Japonya Depremi / Şimdi biz ne anlamadık? Popüler
Sol-artık Yeşillerin, hata hatta kapitalist dünyanın böbrekliğini yapan Greenpeace’in bile gerisine düşmek, tek başına ideolojik bir yenilgiyle tarif edilemez.
Japonya Depremi / Şimdi biz ne anlamadık?
“Fukuşima nükleer santrali, bendini yıkıp, etrafa radyasyon yaymaya başlayınca, reaktöre müdahale etmek sıradan bir mesai olmaktan çıkıp, ölüm kalım meselesine dönüştü. Dünyaya “kamikazeliği” hediye eden Japonlar, “nükleer kamikazeleri” bulmakta zorlanmadılar. Japonya’da, şimdiden kahraman mertebesine çıkarılan bu kişiler, tahmin edilebileceği üzere pek yakında “şehit” olarak ülke kütüğüne işlenecekler.”
Euronews haber televizyonu böyle olmasa da buna yakın bir tekst geçtikten sonra;
“Fakat, Çernobil’e müdahele edenler, kendilerini nasıl bir geleceğin beklediğinden habersizdiler. Onlar, maruz kaldıkları aşırı radyasyonun kısa sürede hayatlarını söndüreceklerini bilmiyorlardı” benzeri cümlelerle haberi noktaladı.
Kısa bir süreliğine ekran başında donduğumu hissettim. Hiçbir şey düşünmeden, taşlaşmış, sinirleri tel tel olmuş bir vaziyette yakaladım kendimi. Yapabildiğim tek şey, elimdeki kumandanın “Off” düğmesine basmadan evvel; “lanet okuyabilmek” oldu.
Lanet olsun!
Demek ki Japonlar, gelişmiş, bilgili, uygar, birey olabilmiş, kendilerini “toplumlarına” feda edebilecek kadar “fedai ruhlu” insanlarken; Çernobil’e müdahale edenler (Sosyalistler) dünyadan habersiz, sürü, kullanılıp atılan birer kağıt mendil ve hiçbir insani duygu taşımayan “tuhaf” yaratıklarmış.
Euronews’in haber editörü, sanırım bunu anlamamızı istemiş. Anladığımı düşünüyorum.
Sosyalizm, Sovyet deneyimiyle başarısız olup tarih sahnesinden çekileli neredeyse çeyrek asır geçti fakat sosyalizme olan hınç, öfke dinmedi. Bu birilerine ders olsun deyip, karalamanın üstünü açmak istiyorum.
Sadece sosyalizm düşmanları değil, solda bile Japonya felaketini tarif ederken “Çernobil” referansına başvuranların sayısı hiç de azımsanmayacak sayıda.
Çernobil: Sovet Sosyalizminin kapitalizme en yakın olduğu noktalardan biridir. Zaten ertesinde yıkılıp gitti. Sovyetler, “makineleşme” tutkusu, kapitalizmi kapitalizmle vurma saçmalığına tutulduğu için yıkılmadı mı? Ve yine Sovyetler, tam da bir sosyalistin “hayır” diyeceği günlük sıkıcılığa dönüştüğü için tepe taklak olmadı mı? Ve yine Sovyetler “artan enerji ihtiyacını” pervasızca karşılamak için kurduğu Çernobil’de radyasyona maruz mı?
Fakat bütün bunlara rağmen bilmem kaç yüz yıllık kapitalist sistemin; sanki pürü pakmış gibi, sanki gün be gün dünyanın içine etmiyormuş gibi, günahlarından bahsederken 7etmiş yıllık bir sosyalist deneyimin eksiklerine sığınmak insafsızlık değil midir? Evet değildir; zira bu iş için “insaf” hafif bir kavramdır, yapılan tamamen bir dezinformasyondur.
Sınıf Mücadelesi
Sınıf mücadelesi bütün çıplaklığıyla devam etmektedir. Kimsenin kale kapısını bıraktığı, mazgallardan okçuları çektiği ve surlar boyunca uzanan su kanallarında balık avladığı yok; herkes dün neredeyse bugün de orada. Kapitalist dünya, mesaisinde zerre bir yumuşamaya gitmedi; bütün motorlar “soğuk savaş” sıcaklığında çalıştırılmaya devam ediliyor.
Olan sola olmuş!
Ne bir öfke, ne bir kızgınlık!
Kapitalizmle o kadar bütünleşmişiz ki, onlar adına planlar yapıyor, onların çıkmazlarını kendi çıkmazlarımız olarak görüyoruz.
Bu empati bitirdi bizi!
Bir marksist kapitalizmle empati kurabilir mi?
Yenilmek galiba böyle bir şey(miş)!
Gücün gücünü gücü, güçsüzlüğünü güçsüzlüğüne yorumlayan, ruhunu teslim etmiştir.
İşçinin ahmağı fabrikayı malı sanırmış. Kapitalizm yarattığı konfor sayesinde değil tam da bu ahmaklık sayesinde ayakta durmaya devam ediyor.
Sol-artık Yeşillerin, hata hatta kapitalist dünyanın böbrekliğini yapan Greenpeace’in bile gerisine düşmek, tek başına ideolojik bir yenilgiyle tarif edilemez. Bu yenilginin çapı çok büyük ve ürkerim, çap büyümeye devam ediyor.
Hasever
Zürich, 21 Mart 2011
Dipnot:
Japonlar, “İmparator Efendi”nin saadeti için, sipsivri bir vida ucu misali Amarikan çeliğine saplanırken işin aslını bilebilselerdi; ve yine hangi “efendi”nin hangi fabrikası için makine yağı yerine kanlarını boşaltmasalardı ne kaybederlerdi?
Başkalarının savaşında ölmenin neresi(ni) yazmalı?
Üye eleştirileri
Yorumlar
http://bianet.org/bianet/siyaset/128716-nukleer-santrallere-dair-gercegi-soylemek
Fikret Hoca'yla kapitalizme dair aynı soruları sormuş olmak benim acımdan çok sevindiricidir. Kaç gündür (nedense) içine düştüğüm "düşünsel" yalnızlığımdan kurtulmuş oldum.
Bir:
Alıntı:
İki:Kapitalizm koşullarında üretilen teknoloji, insanlar daha kolay üretsinler, rahat etsinler, rahat yaşasınlar diye peydahlanmıyor.
Alıntı:
Üç:Kapitalizm koşullarında geçerli enerji teknolojileri, toplum için 'en uygun' teknolojiler olmak yerine, egemen sınıfların çıkarıyla ' en uyumlu' teknolojiler olduğunu söylemek mümkündür.
Alıntı:
Dört:Nükleer enerjiye gelince, bu enerji türünün bırakın toplum çoğunluğunun ihtiyacına cevap veren bir enerji türü olmasını, acilen insanlığın gündeminden çıkarılması gerekiyor.
Alıntı:
Beş:Herkesin bir arabaya ihtiyacı olduğu için mi bunca araba üretiliyor?
Alıntı:
Fikret Hoca'nın yazısında "aykırı" duran tek (son) paragraf'ın "deşifrasyonu" için ise Önder'in (Kurt) ezber bozan şu yazısına bakılabilirVelhasıl, enerji sorununu çözmenin yolu, geçerli paradigmanın dışına çıkmayı gerektiriyor. Geçerli sefil paradigmadan çıkıldığında, bu günkünden çok daha az enerji kullanarak, insana ve doğaya olabildiğince az zarar vererek, üretmek, tüketmek ve insânî bir sosyal-doğal ortamda insanca yaşamak mümkün hale gelecektir.
http://www.e-hayalet.net/index.php/teori-sections-475/217-politik-teori/13161-ideolojilerin-kurucusu-olarak-fantazi

Fikret Hoca'nın (Başkaya) nefis yazısı için bkz.
http://bianet.org/bianet/siyaset/128716-nukleer-santrallere-dair-gercegi- soylemek
Fikret Hoca'yla kapitalizme dair aynı soruları sormuş olmak benim acımdan çok sevindiricidir. Kaç gündür (nedense) içine düştüğüm "düşünsel" yalnızlığımdan kurtulmuş oldum.
Bir:
İki:
Üç:
Dört:
Beş:
Fikret Hoca'nın yazısında "aykırı" duran tek (son) paragraf'ın "deşifrasyonu" için ise Önder'in (Kurt) ezber bozan şu yazısına bakılabilir
http://www.e-hayalet.net/index.php/teori-sections-475/217-politik-teori/13161- ideolojilerin-kurucusu-olarak-fantazi