Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel Avrupa'da Seçme Seçilme Hakkı
 

Avrupa'da Seçme Seçilme Hakkı Popüler

Makale

Yazar

Öfkeli bir yazı olmasından korkuyorum. Kaç zamandır beynimde dolanıp duruyor. Her seferinde bin bir güçle arkalara itekliyorum ama bir şekilde gündeme gelmesini de engelleyemiyorum.

Avrupa'da Seçme Seçilme Hakkı

Öfkeli bir yazı olmasından korkuyorum. Kaç zamandır beynimde dolanıp duruyor. Her seferinde bin bir güçle arkalara itekliyorum ama bir şekilde gündeme gelmesini de engelleyemiyorum.

Önce kısa bir İsviçre’de Türkçe basın özeti geçeyim.

Sola dair Türkçe bir basının olmadığı İsviçre’de, daha ziyade sağ-din eksenli bir basın mevcut. Kişisel takıntılarımdan olan bu basın, daha ziyade esnaf gazeteciliği/dergiciliği yapar. Dönem dönem piyasaya çıkan irili ufaklı dergilerin yanı sıra, Türkiye kaynaklı bir grubun finansörlüğünde mürekkep ve kağıt tüketen bir gazete bu alanın en büyüğü olarak hala yayınlanıyor.

Berbat bir Türkçe, “Türk’ün göz yaşartıcı başarısı”, “Türk kızı taca çok yakın”, “Yabancılara müsamaha yok”  benzeri klişeleşmiş haber başlıklarının yanı sıra, bayatlamış gündemler ve reklam haberleri bu basının temel karakteristiğidir.

Bu babımız “bayatlamış” seçme seçilme hakkı” üzerine olacak.

Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir, gazeteler sütun doldurmak için durmadan, sebze ya da meyvelerin yeni mucizelerini keşfederler. Örneğin, “elmanın çene kemiğine iyi geldiği” başlıklı bir haber hem ilgi çeker hem de doğruluğuna dair şüphe uyandırmaz. Bu tür konular “zor zaman konuları” olsa gerek. Dergi, gazete işiyle uğraşanların malumudur. El altında bu tür bir arşiv bulundurmakta sonsuz fayda var.

İsviçre’de Türkçe yayın yapan bir dergi ya da gazete eğer sütun dolduramamışsa “seçme seçilme” hakkını gündeme getirir ve sayfayı kurtarır.

Seçme seçilme hakkı, uğruna çok kavgalar verilmiş bir haktır. Verilmiş diyorum zira bu hak, artık kıta avrupasında “kifayetsiz bir hak” mahiyetindedir; dünkü değiştirici barutunu çoktan tüketmiş durumdadır. Seçimlere katılma oranlarının yer yer yüzde otuzlarda dolaştığı ülkelerde durum en genel manada iki konu başlığı altında incelenebilir. Bir, taşların tümüyle yerine oturduğu kıta avrupasında seçme ve seçilme işi artık bir angarya haline gelmiştir. İki, burjuva siyaseti, siyasetin kaynağını belirsizleştirmiştir/köreltmiştir.

Şöyle açıklamaya çalışayım. Zürich şehrinde, Bahnhofstrasse’de bir değişiklik yapmak, İsviçre Anyasası’nda her hangi bir madde değiştirmekten daha zordur. Hal böyle olunca meselenin temeline dair bir sorunuz yoksa, Bundeshaus’da aynılaşırsınız.

İsviçre siyaseti şaşırtıcı bir şekilde, sağın parçalı olduğu bir siyasi tablo sunar. Bu partilerin varlığı, bence, İsviçre’de kapitalist yerleşmişliğin ne kadar kadim boyutlarda olduğunu gösterir.

Parçalı sağ, kendi içinde bir birleşmeye gitmek yerine, mecliste (Bundeshaus) sosyal demokratlarla koalisyona gitme yolunu tercih eder; çünkü sağda kimsenin kimseden alacak/çalacak oyu kalmamıştır.

İsviçre’de, genel seçimlerden çok, sokaktaki hayatı bire bir ilgilendiren “referandumlar” gündem oluşturur. Bu gündemin bir parçası olmak ya da o gündemi yaratmak için seçme seçilme hakkı şart değildir. Yanlış anlaşılmasın, bu referandumlarda oy kullanmak ya da referanduma sunulacak paketi resmileştirmek için İsviçre vatandaşı olmak gerekmiyor değil fakat seçme seçilme hakkı yok diye o gündemin dışında kalmak da gerekmiyor. İşte ben, o gündemi gündeme almak istiyorum

Gündem nasıl oluşturulur?

Birinci yanıtım şu: İnsanla. Öncelikle insanlarınız olmalı: kaygısı, tasası, sıkıntısı, derdi, isteği ve kabilyetii olan insanlar. Sonra bu insanların bir proje etrafında birleşmesi lazım. Ve bu proje o yere dair olmalı.

Esnafın ve ülke elçiliğinin yol göstericiliğinde gündem yaratılamaz. Bu yolla yapılsa yapılsa, uzak diyarlarda “resmi ideoloji” ya da “esnaf basını” üretilir, yapılan da budur.

İsviçre’de “sosyal demokrat,” ülkede “sağ.muhafazakar” olmak nasıl bir şeydir? Yani, Kapıkule’de siyasi gömlek değiştiren birileri nasıl gündem yaratır? Yaratamaz. Gündem yaratamayanın seçme seçilme hakkı diye bir derdi var mıdır? Olmamalıdır. Öyleyse “seçme-seçilme hakkı” diye yırtınmak ne anlama geliyor?  “Ah bir masam olsa, ne yazı yazardım” diyen yeteneksiz gibi, “ah bir seçme seçilme hakkım olsa neler yaparım neler” demek beceriksizliğini yarına ertelemekten başka bir şey değildir.

İster kabul edilsin ister edilmesin, durum iç acıtıcıdır ve bence,  bu minval üzeredir.

Hasever
Zürich, 22 Şubat 2011

Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile