Patates Kavurma
Popüler
Makale
İbrahim, geçenlerde, “Hasan Abi, her konuda yazmışsın” deyince, şakayla karışık “Evet, bir yemek tarifi yazmadığım kaldı” dedim. Sonra kendi kendime, “Sahi niye yazmıyorum ki?” dedim. Mutfakla arası iyi olan biri olarak, pekala yemek tarifi yazabilirim. Kaldı ki işin jargonunu da seviyorum. Bir deneyeyim bakim.
Patates Kavurma
İbrahim, geçenlerde, “Hasan Abi, her konuda yazmışsın” deyince, şakayla karışık “Evet, bir yemek tarifi yazmadığım kaldı” dedim. Sonra kendi kendime, “Sahi niye yazmıyorum ki?” dedim. Mutfakla arası iyi olan biri olarak, pekala yemek tarifi yazabilirim. Kaldı ki işin jargonunu da seviyorum: “Gıdım, tutam, diş, çentik, kararında, aldığı kadar, kulak memesi, pembeleşme vs. Karar verdim yemek tarifi yazacağım … da … ne yazsam? En kolayından başlayayım dedim. Gerçi mutfak işinde “en kolay” diye bir tabir yok(muş); tepemde ustam olsa şimdiye tavanın kıçını kafama yemiştim. Öyle değil mi? Yazmanın ki yemek yapmaya çok benzetirim, kolayı var mı ki yemeğin de olsun? Misal; “Evladım kolayından başla, küçük küçük hikayeler yaz” diyen bir “bileni” Çehov çarpmaz mı? Çarpar. Öyleyse cümleyi şöyle düzelteyim: Yapımına en çok muktedir olduğum yemeğin tarifiyle başlayayım:
Yemek: Patates Kavurma (Dikkat, kızartma değil)
Yöre: Maraş/Elbistan
Ustam: Annem/Ablalarım
Malzemeler: Patates, soğan, sıvı yağ, salça, yeşil biber, tuz, kırmızı pul biber ve reyhan
Hazırlanışı:
Patatesler kaynatılır. (Bu cümle kimi yemek kitaplarında şu şekil(sizlik)de geçer: “İrice patatesler bir kazanda, suyla kaynatılır.” Bu tür, okura, aşçıya, dile, patatese, suya ve kazana hakaret cümlelerden mümkün mertebe uzak duracağım; kaldı ki lafın hepsi zeki insana anlatılmaz, o yüzden kısaca ve öz “patatesler kaynatılır” demekle yetindim.) Kaynatılmış patatesler, soğuk sudan geçirilir akabinde soyulur ve bir kazanda ezilir. Ezme işi mühim; zira patateslerin iyice un ufak edilmesi icap eder. Bunun için mutfağınızda bir Patates Ezeceği yoksa çatal kullanabilirsiniz ama Patates Ezeceği varsa işiniz çok daha kolay olur; diyordum ki aklıma ne geldi:
[Yine geçenlerde Önder, “Koca Dağlar Deviren "Liberal" G**ler” adlı çift yıldızlı makalesinde mevzuya “Hemen şunu belirtmek isterim; tarihsel ve evrensel anlamıyla Türkiye'de liberal yoktur.” cümlesiyle çivileme dalış yaptığından bu yana, aldı beni bir düşünce. “E, o zaman” deyip kendi kendime “biz bizim liberallere ne demeliyiz?” “Liboş” diyemem zira cins ayrımına dayalı bir adlandırma. Daha faziletli bir isim bulmak lazım. Emrah’ın yeni çıkacak “Yüzler” adlı romanını kendi aramızda konuşurken Erdem, “Umarım, korsanı çıkar” dediğinde, meseleyi bir birine bağlayıverdim. Ben artık bizim liberallere “Korsan Liberal” diyeceğim. Altbaşlık da hazır “Aslı tükendi korsanı Türkiye’de.” Lafın ucu kaçmasın, bütün bunlar, “kaynamış patatesleri Patates Ezeceği’yle ezin” demek isterken aklıma üşüştü. Yine kafamı meşgul eden ve bugüne kadar hakkında tek cümle kurmadığım AKP-Korsan Liberal flörtünü de çözmüş oldum. “Buldum” dedim “Vallahi de buldum!” Bu bizim Korsan Liberaller AKP’ye türbanlı-türbansız, vadeli-vadesiz, faizli-faizsiz, destek sundular ya, kesinlikle kaynamış patatesin Patates Ezeceği karşısındaki tavrı sergilemiş oldular. Soru şu: Alet neden delikli? Muhtemel yanıt: Karşı direnci azaltmak için. Yani? Yanisi şu: Patates, tepesinde Ezeceği gördüğü an evvela direnişe geçer sonra bakar ki tepede delikler var, hemen alt hücrelere haber salar “Arkadaşlar, hazır olun! Özgürlük alanları keşfettik; oralara yönelip, onları genişletmeye çalışacağız.” Sonra hızla, biraz da tepeden gelen güçle, bu “özgürlük alanlarına” hücum başlar; sonuç mu? Malum, püre. Mühendis, muhtemelen böyle kurgulamamıştır ama işin sosyal alandaki karşılığı bu olsa gerek.]
