Bir Akşamüstü Popüler

Edebiyat

Edebiyat Yazarları
Etiketler


Beni 150 liraya satın aldı. Evet, doğru anladın. Parayı verdi ve beni aldı. Artık onunum. Bana nasıl davranırsa ona göre şekilleneceğim.

Dostu düşmanı bakacak, el gün içine çıkacağız birlikte. Beni parayla satın aldığı için bu kadar gocunmamalıyım belki de. O beni bırakana kadar her ana onunla olacağım. Beni kullanacak ve çöplüğün tam ortasına atacak. Pis bir hayata… Ne kadar kötü olduğunu tahmin bile edemeyeceğin bir hayata…

Yan yana yürüyoruz şu an. Bir eli cebinde, bir eli bende… Gömleğinin sol cebinde kalemi var. Gökyüzü gece lambasını yakmaya hazırlanıyor. Ağaçlar kıpırtısız. Herkes ayrı bir telaş içinde. Kiminin elinde telefon, kiminin elinde simit var. Akşam yemeğini simitle geçiştiren insanlar gelip geçiyor. Bir ayakkabı boyacısı gözüme takılıyor. Elindeki fırçayla delikanlının sivri burunlu, siyah, rugan ayakkabısını parlatıyor. Gözlerimi kaçırıyorum, gözlerini kaçırmıyor. Sallana sallana ilerlemem dikkatini çekmiş olsa gerek. Kırmızılar içinde olmam da cabası. Bir o yana bir bu yana… Başım dönmeye başladı…

Beni satın alan; esmer, biraz uzunca, koca ayaklı, koca burunlu otuzlu yaşlarında bir adam. Sağına soluna bakmadan yürüyor ve sürekli birilerine çarpıyoruz. İnsanlar bize ters ters bakıyor. Ben de onunla birlikte sürükleniyorum. Bir an önce eve gitmek istediğinin farkındayım. Aceleci olmasını anlayabiliyorum. Herkes gibi o da… Tıpkı kendinden öncekiler gibi. Kararsız kaldı. Diğerlerinden farkı bana evinin kapılarını açmış olmasıydı. Artık keyfini sürmek istediği her halinden belliydi. Ne berbat bir hayat! Satıldım… Bir başkasını memnun etmek için satıldım. Umarım pis kokmuyordur. Ara sıra soluklanmama müsaade etse bari. Belki de sevinmeliyim. Bu gerçek sahibim olmalı demeliyim. Ona hayatın rahatlığını sunmalıyım. Benimleyken koşar adımlarla ilerlemesini sağlamalıyım. Yormamalı, yaralamamalıyım.

Dur bir dakika, arkadaşımı gördüm. Bir kız arkadaşım. Kırmızılar içinde. Başındaki göz alıcı kırmızı kurdele ona çok yakışıyor. Zarif ve alımlı. Kimse onu almaya cesaret edemedi. Ben bile çok fazla yaklaşamadım yanına. Onun kendine has bir havası var. Hayran hayran bakardık hepimiz. Adam da dükkanın önünde durmuş ona bakıyordu. Rahatsız oldum bir an. Ama çabuk geçti bu rahatsızlığım. Onu da yanımıza alsın istedim. Vitrinin önünde durdu, boynunu biraz sağa eğip ona baktı. Aklından ne geçtiğini kestiremedim. Tekrar yürümeye başladık. Saatine baktı ve adımlarını hızlandırdı.

Cıvıl cıvıl insanlarla dolu bir caddede yürürken sağa döndük. Büyük mağazalar yerini küçük dükkanlara bırakmıştı. Daha az insanın bulunduğu daha samimi bir ortamda buldum kendimi. Beni bir apartman girişinde bıraktı. O an betonun soğukluğunu hissettim. Birlikte üç kat yukarı çıktık. Oturduğu dairenin önüne geldiğimizde bu kez beni bırakmadan anahtarı çevirdi. İkinci çevirişinde kapı açıldı ve birlikte içeri girdik. O, ayakkabısını çıkardı, aceleyle içeri doğru koştu. Ben kapının dibinde bir başıma kaldım. Beni kullanmak için sabırsızlandığını düşünürken o kendini tuvalette attı. Sifonu çekti ve kumandayı alıp televizyonun karşısına geçti. İlk defa geldiğim bu yerde tedirginlik ve şaşkınlık içinde bekliyordum. Az sonra mutfağa gitmek için kalktı ve o sırada beni gördü. Gülümsedi. Bu çok hoşuma gitmişti. Kucakladı ve salona, az önce oturduğu yere getirdi. Kalktığı yer hala sıcacıktı. Bu adama alışmaya başlamıştım.

Gömleğinin cebine tutturduğu kalemi eline aldı ve beni kırmızı çantanın içerisinden çıkardı. Not kağıdınaysa şunları yazdı:

“Balo ayakkabıların benden olsun istedim. İyi eğlenceler kardeşime.”

 

 

Üye eleştirileri

Toplam 2 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
7.1
Dili Kullanım 
 
8.0  (2)
Kurgu 
 
6.5  (2)
Anlatım 
 
6.5  (2)
Metiniçi Tutarlılık 
 
7.5  (2)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
Dili Kullanım  
Sözcük seçimi,Söz sanatları ,Noktalama/Dilbilgisi
Kurgu  
çizgisel/döngüsel, romantik/gerçekçi, olay örgüsü/zinciri, konu seçimi, Özgünlük
Anlatım  
Bütünlük, Süreklilik, Betimleme, Anlatım kişisi, Anlatıcının Tavrı, Anlatım tekniği, Özgünlük, Ayrıntıların İşlevselliği
Metiniçi Tutarlılık  
Gerçeğe Uygunluk, Olgulara dikkat, İnandırıcılık, Bilgililik, Mantık Hatası Yokluğu
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Bir Akşamüstü 2009-04-13 00:44:21 fetekos
Genel Puan 
 
7.5
Dili Kullanım 
 
8.0
Kurgu 
 
7.0
Anlatım 
 
7.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
8.0
fetekos Eleştiren fetekos    Nisan 13, 2009
Son Güncelleme: Haziran 20, 2009
İlk 50 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

Dengeli anlatım

Öykü konularını benim okumaktan en çok hoşlandığım “küçük insanların” dünyasından seçiyorsun. Bu türü sevmeme elbette küçük insanların öykücüsü Sait Faik neden olmuştur. Onu okurken yaşamın tam orta yerinde bulur insan kendini.

Ben bir tembel okur olduğumdan mıdır, bilemiyorum ama öyküde sade dili pek seviyorum. Öykü türünde tembel okurun en çok aradığı, anlamsal açıklıktır. Yani bu tür okur, öyküdeki imgelerin, kafasında hazır bulunan kendi yaşantısından edindikleriyle, bilgileriyle birebir örtüşmesini bekler. Bu da nesnenin, insanın ve çevrenin anlatımında herkesin ortak anlamlarla okuyabileceği “günlük dil” kullanımıyla mümkün olur. Sait Faik daha çok bu dili kullanır ama bu dilin yarattığı anlamsal açıklığı basitleştirmeden günlük yaşamı anlatır, öyküleştirir. Senin öykülerinde de dikkatimi çeken bu oldu. Günlük dili kullanıyorsun ama basitleştirmiyorsun.

Diğer yanda günlük dilden uzaklaştıkça yazarın kendine özgü anlamlarla süslediği imgelerin yer aldığı sanatsal bir dil yaratılır. Tembel okura bu zor gelir. Çünkü daha önce kafamızda oluşmayan, sanatçıya özgü imgelerdir bunlar. Burada da anlaşılmazlıkla sanatsallık arasındaki çizgiyi tutturmak usta bir anlatı tekniği ve de derin bir birikim gerektirir. Sanatsallık kaygısına feda edilen bir anlatı fazlaca zorlayıcı olur, içtenliğini yitirir. Sanırım yeni yazarların tembel okura hitap edebilmeyi becerdikten sonra doğallıkla gelişen üst dillerini ya da sanatsal dillerini yaratmaları daha doğru olur.

