Makaleler Bütün Yazılar Makale Guncel Siyasette Hazır “CMS” Nasıl Kullanılır?
 

Siyasette Hazır “CMS” Nasıl Kullanılır? Popüler

Makale

Yazar

Evvela CMS nedir, onu açıklayayım. CMS, İngilizce’de, Content Managment System’in kısaltmasıdır. Türkçe’ye İçerik Yönetim Sistemi (İYS) olarak çevrilmiş,  hayatımıza İnternet’le birlikte girmiştir.

Evvela CMS nedir, onu açıklayayım. CMS, İngilizce’de, Content Managment System’in kısaltmasıdır. Türkçe’ye İçerik Yönetim Sistemi (İYS) olarak çevrilmiş,  hayatımıza İnternet’le birlikte girmiştir.


Diyelim ki bir İnternet sitesi kurmak istiyorsunuz. Bunun için bir isme (domain); ismin üzerinde çalışacağı bir sunucuya (server) ve içerik yüklemenizi/yaratmanızı sağlayacak bir sisteme (İYS) ihtiyacınız var. Eğer paranız çok ya da usta bir yazılımcıysanız oturur kendi sisteminizi kurar; yok, eğer daha “az zahmetli” bir çözüm peşindeyseniz, hazır ve ücretsiz bir İYS alır, kurar, kullanımına biraz kafa yorar ve böylece İnternet sitenizi kurmuş olursunuz.

İnternet dünyasında hazır İYS’lerin büyük bir ağırlığı var. Ziyaret ettiğiniz sitelerin büyük bir çoğunluğu bu tür bir İYS’nin ihtiyaca göre modifiye edilmiş olmasıyla vücut bulmuştur ve bu saçma bir şey değildir. İYS’ler İnternet dünyasında, siyasette kullanılma biçimine tezat, büyük bir kolektif emeği içerir olmakla beraber; parayla ulaşılamayacak derecede komplike ve çok yönlü yapılardır.

Hazır ve neredeyse devasa boyutlara ulaşmış olan İYS’lere bir kaç örnek: Joomla, Wordpress, Ning, Typepad (Blog), Blogger (Blog) Typo, PHP Nuke, PragmaMx, Drupal, OsCommerce vs. Bunların çoğu yine ücretsiz bir dil olan PHP ile yazılmış ve yine bu sitelerin çoğu çok az bir lisans ücretiyle çalışan Lunix tabanlı sunucularda iş görürler.

Anlaşılacağı gibi eğer bir ürününüz varsa bunu en düşük maliyetle, blog bazında ücretsiz, yayımlama olanağınız mevcut. Buradan bakınca, rahatlıkla şunu söyleyebiliriz. Artık hiçbir şey gizli kalmayacak. Ve hatta, “artık hiç kimse meşhur olmaktan mahrum bırakılamayacak” da diyebiliriz.

Gelelim siyasetine

Uyarlayacağım şeylerin çoğu yakından tanıdığım(ı düşündüğüm) Türkiye sağıyla ilgili. Siz bunu bildiğiniz/istediğiniz coğrafyaya uyarlayabilirsiniz. Uyarlama kolaylığı, benzetmemin “şahaneliğinden” ziyade dünya denen küçük gezegenin gerçekten küçük olmasından kaynaklıdır ve sanırım her yerde, yağmur yağdığında, eğer insanlar şemsiyesizse, ıslanıyorlar...

Bir sosyalist olarak, hatta daha büyük bir tonlamayla bir komünist olarak, başarısızlığıma kılıf arıyor değilim. Başarısız olduğum doğru fakat aradığım şey onun kılıfı değil sebebi. Sanırım bu sebebi araştırmanın toplumsallıktan evvel, bireysel bir gerekçesi var. Kafayı yemeden, bunca seneye ve birikime yazık etmeden, en azından kendime bir açıklamada bulunmam gerekiyor. Mirasını devraldığım ya da devraldığımı düşündüğüm öğretinin bu kadar başarısız olması eğer öğretiden kaynaklıysa yeni bir yol, yok benden kaynaklıysa yeni bir yolcu bulmam gerekiyor. Yani, yazı biraz da bir yol hikayesi olacak; ve umarım peşrevi bitirip meseleye başlayabilirim...

Mesele

Adalet ve Kalkınma Partisi yani AKP girdiği ilk seçimden büyük bir zaferle çıkınca sadece biz sol değil bir kısım sağ bile bunun büyük şaşkınlığını yaşadı. Mesele hakkından destanlar yazıldı, ağıtlar yakıldı vs. Sahi ne olmuştu? Bir siyasi parti girdiği ilk seçimden zaferle çıkamaz mıydı? Çok sevdiğim bir söz var, der ki “eğer birini sihirle öldürmek istiyorsanız, önceden kahvesine bir iki damla siyanür koymayı ihmal etmeyin.” Peki seçimlere siyanürü kim karıştırmıştı?

Özal, 12 Eylül’den sonra yapılan ilk seçimde ANAP’la iktidar gelince de aynı durum yaşanmamış mıydı? Ne çabuk unuttuk! Şöyle düşünüyoruz ve galiba haksız değiliz. Bir siyasi parti nasıl kurulur? Evvela (ortalama) bir fikir (genel kanının tersine; ortalama bir fikir iyi bir fikirdir); sonra o fikrin etrafında toplanan insanlar vardır. Bu insanlar fikre o kadar önem verirler ki ondan bütün insanlığın faydalanmasını isterler. Bunun için bir taşıyıcıya ihtiyaçları vardır. İşte, o taşıyıcı, partidir. (Bu, aynı zamanda, iktidar dürtüsünün en temiz tarifidir de.) Bütün bunlar ne kadar zamanda olur? Yani iktidar ne kadar sürede alınabilir, soru bu.

Sorunun yanıtına gelince. Bir soru daha sormak gerekecek. Hazır İYS mi kullanılacak yoksa sıfırdan bir İYS mi yaratılacak? Türkiye sağının, her şeyden önce, yaratmak kelimesiyle bir sorunu var. Çoğu, bunun inançtan kaynaklandığını söyler; halbuki öyle değildir, işin aslı beceriksizliktir. Bu beceriksizlik eğer ortaya çıkmıyorsa sebep kağnının yarattığı gölgedir. Bunu kaç defa yazdım bilmiyorum, yalnız takıntı sayılabilecek kadar fazla kullandığımı biliyorum. Türkiye sağı hem hazır İYS kullanma lüksüne hem de kağnı gölgesinde yürüme iltimasına sahip olduğundan, hiçbir zaman gerçek çap/çapsızlık ölçümüne girememiştir. Artık, derim ki, bir oran belirlemeliyiz; Türkiye’de sağ, hangi oy oranın üstüne çıktığında gerçekten başarılı sayılmalıdır? Yüzde altmış, yetmiş, seksen, hangisi?

Soğuk savaşın hüküm sürdüğü en acımasız coğrafyalardan biri olan Anadolu toprakları, üzerinde yeşermiş bütün öğretilere ihanet edercesine müthiş bir sol kıyıma sahne olmuştur. Fikri, maddi bütün olanakların soldan esirgendiği ve sağın bu yüzden ve diyalektiğe uygun bir şekilde inanılmaz çapsız kaldığı bu coğrafyada, her yeni hükümet bir öncekini aratır derecede çapsız oluyor. Peki neye rağmen? Kazanıldığı ve tekrarının mümkün olmadığı söylenen seçimlere rağmen. O halde bunu irdelemek gerekiyor.

İnternet sitesi, arama motoru, kullanıcı için sırasıyla şöyle bir analoji kurmak istiyorum:  siyasi parti, medya ve halk. Kullanıcı, arama motoruna “arama” ya da “bulma” diye bir girdi girer. Arama motoru İnternet’ten edindiği ve endekslediği adresler arasından en popüleri en başta olacak şekilde bir listeleme yapar; kullanıcı genellikle tutar en baştakine tıklar. Tıklamayla birlikte arama motorundan ayrılıp söz konusu siteye geçiş yapmış olur. Bakar, eder; bir şey bulursa kalır yoksa anında terk eder. Bu durum yine, genellikle arama motorlarınca, bütünüyle kayıt altına alınır. Site sahipleri dönem dönem bu bilgiler sayesinde nasıl ve nerede değişiklikler yapacağına karar verirler.

Peki arama motorları endekslenecek bilgileri nerelerden temin ederler? İnternet sitelerinden. İnternet dünyasını bilenler bilir, bir siteyi arama sonuçlarında başa oturtmak (SEO: Search Engine Optimization / Arama Motoru Optimizasyonu) ciddi bir iştir ve bence, geleceğin en önemli sektörlerinden biri olacaktır. Bu ciddi iş beraberinde “üçkağıtcılığı” da getirdi. Hepimizin başına gelmiştir, bazen yolumuz, aradığımız şeyle hiç alakası olmayan sitelere düşer; şaşırırız. Aslında şaşacak bir şey çünkü o siteler arama kriterlerine bizim aradığımız şeyi “zoka” mahiyetinde yatırmışlardır. O zokayı önce arama motoru, sonrasında biz yutarız. Bu sitelerden ayrılış kesin, hızlı ve küfürlüdür.

Seçmen “iş” ve “ekmek” derdine kimin çare bulacağına bakar (henüz bu ilkellik düzeyinde olduğumuzu ve siyasetin aslında üç kuruş üzerinden döndüğünü kabul edelim). Seçmenin, en doğru kararı kendi başına verebilmesi için ne zamanı ne de bilgisi vardır. Bu yüzden, televizyon, radyo, gazete ve internetteki yönlendirmeleden (bilgilerden) faydalanır. En çok kim kendisine en hızlı ulaşabiliyorsa genellikle tutar ona oy verir. Burada hayati öneme sahip olan şey “ulaşmaktır” Ulaşamadığınız hiçbir şey sizin değildir; köyünüz bile.

Partiler tıpkı İnternet siteleri gibi oylanma (aranma) kriterlerini insanların en çok arayacağı şeylere göre düzenlerler (SEO, burada bir Reklam Ajansı, Araştırma Kurumu veya Danışma Kuruludur) Seçmen (Kullanıcı) liste başında duran partiye (arama sonuçları) oy verir (tıklar) ve onun iktidarından (İnternet sitesi) medet ummaya başlar. Günlük hayatta sonuç, internetteki gibi hızla gerçekleşmez; yavaş ama aynı kesinlikte olur. (Size (oy) verdiğim güne lanet olsun. Bu genellikle gecikilmiş bir bedduadır ve yenisinin başladığı andır.) İsterseniz şöyle bir on onbeş yıl öncesine gidip parti (site) taraması yapalım. Karşımıza parti (site) çöplüğü çıkar.

İşte, parti çöplüğüne dönen Türkiye sağında partiler bu yolla kurulur. Bir grup insan, hazırda duran bir İYS’i alır; arama kriterlerini belirler, iyi bir SEO çalışmasıyla seçime girer ve iktidar olur. Seçmen, daha içeriğin ne olduğunu anlamdan kendisini yeni bir “rüya”nın içinde bulur. Bu “rüya” bazen bir seçimlik bazen bir kaç dönemliktir. Tipik iki örnek: ANAP; şu an itibarıyla genel başkan bulmakta zorlanıyor. DSP; var olup olmadığı tartışılıyor. Özellikle ANAP’in durumu bu günkü AKP’ye iyi bir örnektir. İçi boş, sadece meta eklentilerinden (meta tag) ibaret olan bu partilerin yok olmaları mutlaktır.

Evet, işin “fantastik tarafı” bence bu şekilde işliyor. Bütün böbürlenmeler, “padişahlık” tripleri böyle bir sanallık ve hazırlopçulukta hayat buluyor. Birileri, hazırda duran ve sistemi dört dörtlük tasarlanmış hazır İYS ile başladığı işin hepsini kendi hanesine yazma “megalomanisini” gösterirken, ülke koca bir cehalet sandalında bir o yana bir yana sallanıp duruyor. İşte bu yüzden bir haftalık de olsanız, listelemede en başta olabilirsiniz. Bu büyük bir olanaktır; çünkü altyapısı tamamlanmış, kaba işçiliği bitirilmiş bir yapıya sadece kendi koltuk ve kanepenizi getirmeniz gerekecek; zaten Türkiye’de sağ siyaset, koltuk ve kanepeden başka nedir ki! İşte bu yüzden; bütün yolları kapatılmış bir solun olduğu yerde, sağın sürekli iktidarda olması bir mucize değildir. İşte bu yüzden dün kurulan bir parti bugün iktidar olabilmektedir. İşte bu yüzden bugün iktidar olabilen bir parti yarın tamamen yok olabilmektedir. İşte bu yüzden bir ülkede bir tane saygı duyulacak sağ düşünür bulunmaz. İşte bu yüzden “zübüklük” gündelik yaşamın bir parçası olur. İşte bu yüzden, iktidarlar değişir ama sultanlıklar değişmez. İşte bu yüzden, bu hazır İYS’lerin bir an önce “hack”lanması gerekir. İşte bu yüzde, her solcu biraz da “Hacker” olmak zorundadır.

Hasever
Zürich, 24 Ocak 20111


Esin Kaynağı: Siyasette 'McGuffin' Nasıl Kullanılır? Önder Kurt, e-hayalet.net, Link.
Dipnot: : Hazır CMS/İYS oluşturan kolektif emeğe duyduğum saygı bakidir; kat’a onlara laf ettirmem.

 

Üye eleştirileri

Toplam 1 üyeden ortalama puan:

Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0  (1)
Üslup 
 
10.0  (1)
Puanlar (daha yüksek daha iyi)
İçerik/Fikir  
Yazıda Dile Getirilen Fikirlere Katılıyorum
Üslup  
Yazının kullandığı üslubu beğendim
Yorum
    Please enter the security code.
 
 
Siyasette Hazır “CMS” Nasıl Kullanılır? 2011-01-27 08:46:57 Önder Kurt
Genel Puan 
 
10.0
İçerik/Fikir 
 
10.0
Üslup 
 
10.0
Önder Kurt Eleştiren Önder Kurt    Ocak 27, 2011
#1 Eleştirmen  -   Bütün eleştirilerime bakın

Gelişkin Arama

Düşüncene sağlık Hasan..Böyle bir yazıya esin vermiş olmaktan gurur duydum.

İkinci dipnotu düşmene de özellikl teşekkür ederim. Joomla'yı yaratan binlerce adsız insanın karşılıksız gönüllü emeği olmasaydı bugün e-hayalet de olmazdı..

Bu eleştiriyi beğendiniz mi? 
20
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Powered by JReviews
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [s] [url] [quote] [code] [img]   
:D:angry::angry-red::evil::idea::love::x:no-comments::ooo::pirate::?::(
:sleep::););)):0

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile