Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel Nedir Bu Kadınların Çektiği?
 

Nedir Bu Kadınların Çektiği? Popüler

Makale

Yazsam mı yazmazsam mı diye çok düşündüm; zira uzun zamandır içimde biriken kini kusacağım. Okuyanlar gizli ya da bastırılmış faşistlikle suçlar diye tereddüt ettim ama bu biriken nefreti bir şekilde dile getirmezsem, kendini başka şekillerde belli edecek.


Benim bakış açımı az çok tanımış olan arkadaşlar bilir; görüşlerimin temel çıkış noktalarından biri Doğu-Batı ayrımıdır. Post-modern kimlik politikaları çağında gözden düşürüldü ama son derece klasik, olabildiğince "sekter" bir Aydınlanmacı/Modernist bakış açım vardır. Bu bakış açısına göre de Anadolu Halklarını binlerce yıldır boyunduruğuna almış despotik, feodal, erkek egemen Doğu kültüründen -ki bununla herhalde uzak-doğuyu kastetmiyorum, nereyi kastettiğimi bilen bilir, ama şimdi oraya girip kantarın topuzunu daha da kaçırmayayım- kurtulmadıkça, bu coğrafya, ebediyen özgür, eşitlikçi, barışçı bir toplum modeline ulaşamayacaktır..Bu görüşüm yüzünden, -isterseniz önyargım deyin, gocunmayacağım-,  -isteyen istediğini düşünsün- Kemalist olmaktan gurur duyuyorum..Kemalizm sadece Türkiye'nin değil ait olduğu ligin, yani Arap-İslam coğrafyasının iyi kötü uygulanabilmiş yegane Aydınlanma projesidir. Bir Aydınlanma, üstelik Robespierre radikalliğinde bir Aydınlanma tamamlanmadan bu toprakların makus talihini kırmak bana mümkün görünmüyor.


Bu sitede pekçok tartışma yaptık, pekçok görüşler dile getirdik, keza bizim gibi binlerce başka insan da getiriyor ama politik gündemi çok yoğun olan bir ülke olarak bütün o sonu gelmez tartışmaları toplayın, hepsinin ele aldığı onca farklı konunun gelip "son tahlilde" dayanacağı yer işte şu haberin dile getirdiği meseledir;


http://gundem.milliyet.com.tr/olume-45-gun-direnebildi/gundem/gundemdetay/02.09.2011/1433600/default.htm

 

http://www.dha.com.tr/haberdetay.asp?Newsid=202746

 

Bu kadar "sıradan" bir 3.Sayfa haberinin bütün bunlarla ne alakası var denebilir? Ben son derece alakası olduğunu düşünüyorum, zira kanımca bu ülkede temel mesele politik/felsefi olmadan önce kültüreldir, bu haberde anlatılan durum nasıl yoz bir günlük hayat kültürümüz olduğunun ideal bir semptomudur..Alaka bana şu soru ile görünüyor; bu haberdeki alçaklığı yapan türden aşağılık pisliklerin bu kadar bol olduğu, hatta bu gibi eylemlerinin, namus kodu altında onaylanıp, norm haline geldiği  bir yerde hangi özgürleşme projesinden dem vurulabilir? İnsan denen canlı türünün kendi dişisinin, bu denli horlandığı, resmen işkence altında tutularak terbiye edilmesi gereken, ayrı bir "mahlukat" gibi algılandığı bir yerde, binlerce yıllık insanlık kültürünün ve eşsiz dehasının en rafine ürünü Komunizmden bahsetmek gevezelik değilse nedir? Bütün bu pislikler birbir temizlenmeden, bırakalım komunizmi en küçük bir ilerleme sağlamak mümkün müdür?


Bu sitede "Ukraynalı Kadınlar" türü bir başlığı olan bir yazı yazmıştım, orda yaşanılan tartışmada bir feminist, "Kadına Uygulanan şiddetin doğulu olmakla alakası olmadığını, bütün toplumlarda görüldüğünü iddia etmişti"..Koca bir yalan..İslam coğrafyası hariç, dünyanın başka hiçbir yerinde, ki buna Sahra altı Afrika ülkeleri, Amazon, Papua Yeni Gine ve Avustralya'nın "vahşi kabileleri" de dahildir, kadına bu kadar insanlık dışı muameleler reva görülmez..Terkeden, karşılık vermeyen "sevgilinin" suratına Kezzap atmak, geçenlerde İran'da davası görülen olayda olduğu gibi, dünyanın hiçbir yerinde bir toplumun folklorundan sayılmaz. Hindistan'da kadınların ölen kocaları ile birlikte yakılmaları bile yukardakinin yanına yaklaşacak bir şiddet değildir..Zira Hinduizmin reenkarnasyon analyışı ile ilgilidir diye tahmin ediyorum..Bu korkunç uygulamayı meşrulaştırmak için zorlamıyorum, ama şöyle bir düşünülürse bence bu yakma eyleminin bir şiddet uygulaması olarak icra edilmediği anlaşılacaktır diye düşünüyorum. Yani bir hiddetin, öfkenin sonucu olarak uygulanan bir ceza değildir..Ama bizim öküzler acıtmak, zarar vermek, haddini bildirmek, tasavvur edilebilecek en büyük ızdırapları yaşatmak ve hakettiğince cezalandırmak için uzun uzun planlayarak hareket eder..Ne yapar, nasıl eder de, yaptıklarından bin pişman olacak kadar olası en büyük acıyı yaşatabilirim diye aktif olarak düşünürler..


Batı'da da kuşkusuz kadına yönelik şiddet çok vahim noktalara ulaşabiliyor; ama bizde "sıradan" bir 3.Sayfa haberi olarak nerdeyse hergün iki üç tanesine rastladığımız kadına yönelik şiddet örneklerinin herbiri, emin olun ABD'de aylarca TV kanallarına malzeme sağlar..Ha burda da, seri katiller yüzünden kadına yönelik şiddetin bir başka korkunç türünden bahsetmek mümkün, ancak dikkat edelim bizde kadına yönelik şiddet, aile içi, kanıksanmış, normal sayılan şiddet..Elbette "öteki"ne yapılan şiddet, insanın kendi yakınına yapılan şiddete kıyasla mazur görülebilir demek istemiyorum; bu insanlık dışı vahşetin toplumda ne kadar sıradanlaşmış olduğuna vurgu yapmak için dile getirdim..


Cinsellik,  pekçok ruhsal patalojinin kaynaklandığı varoluşumuzun orta yerine kurulmuş karanlık bir kıta. Her biri bu tür patalojilerin mağduru "hasta" insanlar olan seri katillerin, kurbanlarını kadınlardan, özellikle hayat kadınlarından seçmesine şaşmamak lazım. Seri katillere bile anlayışla yaklaşılabilir, zira gerçekten kendi kontrollerinde olmayan beynin bir takım kimyasal süreçlerinin yarattığı dürtülerin zorlamasıyla hareket ediyor olabilirler. Zira bu yüzden, akli dengesi yerinde olmadığı kanıtlananlar cezadan muaf tutuluyor..Ama yukarıdaki türden pislikler, işgören, toplumda bir yeri olan, ve ait olduğu toplumca namusunu korudu diye onaylanan yaratıklar. Herhangi bir ruhsal/bedensel patalojileri yok. Onlarınki kültürel bir pataloji; kadına böyle davranılması gerektiği öğretilerek bu hale geliyorlar. Kadının ne yaparsa yapsın, erkeğinin bütün iradesine boyun eğmesi gerektiği onlar için temel bir yasa, örf, gelenek. Buna karşı çıkan her kadına, bastiçe herşey müstahaktır. Diri diri yakılmayı, diri diri gömülmeyi, aç, susuz bırakılmayı, yüzüne kezzap atılmayı, saçlarından sürüklenerek götürülüp tecavüz edilmeyi hakediyor demektir. İnanın abartılı bir dil kullanmıyorum; bütün bu vahşiliklerin hepsinin işlendiği ayrı ayrı  haberleri topu topu iki üç hafta içinde okudum..En çok bir ay önce bir başka pislik eski eşini oğluyla birlikte üzerlerine benzin dökerek yaktı; bir başkası yeni sevgilisiyle beraber, başka bir erkekle birlikte olduğunu duyunca eski sevgilisini diri diri gömdü, sonradan pişman olup kurtarmaya kalktı daha iki üç gün önce..Adam, tek bir kadınla da yetinmiyor, bütün kadınların kendisine ait olması gerektiğini sanıyor..Kadını nasıl bir meta olarak algıladığını göstermez mi bu?..Hani mal istiflenir ya, hani fazla mal göz çıkarmaz ya; ilişki bitmiş de olsa, artık kullanılımıyor da olsa eski sevgilisi de hala adamın mülkündedir. Bir başkasının eski sevgiliyle çıkması, mülke saldırıdır, servet düşmanlığıdır. Bu mahlukatların "kadın sevgisi" araba ya da arsa sevgisinden farklı değil.


Bu aşağılık pisliklere karşı neden bu kadar kin doluyum bilemiyorum..Korkuyorum, bu da bir başka pataloji olabilir diye..Evet öyle belki de..Zira sigara içerken dalarım bazen; bir görünmez adam, ya da süper güçleri olan Holywood tarzı Batman, Spiderman olmayı hayal ederim; bu protein israfı olmaktan öte varoluşlarının hiçbir işlevi olmayan yaratıkları bir bir yokederken düşlerim kendimi..Bunları yokedebilmek muazzam bir keyif verirdi bana.


Bunları, kadınların gözüne girmek için falan yazmıyorum, eğer öyle düşünen varsa. Hem zaten bu yazdığım nefret dolu satırlar da  benim gözüne girmek isteyeceğim kadınların hoşuna gitmeyecektir. Olay aslında sadece kadınlarla ilgili değil. Daha çok, yoz, arkaik, iki yüzlü, insanlık dışı toplumsal bir kültür ile ilgili. Ve işte ben o kültürden nefret ediyorum. Yaşam,bir spermin bir yarışa katılıp, finiş çizgisindeki bir yumurtaya ilk ulaşan olması ile başlıyor..Bazı öküzler, bu yarışı, X ya da Y kromozonlu spermin kazanmış olması gibi olabildiğince rastlantısal bir durumu, bir başkasından daha değerli, daha üstün olduğunu kabul etmek, dolayısıyla ona istediği herşeyi yapabilme hakkına sahip olmak için yeterli veri olarak alabiliyorlar. Böylesi bir embesilliğin yerleşik kültürel bir norm haline gelmesini sağlayan nedir? İşte bence pek sorulmayan sorulardan biri bu.


Hatay/Dörtyol Ortaokul'unda Abdurrahman Elver adında bir Fen Bilgisi Hocam vardı. Diğer bütün hocaların gözdesi, parlak bir öğrenci olmama rağmen beni hiç sevmediğini hissederdim. Zira, bütün anadolu delikanlıları gibi kadınları aşağılardım ben de. Elver hocamız ise, kızların koruyucu meleği idi. Bir defasında hiç anlaşamadığım Nazan, hoca içeri girer girmez aptalca bir mesele yüzünden ayağa kalkıp beni bütün sınıfın önünde şikayet etti. Elver hoca, benim ağzımı açıp, tek bir lafla olsun kendimi savunmama dahi izin vermeden öyle bir kükredi ki,  hayatımda en koktuğum anlardan biri olarak hafızamda yerini aldı. Zira Abdurrahman Elver öğrencileri hemen hiç dövmezdi ama izbandut gibi bir adam olarak eğer döverse fena döverdi. Bir keresinde tanık olmuştum, sanıyorum yine bir kızın şikayeti üzerine bir "garibanı" evire çevire fena hırpalamştı. Kendimi savunmama bile izin vermeden öyle azarlamasına çok fena içerlemiştim, zira öğretmenlerimden azar işitmek hiç alışık olmadığım birşeydi..Ve kesinlikle bir suçum yoktu. Nazan, Elver Hoca'nın hassasiyetini çok iyi biliyor ve istismar ediyordu. Hoca da tabii farkındaydı, ama ona rağme sanki kadınlar ne yaparsa yapsın haksız olamaz gibi bir yaklaşımı vardı. Yani hocamız,  çok önceleri pozitif ayrımcılığı kendi meşrebince uyguluyormuş meğerse.Anadolunun ücra sayılabilecek, erkek çocukların el üstünde tutulduğu bir yerde böylesi ileri görüşlü birin çıkabilmiş olmasına halen şaşarım. Gerçi Anadolu'dan da çıkmış sayılmaz ya, galiba İzmir'liydi. Şimdi Hoca'mı çok daha iyi anlıyorum. 1980'lerin Türkiye'sinde böyle insanlar öğretmenlik yaparken, şimdi genç zihinlerin nasıl tiplerin eline kaldığı malum; Gazze'ye yardım götüren Marmara gemisi baskını sonrasında, Facebook  profiline, "Birgün fırınlarda yakmadığım her Yahudi için bana küfür edeceksiniz" lafıyla birlikte Hitler resmini koyan Biyoloji "Öğretmeni" çocukluk arkadaşım gibi mesala. Ülkenin genç beyinlerine işte bunlar şekil veriyor artık; yukardaki türden haberlerdeki hayvanlar işte böyle "öğretmenler"in tezgahından geçiyor.


