avatar

Yes'in dinledigim ilk sarkisi "Owner of a lonely heart" idi ve daha 12 yasindaydim. 90125'in tamamini dinlemem ise 14 yasima denk gelir. AC/DC, Van Halen, Iron Maiden dinleyen, sivilceli bir ergen icin epey zorlayici bir muzikti dogal olarak. Cok karmasik geldigini hatirliyorum ama enstruman kullanimi epey etkileyiciydi.

Lise son sinifta yani 17 yasindayken bir arkadasimin abisinde olan King Crimson ve ELP plaklarindan yapilan kaset cekimleriyle progresif rock ile tanistim. Ilk askim Jethro Tull'di. ODTU'deki ilk senemde sadece Jethro Tull dinledim. On tane falan albumlerini Tunali Pasajindaki Shades adli dukkandan cektirdim. Jethro Tull'a, ELP ve Genesis de eslik etmeye basladi zamanla.

Neyse, lafi uzatmayayim, yanilmiyorsam 1993 yiliydi ve ODTU Elektronik'te okuyan ve evlerine oldukca sik gittigim bir arkadasimdan Tormato'nun kasetini aldim. Bolumden gitar calip caz ve klasik muzik dinleyen, rock deyince de sadece Yes dinleyen bir arkadasimin elit muzik zevkine guvenerek Tormato'yu dinlemeye cabaladim. Nafileydi. Cok kotuydu. Berbatti. Sirf bu yuzden 1996 kisina dek bir daha Yes dinlemedim. Yes'i tekrar kazanmama sebep olansa, Kadikoy PTT'sinin arka sokagindaki tezgahinda kaset satan rockci abinin "Close To The Edge" ve "Relayer" albumlerini buyuk bir gazla tavsiye etmesiydi. Eve gittim, dinledim ve begendim. O gunden beridir de dinlerim. 90125'i de guzel bir rock albumu olarak severim. Ama bundan sonrasi Yes adina benim icin bitmistir. Yani, baslangictan itibaren 90125'e kadarki tum albumler eksi Tormato, benim icin muteber Yes kulliyatidir.