Bu nedenle öykülerinin genel çizgisi tam da benim kafamda oluşan bu hatta çok uygun. Öncelikle bunu belirtmek istedim.

Öykünde, “gerçek”in biçimini bozup onu yeniden kurgulamışsın, kimliğini sonradan öğrendiğimiz 1. şahsın duygularını çok candan duyarak yazmışsın. Bu öykün, sonraki öykülerinde geniş bir çağrışım yelpazesi yaratabileceğini, özgün imgeler yakalayabileceğini düşündürdü bana. Murat'ın da vurguladığı gibi, okurun hayret ve heyecan duygularını biraz daha körükleyecek bir "gizem" yaratmaya devam edebilirdin.

Dil kullanımın sorunlu değil ancak bazı tekrarlamalar öyküde gerekli olmayan bir fazlalık yaratıp akıcılığı zedeliyor. Örneğin, “...kiminin elinde simit var. Akşam yemeğini simitle geçiştiren insanlar gelip geçiyor.” Bu iki ifadeyi aynı cümlede bir kerede anlatabilirdin belki.

Genel itibariyle, öyküye aşırılıktan uzak, dengeli bir anlatım hakim olmuş. Keyifle okudum. Yeni öykülerini de okumayı isterim...

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
Bir Akşamüstü 2009-04-10 20:48:04 Murat
Genel Puan 
 
6.8
Dili Kullanım 
 
8.0
Kurgu 
 
6.0
Anlatım 
 
6.0
Metiniçi Tutarlılık 
 
7.0
Murat Eleştiren Murat    Nisan 10, 2009
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında  -   Bütün eleştirilerime bakın

...

"... Bana nasıl davranırsa ona göre şekilleneceğim." Ayakkabının şekillenmesini anlayamadım. Bir de dost başa düşman ayağa bakar. O yüzden ayakkabının kaygısı sadece düşman ile olmalı.

"... koca burunlu orta otuzlu yaşlarında bir adam." Buna çok güldüm. Ben de otuzlu yaşların ortasını geçmiş biriyim. Orta otuzlu tabiri komik geldi.

Son olarak, çantadaki ayakkabının bir insanın elinde taşınırken sadece yukarı doğru kolunu ve yüzünü görebileceğini varsayarak panoramik olarak her tarafı görebilmesi garip geldi. Sadece çantanın izin verdiği alan kadar görebildiği yerleri anlatsa belki biraz daha gizem katılabilirdi.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
00
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (2)
  • Murat
    avatar

    Aslında ayakkabının şekillenebileceği sonradan kafama yattı. Ayakkabılar ayağın şeklini alıyor, doğru.

  • büşra
    avatar

    "... koca burunlu orta otuzlu yaşlarında bir adam."
    "... koca burunlu, otuzlu yaşlarında bir adam." olacaktı aslında ama bilgisayara geçirirken dalgınlığıma gelmiş:-) Yazarken klavyeyle pek barışık değilim. Sonradan geçiriyorum.

    Son olarak bahsettiğiniz benim de aklıma gelmedi değil ama bu şekilde yazmak şimdilik daha cazip geldi. Yolun çok başındayıkm umarım daha güzel öykülerle karşınıza çıkarım.

    Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
0 #2 m2312 10-04-2009 22:46
"... koca burunlu orta otuzlu yaşlarında bir adam."
"... koca burunlu, otuzlu yaşlarında bir adam." olacaktı aslında ama bilgisayara geçirirken dalgınlığıma gelmiş:-) Yazarken klavyeyle pek barışık değilim. Sonradan geçiriyorum.

Son olarak bahsettiğiniz benim de aklıma gelmedi değil ama bu şekilde yazmak şimdilik daha cazip geldi. Yolun çok başındayıkm umarım daha güzel öykülerle karşınıza çıkarım.

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.
Alıntı
 
 
0 #1 Murat 10-04-2009 15:54
Aslında ayakkabının şekillenebilece ği sonradan kafama yattı. Ayakkabılar ayağın şeklini alıyor, doğru.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile