<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0">
    <channel>
        <title><![CDATA[Politika - HayalET]]></title>
        <description><![CDATA[Joomla - the dynamic portal engine and content management system]]></description>
        <link>http://www.e-hayalet.net/</link>
                                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14181-2417</guid>
                <title><![CDATA[MAMAK’A ÜNİVERSİTE LAZIM!: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/51-politika/14181-mamaka-universite-lazim</link>
                <description><![CDATA[
                                Eline sağlık Serdar, Ankara'mıza döndürdün bizleri tekrar.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Politika]]></category>
                <pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:17:56 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14175-2413</guid>
                <title><![CDATA[GECEKONDU SORUNUNU KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZEMEZ!: Çok güzel]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/51-politika/14175-gecekondu-sorununu-kentsel-donusum-cozemez</link>
                <description><![CDATA[
                                Serdar, eline sağlık; meseleyi çok güzel ortaya koymuşsun.                 ]]></description>
                <category><![CDATA[Politika]]></category>
                <pubDate>Thu, 19 Jan 2012 22:21:24 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14176-2412</guid>
                <title><![CDATA[KENTSEL DÖNÜŞÜM DEĞİL, KENTSEL YENİLENME GEREK: Şehri biz yarattık]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/14176-kentsel-donusum-degil-kentsel-yenilenme-gerek</link>
                <description><![CDATA[
                                Şehri yaratanlar, onu yaşamalıdırlar da.

Serdar, ne iyi ettin de yazılarını bizimle de paylaştın.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Makale]]></category>
                <pubDate>Thu, 19 Jan 2012 22:14:38 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14174-2409</guid>
                <title><![CDATA[MAMAK'A SONBAHAR GELDİ: "Mamak, bir yandan da çöplüğüdür Ankara'nın…"]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/51-politika/14174-mamaka-sonbahar-geldi</link>
                <description><![CDATA[
                                Serdar,

Eline sağlık. Çok hoş ve lezzetli bir Mamak yazısı olmuş.

Hoşgeldin.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Politika]]></category>
                <pubDate>Thu, 19 Jan 2012 08:48:11 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14125-2405</guid>
                <title><![CDATA[Eylül' ü Karşılamak: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/14125-eylul-u-karsilamak</link>
                <description><![CDATA[
                                Orta yol yolcusu, ölü evinin yascısı düğün evinin tefçisi olacaksın, tavşan boku gibi olacaksın, ne akar ne kokacaksın, coğunluk gibi düşünmezsen, onlar gibi hissetmezsen üstelik, itibar da edilmez sana, sürüden de kovulursun cabası, sürüden kovulanlar- anlaşılamadığı için incinnenlerdir nefis bir afade, dediğin gibi luzumsuz kişiliklerdir. Mungan diyor ya, "şer dilini bilen şairler, tipiye tutulmuş bir kış masalında, kendi ayak izlerine basarak dönüyorlar büyük sürgünlerinden"   sen dönme büyük sürgününden emi cocuk. erdem                   ]]></description>
                <category><![CDATA[Makale]]></category>
                <pubDate>Thu, 29 Dec 2011 15:04:39 +0100</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14125-2333</guid>
                <title><![CDATA[Eylül' ü Karşılamak: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/14125-eylul-u-karsilamak</link>
                <description><![CDATA[
                                Murat,
Şiiri çok sevdim üstelik Eylül'ü hiç sevmem. Belli, "lüzumsuzluk"tan... Eline sağlık.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Makale]]></category>
                <pubDate>Mon, 12 Sep 2011 09:21:36 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14125-2327</guid>
                <title><![CDATA[Eylül' ü Karşılamak: yine de sıcak]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/14125-eylul-u-karsilamak</link>
                <description><![CDATA[
                                Eylül benim için hiç bir zaman soğuk olmadı. Sağolasın Murat hocam.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Makale]]></category>
                <pubDate>Sat, 10 Sep 2011 14:23:15 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14113-2316</guid>
                <title><![CDATA[Türkiye solcusunun çilekeş bir insan olarak portresi: Kısık Ateş]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/51-politika/14113-turkiye-solcusunun-cilekes-bir-insan-olarak-portresi</link>
                <description><![CDATA[
                                Güçlü,

işin içinde vakıf olmadığımız bir durum olduğunu sanmıyorum. Kapağını açtığın konu, bütün yönleriyle tartışılıp, kısık ateşte pişirilmediği sürece, bence, parça parça, dünden kopuk, yarına kayıtsız bir tarihimiz olacak. Bu tarih midir? O da ayrı soru                ]]></description>
                <category><![CDATA[Politika]]></category>
                <pubDate>Wed, 07 Sep 2011 08:25:14 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14106-2309</guid>
                <title><![CDATA[Pop yıldızı değil insan kalmayı seçtim: vay be]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/167-roportaj/14106-pop-yildizi-degil-insan-kalmayi-sectim</link>
                <description><![CDATA[
                                Yıllar sonra şarkıyı bir de hikayesi ile dinlemek değişik oldu. Hakkatten yıllar oldu dinlemeyeli.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Röportaj]]></category>
                <pubDate>Sun, 04 Sep 2011 21:06:57 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14106-2308</guid>
                <title><![CDATA[Pop yıldızı değil insan kalmayı seçtim: Olanlar Olmuş]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/167-roportaj/14106-pop-yildizi-degil-insan-kalmayi-sectim</link>
                <description><![CDATA[
                                Çoook eskiden kalmış, ama kalabilmış bir ses. Radyodan hatırlıyorum: Olanlar Olmuş. Yıllar oldu ki sesini duymamıştım.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Röportaj]]></category>
                <pubDate>Sun, 04 Sep 2011 20:54:06 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14106-2307</guid>
                <title><![CDATA[Pop yıldızı değil insan kalmayı seçtim: İşte "Sanatçı" Bu]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/167-roportaj/14106-pop-yildizi-degil-insan-kalmayi-sectim</link>
                <description><![CDATA[
                                İlhan İrem'i çocukluğumdan beri zaten çok severdim, bu söylediklerinden sonra ben artık bu adama taparım.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Röportaj]]></category>
                <pubDate>Sun, 04 Sep 2011 19:17:16 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14103-2304</guid>
                <title><![CDATA[Nedir Bu Kadınların Çektiği?: Bu öfkenin her harfine kailim]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/52-guncel/14103-nedir-bu-kadinlarin-cektigi</link>
                <description><![CDATA[
                                Önder,
Seninle yazmışım gibi; aynı öfke, aynı "yok edicilik" içindeyim. Bu konuda yazılacak hiçbir şey aşırı olmaz; böyle düşünüyorum.
Lise ikide, boş olan din dersimize, diyanetten bir memur göndermişlerdi. Bir insanın, bir insan değil de herhangi bir pisliğe baktığını, ilkin, o "pisliğin" kız arkadaşlarımıza bakışında görmüştüm. Fotoğraf gibi zihnimdedir.
Abdurrahman Elver hocayı sevgi ve hürmetle selamlıyorum.
Bir, sadece bir öğretmen dahi yeterdi; ondan bile mahrum büyüdük.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Guncel]]></category>
                <pubDate>Fri, 02 Sep 2011 07:51:00 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14014-2238</guid>
                <title><![CDATA[Onur Caymaz ve Entellektüel Şiddet: onur caymaz: samimiyetini sevdim. ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/162-sinema/14014-onur-caymaz-ve-entellektueel-iddet-v15-14014</link>
                <description><![CDATA[
                                onur caymaz: samimiyetini sevdim. gerisi teknik. teknik: manipülatif ve arızalı; hayat gibi. ne yapmalı? tam olarak bilmiyorum. ait olduğumu sandığım öznel/zihinsel skalaya göre bilmekle bilmemek arasında pratik açıdan muazzam farklar olmadığını görüyorum. ancak bildiğimi sandığım ve bunu bir şölen başlıyor heyecanıyla haykırdığım anlar oluyor. işin tuhaf yanı gerçekle hayal tam da bu noktada karışıyor... onur caymaz kadar samimi olabilmek adına yazdığım şu cümlelerin hiçbir yere gitmediğini biliyorum. bilmek, önceden söylendiği gibi, çoğu zaman acı vermiyor.   

Belki Albert Camus' nün dediği gibi; "Acıklıyı ciddiye almamak o kadar da ağır bir şey değil, ama bu tutumu benimseyen kişi hakkındaki yargıyı eninde sonunda tutumun kendisi verir..."                    ]]></description>
                <category><![CDATA[Sinema]]></category>
                <pubDate>Thu, 28 Jul 2011 07:07:48 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14040-2237</guid>
                <title><![CDATA['Taraf ve çevresini liberal olarak görmek bile sorunlu': 80 ve 89: Öncesi ve Sonrası]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/167-roportaj/14040-taraf-ve-cevresini-liberal-olarak-gormek-bile-sorunlu</link>
                <description><![CDATA[
                                Farklı düşündüğüm yerler olsa da Gün Zileli'nin, söylediklerine bu denli katılacağım biri olacağını tahmin etmezdim doğrusu, daha önce yazdıklarını okuduğum biri olduğundan değil, solun eski kuşaklarının bizimkinden çok farklı günlük ilişkiler içinde bilinçlerinin oluşduğuna inanıyor olmam hasebiyle bizlerin içine verili olduğu durumu anlamalarının ontolojik olarak mümkün olmadığını düşündüğüm için. Bizim için en temel yapısal sorun olan, onlar açısından üzerinde neden durulduğu anlaşılmayacak egzantrik bir detaydır. Hangi anlayıştan olursa olsun, bir eski tüfeğin günlük hayat içinde "iletişimsizlik", "izolasyon", "iş ve günlük varoluş çevrelerinin birbirine dokunmayan ve beslemeyen, dışsal alanlar haline gelmesi" vs gibi sorunsalları -anlaması demiyorum- hissetmesi pek mümkün görünmüyor bana..Eski kuşaklar ile yeniler arasındaki farkı en iyi şekilde nitelemek, sanırım ancak "varoluşsal" kavramıyla mümkün olabilir..Niyetler/makro hedefler, kaynaklar, referanslar hala aynı olabilir, ancak 80/89 öncesinin ve sonrasının bireysel minör varoluş tarzları arasında, 1980 darbesi, ardından 1989 reel sosyalizmin çöküşü ile açılan post-modern durum yüzünden bir uçurum ortaya çıkmıştır. Mesala en basitinden, eskilerin dostluktan, kollektif üretimden yana herhangi bir sorun yaşamış olduklarını sanmıyorum, ortak hareket edip, kollektif bir üretim içinde olabilmek bu insanların zihninde sanmam ki uzun yaşamlarının herhangi bir anında hissedilmiş olsun..Oysa bu handikap, 80, daha doğrusu 89 sonrası solcuların aşamadıkları en temel sorundur..Başkasını bilemem ama benim 42 yıllık hayatımın son 25 yılı, kendimizi içinde atılı bulduğumuz duruma uygun bir proje için birlikte ortak bir üretim içinde olabileceğim birilerini aramakla geçti..Bu konular hakkında daha önce çok yazdığım için uzatmayıp, Gün Zileli'nin oldukça beğendiğim yukarıdaki görüşlerinin bazılarının altını çizmek istiyorum..Bunu da aşağıda Yorum kısmında yapayım, zira yorum kısmının metin editörü daha uygun, alıntı vs yapmak için..                ]]></description>
                <category><![CDATA[Röportaj]]></category>
                <pubDate>Tue, 26 Jul 2011 02:08:31 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14014-2232</guid>
                <title><![CDATA[Onur Caymaz ve Entellektüel Şiddet: Mutlu Oldum]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/162-sinema/14014-onur-caymaz-ve-entellektueel-iddet-v15-14014</link>
                <description><![CDATA[
                                Önder,
(Artık belirtmemin bir gereği kaldı mı bilmiyorum)Hepsini imzalıyorum.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Sinema]]></category>
                <pubDate>Sun, 17 Jul 2011 09:43:21 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14013-2231</guid>
                <title><![CDATA[ÖDP'de Yeni Bir Dönemin Başlangıcı (mı?): Fail better]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/51-politika/14013-odp-de-yeni-bir-donemin-balangici-mi-v15-14013</link>
                <description><![CDATA[
                                Ben artık "şarkı söylemek istiyorum”                ]]></description>
                <category><![CDATA[Politika]]></category>
                <pubDate>Thu, 14 Jul 2011 13:38:45 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">14012-2230</guid>
                <title><![CDATA[Onur Caymaz’a (Gecikmiş) Bir Selam: ]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/52-guncel/14012-onur-caymaza-gecikmi-bir-selam-v15-14012</link>
                <description><![CDATA[
                                Sen de sağlıcakla yazmaya devam et Hasan. Eline, aklına, diline sağlık hocam.                ]]></description>
                <category><![CDATA[Guncel]]></category>
                <pubDate>Thu, 14 Jul 2011 07:11:07 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13996-2223</guid>
                <title><![CDATA[ÖNDER KURT NERELERDE: E-hayalet Ölü Doğmuş bir projedir]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/52-guncel/13996-oender-kurt-nerelerde-v15-13996</link>
                <description><![CDATA[
                                Erdem,

Sağol eksik olma, sorup soruşturduğun için..Hayır öyle yazdıklarını umursamayıp kayıtsız kalarak siteden kopma işine dramatik bir boyut vermek istemedim, o yüzden cevap vermek zorunda bıraktın beni..Son derece sakin, kimseye kızmadan, darılmadan, böyle bir projenin yürümeyeceğini gördüğüm için, gereksiz yere vakit kaybetmemek için yazmayı bıraktım..

Mefta E-hayaleti otopsiye yatırıp ölüm nedenini açığa çıkarmak ve katili saptamaya çalışmak için uzun uzun analize gitmek isterdim ama gerek yok..Nerdeyse 4 yıl boyunca kendi adıma söylenebilecek herşeyi söyledim zaten..Yinelemeye gerek yok..Tarihin kelebeği bir kaç yüzyılda bir "şanslı" bir kuşağın çiçeğine konar ve o kuşak tarihin akışını değiştirecek işler yapar, ölümsüz eserler verir  vs. Ama bu ender çiçek açma dönemleri arasındaki sayısız kuşağa da sadece çürüyüp gübre olmak ve unutulup gitmek düşer.Bizimkisi de işte yegane faideli işlevi, geleceğin çiçeklerinin açması için bok olarak toprağa karışmak olan bir kuşak..Hayır bok olma işlevini de yerine getiremiyor ya neyse..

Yani diyeceğim odur ki, E-hayelet ölmüştür, gerçi sizi temin ederim, hiçbir zaman hayatta da olmamıştı zaten..Son derece tipik bir ölü doğum vakası..Ya da uzunca bir süre küvezde ya da bitkisel durumda yaşatma vakası..Sen özelden devam eden yazışmalara maalesef dahil olmadığın için bilmiyorsun; ben sitenin biraz dışa açılmaya başladığı kısa öykü/foto yarışması dönemi hariç her zaman kapatılması taraftarı oldum, yürümeyeceğini site çıktıktan emin ol 2-3 hafta sonra anlamıştım zaten, o yüzden kapatalım demeye nerdeyse çıktıktan hemen sonra başlamıştım ..Ancak yürümeyen cılız yapılara bile hemen romantik bir bağlılık geliştirip, üzerine "şanlı bir tarih" kurmak türk solunun başlıca kronik hatalarından biri, böyle hiçbir işe yaramayan yapıya bile bir bağlılık oluştu zaman içine..En başından berikapatılmalı diyordum ancak yine bende bile acaba düzelir mi beklentisi oluyordu..Ama artık yüzde yüz kapatılmalı diyorum..ÖDP'in ya da diğerlerinin bunca yıldır binde bir oy alarak hala solun onurunu her seçimde iki paralık eden "parti"(cik)lerini sürdürmenin bir anlamı nasıl yoksa, E-hayalet gibi nerdeyse 4 yıl boyunca -sen de dahil diğer arkadaşlar kızmasın ama- tam anlamıyla bir gönül bağlılığı geliştirebilen, gerçek anlamıyla düzenli katılımcı olarak katkı yapan, hemen hergün aksatmadan siteyi kontrol eden ancak 2 kişiyi, -ben ve Hasan bir de ara ara kulubeden Murat'ı-, bünyesine çekebilen bir platformda yapısal, özsel olarak sakat olan birşeyler var demektir..4 yıl, 3 kişi..Skandal ötesi bir durum..Eeh hal böylese, ısrar etmenin anlamı ne? Ha demek ki yok böyle bir ihtiyaç! Gerçi ihtiyaç olmadığına, hakkında birsürü dalda Oscar'a aday gösterilecek bir film yapılacak kadar yeni bir dünya iletişim paradigması yaratmış, despot ortadogu ülkelerinde devrimlerin kıvılcımını çakmış "sosyal meyda" tarzından başka bir tarzın olanaklılığına daha doğrusu sonuç alabileceğine inandıramaz da, ha demek ki bizim bütün ilişkiler ağımızın yekününde böyle bir "sol sosyal medya" tarzı siteyi kotarabilecek çapta insanlar yok, belki o çapta insanlar var ama onu realize edecek iradesi,disiplini, bağlılığı olanlar yok, belki iradesi olanlar da var ama kimbilir belki bizimle yapmak istemiyorlar..Ne yapalım kısmet bize değilmiş, umalım başkaları dener başarılı lurlar da bizi davet ederler ve katılırız..Ama işte buraya yazıyorum; kendi değerleriyle yoğrulmuş bir sosyal medyayı yerleştirmeden sol hiç bi bok yapamaz, Ufuk Uras gider Ertuğrul Kürkçü'den medet ummaya devam ederler..Sol şunu anlayacak, Deleuze keşfedecek, er ya da geç, başka yolu yok bunun; Sol kollektif bir taban hareketidir, bu kollektif taban hareketinin en etkili ideolojik silahı da sosyal medya formatından olmak zorundadır..Sol star sistemini terk edip, iki film, 3 makale yazan adamların peşine takılmaktan vazgeçmedikçe hiçbir yere varamaz..Sol anonim bir hareket olmak zorundadır...Starların peşini bırakmalıdır..

Olur muolmaz mı bilmem..Ama şurası bence kesin artık..E-hayalet ile oyalanmamak, vakit kaybetmemek lazım..Nedeni her ne ise ne, çok da ilgilendirmiyor artık, kesin olan birşey var, işlemiyor işte..Gün gibi ortada bu durum..

Unutmak lazım, unutabilmesini öğrenmek lazım, tıpkı Nietzsche'nin vaat ettiği gibi..Kinle, garezle değil, çoşkuyla unutmak..Zor da değil, hayatın sonsuz zenginliği e-hayalet gibi kötürüm bir yapıyı çok kolay unutturur zaten..Ya dursun bir köşede ne var ki yaklaşımı var hep, ben kapatalım dediğim zaman..Felsefi bir duruş değil, bu "dursun ya ne zararı var mantığı"..Bir yapı çalışmıyorsa "durmamalı", çalışanını yaratmak lazım..E-hayalet, eskiz no:2-3 vs idi, bu da olmadı,  buruşturup atıyoruz hiç moral bozmadan..Yeni bir eskize başlamak lazım..Ha ne zaman kalıcı bir eser çıkar; malum bizim belirleyeceğimiz birşey değil bu..

Sonra işlemeyen bir yapının orda durması, yenilgi ruhunu süreğen kılıyor, arebesk varoluşları besliyor..3 kişinin yazıp okuduğu bir ortamı sürdürmenin mantığı ne, aldıkları binde bir iki oyla solu rezil kepaze eden şahısların durumuna düşmüş olmaz mıyız ısrarı sürdürerek?

Teklifimi bir kez daha yineleyerek  bitiriyorum; E-hayalet ölü doğmuş bir denemeydi, olmadı, çuvalladı..Daha fazla ısrar etmemek ve hemen kapamak lazım..Ha burası sayesinde tanıştığımız arkadaşlarla da mı kopalım? Gerek yok ki? Facebook var işte..Birsürü özelliği var..İletişim devam ettirilmek isteniyorsa FB'ta buluşulur, ha burdaki gibi detaylı yazışmalar olmaz ama iyi kötü bir merhabalaşma olur, bakarsınız daha yetenekli, daha iradeli, daha enerjik, daha intaçı birileri çıkar, Facebook sayesinde haberimiz olur katılırız..Ya da burdaki 3-5 arkadaş Facebook'da bir grup oluştururuz, yeni bir eskiz için bir feasibilite çalışması yaparız, 2 yıl , 3 yıl üzerinde kafa yorarız, belli bir sermaye ile belli bir profesyonel kadro ile vs çıkarız..Ama hala yeni bir başlangıç için gereken enerjiyi, artık ölü bir yapının kronik yenilgi durumunda heba etmemek lazım..Böylesi patetik bir yapıda israr edilirse, yenilgi, depresyon, güvensizlik kişiliğimizin yapı taşı haline gelir..Binde bir oy alan yapılar gibi 3 kişinin yazıp 3 kişinin okuduğu bu gibi yapılar da insanı içten çürütür..

Biraz sert oldu belki ama kusura bakmayın, hakikaten bu ölü yapıyı artık gömmek için sert olmam da gerekiyordu galiba..                ]]></description>
                <category><![CDATA[Guncel]]></category>
                <pubDate>Mon, 20 Jun 2011 06:04:40 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13996-2220</guid>
                <title><![CDATA[ÖNDER KURT NERELERDE: Bahtiyarım]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/52-guncel/13996-oender-kurt-nerelerde-v15-13996</link>
                <description><![CDATA[
                                Sevgili Erdem,

Dediklerinin hepsini yorumlayacak donanımda değilim. Fakat yazım tekniğin ve fikrini dile getirme bütünselliğin harikulade. Bu lezzette yazabilecekken yazmamış olman hem takdire değer hem de tarafımızca bir üzüntü kaynağıdır.

Bahtiyarım...

Hasan                ]]></description>
                <category><![CDATA[Guncel]]></category>
                <pubDate>Sun, 19 Jun 2011 11:11:22 +0200</pubDate>
            </item>
                        <item>
                <guid isPermaLink="false">13995-2218</guid>
                <title><![CDATA[Tepe Tepeyi Götürür: durum bu]]></title>
                                <link>http://www.e-hayalet.net/index.php/makale-sections-614/52-guncel/13995-tepe-tepeyi-goetueruer-v15-13995</link>
                <description><![CDATA[
                                Dün facebook'ta bir paylaşım vardı, Zonguldak, Kütahya, Artvin gibi şehirlerin toplu olarak AKP yüzünden çektikleri sıkıntılara vardikleri "tepki"yi anlatan.

Bizim için yazdıklarına kendi adıma pay çıkardım, sevindim, sanırım hakkımız da.

Ülke için ise yine Ece Temelkuran'ın dediği gibi bunlar ne zaman bu kadar zalim oldular, ne ara zalime hayranlık duyar hale geldiler bilmiyorum. Artık futbol karşılaşmalarında zayıf takımı tutan kaldı mı acaba memlekette?                ]]></description>
                <category><![CDATA[Guncel]]></category>
                <pubDate>Tue, 14 Jun 2011 07:05:39 +0200</pubDate>
            </item>
                        </channel>
</rss>