Neyse, iyice ezilmiş Korsan Liberaller pardon patatesler bekletilirken, bir tavada sos hazırlanır. Sos için soğan ve biberler ince ince doğranır. Sıvı yağa önce soğan, daha sonra biber ve son olarak da salça konur, kıvama gelinceye kadar kızartılır. Hazırlanan sos, patateslere iyice yedirilir. Yedirme esnasında miktarında tuz, kırmızı pul biber ve reyhan da katılır. Patates Kavurma hazır.
Oldukça pratik olan bu yemek, çayla yenebildiği gibi, (kış günleri) turşuyla da çok güzel gider. Eğer kilo sorunu yoksa yanına mayonez de koyabilirsiniz fakat hardalı denemeyin, ben denedim çok kötü oldu. Çocukluğumun yemeği olan Patates Kavurma hem tam hem de “halb-fabrikat”tır.
Maraş/ Elbistan usulü İçli Kömbe’nin ve İçli Köfte’nin içi de aynen böyle hazırlanır. İçli Köfte’yi (şimdi) değil ama İçli Kömbe’yi “bonus” babında kısaca tarif edeyim. Hazır pizza hamurunu yorgan-döşek yapıp arasına da “Patates Kavurma” koyarsanız en sağlamından İçli Kömbe yapmış olursunuz. Kömbe’yi fırına vermeden üstüne yoğurt sürer ve bıçakla dilimlerseniz hem pişmesi hem de piştikten sonra servisi kolay olur.
[Okura özel ara not: Murat, sen İngiltere’de bu salık verdiğim hazır pizza hamurunu boşuna arama; bulamazsın. Biz, Biraderle Derby’nin bütün Sainsbury's’lerini gezdik fakat la ilahe. En son, gençten bir İngiliz çalışan “unla suyu karıştırırsın olur biter” dediğinde utanıp, aramayı kestik. Fakat İngiliz unu fena değilmiş yaptığım(ız) ev hamuru oldukça lezzetli oldu. Önder, sana bir şey diyemiyorum; başının çaresine bak. Memlekettekiler ise ne yapacağını biliyordur: Hazır hamur, arasına iç!]
Şimdi diyorum ki!
E(y)-Hayalet Kömünü, gelin ilk e-kitabımızı çıkaralım. İsim önerim bile var; “Bir Komün’ün Siyaseten Haftalık Yemek Çizelgesi” Herkes bir yemek tarifi yapar olur biter. Ha eğer, Hasan bu yazı tulumbadan su çekmez diyorsanız, bilin ki ikinci kova da hazır: Maraş Usulü İçli Köfte ve Tırşık. Birincisinin ne olduğunu biliyorsunuz ama ikinciyi ki siyaseten de çok güzel bir tabirdir çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Hadi bakalım, mutfağına güvenen gelsin. Söz, bulaşıkları ben yıkayacağım.
Hasever
Zürich, 10 Mart 2011
(Kahveyi taşırdık, iyi mi!)
Çok önemli dipnot: Bakmayın kaynamış patatesleri Korsan Liberaller’e benzettiğime; benimki tamamen muharrir densizliği. Kıta Avrupası eğer kıta olabilmişse bu yekten patatesin marifetidir. Bizler nasıl bulgur üzerinden buğday tanesine pervaneysek, bir Avrupalının midesi de patates kökündedir. Korsan Liberaller, değil bir kıtayı doyurmak, serçenin kursağını bile dolduramazlar.
Patates ve bulgura duyduğum en derin saygıyla, arz ederim!
Üye eleştirileri
Toplam 3 üyeden ortalama puan:
Eğlenceli bir yemek tarifi olmuş, denerim bile ben bunu :)
E güzel
Kalemine, kelamına sağlık...
eline sağlık
Patateslere söylediklerin karşısında malzemenin çekme karşısında gösterdiği tepkiye benzer tepki veriyordum ki yazının sonunda patateslerin gönlünü alarak malzemenin "crack" olmasını sağladın ve rahatladım. (Affınıza sığınarak bu örneği şöyle açıklayabilirim: Şeffaf bir plastik poşeti iki tarafından çekin, ilk önce uzar, uzar ve sonunda plastik deformasyona uğratırsanız kopar).
Biz burada direk İngiliz ununu aldık ama henüz bir şey yapmadık. İlknur sanırım Yurdanur teyzeleri bekliyor. Bu ayın sonunda anneanne ve büyükbabamız geliyorlar.
Projene elimden geldiğince fava ile katılmaya çalışırım Hasan. Bir keresinde fava yaparken ölüyordum.
-

Bana İstanbul-İzmir havası atmayın; yemem. Yazın görelim işte. Bak ne geldi aklıma. Biz niye bu kadar çok yenildik biliyor musun? İstanbul'a gittiğimiz için. Koca Osmanlı orayı feth ettiğini sandı sonra cenazesini kaldıran olmadı.
Görev taksimi yapıyorum:
Erdem: Rakı
Murat: Fava
Emrah: Girit Ezmesi
Ben: İçli Köfte
Ayhan: Künefe
Önder: Saki (cennete gitme şansı yok!)
Ali Osman: ... (istediğini yazsın)
...
listeyi/sofrayı açık tutuyorum; herkes davetli
-

Vikingler çizgi filminde "kara korsan" vardı şu Viki'nin her seferinde alt ettiği korsan.
Ben "korsanları" seviyorum, hele hele izlediğim bir çizgi film vardı 4-5 sene önce oturur küçük kızımla birlikte oturur gülerek seyrederdim. İzlemenizi de tavsiye ederim. "Çılgın korsan Jack ve Lapacı". İki mürettebat var gemide topu topu. Sinsi ve kurnaz yüz hatlarına sahip kendini akıllı zanneden, fakat beceriksiz ve bir o kadar da aptal olan gemi kaptanı Çılgın Jack ile koca kuyruklu aptal görünümlü fakat her işi yapan son derece pratik çözümler üreten ve kaptanı her ölümcül krizden kurtaran uzun burunlu ve koca kuyruklu bir fare olan miço LAPACI. Aklını yitirmiş yarı kaçık Karaib Korsanı Kaptan Jack Sprarow'u da severim. :lol: Kitap korsanlığının kötü bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Herşey piyasa dinamiklerine göre işliyor. Yeter ki korsanlık kitap piyasasında olsun. Deniz korsanlığın da sıkı ve yerleşik ahlak kurallarının olduğunu filmlerden öğrendik. Kuru kafalı siyah ölüm bayrağı göndere çekildiğinde, karşı tarafa, bir kendi rızası ile mallarını verilmesine müsaade ediliyor. Gerisi güce dayalı yağma olayı. Korsanlık cesaret ve bilgi isteyen isteyen bir iş. Yön bilecen, rüzgar bilecen, denizin ve havanın ne zaman patlayacağını bilecen bilecen de bilecen. Ha bir de hep kacacaksın, boynuna takılmayı bekleyen bir ip olacak, karaya ne kadar az ayak basarsan daha az mahvolma riskin olacak denizler ya yurdun ya da mezarın olacak. Liberallerin boynunda hiç zaman bir ip olmaz. Riski sevdiklerini söylerler ama elleri tirer, ödleri patlar servet ve sermaye kaybetmekten. ve hep kazanırlar. Ben liberallere Korsanlık sıfanını yakıştıramıyorum. Onlara liberal G..T'ler demekte de israr ediyorum. Yumuşatmak istiyorsan eğer sevgili Hasan "Liberal Kıçlar" da diyebiliriz. Boktan bir yorum oldu. biraz eğlenelim dedim. :sad:
-

Emrah,
Bizim köyün fukara bir çobanı, öğle yemeği için köye iner. Yemek sırası "accık" pinti bir kadındadır. Kadın sorar: "Ne yersin? Domates mi üzüm mü?" Bizimki bütün saflığıyla yanıt verir "Valla ben ikisini de severim!"
Fava, Murat'tan; Girit Ezmesi senden. Hem bana öyle geliyor ki rakıyı Erdem getirir zaten!
-

Cebeci'deki yerin altında bulunan öğrenci evimizde ocağa baklaları koydum, kaynamaya bıraktım. Bir de uyku bastırmış ki sormayın. Uyuya kalmışım tabi. Ertaş gelip kapıyı pencereyi açıp beni uyandırmasa büyük ihtimalle dumandan ve havasızlıktan ölürdüm. Tencere kaynaya kaynaya su bitmiş, baklalar kömür olmuş ve göz gözü görmez şeklinde duman kaplamış ve ben böyle bir ortamda mışıl mışıl uyuyordum.
Emrah, baba tarafım Girit'den gelmedir ama Girit ezmesini duymamıştım. Fakat fava, rakı ile çok güzel gider bu arada.
-

Sevgili Hasan,
Canınız sağolsun rakılar benden. İstanbuldayım.
Ey E-hayalet'in İstanbul muhabiri Sevgili Ali Osman,
Organizasyonda (yer ve zaman tespiti) senden olsun.
Sevgili Emrah Ankara'da onu öğrendik. Bir hafta sonu Ankara'da da olabilir.
Murat Müfettişoğlu'nu ben haberdar ederim bu aralar kayboldu "Sarı Irmak" üzerinde
konuşamadık. Özellikele bir şeyler yazmadım.
Çiçikov'un ağzından Gogol'ün "zamanla" ilgili bir tespiti var. Adam-yani Gogol- nedendir bilinmez ve garip bir şekilde "en güzel betimlemesini "Ölü Canlar"dan çıkardığı rivayet edilir. Hala sebebi bilinmiyor.
Hatırladığım kadarıyla şöyley di. Öyle bir sanatçıdır ki fırçasıdan oluşturulan hiç bir tablo bu güne kadar sevilmemiştir. Bu kötü sanatçının adına ZAMAN diyorlar. Zaman, hele hele şu güzelim bahar ayları geçerse, bu organizasyondan hiç kimse zevk almaz gibi bana geliyor. Hasan için di. O bizden daha kurucu ve bizlerden daha heveskar, özlemleri var adamın yurduna. Hasan için fırsatı kaçırmadan geçen zamana kötü tablo cizdirmeyelim.
-

Murat, Ankara'da çok iyi Girit ezmesi yapan bir yer biliyorum. Belki yolun buralara düşer diye söylüyorum.
Hasan, bence Erdem boğma rakı getirmeli ya da korsan arkadaşlarından rom bulmalı, başkası kurtarmaz.
İşte size saydığımız şeylerin en iyisini -ve fazlasını- bulabileceğimiz bir adres, http://www.gelidonyafeneri.com
-

(Laf lafı açıyor)
Kabak çiçeği dolmasını Yaşar Kemal İnce Memedlerin sonuncusunda sayfalarca anlatır (Öyle hatırlıyorum, İnce Memed çok severmiş) Acaba nasıl bir tat; hiç yemedim.
Gençler,
Ben çok "kolay" bir işten bahsediyorum. Fiziksel olarak hepimizin bir araya gelmesi zor görünüyor. Bu yüzden soframızı evvela yazalım. Hem CopyLeft E-Kitap olarak yayınlarız... Bakarsın birilerinin iştahı açılır; belli mi olur.
Not: Emrah, gelidonyafeneri.com adresinde gelidonya feneri nedir linkine tıkladım. Hala ne olduğunu bilmiyorum. Memleketim insanı iki satır yazıya eriniyor. :sad:
-

kabak çiçeği dolmasını da çok iyi yapıyorlar. (Türkiye'ye geldiğinde gideriz Hasan) Şevketi bostan denemedim, denemeli... Girit salatası güzel oluyor; güzel güzel otların üzerine deniz börülcesi koyuyorlar, acayip yani...
Hasan, Gelidonya Feneri ile ilgili şurada okuyacak bir şeyler bulabilirsin; http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=gelidonya%20feneri
Her şey çok güzel ama mekan biraz tuzlu gibi; son gittiğimde, girit ezmesi, girit salatası, dil balığı ve 1 tek rakıya 70 lira ödedim. Gerçi deydi; saç sakal birbirine karışınca berbere gitmek gibi duygu.
-

