Şanslı Bir Gün Popüler
Manavın önünden hızla geçip sola döndüğümde Kuzguncuk Meydanı’na çıkmıştım.
“Yeter ya! Saatlerdir aynı yerde dönüp duruyorum. Ah Selim Bey ah! Selim’miş… Hiç de aklıselim birine benzemiyor. Ne olurdu sanki şu muayenehanenizi daha görünür bir yere açsaydınız! Ben onlar gibi değilim. Hani şu beyinlerinde adres defteri varmış gibi bir kez gittikleri yeri asla unutmayan insanlar var ya onlardan bahsediyorum.
Vazgeçtim… Tamam, pes ediyorum. Anne, affet beni. Çok ısrar ettin biliyorum ama bu da bahane oldu işte. Keşke bana eşlik etme teklifini kabul etseymişim. Ne diyeceğim şimdi sana? Yolu bulamadım desem, kızar mısın yoksa güler misin? Sen benim annemsin, biliyorum, kızarsın.
-Önünüze bakar mısınız?
-Şey… Afedersiniz.
-İlle bir aksilik çıkar zaten. Gelir beni bulur. Yok yok…
Diye mırıldanıyordu yumurta kafalı, alnı epeyce açılmış, kirli sakallı, güneş gözlüklü genç adam.
-Görmedim sizi.
Deyince adam alaycı bir ifade takındı.
-Karınca mıyım ben hanımefendi? Görmedim diyorsunuz.
Gülümsedim. Ama o kafasını iki yana sallarken yüzsüzlüğün bu kadarı dercesine bir hali vardı. Suçluluk içinde eğilerek dosyanın içinden fırlayıp etrafa saçılan fotoğrafları toplamasına yardım etmeye çalıştım.
-Çekin ellerini lütfen.
-Şey… Sadece…
Açıklama yapmaktan vazgeçtim. Gözlerim dolu dolu olmuştu. Biraz göğüs dekoltem olsa bana davranışı daha farklı olurdu. Adi herif! Durağa doğru yürümeye başladım. Fotoğraftakilerin hepsi kadındı üstelik. Adam sağlam ayak değil besbelli…
-Şey… Saatiniz var mı acaba?
-Bir bakayım… Üçü on geçiyor beyefendi.
-Sağolun.
-Yardım etmemi ister misiniz?
-Aslında karşıya geçerken eşlik ederseniz sevinirim.
-Tabi. Kırmızı ışığın yanmasını bekleyelim.
-…
Birkaç dakika beklemenin ardından adam koluma girdi ve birlikte karşıya geçtik. Üç buçuğa kadar bu dosyayı yerine ulaştırmam gerekiyordu. Bugün şanslı günüm… Karşıya geçmeme yardımcı olacak birini bu kadar erken bulmak...
Üye eleştirileri
Toplam 2 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Haziran 20, 2009
İlk 50 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
Kuzguncuk...
Beni daha başında Kuzguncuk’la tavlayan öykünde, çevreyi biraz daha betimlemeni beklerdim. Öylesine şiirsel motiflerle süslü ahenkli bir semttir ki oradan bahsedilince Kuzguncuk tasviri kullanılmalı sanırım. Öykü için de iyi bir dolgu olabilirdi bu tasvir. İlk cümleden sonra böyle bir geçiş eksikliği hissediliyor.
Kör adamla genç kız arasında geçen diyalog iyi yansıtılmış. Ancak öyküde biraz daha göze çarpan bir etkinlik bulmayı istedim. Diyaloglarla yapmış olduğun öykü girişi yerinde ama sonrası itibariyle yarım kalmış bir kurgu izlenimi edindim. Daha önceki bir yorumda belirtmiştim, bir öyküde mutlaka denge ve düzen bozucu, çelişik bir unsur bulunmalı. Bir klasik anlatı biçimi için olayın en temel çıkış noktası ve kurguyu ortaya çıkartan bu çelişik, çatışmalı unsur ya da unsurlardır. Sanırım öykü kurgunda bu unsuru biraz daha kuvvetli yansıtsan daha iyi olurdu. Yukarıda sözünü ettiğim çevre tasviri, dekoratif öğelerin kullanımı bu eksikliğin yerini doldurmaya yardımcı olabilirdi. Bu etkileyici semtin betimlemeleri ile büyülenmiş okur, çatışmasız bir diyalog ya da olağan bir günlük rastlantıyı bu çevreye yerleştirerek gerekirse öyküyü kendisi bile kafasında tamamlayabilir.
Son kısımdaki kör adamın konuşması sanırım ki konuşma imleci ile belirginleştirilirse anlaşılma sorunu hallolur.
Gene sadeliğiyle öne çıkan hoş bir öykü olmuş Büşra... Belirgin eksiği yetersiz tasvirler. Bunlarla doldurulursa daha canlı bir öykü halini alabilir... “Bir Akşamüstü” yorumumda belirttiğim gibi, arka planı geniş çağrışımlara ve imgelere dayalı öyküler yazabilirsin. Malzemen gündelik yaşam, “sokaktaki adam” ya da genel anlamıyla insan olduğu sürece bunu yakalamak senin için pek mümkün görünüyor... Hatta belki de daha sonra gözlem alanına giren yerel insanı biraz da evrensel boyutuyla ele almayı denersin. Yani toplumsal yaşamın insana kattığı toplumsal ve kültürel özelliklerin ardındaki insan özünü yakalayarak evrensel boyutu da anlatıya sokmak, öykülerini çok daha zengin kılar. Yeni öykülerini okumayı bekliyorum...
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
...
Öykünün sonundaki konuşmayı kör adam mı yapıyor yoksa kız mı yapıyor anlayamadım.
"Üç buçuğa kadar bu dosyayı yerine ulaştırmam gerekiyordu. Bugün şanslı günüm… Karşıya geçmeme yardımcı olacak birini bu kadar erken bulmak..." Bu konuşmayı adam yapıyor olsa gerek. Aksi halde kızın böyle konuşması garip olmaz mı?
Büşra hayattan anlar yakalıyorsun, onları yazıyorsun. İyi bir gözlemci olduğun belli. Yazma pratiklerine devam et bakalım, yeni çalışmalarını okumak isteriz.
Yorumlar
Tekrar teşekkür ediyorum.

Söylediğiniz gibi öykünün sonundaki konuşmayı görme engelli adam yapıyor. Ama bunu daha açık bir şekilde ifade etmem gerekiyor sanırım. Kızın durağa doğru yürüyüşünün ardından bir geçiş bölümü eklemem iyi olacak gibi.
Tekrar teşekkür ediyorum.