ve de karakterlerin davranışlarından yola çıkarak ruh incelemelerine girmek mümkün olmadı, bir ağaç dışında gözümün önüne çevreyi tanımlayan bir görüntü de gelmedi. Oysa anlatıcının kendi duyarlığını ya da ispatlamaya çalıştığı savı ortaya koyan bir anlatı tercih etmesi, anlatıyı ruh ve çevre betimlemeleriyle süslemesi, bir anlatıyı etkili kılmak için önemli bileşenlerdir.

Anlatında kişiler var ancak bir olay ve çatışma yok. Ne var ki, bunlar anlatının ana unsurlarıdır. Karakterlerin kendisiyle, çevresiyle çelişmesi, çatışması... Kendi aralarında tartışmaları, küskünlükleri başlı başına çelişme, çatışma olmaya yetmez. Bunlar yalnızca yaşamdan anlardır. Çelişme ve çatışma dediğim, karakterleri açmaza götüren, yaşam dengelerini iyi ya da kötü yönde bozan olaylar, seçimler, kişiler, çevreler, türlü unsurlardır.

Olaysız öykü olmaz mı? Mesela Sait Faik’in öykülerinin tümünde olaya rastlanmaz. Ancak bu kez olayların ötesine geçen çağrışımlar, duygular değer taşır. Bu tür öykülerinde karakterlerin davranışlarını ve ruh örgülerini bir arada sunar okura.

Sanırım senin bu anlatın öyküden ziyade, skeç türüne benzetilebilir. Yani, bir olayın en önemli kesitini işleyip okurda coşku, hayret, korku, nefret vs. duygularını uyandıran ancak içinde bir devinim barındırmayan bir tür anlatı. Bu tür anlatılar Türk edebiyatında önemlidir aslında. Hatta Sait Faik’in de skeç olarak değerlendirilebilecek anlatıları bulunur. Ama gene de konu ya da olay bulunmasa bile skeçte de mutlaka yaşam kesiti ele alınan karakterin duyumları ifade edilir, okur Sait Faik’te olduğu gibi burada insanı yakalar. Bir de tabii, başında belirttiğim gibi, anımsadığım kadarıyla bir anlatıcı da bulunur, yani sırf diyaloglardan oluşmaz.

Bunların dışında, söylemeliyim ki, bu anlatını da diğerlerini de diyalogları kurma, biçim ve içeriklerini saptama konusunda başarılı buldum. Bunları kendi anlatım tarzının içerisine yerleştirerek etkileyici kurgular oluşturabilirsin.

Marve, diğer öykünü de okudum ve iki öyküyü birbirinden epey farklı buldum. Onun hakkındaki yorumlarımı da kısa zaman sonra yazacağım.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Hatıra 2009-04-20 00:46:13 m2312
Genel Puan 
 
6.0
Dili Kullanım 
 
7.0
Kurgu 
 
6.0
Anlatım 
 
5.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
6.0
m2312 Eleştiren m2312    Nisan 20, 2009
Son Güncelleme: Haziran 28, 2009
İlk 50 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

...

Okumaya başladığımda Ilgın, Nilay, Arda şeklinde kalabalık bir isim listesiyle karşılaşınca ne oluyor dedim bir an. Okumaya devam edince gayet anlaşılır bir halde ilerlediğini farkettim. Ama giriş kısmı okuyucunun gözünü korkutuyor. Bu kadar insanla henüz başlangıçtayken karşılaşınca başka kimler çıkacak acaba diye meraklanıyor insan.

Farklı bir üslup denemek istediniz muhtemelen ama keşke sadece diyaloglardan ibaret kalmasaydı öykünüz. Bir de Aylin ve Arda 27-28 yaşlarındalar anladığım kadarıyla, Aylin'in çocuksuluğunu yadırgadım biraz açıkçası. Baştan bir olay sunsaydınız önümüze ya da karakterleri tanıstaydınız biraz belki bu durum daha doğal bir hal alırdı.

Sonlara doğru, özellikle Nilay ve Ilgın arasında geçen konuşmalar çok hoşuma gitti. Onların yaşı konusunda düzgün bir tahminde bulunamadım ama on, on iki yaşlarında oldukları düşüncesi uyandı.

Diyaloglarla olayı güzel bir şekilde sunmuşsunuz. Çevre betimlemeri ve karakter tanıtımlarıyla beslerseniz daha hoş olacak gibi geldi.

Öykülerinizin devamını diliyorum.
Kaleminize sağlık...

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
10
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile