Hoşçakal Popüler
Kulakları gözlüğünün camlarıyla aynı ebattaydı. Şapkasını kulakları dışarıda kalacak şekilde takmış, ellerini kalçasının üzerinde bağlamış uzayıp giden yola bakıyordu.
Suratındaki çizgiler, geçen yılların izlerini taşıyordu. Bak bunlar karım beni terk ettikten sonra oluşan çizgiler. Bunlar parasızlığın, bunlar da paranın yaptığı çizgiler diyordu sanki. Geri kalanlarsa artık yaşamayı hak etmediğime inandığım andan itibaren oluşan çizgiler.
Geçmişim yüzümde hayat buluyor. Yaşananlar mazide kalmıyor. Aynaya her baktığımda birbirini takip eden görüntüler canlanıyor. Yüzümdeki kırışmayan yerleri yarınlara saklıyorum. Yarının çok geçmeden dün olacağını bildiğim halde. Banyodaki aynayı çıkardım bu yüzden. Kendimi görmeden de dişlerimi fırçalayabiliyorum. Bir o vestiyer duruyor birlikte aldığımız. Evden çıkmadan şöyle bir bakıyorum kendime. Aynaya çok fazla yaklaşmadan. Uykudayken ters yöne dönen saçımı düzeltmeye çalışıyorum. Düzelmemekte ısrarcıysa bırak, insanlar tebessüm etsinler halime deyip çıkıyorum.
Her gün otobüsle geçtiğim yoldan bugün yürüyerek geçiyorum. Balkonuna gerdiği çamaşır ipinde rengi griye dönmüş üç beyaz atlet var. Kadın çamaşırlarını asmaya devam ediyor. Bense köşeyi dönüyorum. Camları kırık dökük evin önünden geçerken kuru bir öksürük nöbetine tutuluyor içerdeki adam. Duraksıyorum yalnızca. Birkaç saniye sonra devam ediyorum yoluma. Otobüsün camları gözüme perde çekmiş adeta. Motorun sesi kulaklarımı tıkamış ve ben bunca zaman tüm bunlardan uzak yaşamışım.
Karnım gurulduyor. Açım. Anayola çıktığımda bir simit alayım diye geçiriyorum aklımdan. Buna sevinmişçesine bir ses daha geliyor karnımdan. Yokuş aşağı iniyorum. İster istemez adımlarım hızlanıyor. Tanıdık bir ses kulağımdaki… Bana sesleniyor:
-Ahmet Şenkal! Hoşça kal!
Dizlerimin üstüne yığılıp kaldım. Titriyor vücudum… Bir uğultu… Bir sessizlik… Sonrası koca bir karanlık…
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
...
Yarışma dışında da öykülerini gönderdiğin için teşekkürler Büşra.
Anlatıcıyı ilk paragrafta niye değiştirdin? Bence üçüncü tekil şahıs anlatıcılar olaya dışarıdan daha geniş bakabiliyorlar. Ne bileyim en baştan itibaren kahramanımız anlatmaya başlasaydı kulaklarının gözlüğünün camlarıyla aynı ebatta (aynı boyda değil de aynı ebatta olabilirler sanırım) oldukları benzetmesini kullanamayabilirdin.
Bir de ikinci paragraf kısa cümleleriyle şarkı sözleri gibi olmuş. Özellikle ilk dört cümle tam bir şarkı dörtlüğü :)