(Laf lafı açmaya devam ediyor)
Murat,
Yaşar Kemal'in bütün külliyatını son iki kitabı hariç okudum. En son Karıncanın Su İçtiğini okurken şaşkınlıkla fark ettim ki iş tekrara girmiş. Romanın bazı bölümlerini sanki daha önce okumuş gibi oldum. Aynı kelimeler, aynı tabirler vb. Böylece Yaşar Kemal okurluğum sona erdi. Hala yazıyor mu bilmiyorum.
Emrah,
Gelince birlikte gider, mekanın tuzuna patates doğrarız; hazır mevzu da patates zaten...
Yorumlar
Demek ki cümle yollar Roma'ya çıkmadan evvel mideden geçiyorumuş
Teşekkür ediyorum.
Murat,
Yaşar Kemal'in bütün külliyatını son iki kitabı hariç okudum. En son Karıncanın Su İçtiğini okurken şaşkınlıkla fark ettim ki iş tekrara girmiş. Romanın bazı bölümlerini sanki daha önce okumuş gibi oldum. Aynı kelimeler, aynı tabirler vb. Böylece Yaşar Kemal okurluğum sona erdi. Hala yazıyor mu bilmiyorum.
Emrah,
Gelince birlikte gider, mekanın tuzuna patates doğrarız; hazır mevzu da patates zaten...
Hasan, Gelidonya Feneri ile ilgili şurada okuyacak bir şeyler bulabilirsin; http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=gelidonya%20feneri
Her şey çok güzel ama mekan biraz tuzlu gibi; son gittiğimde, girit ezmesi, girit salatası, dil balığı ve 1 tek rakıya 70 lira ödedim. Gerçi deydi; saç sakal birbirine karışınca berbere gitmek gibi duygu.
Yılın çok kısa bir zamanında yeme şansı vardır. Ve kabak çiçeklerinin sabah toplanıp hemen dolma haline getirilmesi gereklidir. Tadı da çok güzeldir, yani anlatamam.
Kabak çiçeği dolmasını Yaşar Kemal İnce Memedlerin sonuncusunda sayfalarca anlatır (Öyle hatırlıyorum, İnce Memed çok severmiş) Acaba nasıl bir tat; hiç yemedim.
Gençler,
Ben çok "kolay" bir işten bahsediyorum. Fiziksel olarak hepimizin bir araya gelmesi zor görünüyor. Bu yüzden soframızı evvela yazalım. Hem CopyLeft E-Kitap olarak yayınlarız... Bakarsın birilerinin iştahı açılır; belli mi olur.
Not: Emrah, gelidonyafeneri .com adresinde gelidonya feneri nedir linkine tıkladım. Hala ne olduğunu bilmiyorum. Memleketim insanı iki satır yazıya eriniyor.
Hasan, bence Erdem boğma rakı getirmeli ya da korsan arkadaşlarından rom bulmalı, başkası kurtarmaz.
İşte size saydığımız şeylerin en iyisini -ve fazlasını- bulabileceğimiz bir adres, http://www.gelidonyafeneri.com
Canınız sağolsun rakılar benden. İstanbuldayım.
Ey E-hayalet'in İstanbul muhabiri Sevgili Ali Osman,
Organizasyonda (yer ve zaman tespiti) senden olsun.
Sevgili Emrah Ankara'da onu öğrendik. Bir hafta sonu Ankara'da da olabilir.
Murat Müfettişoğlu'nu ben haberdar ederim bu aralar kayboldu "Sarı Irmak" üzerinde
konuşamadık. Özellikele bir şeyler yazmadım.
Çiçikov'un ağzından Gogol'ün "zamanla" ilgili bir tespiti var. Adam-yani Gogol- nedendir bilinmez ve garip bir şekilde "en güzel betimlemesini "Ölü Canlar"dan çıkardığı rivayet edilir. Hala sebebi bilinmiyor.
Hatırladığım kadarıyla şöyley di. Öyle bir sanatçıdır ki fırçasıdan oluşturulan hiç bir tablo bu güne kadar sevilmemiştir. Bu kötü sanatçının adına ZAMAN diyorlar. Zaman, hele hele şu güzelim bahar ayları geçerse, bu organizasyondan hiç kimse zevk almaz gibi bana geliyor. Hasan için di. O bizden daha kurucu ve bizlerden daha heveskar, özlemleri var adamın yurduna. Hasan için fırsatı kaçırmadan geçen zamana kötü tablo cizdirmeyelim.
Görev taksimi yapıyorum:
Erdem: Rakı
Murat: Fava
Emrah: Girit Ezmesi
Ben: İçli Köfte
Ayhan: Künefe
Önder: Saki (cennete gitme şansı yok!)
Ali Osman: ... (istediğini yazsın)
...
listeyi/sofrayı açık tutuyorum; herkes davetli

Madem jargon ve terminoloji önemli "Patates kaynatılmaz", "haşlanır"