O Popüler
“Şişli, Mecidiyeköy”. “Şişli, Mecidiyeköy”. Açılan metro kapısından sabırsız bir kalabalık inerken, onlardan daha da sabırsız bir kalabalık içerideki boş koltuklardan birine kendini atabilen şanslı insanlardan olmak için itişip kakışıyor. Ben şanslıyım, ilk duraktan binmiştim; haliyle bu ayrıcalığımın keyfini çıkarıyorum.
Karşımdaki koltuğa otuzlu yaşlarında bir kadın oturuyor, kucağında da küçük bir oğlan çocuğu. Göz kırpıyorum ufaklığa, utanıyor. Annesinin kahverengi mantosunun arkasına saklanıp elindeki oyuncak poşetini gözlerine siper ediyor. Çantamdan, metroya binmeden önce babamın ofisine uğrayıp aldığım kitabı çıkarıyorum. Kendisi yoktu ama, geleceğimi bildiği için olsa gerek, istediğim kitabı masanın üstüne bırakmış, arasına da bir not iliştirmiş.
Kitaba konsantre olamıyorum bir türlü, karşımdaki çocuğun bana attığı aklınca kaçamak ve kendine göre elbette çekici bakışları dikkatimi dağıtıyor. Bakıyorum, gülümsüyorum. Yine annesinin arkasına sokuyor başını ama arada çıkarıp beni kontrol etmeyi de ihmal etmiyor. Kitabı çantama koyuyorum ve gözlerimi çocuğa dikiyorum.
----------------------------
Pişman değilim. Oğlumu da en az kızım kadar seviyorum. Bana sıkıntı veren tek yanı her şeyi gizlilik içinde yapmak zorunda olmam. Karımla böyle anlaştık. Beş yıl önce başka birinden çocuğum olacağını söylediğimde benden boşanmak istedi. Kariyerim için çok kötü olurdu bu. Bunun yerine ayrı bir eve taşındı, istediği parayı verdim, ve bu çocuk işinden hiç kimsenin haberdar olmaması şartıyla boşanmadık. Tabi bu arada oğlumu ve annesini de ihmal etmemem gerekiyor. Bu iş benim için bir angarya değil, hatta severek gidiyorum onlarla buluşmaya. Sadece yakalanma korkusu sıkıyor canımı. Birazdan ofisten çıkacağım. Onlar da yoldadırlar herhalde. Oyuncakçıda buluşacağız. Sonra da bir yemek yeriz. Kızım bugün uğrayacaktı bir kitap almak için, kitabı masanın üstüne bıraktım. Artık çıkmalıyım.
-----------------------------
Karşılıklı gülümsüyoruz. Annesi de bu durumun farkına varıyor ve o da katılıyor sessiz sohbetimize. Hatta yanılmıyorsam “Sayın yolcularımız, Taksim bu yöndeki son istasyonumuzdur” diyen metalik sesi duyduğumuzda sadece ben üzülmüyorum. Belli belirsiz bir sıkıntı yerleşiyor çocuğun yüzüne. Metrodan inmeden önce başımı bir daha çevirip göz kırpıyorum ve kısa dostluğumuz burada noktalanıyor.
Üye eleştirileri
Toplam 1 üyeden ortalama puan:
Son Güncelleme: Temmuz 10, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında - Bütün eleştirilerime bakın
kısa...
Rastlantılardan oluşturulan bir kurgu ile güzel bir öykü olmuş. Ama kısa kalmış biraz. Bir metro yolculuğundan fazla sürse ve okuyucunun, onların kardeş olduklarını öğrenmesiyle yetinilmese daha iyi olurdu.
-
2009-02-24 13:33:13 |Publisher| emrahpolat
-
2009-02-24 10:58:22 |Administrator| AliOsman
-
2009-02-24 11:04:50 |SAdministrator| Murat
-
2009-02-24 10:50:18 |SAdministrator| onder
Yorumlar
Sonuçta nereye koyacağımı pek bilemedim..Dene meler diye yeni bir kategori açılıabilir ya da yarışma dışı öyküler diye.

"yarışma dışı öyküler" bence de iyi fikir.