Oysa bu ülkeye Abdurrahman Elver'ler gerekiyordu.

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0  (1)
Üslup 
 
10.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Nedir Bu Kadınların Çektiği? 2011-09-02 07:51:00 hasever
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0

Bu öfkenin her harfine kailim

Önder,
Seninle yazmışım gibi; aynı öfke, aynı "yok edicilik" içindeyim. Bu konuda yazılacak hiçbir şey aşırı olmaz; böyle düşünüyorum.
Lise ikide, boş olan din dersimize, diyanetten bir memur göndermişlerdi. Bir insanın, bir insan değil de herhangi bir pisliğe baktığını, ilkin, o "pisliğin" kız arkadaşlarımıza bakışında görmüştüm. Fotoğraf gibi zihnimdedir.
Abdurrahman Elver hocayı sevgi ve hürmetle selamlıyorum.
Bir, sadece bir öğretmen dahi yeterdi; ondan bile mahrum büyüdük.

Yazarın Yanıtı

Sağol Hasan, yatmadan önce vicdan azabından kurtardın beni. Zira hoşgörü, farklı imliklere saygı çakallığı arkasında, bu asıl yapısal şiddetin yüzsüzce gizlendiği "Güzel Ruhlar" dünyasında "siyaseten doğru" olmayan, faşizan bir agresifliğe kaptırdığımdan korkuyordum. İçimi döktüm rahatladım. Nefretim, tiksintim o kadar büyük ki, bu tür haberleri her okuduğumda birşeyleri kırıp, saçmak istiyorum. Hani faşistler bizim için söylerdi ya "Sallandıracaksın bunların bir iki tanesini Taksim meydanında, bak bakalım bir daha yapıyorlar mı", onu bu gibi pisliklere uyarlama noktasına kadar gidiyorum; "Elektirkli sandalyede yarım saat kızartacaksın bunları bak bakalım bir daha yapıyorlar mı?". İki tane kızkardeşi olan ve onlara uygulanmış gelenek, konu komşu ne der baskısını bütün hayatı boyunca ilk elden gözlemlemiş biri olarak bu faşistliklerim mazur görülsün.

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
40
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (4)
  • onder
    avatar

    Ben pek kuşkuya kapılmadım Hasan. Bu haberde anlatılanlar bizim bizzat kendi hayatlarımızda ilk elden tanık olduğumuz şeyler değil mi?

    Yalçın Hoca'nın çok sevdiği bir İtalyan atasözü vardır; "Uydurulmuş ama güzel uydurulmuş"

    Dünyanın egemenleri çift taraflı ajanlar gibi çift taraflı bir strateji izliyor; bir yandan "kimlik", "farklılıklara saygı", "kültürlerin otantiktliğinin" korunması vs post-modernist şarlatanlıkla, çevre ülkelerde arkaik, feodal yapıları destekliyor, ki böylece evrilip, çevrilmeleri, manipule edilmeleri çok daha kolay olsun, öte taraftan, öteki eliyle bu feodal yapıların yozluklarını kendi kamuoyuna karşı sergiliyorlar ki, nefret arttıralabilsin ve gerektiğinde müdahale için toplumsal destek sağlanabilsin. Zizek'tir bu iki yüzlü tavrı deşifre eden. Batı'nın kendi yaşam biçimini devam ettirebilmek için, Doğu'ya bizim gibi olmaya çalışmayın, kendi kültürünüzü, -yani arkaik, yoz, feodal kütürünüzü- koruyun, Batılılaşmaya çalışmayın dediğini iddia eder.

    Gerçi Batı'nın iki yüzlü çağrısının hiç niyet etmediği bir noktada haklı olduğu yan var; Allah korusun bütün dünya Batı'nın açgözlülüğüne, sınırsız tüketim kapasitesine ulaşırsa, gezegen'de yaşam birkaç yıla kalmaz tamamen biter..Gariban gezegen, nüfusunun altıda birinin ürettiği atıkları artık kaldıramıyor, geriye kalan altıda beşlik kısmı da aynı seviyede tüketirse ekolojik denge falan kalır mı?

  • AliOsman
    avatar

    Benim hayallerim Süperman gibi kahramanlar üzerinden olmuyor. Daha çok işinde gücünde insanların oluşturduğu bir 'Çete' CEZALANDIRICI oluyor. Bu yeri geliyor beyzbol sopaları ile aleni yeri geliyor, basit ama yaratıcı alet-edevat ile karşı tarafı neye uğradığını şaşırtan cinsten oluyor.

  • onder
    avatar

    Yok aslında benim de asıl hayalettiğim seninkisi..Yazarken de aklıma ilk o geldi ama onu ifade edersem yazı biraz daha uzar diye vazgeçtim; kolayca herkeste çağrışım yapacağı için süper kahramanlar dedim..Avea'da çalışırken nerdeyse birebir aynı şeyleri trafik magandaları için söylemiştim de iş arkadaşlarını bayağı bir güldürmüştüm...

    Bu hayalin ateşi yıllardır yakar durur içimi..

    Enfes bir film olurdu aslında bundan..;

Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorumlar   

 
+1 #4 Önder Kurt 05-09-2011 20:39
Yok aslında benim de asıl hayalettiğim seninkisi..Yaza rken de aklıma ilk o geldi ama onu ifade edersem yazı biraz daha uzar diye vazgeçtim; kolayca herkeste çağrışım yapacağı için süper kahramanlar dedim..Avea'da çalışırken nerdeyse birebir aynı şeyleri trafik magandaları için söylemiştim de iş arkadaşlarını bayağı bir güldürmüştüm...

Bu hayalin ateşi yıllardır yakar durur içimi..

Enfes bir film olurdu aslında bundan..;
Alıntı
 
 
+1 #3 AliOsman KOCAK 05-09-2011 11:43
Benim hayallerim Süperman gibi kahramanlar üzerinden olmuyor. Daha çok işinde gücünde insanların oluşturduğu bir 'Çete' CEZALANDIRICI oluyor. Bu yeri geliyor beyzbol sopaları ile aleni yeri geliyor, basit ama yaratıcı alet-edevat ile karşı tarafı neye uğradığını şaşırtan cinsten oluyor.
Alıntı
 
 
+2 #2 Önder Kurt 02-09-2011 08:54
Ben pek kuşkuya kapılmadım Hasan. Bu haberde anlatılanlar bizim bizzat kendi hayatlarımızda ilk elden tanık olduğumuz şeyler değil mi?

Yalçın Hoca'nın çok sevdiği bir İtalyan atasözü vardır; "Uydurulmuş ama güzel uydurulmuş"

Dünyanın egemenleri çift taraflı ajanlar gibi çift taraflı bir strateji izliyor; bir yandan "kimlik", "farklılıklara saygı", "kültürlerin otantiktliğinin " korunması vs post-modernist şarlatanlıkla, çevre ülkelerde arkaik, feodal yapıları destekliyor, ki böylece evrilip, çevrilmeleri, manipule edilmeleri çok daha kolay olsun, öte taraftan, öteki eliyle bu feodal yapıların yozluklarını kendi kamuoyuna karşı sergiliyorlar ki, nefret arttıralabilsin ve gerektiğinde müdahale için toplumsal destek sağlanabilsin. Zizek'tir bu iki yüzlü tavrı deşifre eden. Batı'nın kendi yaşam biçimini devam ettirebilmek için, Doğu'ya bizim gibi olmaya çalışmayın, kendi kültürünüzü, -yani arkaik, yoz, feodal kütürünüzü- koruyun, Batılılaşmaya çalışmayın dediğini iddia eder.

Gerçi Batı'nın iki yüzlü çağrısının hiç niyet etmediği bir noktada haklı olduğu yan var; Allah korusun bütün dünya Batı'nın açgözlülüğüne, sınırsız tüketim kapasitesine ulaşırsa, gezegen'de yaşam birkaç yıla kalmaz tamamen biter..Gariban gezegen, nüfusunun altıda birinin ürettiği atıkları artık kaldıramıyor, geriye kalan altıda beşlik kısmı da aynı seviyede tüketirse ekolojik denge falan kalır mı?
Alıntı
 
 
0 #1 hasever 02-09-2011 08:34
Bu haber isviçre gazetelerinde yer buldu. Her ne kadar, Libya hakkında yapılan haberler, soru işaretleri taşısa da, yine de insana"mı?" dedirtiyor.


http://koptisch.wordpress.com/2011/08/31/libyen-vater-schnitt-allen-seinen-tochtern-die-kehle-durch/ ()
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile