avatar

Bundan tam dört yıl önce, yine bu masa, bu sandalyede ve nispeten daha eski bir bilgisayarda yukarıdaki satırları yazmıştım. Hrant vurulmuş, ayakkabıları alnımıza mühür olacak şekilde bize bakıyordu. Ayakkabının teki delikti, delik vicdanımızdı ve vicdanlarımız bozkır kuraklığında büyümüş cılız bir ottan öte hiçbir şeydi.

Sonra katil yakalandı, daha gencecik bir oğlan çocuğuydu. Ağzı süt kokan, herhangi bir kasabanın hehangi bir çocuğu. Okuduğu, Hrant’ın yazdığından; bildiği Hrant’ın unuttuğundan azdı. Düşmanlığı bilemeyecek kadar toy, dostluğu anlamayacak kadar hoyrat. Yürekleri karşılaştırmıyorum zira o en erken kırkında oluyormuş...

Hrant ölmüştü
Dünya dönmeye
Güneş doğmaya
Ay ışıtmaya
Bulut ağmaya
Toprak kabarmaya
Deva ediyordu.

Biz geride kalanlar; kah bir dişlinin boşluğunda kah bir rotatifin eziciliğinde ama illa ki yaşamaya devam ediyoruz. Ne kahrımızdan ne kahrederek ölebiliyoruz. Ölüm, yaşayanlar içindir diyesim geliyor; gidenlere ayıp olur diyorum. Ölüm, bir boşluğun yüreğimize oturmasıdır diyesim geliyor; nefes nefese kalıyorum.

Ne yani illaki insanlığımızdan utanalım mı isteniyor. Gün yirmidört saat lanet mi okuyalım. Yaşamaktan başka ne var ki elimizde. Biraz noksan biraz ziyade; yaşamaya çalışıyoruz işte. Bu mu göze batan. Bu mu üzerinde ölüm oyunları oynanan.

“Ben öldürdüm” diyor biri; birileri “kahramanım” diyor. “Ben öldürdüm” diyor birileri; birileri “paşam” diyor. Ne zaman ve hangi ara bu kadar insanlığımızdan uzaklaştık. Güneşten, buluttan, rüzgardan, yağmurdan, kardan, renklerden, topraktan, taştan, ağaçtan, ottan utanmaz olduk. Yaşadığımız yerin ortasına etmekten; domuz gibi boyun bağladık. Dikine, burnumuzun doğrultusuna gidiyoruz. Önümüze kim çıkmış, kime ne!

Bu mu yani... Bunu mu istiyorlar. Hepimizi bir ağacın dalında sallandırdıktan sonra dinecek mi ruhlarındaki fırtına... Dünya feraha ermiş; insanlık aydnılığıa mı kavuşmuş olacak. İnsanın olmadığı yerde tanrı mı olmak istiyorlar. Tanrılıkları batsın...

Bunca pislik, bunca rezalet ve bunca keder arasında … Hani yazmaya elim varmıyor ama … Bunca pisliğin arasında yaşayabildiğime göre … bir pislik de ben olmalıyım.

Şimdi bir yerinize kına yakın!